2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararını, sanığın delil yetersizliği ile katılanların ceza indirimi itirazlarını reddedip hukuka uygun bularak onadı.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararına ilişkin olarak, sanık müdafii delil yetersizliği, haksız cezalandırma ve beraat gerekliliği gibi gerekçelerle temyize başvururken; katılan vekilleri ise suçun işleniş biçiminin vahametine rağmen verilen indirimli cezanın hukuka aykırılığı, etkin pişmanlık şartlarının oluşmadığı ve zararın giderilmediği iddialarıyla kararın bozulmasını talep etmişlerdir. Ancak yapılan incelemede, hükümde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediğinden, sanık ve katılan vekillerinin temyiz istemleri reddedilerek, yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmü oy birliğiyle onanmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/2902 E., 2026/165 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaSanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "dosyada müvekkilinin isnat edilen suçu işlediğine ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığına, iddia edilen 700,00 TL'nin çekilmediği bankadan gelen yazı cevaplar ile sabit olduğuna, müvekkilinin maktulün parasını almadığına, beraati gerekli iken cezalandırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, zira maktulün parası olduğu yönünde bir delil bulunmadığına, müvekkilin aynı neviden bir sabıkasının bulunmadığına, olayın gerçekleşme şeklini samimi bir şekilde anlattığına, mahkemece hukukun gereklerinden uzaklaşılarak, müvekkilin maktule karşı diğer eylemlerinin etkisiyle hüküm kurulduğuna"; katılan ... vekilinin temyiz isteminin, "sanığın sabit olan suçu işleme biçiminin özellik arz etmemesi gibi bir değerlendirmenin kabul edilebilir olmadığına, canice katledilen bir kimsenin üzerinde bulunan değerli eşyaları çalmanın kanaatlerince özellik arz ettiğine, işlenilen bu suçun özellik arz etmediğinden bahisle indirim yapılmasının yürekleri bir kez daha dağladığına, ayrıca karşı taraf her ne kadar zararı giderdiğini bildirse de zarara ilişkin, müvekkillerine ulaşmış bir bedelin de bulunmadığına, kaldı ki karşı taraf zararı giderdiğini beyan etse de müvekkillerinin sanığın etkin pişmanlıktan faydalanmasına rıza göstermediklerine"; katılan ... vekilinin temyiz isteminin, "sanık hakkında maktulün cep telefonunu alma olayı ile ilgili olarak TCK'nın 281. maddesinde düzenlenen suçun yasal şartları oluştuğundan sanığın bu madde kapsamında cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, ayrıca, maktule ait cep telefonunun suç delili olmayıp, suçta kullanılan bir araç da olmadığına, bu anlamda cep telefonu yönünden de hırsızlık suçunun oluştuğuna, sanığın bir insanı öldürdükten sonra soğukkanlılıkla eşyalarını çaldığına ve cesedini gömdüğüne, bu denli ağır bir kast karşısında temel cezanın alt sınırdan tayininin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, dosya kapsamında katılanın zararın giderilmesi konusunda rızasının bulunmadığına, müvekkilinin açık rızasızlığına ve tam iade gerçekleşmemesine rağmen indirim yapılmasının bozma nedeni olduğuna, sanığın eyleminin vahameti ve suçtan sonraki davranışları gözetildiğinde takdiri indirim uygulamasının da usul ve yasaya aykırı olduğuna" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Uşak 1. Asliye Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.