Silahlı terör örgütü üyeliği mahkumiyetinde tanık dinleme usulü eksikliği, eksik delil araştırması ve tekerrür maddesi hatası nedeniyle Yargıtay 3. Ceza Dairesince bozma kararı verilmiştir.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararı, sanığın aleyhindeki belirleyici tanıkların doğrudan aleni duruşmada dinlenmemesi veya usulüne uygun sorgulanmasına imkan tanınmaması, sanık hakkındaki diğer beyanların eksik araştırılması ve hukuki durumunu etkileyebilecek tüm tanıkların usulüne uygun dinlenmemesi, ayrıca tekerrür hükmünün uygulanmasında yasal hataya düşülmesi gibi temel usul eksiklikleri ve hak ihlalleri nedeniyle üst mahkemece bozulmuştur.
3. Ceza Dairesi         2022/32889 E.  ,  2026/3406 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/1200 E., 2021/339 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/51 E., 2019/266 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 62, 53/1-2-3, 58/9-6 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşma talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Mahkûmiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve talimat ile dinlenen tanığın doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanığını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; ifade metinlerinin okunması ile yetinilerek hüküm verilmesi,
2- UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasından sanık hakkında başkaca beyan bulunup bulunmadığının sorgulanması, var ise aşama beyanlarının celp edilmesi, mümkün olması halinde tüm beyan sahiplerinin duruşmada usulüne uygun bir şekilde tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece 5237 sayılı Kanun'un 58/9. maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun “Mahkûmiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve talimat ile dinlenen tanığın doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanığını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; ifade metinlerinin okunması ile yetinilerek hüküm verilmesi” şeklindeki bozma gerekçesine tarafımdan iştirak edilmemiştir.
İncelenen dosya kapsamından;
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 30.01.2019 tarihli ve 2019/1523 esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2019 tarihli ve 2019/51 esas, 2019/266 karar sayılı ilamıyla sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, bu karara karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 17.03.2021 tarihli ve 2019/1200 esas, 2021/339 sayılı kararıyla “istinaf başvurusunun esastan reddine” dair karar verildiği, sanık müdafiinin yasal süresi içerisinde anılan kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusu; “dosyadaki mevcut delil durumu değerlendirildiğinde tanık beyanının huzurda alınması gerekip gerekmediğine" ilişkindir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Duruşmada Okunmayacak Belgeler" başlıklı 210. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenleme;
"(1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez." şeklindedir.
Bu bilgiler ışığında; dosya kapsamında sanığın mahrem yapı içerisindeki konumunu gösteren veri inceleme raporunda sanığın A5 olarak kodlanması, bu kodlamanın "... mensubiyeti olan teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri" ifade etmesi karşısında; 5271 sayılı Kanun'un 210/1. maddesinde olayın delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olması halinde tanığın mutlaka duruşmada dinlenmesi gerektiğinin düzenlendiği, dosya kapsamına bakıldığında tek delilin tanık ... G.'nun beyanı olmadığı, veri inceleme raporunun da bulunduğu anlaşılmakla, dosyadaki mevcut delil durumuna bakıldığında sanığın mahkûmiyetine yeterli olduğu, talimat mahkemesince beyanı alınan tanığın tekrardan huzurda dinlenmesine gerek olmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.