Yargıtay 4. Ceza Dairesinin hakaret suçundan mahkumiyetin istinaf ve temyiz başvurularının reddiyle onanması kararı ve karşı oy.
Özet: Sanık müdafiinin gerekçesiz karar, adil yargılanma hakkı ihlali, yetersiz delil ve çelişkili beyanlar iddialarıyla yaptığı temyiz başvurusunda, mahkemece sanığa yükletilen hakaret eyleminin kanuna uygun şekilde ispatlandığı, delillerin eksiksiz tartışıldığı, vicdani kanının kesin ve tutarlı verilere dayandırıldığı, eylemin hukuka uygun nitelendirildiği ve cezanın kanuni bağlamda uygulandığı gerekçeleriyle bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararının oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1133 E., 2024/1586 K.SUÇ : HakaretHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇİlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz istemi özetle; kararın gerekçesiz olduğuna, deliller kararda açıklanıp tartışılmayarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, sanığın hakaret etmediğine, mağdur ile tanık ... .'nın beyanlarının çelişkili olduğuna, sanığın kızının beyanına itibar edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik incelemeyle karar verildiğine, sanığın cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, resen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇESavunma ve tüm dosya kapsamından Mahkemenin takdir ve gerekçesi yerinde bulunduğundan temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,Anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda isabetsizlik bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,03.06.2026 tarihinde karar verildi.KARŞI OYI) OLAY: İlk Derece Mahkemesi tarafından 27.02.2024 tarihli karar ile sanık ... hakkında Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan dolayı verilen Mahkumiyet kararının, istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi'nce istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi ile Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Hukuka aykırılık olmadığından 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin esastan reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Ceza Daire kararının ONANMASINA karar verdiği,Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin ONAMA kararına aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı katılmıyorum.II) DELİLLER:A) Hukuksal Değerlendirme: TCK'nın “Hakaret” başlıklı 125. maddesi incelendiğinde:TCK'nın "Hakaret" başlıklı 125. maddesi incelendiğinde:"(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.(3) Hakaret suçunun;a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.(5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." şeklindeki düzenlenmelere yer verildiği görülmektedir.Bu düzenlemeyle, 765 sayılı TCK'dan farklı olarak hakaret ve sövme ayrımı kaldırılmış, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek hakaret suçunu oluşturan seçimlik hareketler olarak belirlenmiştir (Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s. 430.).Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir.Eleştiri ise herhangi bir kişiyi, eseri, olayı veya konuyu enine, boyuna, derinlemesine her yönüyle incelemek, belli kriterlere göre ölçmek, değerlendirmek, doğru ve yanlış yanlarını sergilemek amacıyla ortaya konulan görüş ve düşüncelerdir. Genelde beğenmemek, kusur bulmak olarak kabul görmekte ise de eleştirinin bir amacının da konuyu anlaşılır kılmak, sonuç çıkarmak ve toplumu yönlendirmek olduğunda kuşku yoktur.Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunludur. Bununla birlikle demokratik bir hukuk devletinde, kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasa'dan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Eleştirinin sert bir üslupla yapılması, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu ise de eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadeler kullanılmamalı, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınmalıdır.Öte yandan, her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.TCK'nın "Mağdurun belirlenmesi" başlığını taşıyan 126. maddesi; (Sanığın Hakaret İçerikli İfadelerinin TCK'nın 126. maddesinde Belirtildiği Üzere Duraksamaya Yer Vermeyecek Biçimde Katılana Yöneltilip Yöneltilmediğinin Değerlendirilmesi)"Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır."Şeklinde düzenlenmiş olup madde gerekçesinde de;"Hakaret suçunun oluşabilmesi için mağdurun belli veya belirlenmesinin olanaklı bulunması gereklidir. İşte bu maddeyle suçu işleyen tarafından mağdurun kimliğinin açıkça belirtilmediğinde, ne gibi bir durumun varlığı hâlinde ismin belirtilmiş ve hakaretin açıklanmış sayılacağına ait ölçü gösterilmektedir.Madde, aslında usûl hukuku bakımından ispata yönelik, karineye benzer bir ölçü getirmiş bulunmaktadır." açıklamalarına yer verilmiştir.Buna göre hakaret suçunun oluşabilmesi için muhatabının belirli olmasında zorunluluk bulunmakta olup Ceza Genel Kurulu ve Dairemizin yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır.Anayasa Mahkemesi Hakaretin oluşması için gerekli olan şartları 15/5/2025 tarihli 20022/62422 Başvuru no'lu kararında ve diğer kararlarında açıkça belirtmiştir.Esas Yönünden Aranan Şartlara.Müdahalenin Varlığı gerekir Sanığın kullandığı hakaret sözleri nedeniyle mahkeme kararıyla mahkumiyet kararı verilerek ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahalede bulunulması gerekirb.Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı araştırılmalıdır.Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Temel hak ve hürriyetler,... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,... demokratik toplum düzeninin... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”Yukarıda anılan müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk şartlarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.1.Kanunilik5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.2.Meşru AmaçMüdahalenin başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı kanaatine ulaşılmıştır.3.Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine UygunlukAnayasa Mahkemesi demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. ... [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 51-55; ... [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 68-72; ... [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).4.Orantılılık ise; sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına işaret etmektedir. Kamu gücünü kullanan organların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifade özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan, korunması gereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların varlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. ... , §§ 57; ... , §§ 46, 49, 50; ... [2. B.], B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68).Bununla birlikte ifade özgürlüğü, sıkı bir şekilde yorumlanması gereken istisnalara tabidir ve herhangi bir kısıtlama ihtiyacı ikna edici bir şekilde tesis edilmelidir. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünü kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (... (2) [1. B.], B. No: 2013/5574, 30/6/2014,§ 44). Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (... (3)[2. B.],B. No: 2013/1123, 2/10/2013,§ 33;... [2. B.],B. No: 2012/1184, 16/7/2014,§ 41;... ,§ 45;... [2. B.],B. No: 2014/6009, 15/2/2017,§ 44).Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında bu iki hak arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirmiştir (... (2),§ 49;... ,§ 27). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Çatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için kullanılan ifadelerin türünün, kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kim tarafından dile getirildiğinin, kime yöneldiğinin, tarafların ünlülük derecelerinin, ilgili kişilerin önceki davranışlarının ve kamu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları hakların ağırlığının değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran,§ 44;... (2),§§ 66-73;... [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66;... (2)[GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015,§ 56).AİHM 'de Eon Fransa ve diğer kararlarında hakaret suçunun oluşabilmesi için; Müdahalenin “kanun tarafından öngörülmüş” olup olmadığı, söz konusu fıkrada sayılan amaç veya amaçlara hizmet edip etmediği ve bu amaçlara ulaşmak adına [müdahalenin] “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı belirlenmelidir. Şeklinde belirterek Anayasa Mahkemesinin yukarıda aradığı kriterleri aramıştır.B) İncelenen Dosyada:Sanığın, Aile Sağlık Merkezinde hekim olarak görev yapan katılana karşı ''geri zekalı'' şeklinde söylediğinin İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul edilerek mahkumiyet kararı verildiği sözkonusu Mahkumiyet kararının istinaf edilmesi sonucu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan red kararı verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce Onanma kararı veriliği tespit edilmiştir.C) Dosya kapsamı tüm açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde;Öncelikle Sanık hakkında Kamu Görevlisi olan Katılan'a karşı söylediği Dairemizce kabul edilen sözlerin suç olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.Yargıtay 4.Ceza Dairesi 26.06.2024 tarihli 2021/33302 -esas 2024/9209 sayılı kararında; Kamu görevlisine karşı söylenen geri zekalı sözünün katılanın onur şeref ve saygınlığını rencide edici mahiyette olmayıp ,ağır eleştiri niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30/10/2025 tarihli 2025/2 74... /439 sayılı kararında; Kamu görevlisi olan Belediye Başkanına karşı ''son çırpınışlar bunlar,yalancının mumu yatsıya kalmıyor geri zekalı bunu bile bilmiyor''şeklindeki söz nedeniyle geri zekalı sözünün suç oluşturmadığına dair karar verilmiştir.AİHM'nin 14.03.2013 tarihli Başvuru no:16118/10 sayılı Eon Fıransa kararında; Fransa Cumhurbaşkanının 28 Ağustos 2008 tarihinde yaptığı Laval ziyareti sırasında ve tam cumhurbaşkanlığı kortejinin geçeceği sırada başvuranın üzerinde “defol git, geri zekâlı” yazan bir levha kaldırması nedeniyle Fıransa Yargı makamları tarafından Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkum olması üzerine Başvuranın AİHM'ne yaptığı başvuru neticesinde, AİHM; Devlet başkanına hakaret sebebiyle verilen mahkûmiyetin yararını ve başvuran üzerindeki etkisini tarttıktan sonra Mahkeme, kamu yetkililerinin cezalandırma yoluna başvurmalarının hedeflenen amaç ile orantılı olmadığına ve dolayısıyla demokratik bir toplumda gerekli olmadığına bu nedenlerle Sözleşmenin 10 .maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay yerleşik uygulamalarında, Siyasetçiler ve toplumda tanınan kişilere yapılan eleştirilerin hoşgörü ile karşılanması gerektiği belirtilirken kamu görevlilerinin de yaptıkları görevler nedeniyle yapılan eleştirilere hoşgörü ile bakılması gerektiği açıklanmıştır.Somut olayda; Sanığın Aile Sağlık Merkezinde hekim olarak görev yapan Katılana karşı ''geri zekalı'' şeklindeki sözlerinin Yargıtay 4. Ceza Dairesi 26.06.2024 tarihli 2021/33302 -esas 2024/9209 sayılı kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30/10/2025 tarihli 2025/2 74... /439 sayılı kararı ve AİHM'nin 14.03.2013 tarihli Başvuru no:16118/10 sayılı Eon Fıransa kararı birlikte değerledirildiğinde, katılanın onur şeref ve saygınlığını rencide edici mahiyette olmayıp, kamu görevlisi olan katılanın yaptığı uygulamaya tepki olarak ağır eleştiri niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.SONUÇ:Yukarıda belirtilen gerekçelerle;Anayasa Mahkemesi 15/05/2025 tarihli 20022/62422 Başvuru no'lu kararı, AİHM'nin Eon/Türkiye kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararları ile Dairemizin yerleşik ictihatları doğrultusunda;Sanık hakkında ilk derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Ceza Daire tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının açıklanan gerekçeler ile BOZULMASINA karar verilmesi gerekirken ONANMASINA karşıyız. 03.06.2026