Hırsızlık suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının, aynı fiil için önceki dava veya hüküm araştırılmadığı gerekçesiyle bozulması.
Özet: Hırsızlık suçundan mahkûmiyet alan sanık müdafiinin temyiz itirazlarını değerlendiren yüksek mahkeme, sanık hakkında benzer bir olaydan dolayı daha önce verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan başka bir davanın varlığının araştırılmaması ve mükerrer yargılama ihtimalinin göz ardı edilmesi nedeniyle eksik incelemeyle karar verildiği gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünü bozmuş, davaların birleştirilmesi veya davanın reddedilmesi ihtimallerinin değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesi için dosyanın iadesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2025/449 E., 2025/640 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "eylemin gerçekleştiği yerin, inşaat aşamasında olan herkesin serbestçe girebileceği ve kilitlemenin söz konusu olmadığı bir bina olduğuna ve suçun nitelikli halinin somut olaya uygulanma olanağının bulunmadığına, binanın o dönemdeki hal ve durumu hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadığına, sanığın hırsızlık suçunun icra hareketlerine doğrudan katıldığına dair ve o kastla hareket ettiğine dair şüpheden uzak, kesin ve somut bir delil bulunmadığına, sanık beyanları dikkate alınmadan çalınan malın iade edildiği belirtilmesine rağmen mahkeme tarafından ceza tayininde değerlendirmeye alınmadan hüküm kurulduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı davranıldığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;UYAP sisteminde yapılan sorgulama ve dosya kapsamına göre; mağduru, olayı ve sanık ... ... dışında sanıkları aynı olan dava nedeniyle Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2018 tarihli ve 2018/1599 Esas, 2018/1433 Karar sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmakla; söz konusu dosyanın mahkemesinden getirtilip incelenerek, sanık hakkında açılan davanın mükerrer dava olup olmadığı açıklığa kavuşturulup, mükerrer cezalandırmanın önlenmesi bakımından, 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesinde yer alan "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, davanın reddine karar verilir" hükmü uyarınca eylemin aynı olması halinde mükerrer davanın söz konusu olacağı ve kesinleşmiş bir mahkumiyetin bulunması durumunda sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi gereğince reddi gerekeceği, derdest davanın bulunması durumunda ise davaların birleştirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinin gerekeceği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca Ankara 50. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.