Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, tanınmış "Miss" markasının "Miss Free" markasına karşı iltibas, hükümsüzlük ve sicilden terkin talepli YIDK kararı iptali davası.
Özet: Bu dava, davacının "Miss..." ve "Miss F" gibi tanınmış markalarının "bayan" anlamıyla kadın ayakkabı ve mağazalarını işaret ettiğini belirterek, davalının "Miss Free" markasının "Free" ibaresiyle ayırt edicilik kazanmadığını ve kendi markalarıyla karıştırılma veya ekonomik bağlantı olduğu izlenimi yarattığını iddia etmesi üzerine, davalı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebiyle açılmış olup; davalı ise "Miss" ibaresinin zayıf, herkesçe kullanılabilen bir kelime olduğunu, "Free" kelimesi ve kelebek/çiçek motifli tasarımla birlikte markasının davacı markalarından farklı bir bütünsel algı yarattığını ve iltibas ihtimali bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/425 Esas - 2025/278

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/425
Karar No : 2025/278
.....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 06/10/2024
Karar Tarihi : 10/07/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 10/07/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili....Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili şirkete ait “....” markalarının, İngilizce’de “bayan, hanım, kadın” anlamlarına gelen “....” kelimesi ile müvekkili şirketin mağazalar zincirinin adı ve aynı zamanda tanınmış marka olan .... mağazaları ve markalarında “kadın ..... ayakkabılarını” işaret ettiğini, müvekkili şirkete ait markalar 18., 25. ve 35. sınıflarda tescilli olup davalının da markasını 25. ve 35. sınıflarda tescil ettirmek için başvurmuş ve tescil ettirmiş olduğunu, davalının markasında yer alan “Free” ibaresinin markaya herhangi bir şekilde ayırt edicilik vasfı kazandırmadığını, "....." kelimesinin, İngilizce dilinde "bedelsiz", "ücretsiz", "serbest" gibi anlamlar taşıdığını, geniş bir yelpazede kullanılan bu terimin, özellikle perakendecilik, hizmet sektörü ve yazılım gibi birçok alanda yaygın bir şekilde karşımıza çıktığını, "...." ibaresinin, ilgili malların ya da hizmetlerin belirli bir ücret talep edilmeden sunulduğunu belirtmek amacıyla kullanıldığını ve bu ürünlerin daha bütçeye daha elverişli olduğundan bahisle tüketiciyi ürünleri almaya teşvik etmek amacıyla kullanıldığını, bu özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, "free" ibaresinin, sunduğu anlam itibarıyla tanımlayıcı bir niteliğe sahip olup, bir markaya herhangi bir ayırt edicilik vasfı kazandırmadığını, müvekkili şirkete ait olan ....” markalar zincirinin bir parçası ve “Miss F” markalarının devamı olduğu izlenimini verdiğini, dolayısıyla, tüketicinin, aldığı malın müvekkil şirkete ait olduğu veya şirketler arasında ekonomik bir bağlantı olduğu düşüncesine kapılacağını ifade ederek, .... sayılı ve "miss free" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; her ne kadar başvuru markası ve davacı markalarında ....” ibaresi ortak olarak yer alıyor ise de, miss ibaresinin orijinal olmayan, herkesin kullanabileceği nitelikte ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğunu, zayıf markalara eklenen kelime, şekil, ek, hece gibi unsurlar, anılan markaları farklılaştırmak için yeterli kabul edildiğini, somut olayda başvuru markasının Miss ve Free ibareleri ile birlikte mor renkli kelebek kanadı ya da çiçeğe benzer bir şekil unsurundan oluştuğunu ve bir bütün olarak davacının .... markalarından farklı algılandığını, davalı başvurusunun konusu olan işaretin, davacıya ait tescilli markalara -“toplu olarak bıraktığı umumi intiba” itibariyle- ilk bakışta kolayca tefrik edilemeyecek şekilde benzediğinden ve bu suretle iltibasa sebebiyet vereceğinden söz edilebilmesinin olanaksız olduğunu, her ne kadar davacı tarafından, işaretlerin birbirine benzediği iddia edilse de, davalının, ibaresini, bambaşka bir kompozisyon ve içerikte kullanmış olduğunu, davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibaın, davacıya ait markaların bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, söz konusu marka örnekleri, aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi, taraf markalarının karıştırılma olasılıklarının bulunmadığını, taraf markaları işaret anlamında karıştırılacak derecede benzer olmadıkları için, kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin incelenmesine dahi ihtiyaç bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahısa usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, davalı şahısın ve vekilinin dosyada mevcut bir cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı,.... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "miss free" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .....sayılı "miss free" ibareli marka için davalı tarafından 22/11/2022 tarihinde 25/35.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı (Söz konusu ilan kararına davacı şirket ve dava dışı bir şirket tarafından itirazda bulunulmuştur.) davacının .... sayılı kararı ile nihai olarak kabulüne karar verdiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, bilirkişi raporunun aksine ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu mallar/hizmetlerin davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı anlaşılmıştır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Somut uyuşmazlıkta benzer bulunan;
25. Sınıftaki emtiaların tüketicilerinin, “giyinmek” ile ilintili olan bu emtiaları satın alma kararını verdikleri süreçte, giyim ürünlerinin tüketimini yüksek dikkat göstererek yapmadığı, dolayısıyla riski azaltmak için satın alma karar sürecinde genel olarak yoğun bir gayret içerisinde bulunmadığı, ilgili tüketicilerin daha genel bir dikkat ve bilgi düzeyine sahip tüketiciler olabileceği,
35. sınıfın 01-04 alt grubundaki hizmetler, tüketicinin gündelik rutininin ihtiyaçlarını karşılamayan, sık sık satın alınan emtialardan olmayıp görece daha profesyonel kişilere hitap ettiğinden, ortalama düzeydeki tüketicinin bilinç/dikkat/bilgi ve özen seviyesinin daha yüksek olduğu,
35.05. sınıf perakendecilik hizmetleri bakımından tüketicinin bilinç düzeyinin ne olduğu konusunda kesin bir sonuca varılamayacağı, dolayısıyla, böyle geniş kapsama haiz mallarla ilgili mağazacılık hizmeti bakımından ortalama tüketicinin göstereceği dikkat seviyesinin düşük, orta ve yüksek olabileceği değerlendirilmiştir.
Dava konusu marka, eflatun tonlarında, italik, stilize edilmiş harflerle “miss” ve “free” ibaresi ile bu ibarelerin arasında kelebek figürünün yer aldığı karma markadır. Marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince, dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “miss” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Davacı markaları, münhasıran “miss” ibaresi ile birlikte “f” harfi veya “scarpe” ibaresinin yer aldığı bazılarında figüratif unsurların bulunduğu kelime markaları veya karma markalardır. Davacının bazı markalarında yer alan ve ülkemizde bilinirliği olmayan “scarpe” ibaresinin İtalyanca’da “ayakkabı” anlamına geldiği anlaşılmıştır. Davacı markalarının esas unsurlarının bütüncül olarak ....” ibareleri olduğu değerlendirilmiştir.
Dava konusu marka ile davacı markalarında yer alan “....” ibaresinin İngilizce’de “evli olmayan kadın, hanımefendi” anlamlarının bulunduğu, dava konusu markada yer alan “free” ibaresinin İngilizce’de “ücretsiz, serbest” anlamlarına geldiği anlaşılmıştır.
Dava konusu marka ile davacı markalarında “miss” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış, bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimaline neden olup olmayacağı aşağıda değerlendirilmiştir.
Marka korumasının kapsamını genişleten hâller gibi daraltan hâller de ayırt edicilik unsuru ile ilgilidir. Bu bağlamda korumanın kapsamının daraldığı, marka sahibinin üçüncü kişilerin benzer veya yakın kullanımlarına katlanma zorunluluğunun doğduğu ilk hâl, markanın ayırt ediciliğinin zayıf olması hâlidir. Markanın ayırt ediciliğinin zayıf olarak değerlendirilmesine yol açan temel husus ise, tescili istenen işaretin niteliğidir. Söz gelimi; ticari hayatta yaygın kullanılan sözcük ve işaretler, özellikle cins isimleri, bir ülkede yaygın kullanılan kişi ad ve soyadları, günlük dilde sıklıkla kullanılan sözcükler, bir malın şekli veya ambalajından oluşan işaretler nitelikleri gereği sınırlı düzeyde ayırt ediciliğe sahiptir. Bütün olarak, sadece bu tür işaretlerden oluşan markaların koruma kapsamı da aynı ölçüde daralmaktadır.
Zayıf ayırt ediciliğin sonucu olarak, daha dar bir koruma alanına sahip olan bu markalar öğretide “zayıf marka” olarak adlandırılmaktadır. Esasen “güçlü” ya da “zayıf” marka ayrımının kanunî bir dayanağı bulunmamaktadır; ancak markaya tanınacak korumanın kapsamının belirlenmesinde önemli bir ayrım olarak öğretide ve yargı kararlarında kabul edilmektedir.
Zayıf markalara, özgün markaların aksine benzer mal veya hizmetleri ya da tanınmış markanın aksine farklı mal veya hizmetleri kapsayacak biçimde koruma sağlamak olanaklı değildir. Zayıf bir marka tescil ettiren kişi, o işaret ile normal koşullarda iltibas oluşturabilecek benzer işaretlerin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına katlanmak durumundadır. Zira marka olarak tescil edilmiş olsa bile zayıf bir işaret üzerinde bir kişiye tüm mal veya hizmetleri kapsayacak şekilde inhisarî hak tanınamaz. Bu husus, yukarıda koruma kapsamının genişlediği hâller arasında sayılan ve karıştırılma ihtimalinin yükselmesine neden olan özgün markanın tam tersi bir durumu ifade etmektedir.
Markanın birden fazla unsurdan oluştuğu hâllerde unsurların ayırt edicilik düzeyleri birbirinden farklı olabilir. Bu doğrultuda, bir marka zayıf unsurlar içerse dahi, bir bütün olarak değerlendirildiğinde zayıf marka olarak nitelendirilmeyebilir. Şüphesiz zayıf markada olduğu gibi, zayıf unsurlar içeren markada da unsurların ayırt ediciliği koruma kapsamını etkilemektedir. Şöyle ki; marka sahibi, markasının ayırt edicilik gücü yüksek unsurları bakımından SMK m. 7.2 çerçevesinde koruma elde edebilirken; zayıf unsurlarının üçüncü kişilerce kullanılmasına ise kural olarak katlanmak zorundadır.
Temelde bir sözcüğün anlamsal içeriği o sözcüğün ayırt ediciliğini belirleyen en önemli husustur. Zira bir ülkenin konuşma dilinde yaygın olan sözcüklerin üçüncü kişiler tarafından kullanımının tümüyle engellenerek, sözcüğün sadece marka sahibinin tekeline verilmesi olanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu hâllerde marka sahibi, üçüncü kişilerin dürüst kullanımına katlanmak zorundadır.
Dava konusu marka ile davacı markaları arasında ortak olarak yer alan “miss” kelimesinin ülkemizde de sıklıkça kullanılan ve bilinen “hanımefendi” anlamına geldiği dikkate alındığında ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğu, ancak,
Benzerliğin tespitinde markaların genel görünümleri dikkate alınarak, markalar arasında bütünsel benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Buna göre, markaların benzerlik değerlendirilmesi yapılırken herkesin kullanımına açık olan tanımlayıcı/tasvir edici ibareler kapsam dışı bırakılmakta ve benzerlik değerlendirilmesi markanın esas/baskın unsuru baz alınmak suretiyle yapılmaktadır. Esas unsur bakımından markalar arasında benzerlik varsa yan unsurların birbirinden farklı olmaları sonucu değiştirmemektedir. Karıştırılma ihtimalinin saptanmasında farklılıklar değil, markaların benzerlikleri önemlidir.
Markaların benzerliği, ortalama tüketicinin bakış açısıyla değerlendirilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, markalara görsel, işitsel ve kavramsal olarak değerlendirildiğinde, hem dava konusu markada hem davacının redde gerekçe markasında “Miss f” ibaresinin ortak olarak yer aldığı, tüketicinin, somut uyuşmazlıkta başvuru markası ile itiraza mesnet markanın aynı yazım karakteriyle oluşturuldukları, bu benzerliklerin görsel, işitsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olmadığı, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açmayacağı, dava konusu marka ile davacı markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu değerlendirilmiş olup,
Neticede, dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alması, dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile redde gerekçe davacı şirket markaları arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır.
Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır.
“Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”
Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır.
Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir.
Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine ..... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir.
Neticede, dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu mallar/hizmetler redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle bilinç düzeyi düşük olan tüketici kitlesinde dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporunun aksine, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markanın kapsamındaki mallar/hizmetlerin redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, .... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kabulüne,
....sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ..... gönderilmesine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 12.538,10.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2025
Kâtip ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 916,00.-TL
Tedbir Harçları : 1.132,10.-TL
Bilirkişi Ücreti :10.000,00.-TL
P.P : 490,00.-TL
TOPLAM :12.538,1‬‬0.-TL