Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, tanınmış ... markasının korunması ve sonraki ... markasının hükümsüzlüğü talebiyle açılan dava ile ... ibaresinin jenerikleşme iddiaları ele alınıyor.
Özet: Marka hükümsüzlüğü davasında davacı, tescilli ve tanınmış "..." markasının, davalının benzer "...den ... ..." markası ile karıştırılma ihtimali taşıdığını, davalının markayı kötü niyetle tescil ettirerek kendisinin ticari itibarından haksız yarar sağladığını ve markasının ayırt edici niteliğini zedelediğini iddia etmektedir. Buna karşılık davalı, "..." ibaresinin jenerik bir restoran konsepti ve yemek kültürü haline geldiğini, markaların farklı sınıflarda yer aldığını ve davacının önceki itirazlarının reddedilmiş olmasına rağmen bu davayı açmasının hakkın kötüye kullanımı olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/135
KARAR NO : 2026/192
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 08/04/2025
KARAR TARİHİ : 29/04/2026 Yazım Tarihi: 12/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: "... ibaresinin 14.03.1996 tarihinde .... numarası altında marka tescil başvurusuna konu edildiğini, 23.12.1996 tarihinde ..../... tescil numarası altında tescil edildiğini ve yenilenerek korumasının devam ettiğini, markanın ilk tescilinin ... Limited Şirketi adına gerçekleştirildiğini, bu şirketin “...” ibaresi üzerindeki marka hakkını 27 yılı aşkın süre boyunca muhafaza etmek için çaba gösterdiğini, müvekkilinin markayı devraldığını, müvekkilinin markayı korumak için .... nezdinde yaptığı başka başvurularının da olduğunu, ayrıca .... tescil numaralı “...” markasını, .... tescil numaralı “...” markasını, ... tescil numaralı “....” markasını ve ... tescil numaralı “... ...” markasını tek bir çatı altında (kendi çatısı altında) birleştirdiğini, müvekkiline ait ..../... tescil numaralı “...” markasının Türkiye çapında tanınmış bir marka olduğunu, müvekkili tarafından lisans sözleşmeleri de yapılmakta olduğunu, lisans sözleşmeleri aracılığıyla da markanın üst düzeyde olan tanınmışlık seviyesinin her geçen gün daha da artmakta olduğunu, davalı tarafın hükümsüzlüğü talep edilen markadan faydalanarak haksız yarar sağladığını, müvekkilinin menfaatlerine zarar verdiğini ve müvekkiline ait markanın ayırt edici niteliğini zedelediğini, müvekkiline ait ..../... tescil numaralı “...” markası ile davalıya ait ... numarasıyla tescilli “...'den ... ...” markası arasında karıştırılma ihtimali .... olduğunu, bu durumun davalı markasının hükümsüzlüğünü gerektirdiğini, davalının sonraki tarihli markasında asli unsurun “...” ibaresi olduğunu ve bu ibarenin de müvekkilinin ... tescil numaralı markasının özgün ve tek olan “...” ibaresiyle aynı olduğunu, taraf markalarının kapsamları arasında doğrudan ve tamamlayıcı bir ilişki bulunduğunu, taraf markalarının tescil edildiği zamanlara ilişkin farklılık nedeniyle sınıflandırma değişikliklerinin söz konusu olduğunu, müvekkilinin önceki tarihli markasının kapsamında bulunan pide, kebap, içecekler şeklindeki malların davalının sonraki tarihli markasının kapsamını oluşturan hizmetleriyle üst düzeyde benzer olduğunu, taraf markalarının kapsamlarının yöneldiği halk kesiminin aynı olduğunu, bu halk kesiminin ortalama bilgi ve dikkat seviyesine sahip tüketicilerden oluştuğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkilinin.... numaralı markalarıyla dava konusu marka arasında da karıştırılma ihtimali olduğunu, davalının müvekkile ait markaların bilinirliğinden haberdar olduğunu, buna rağmen kötü niyetle marka başvurusu yaptığını, dava konusu markanın bu nedenle de hükümsüzlüğü gerektiğini beyan ederek; ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: müvekkilinin hizmet sektöründe yıllardır bilinen ve tanınan restoran işletme geçmişi bulunan bir iş adamı olduğunu, ... tescil numaralı "...'den ... ..." markasının öncesinde 10.04.2012 tarihinden itibaren kardeşi ... ile birlikte ... isimli işyerini birlikte işlettiğini, sonrasında ...’ın işyeri açma ve çalışma ruhsatını ...'a 04.04.2023 tarihinde devrettiğini, ... markasının 43. Sınıfta ... tescil numaralı .... markaları ile kullanıldığını, bu durumun ... ibaresinin çeşitli markalar tarafından kullanılmakta olup zamanla jenerik hale dönüştüğünü gösterdiğini, işletme sahiplerinin ...'yı restoran konseptini tanımlamak maksadıyla kullandıklarını, müvekkilinin markasıyla davacının ..../... tescil numaralı ... markasının ayrı sınıflarda kayıtlı olduklarını, üst düzeyde benzerlik iddiasının aksine davacı tarafından kötü niyetli bir şekilde marka hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine yönelik dava açıldığını, davacının müvekkilinin marka başvurusuna yaptığı itirazların reddedildiğini, davacının ... ... kararının iptali için idari itiraz yolunu tüketmeden hükümsüzlük davası açtığını, itirazlarındaki gerekçeleri tekrar ileri sürerek tescili kesinleşmiş bir markaya karşı aynı gerekçelerle yeniden hükümsüzlük davası açılmasının davalı açısından hakkın kötüye kullanımı ve kurum nezdindeki idari işlemlerin ciddiyetini ve hukuki etkisini ortadan kaldırır nitelikte olduğunu, ... ibaresinin ....'nın ülkeye kazandırdığı bir yemek kültürü olduğunu, ...’nın belirli bir yemek konseptini ve bol çeşitli sınırsız ikramı içerdiğini, restoran sektöründe özellikle başta .... çevresinde olmak üzere restoran isimlendirilmesinde sıklıkla kullanıldığını, "..." kelimesini içeren tüm restoranların tüm ülkede büyük oranda bilinen ve neredeyse herkes tarafından aşina olunan bir yemek kültürü haline geldiğini, ... kelimesinin niteliği ve hizmet sektöründe çok sayıda marka tarafından kullanılıyor olmasından anlaşılabileceği üzere davacının "..." kelimesi ile tanınırlığı bulunmadığını, bu kelimeyi davacının tekelinde kabul etmenin mümkün olmadığını, ...’nın artık bir jenerik haline geldiğini, jenerik bir ibarenin kimi zaman o sözcüğün işlevinden türetilirken kimi zaman kısaltılma yoluna gidilerek sözcüklerin kısaltılması ile yeni bir kelime türetilerek oluşturulduğunu, ... kelimesinin kısaltılmış jenerik olduğunu, ... markasının her ne kadar davacı tarafından tescilli bulunsa da günümüzde jenerik haline gelmiş olduğundan kimsenin tekelinde olmadığını, jenerik markaların günlük dilde cins isme dönüştüğünü, müvekkilinin markasında “...” kelimesinin tek başına asli unsur olarak kullanılmadığını, davacının markalarının tamamında "...” kelimesinin yazıldığını, diğer yandan ayırt ediciliğini göstermek için farklı isimlendirmeler yoluyla markaların tescil edildiğini, ...'nın bir jenerik marka olarak sıfat niteliği taşıdığını, müvekkilinin markasında hem jenerik “...”nın kullanıldığını hem müvekkilinin bu sektörde yıllardır hizmet verdiğini vurgulamak maksadıyla “...’den”, “...” ve “...” kelimelerinin yazıldığını, markanın müşteride bıraktığı izlenimin münferit unsurlara bakılarak değil bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, davacı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip tüketici nezdindeki intibaın davalıya ait markanın bıraktığı intiba ile aynı olmayacağını, her iki markanın da hizmet sektöründe yıllardır yer alması dikkate alındığında ve ... ibaresinin sektörde yaygın kullanımı bulunan ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu da gözetildiğinde bu yönüyle benzer olmayan markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını, ortalama tüketici nezdinde markaların birbiriyle ilişkili olduğu yönünde bir kanaat oluşma ihtimali de bulunmadığını, müvekkilinin markası bir bütün olarak ele alındığında davacının markaları ile aynı izlenimi vermediğini, müvekkilinin yıllardır bu sektörde hizmet vermesi, sektörde kendi tanınırlığının ve çevresinin bulunmasından dolayı markasında yer alan tüm kelimelerin bütün olarak ele alınması gerektiğini, müvekkilinin davacının tanınırlığından yararlanma gibi bir amacı bulunmadığını, ürünlerin karıştırılmasının veya ortalama tüketici kitlesi nezdinde iltibas yaratılmasının mümkün olmadığını, savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı tarafın .... tescil sayılı "..." ibareli tescilli markalarına bağlı davalı tarafın ... sayılı 28/02/2025 tarihinde tescil edilen "...+... ..." ibareli markasının SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddialarına bağlı SMK 25/1 maddesine göre davalı markasının hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı şirketin;
1)14/03/2016 tarihinde yenilenen ... sayılı “...+... ” markasının 29, 30 ve 32. Sınıflarda yer alan “Kebap çeşitleri: Adana kebap, beyti kebap, şiş kebap, karışık kebap, tavuk şiş, mantarlı köfte, patlıcan kebabı, ızgara köfte, tandır kebabı, döner, iskender, pide çeşitleri, çorba çeşitleri: mercimek çorbası, mantarlı çorba, Tatlı çeşitleri: Aşure, tel kadayıf, kabak tatlısı, ekmek kadayıfı, sütlaç, İçecekler. Ayran, kola, soda, meyve suyu, gazoz, su.” malları için tescilli olduğu,
2) 31/10/2022 tarihinde yenilenen ... sayı ile tescilli "...+ ... " markasının sınıf 43: "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri kokteyl salonu hizmetleri snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri..Geçici konaklama hizmetleri: Otel, motel , tatil köyü, pansiyon v.b. Hizmetleri (geçici barınma), çadır kiralanması hizmetleri, gençlik kamp hizmetleri, yer ayırtma hizmetleri...Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri. Hayvan bakım evleri hizmetleri. "için tescilli olduğu,
3) 27.11.2014 Başvuru ,09.11.2015 tarihinde tescil edilen ... sayılı "... " markasının Sınıf 43: "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için tescilli olduğu;
4) 15/12/2014 başvuru, 16/10/2015 tescil tarihli ... sayılı "...+..." markasının 43.ncü sınıfta tescilli olduğu;
5) 25.08.2020 Başvuru, 02.06.2021 tarihinde tescil edilen... sayılı "... ..." markasının Sınıf 43: "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri."için tescilli olduğu;
Davalı şahsın ise ; 27/11/2023 tarihinde başvurusu yapılıp 28/02/2025 tarihinde tescil edilen hükümsüzlüğe konu ... sayılı markanın "...+ ... ..."markası olduğu, markanın kapsamında "35 ve 43.ncü sınıftaki hizmetler bulunduğu; ... kayıtları ile tespit edilmiştir.
Uyuşmazlık tespitinden sonra tahkikata geçilip bilirkişi raporu alınmıştır.
06.02.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Dava konusu markanın tescil kapsamındaki hizmetlerin tamamı bakımından davacının dayanak markaları ile karıştırılma ihtimali olduğu, Davalının “...” ibaresinin jenerik hale geldiğine ilişkin savunmalarını ispata elverişli somut delil ibraz etmediği, görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi ile davacı markalarından ... sayılı “...+... ” markasının iptal sürecinin kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek ; iptal sürecine konu marka için verilecek idari karar da bu davayı etkilemeyeceğinden yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka (davacıya ait olan) ile sonraki tesçilli marka (davalı markası) arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davacının ;
... sayı ile tescilli "...+..." ibareli markası;
... sayı ile tescilli "...+ ... "ibareli markası;
Ve ... sayılı "... ..." ibareli markası; ile
Davalı şahsın ... sayılı "...+ ... ..." ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu ; Her iki markada ... ibaresinin baskın olduğu,
Diğer yönden bilirkişi raporunda sayfa 9-10 daki karşılaştırma tablosunda davalıya ait markanın kapsamındaki TÜM mallar ve hizmetlerin davacıya ait markaların kapsamındaki mallar/hizmetler ile AYNI /BENZER/İLİŞKİLİ ve BAĞLANTILI mallar hizmetler oluştuğundan taraf markalarında emtia benzerliği de oluştuğu;
Davacının diğer ... sayılı "... ve ... sayılı "...+..." ibareli mesnet markaları açısından ise iltibas/benzerlik koşulu oluşmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, önceki markadaki ve sonraki markadaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler yönünden ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının ... sayılı "...+ ... ..." ibareli markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının ... ibareli .... sayılı markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , iltibas ve benzerlik nedeniyle her iki taraf markası arasında yanılgı yaşayabileceği, hedef kitle açısından bu mallar ve hizmetlerde iltibas/ benzerlik nedeniyle davalı taraf markası ile davacı taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı oluşabileceği , yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan taraf marka işaretleri arasında bu mallarda ve hizmetlerde 6769 sayılı SMK 6/1 iltibas koşulu ve SMK 25/1 .nci maddedeki hükümsüzlük koşulu da oluştuğundan bilirkişi raporu da benimsenerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1- Davanın KABULÜNE,
2- Davalı tarafa ait ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ...'ya müzekkere yazılmasına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Davacının yaptığı; 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 400,00 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.015,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 29/04/2026
Katip ... Hakim ...
E imzalıdır E imzalıdır