Yargıtay Ceza Genel Kurulu, nitelikli hırsızlıkta zorunlu müdafi eksikliğinin Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın bozma sebebi olduğunu teyit etti.
Özet: Hırsızlık suçundan yargılanan sanığa, kanunen zorunlu olduğu halde ilk derece mahkemesince müdafi atanmadan ve müdafii olmaksızın hüküm kurulması üzerine gelişen hukuki süreçte; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı nedeniyle müdafi tayininin zorunlu olduğunu ve müdafii olmaksızın yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının Ceza Muhakemesi Kanununun 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca kesin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin aynı Kanunun 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki yetkiye dayanarak duruşma açmaksızın bozma kararı vermesinin usul ve yasaya uygun olduğuna karar vermiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/5370 E.  ,  2026/10753 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/241 E., 2021/286 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık hakkında Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2020 tarihli ve 2020/135 Esas, 2020/533 Karar sayılı kararı ile hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 23.02.2021 tarihli ve 2021/241 Esas, 2021/286 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, hükmün süresi içinde sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 06.05.2025 tarihli ve 2022/13695 Esas, 2025/8205 Karar sayılı ilamı ile "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 03.06.2020 tarihli bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’unun 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmediği" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.08.2025 tarihli ve 2-2021/57955 sayı ile; "...sanık hakkında düzenlenen iddianamede TCK’nın 142/2-h, 143, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasının talep edilmesi karşısında, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi nedeniyle istemi aranmadan müdafi görevlendirilmesi ve müdafinin de duruşmalarda hazır bulunması gerektiği konusunda kuşku yoktur. İlk derece mahkemesinin müdafi atamadan yargılamaya devam etmesi ile atanan müdafinin duruşmada hazır bulunmaması arasında bir fark bulunmaması gerekir. İddianamedeki nitelendirmeye veya ek savunma verilerek uygulanması gereken hükümlere göre zorunlu müdafi atanması gerektiği durumlarda, müdafi atanmaması veya atanan müdfinin duruşmada hazır bulundurulmaması durumunda, müdafinin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlleri dışında CMK’nın 188. maddesinin 1. fıkrasına aykırı davranılmış olur. Bu hukuka aykırılığın da CMK’nın 280. maddesinin atıfta bulunduğu CMK’nın 289. maddesinin 1. fıkrasının (e) kapsamında bölge adliye mahkemelerine bozma yetkisi verdiği ..." gerekçesiyle hükmün onanması yönünde itiraz talebinde bulunulduğu, Dairemizin 30.09.2025 tarihli ve 2025/10541 Esas, 2025/16941 Karar sayılı kararı ile; kararda usûl ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmeyerek dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 11.02.2026 tarihli ve 2025/2-567 Esas, 2026/79 Karar sayılı kararı ile, "Sanığa isnat edilen gece vakti nitelikli hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı itibarıyla müdafi tayin edilmesi zorunlu olup İlk Derece Mahkemesince sanığa müdafi atanmadan ve kanunen mutlaka duruşmada hazır bulunması gereken müdafii olmaksızın yargılamaya devamla hüküm kurulmasının, CMK’nın 188. maddesinin birinci fıkrası nazara alındığında, aynı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâlini meydana getirdiği anlaşılmakla, bu hukuka aykırılık sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesinin CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki yetkiye dayanarak bozma kararı vermesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı" gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulü ile Dairemizin 06.05.2025 tarihli ve 2022/13695 Esas, 2025/8205 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılarak yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkiline yüklenen hırsızlık suçunun kanunda belirtilen unsurlarının oluşmadığına, toplanan delillerin eksik ve hatalı değerlendirildiğine, müvekkilinin belirtilen suçu işlemediğine ve beraat kararı verilmesi gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.