Ticari ilişkiden kaynaklanan menfi tespit davasında ayıplı ürünler ve Tarım Bakanlığının satış durdurma kararı üzerine çek ödemelerinin durdurulması amacıyla talep edilen ihtiyati tedbirin yaklaşık ispat standardı tartışmasıyla istinaf incelemesi.
Özet: Bir distribütörlük sözleşmesi kapsamında alınan ürünlerin Tarım ve Orman Bakanlığının satış durdurma ve toplatma kararı ile fiziksel bozulmalar nedeniyle ayıplı hale geldiği iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, davacı şirket tarafından ödenen bedellerin iadesi ve bedelsiz kalan çekler yönünden borçsuzluğun tespiti ile çeklerin bankaya ibrazının durdurulması için talep edilen ihtiyati tedbirin, ilk derece mahkemesince yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacı vekili, mahkemenin yaklaşık ispat standardını hatalı yorumlayarak tam ispat seviyesine çektiğini, Bakanlık kararı ve ürün ayıplarının yaklaşık ispat için yeterli ve güçlü delil oluşturduğunu ileri sürerek karara itiraz etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1643
KARAR NO : 2026/1654
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 30/07/2026
NUMARASI : 2026/1745 Esas - (Derdest)
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı ... Anonim Şirketi arasında 30.10.2024 tarihinde distribütörlük sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında... isimli ürünlerin satın alındığını, ancak özellikle "... 1 LT" isimli ürün hakkında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından satış durdurma ve toplatma kararı verildiğini, ürünlerin bir kısmının hukuki ayıp teşkil ettiğini, bir kısmının ise ambalaj içerisinde kristalleşme ve katılaşma gibi fiziksel bozulmalar gösterdiğini, davalının Bakanlık kararını müvekkilden gizleyerek basiretli tacir sıfatına aykırı davrandığını, ürünlerin ticari vasfını yitirdiğini ve hiçbir bayinin alım yapmadığını, müvekkilin ciddi ticari zarar ve prestij kaybı yaşadığını, sözleşmenin 6.3. maddesindeki içerik garanti taahhüdünün ihlal edildiğini, sözleşmenin 5.2.3. maddesi uyarınca ayıplı ürünlerin koşulsuz iade hakkının bulunduğunu, davalının ayıplı ürünleri geri almaktan imtina ettiğini, bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, müvekkil tarafından ödenen 3.000.000,00 TL tutarındaki bedelin iadesinin gerektiğini, vadesi gelmemiş ... ve ... seri numaralı çeklerin bedelsiz kaldığını, bu çekler yönünden borçsuzluğun tespitini, çeklerin bankaya ibrazının ve ödenmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ödenen bedellerin faiziyle istirdadını, operasyonel giderlerin tazminini ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...İlgili kanun maddesine göre ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilir. İİK.'nun 72/2. maddesine göre; "İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir." İİK.’nun 72/3. maddesinde ise; "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; alacağın varlığının tespiti yönünden yargılama gerektiği, yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı, dosyada sunulu delillerin İİK 72. Maddesi ve HMK'nun 389. Maddesi kapsamında yeterli kanaat oluşturmadığı değerlendirilmekle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin yaklaşık ispat eşiğini tam ispat seviyesine çıkararak hukuka aykırı karar verdiğini, ihtiyati tedbir için davanın esasına ilişkin tam kanaat değil yaklaşık ispat ölçütünün yeterli olduğunu, resmi bir devlet kurumunun, ürünün analiz sonuçlarının olumsuz çıkması nedeniyle verdiği toplatma kararının, uyuşmazlık konusu ürünlerin ayıplı olduğu ve bu ürünler karşılığında verilen çeklerin bedelsiz kaldığı hususunda "yaklaşık ispat" eşiğini fazlasıyla aşan, somut ve güçlü bir delil olduğunu, yerel mahkemenin bu denli kuvvetli delillere rağmen yaklaşık ispatın oluşmadığını belirtmesinin, yasal ispat standardını "tam ispat" seviyesine çekmek anlamına geldiğini, bu durumun ihtiyati tedbirin geçici niteliğiyle bağdaşmadığını, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesinin geçici hukuki koruma kararı verilmesine yasal bir engel teşkil etmeyeceğini, mahkemenin ispat standardını hatalı yorumlamasının hak arama özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını zedelediğini, resmi toplatma kararının ve tevsik edilen ayıpların yaklaşık ispat şartını fazlasıyla karşıladığını, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kesin satış durdurma kararının menfi tespit iddiasını doğrulayan en güçlü delil olduğunu, ürünlerdeki kristalleşme ve fiziksel bozulmaların video kayıtlarıyla tevsik edilmesinin makul şüpheyi aşan bir haklılık oluşturduğunu, davalının ayıplı ve yasaklı ürünleri gizleyerek basiretli tacir sıfatına aykırı davranmasının ağır kusur teşkil ettiğini, bedelsiz kalan çeklerin ödenmesinin davacı bakımından telafisi imkansız ticari yıkım doğuracağını, vadesi gelmemiş çeklerin bankaya ibrazının davacının ticari itibarını ve kredi notunu telafi edilemez şekilde sarsacağını, çeklerin iyiniyetli üçüncü kişilere cirolanması riskinin davanın konusuz kalmasına ve hakkın elde edilmesinin imkansızlaşmasına yol açacağını, İİK 72/2 uyarınca teminat mukabilinde tedbir kararı verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, mahkemenin tedbir talebini reddetmesinin davanın esasını etkisiz kılarak yargılamayı sembolik hale getirdiğini, sunulan deliller ve ikame edilen teminat teklifinin taraflar arasındaki menfaat dengesini tam olarak sağlamadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ara kararın kaldırılmasını, davacı tarafından davalıya teslim edilen; ... Bankası ... Bulvarı/Adana Şubesi'ne ait, keşidecisi davacı ... olan; ... seri numaralı (her biri 1.000.000,00 TL bedelli) ve ... seri numaralı (1.073.420,00 TL bedelli) çeklerin vadesinde bankaya ibrazının ve ödenmesinin, davacının telafisi güç zararlarının önlenmesi adına İİK m. 72/2 ve HMK m. 389 uyarınca öncelikle teminatsız, aksi kanaatte ise teminat mukabilinde durdurulmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Talep, derdest İİK'nın 72/2. maddesi uyarınca icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir verilmesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur.
Davacı tarafça; davalı ile yapılan distribütörlük sözleşmesi kapsamında kendisine satılan ürünlerin ayıplı olması nedeniyle sözleşmenin feshi ve davalıya verilen 8 adet çekin bankaya ibrazının ve ödemesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması talep edilmiştir.
İİK 72/2.maddesi "İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde icra takibin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir."
6100 Sayılı HMK 389. Maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanın 390/3 Maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır."Şeklinde düzenlenmiştir.
Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
İİK 72. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden, geçici hukuki koruma kararlarının genel olarak düzenlendiği HMK hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin koşulları kapsamında haklığının yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Somut olayda; davacıya satılan ürünlerde ayıp bulunup bulunmadığı, ayıplı ve ayıpsız ürün tutarı, davalıya olan varsa bakiye borç miktarı, ihtiyati tedbir istenilen çeklerin ayıplı ürünler için verilip verilmediği gibi tüm iddialarının ihtilaflı tespite muhtaç bulunduğu, dosyasının bulunduğu aşama itibarıyla yaklaşık ispatın bulunduğundan bahsedilemeyeceği ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026