Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, benzerlik, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarıyla yapılan marka tescil itirazının reddi kararının iptali ile davalı markanın hükümsüzlüğü talebini değerlendiriyor.
Özet: Davacı, uzun yıllardır edindiği ayırt edicilik ve uluslararası tanınmışlık iddiasında olduğu markasına ayırt edilemeyecek derecede benzer olan davalı marka başvurusuna yaptığı itirazın Türk Patent Enstitüsü tarafından reddedilmesi üzerine, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu ve kendi markasının itibarının zedeleneceğini ileri sürerek TPE kararının iptalini ve davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmiş; davalı ise kendi markasında farklılaştırıcı unsurlar bulunduğunu, davacının tanınmışlık iddialarının daha önce reddedildiğini ve markalar arasında iltibas olmadığını savunmuştur.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/136 Esas - 2026/181

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/136
KARAR NO : 2026/181
DAVA : Marka ... Kararı İptali - Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 08/04/2025
KARAR TARİHİ : 27/04/2026 Yazım Tarihi: 06/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: "Müvekkilinin uzun yıllardır ayırt edicilik kazandırdığı “...” esas unsurlu markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzeri olan “...” ibareli ... sayılı davalı marka başvurusuna yaptıkları itirazın ... kararıyla reddedildiğini, ... , ... Yönetim Kurulu Başkanı olan ... ...’nin dedesi tarafından ... yılında kurulduğunu, ... ... sayesinde ... isminin bir efsane haline geldiğini, bugün ....’da gurmelerin ve ünlü isimlerin uğrak yeri olduğunu, ....’da birçok yerde yeni şubeler açtıklarını, ....’de .... gazetesinin çıkardığı .... adlı gazetede 2005 yılında ilan edilen dünyanın en iyi 100 restoranı listesinde ... Restoranın bulunduğunu, ....’nın ünlü restoran rehberi ...’ın 2002-2003-2004 yıllarında yayınladığı .... rehberinde ... Restoranların yer aldığını, 2001 yılında .... %100 yeme içme ödülünü aldıklarını, birçok köşe yazarının yazısına konu olduklarını, “...” ve “... ...” markalarının .... nezdinde uluslararası tescilleri olduğunu, markanın tanınmış olduğunu, Davalı başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalı tarafça müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan “....” ibaresinin de tescil başvurusunda bulunduğunu, ... ...’nin Müvekkil şirketin yönetim kurulu başkanı olan ... ...’nin oğlu olduğunu, ... ...’nin ölümünden sonra ... ...’nin işleri devraldığımı, davalı tarafın müvekkilinin markalarını taklit etmek suretiyle tescile konu ettiğini, işbu davaya konu “...” ibaresinde “....” nin ... ...’nin baş harflerinden oluştuğunu, Müvekkili tarafından dava dışı 3.kişiye karşı açılan ve “ ...” ibareli markanın hükümsüzlüğü talepli davada, davanın kabulüne karar verildiğini, Davalı başvurusunun, sektöründe oldukça tanınmış olan müvekkili markası ile halk tarafından karıştırılacağını, müvekkili markasının ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, itibarına zarar vereceğini ve haksız yarar sağlayacağını beyan ederek, ... kararının iptaline ve tescil edilmiş olması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: "Hükümsüzlük talebi bakımından SMK 25/7 maddesi uyarınca markasal kullanımın ispatını talep ettiklerini, Markaların benzer olmasının tek başına kötü niyeti göstermeyeceğini, Müvekkilinin markasında bulunan ... unsuru ve yazım karakterlerinin markayı farklılaştırdığını bu nedenle tüketiciler tarafından markaların karıştırılmayacağını, Markalarda ortak olan tek unsurun “...” ibaresi olduğunu, bu ibarenin zayıf olması nedeniyle karıştırılmaya sebebiyet vermeyeceğini, Davacının tanınmış marka olduklarını iddia etmesine rağmen .... tarafından tanınmış marka başvurularının reddedildiğini, beyanla davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
Davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 , 6/4-5, 6/6 Maddelerine göre (eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, unvan, isim ve diğer fikri hak) yaptığı itiraz ile SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarına bağlı itirazlarının nihai olarak reddi konusunda verilen ... sayılı ... kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği ; cevap dilekçesinde davacının kullanım ispatına konu edilen itiraz konusu mesnet markaları hakkında kullanmama defi ileri sürüldüğünden bu markaların HÜKÜMSÜZLÜK talebi açısından kullanım ispatının yerine getirilip getirilmediği, bu açıdan iltibas değerlendirmesine esas teşkil edip etmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 17/02/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 08/04/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Bu çerçevede yapılan incelemede ilgili tüketicilerin başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından, kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
Markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazların da reddi gerekmiştir.
Öte yandan ihtilaf konusu "..." ibaresinin tanınmışlığı iddiasına ilişkin yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belgenin sunulmadığı görüldüğünden tanınmışlık gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir.
SMK m. 6/6 gerekçeli itiraz ise hükümde yer alan şartların varlığı ispatlanamadığından kabul edilmemiştir.
Son olarak başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddianın somut delillerle ispatlanamadığı tespit edilmiş, ayrıca markalar arasındaki benzerlik iddiası, tek başına kötü niyetin kabulü için yeterli görülmediğinden (....) kötü niyet gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir. Sayılan nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir."
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... (... ) ...+...
18.02.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Davaya konu başvuru ile davacının itiraza mesnet markalarının aynı hizmet sınıfını kapsadığı, Davalı başvurusu ile davacıya ait markalar arasında SMK 6/1 kapsamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu,
Davacının “... ...” ibarelerini içeren markalarının Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde tanınmış olduğu,
...’nın ... sayılı kararının yerinde olmadığı,
Markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu,
Davalı başvurusunun iyiniyetli sayılamayacağı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı," şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı şahıs vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait kullanım ispatı gerekmeyen " ...+..." ibareli tescilli markaları (....) arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu;
Diğer yönden taraf markaları arasında dava konusu edilen markanın kapsamındaki 43.ncü sınıftaki tüm hizmetlerin davacı markalarında da aynen yer aldığından emtia benzerliği de oluştuğu;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının kullanım ispatı gerekmeyen " ...+..." ibareli tescilli markalarından( ....) farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının bu markalara ait hizmetlerden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu"... " ibareli işaret ile davacının yukarıda geçen tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceği bu açıdan taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak bu durumlar var olan iltibası ortadan kaldırmadığından aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1- Davanın KABULÜNE,
2- Dava konusu ...'nın ... sayılı ... kararının iptaline,
3- Dava konusu ... sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ...'ya müzekkere yazılmasına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Davacının yaptığı; 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 355,00 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 15.970,40 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine ,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 27/04/2026
Katip .... Hakim ....
E imzalıdır E imzalıdır