Yargıtay, işe girişte boş olarak imzalatılan ve icraya konulan teminat senedinin geçersizliği ile kötüniyet tazminatı talebini inceleyen iş davası kararını değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki belge, işe başlarken teminat olarak boş senede imza attığı iddia edilen bir çalışanın, işten ayrıldıktan sonra senedin doldurularak icra takibine konulması üzerine açtığı borçlu olunmadığının tespiti davasını ele almaktadır. İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemeleri, işe giriş ve çıkış tarihleri ile senet düzenleme ve vade tarihlerinin örtüşmesi, tanık beyanları ve davalı tarafın aksini ispatlayamaması gibi gerekçelerle senedin işe alım sırasında alınan bir teminat senedi olduğuna karar vererek davacının borçlu olmadığına ve kötü niyet tazminatına hükmetmiştir. Davalı ise görevli mahkeme, senedin teminat senedi vasfı taşımadığı ve ispat yüküne ilişkin itirazlarla kararı temyiz etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/1694 E.  ,  2026/4350 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1773 E., 2025/1540 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/256 E., 2021/77 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde plasiyer olarak çalışmak üzere iş başvurusunda bulduğunu, davalı işveren ile görüşmek üzere kayınpederi .... İle işyerinde gittiğini, işbaşı yapması istenen müvekkilinden boş senede imza atmasının istendiğini, gerekçe olarak da ileride doğabilecek zimmet, irtikap ve görevi suistimal gibi fiillerin teminatı olarak alındığının beyan edildiğini, kayınpederinden de kefil olarak imza atmasının istendiğini, bu senedin yasal olarak geçersiz olduğunu, çalışma şartlarının ağırlaşmasından dolayı müvekkilinin 31.05.2016 tarihinde işyerinden ayrılmak zorunda kaldığını, imzaladıkları senedin uzun bir zaman sonra boş yerler doldurularak ve miktar yerine 150.000,00 TL yazılarak icraya konulduğunu, taraflar arasında herhangi bir malen veya nakden ticari bir ilişkisi söz konusu olmadığını, bu nedenle borçlu olmadıklarının tespiti ile İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2017/12399 Esas sayılı icra dosyasına konu senedin iptali ile %25'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin asliye ... mahkemeleri olduğunu, davacının dava konusu bononun bir iş ilişkisine dayandığı iddiasının hiçbir gerçeklik payı bulunmadığını, bu iddiaya yönelik davacı yanın sunduğu herhangi bir yazılı delili de bulunmadığını, böylesine bir iddiaya hiçbir delil sunamamış olmalarının dahi söz konusu iddianın bononun sebepten soyutluk özelliğini bertaraf etmek amacı taşıdığını gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2017/12399 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı ..., borçluların davacı ... ile ...olduğu, takibin kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip olduğu ve takibe dayanak olan senedin 16.11.2015 düzenleme tarihli, 30.06.2016 ödeme tarihli, 150.000,00 TL bedelli senet olduğu, ... Kurumu kayıtlarına göre davacının hizmet süresinin 16.11.2015-30.06.2016 tarihleri arasında olduğu ve işveren olarak görünen şirket ile davalı tarafça sunulan vekâletnamedeki adresten bu şirket ile davalının yetkilisi olduğu şirketin aynı olduğu ve davalının işveren şirket yetkilisi olduğu, iş sözleşmesinin başlangıç tarihinin icra takibine konu senedin düzenleme tarihi ile iş sözleşmesinin sona erme tarihinin ise vade tarihi ile aynı olduğu, davacı tanığının beyanlarında firmada işe başlayan herkesten boş senet alındığını belirttiği, davalı tarafça tanık dinletilmediği ve davacı ile aralarındaki şahsi borç ilişkisinin nedenine dair herhangi bir delil sunulmadığı, bu nedenle icra takibine konu senedin işe girerken teminat olarak alınan senet olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2017/12399 Esas sayılı icra takip dosyasına konu edilen 150.000,00 TL bedelli, 16.11.2015 düzenleme tarihli, 30.06.2016 ödeme tarihli senet nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, teminat senedinin davalı tarafça icra takibine konulması nedeniyle asıl alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzere Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Görevli mahkemenin ... mahkemesi olduğunu,
2 . Söz konusu senedin teminat senedinin özelliklerini taşımadığını,
3. ... Kurumu kayıtlarının varlığının söz konusu senedin taraflar arasındaki iş ilişkisi sebebiyle verildiğini göstermeyeceğini,
4. Kambiyo senetlerinin sebepten soyut olduğunu, arkasında temel bir ilişki varsa bu ilişkinin yahut bu ilişkiden kaynaklı sözleşmenin ispat külfetinin borçlu yanda olduğunu,
5. Senedin miktarı dikkate alındığında senetle ispat kuralının geçerli olduğunu, tanık beyanlarının dikkate alınamayacağını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, görevli mahkeme, taraf teşkili ile davacının icra takibine konu edilen senet nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığının tespiti ve davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği noktasındadır.
Bir senedin, iş sözleşmesi nedeniyle teminat senedi olduğu ileri sürüldüğünde yargılamanın sağlıklı biçimde sürdürülmesi için senet lehdarına dava açılması yeterli olmayıp husumetin işverene de yöneltilmesi gerekmektedir. İş sözleşmesinden kaynaklandığı ileri sürülen uyuşmazlıkta, senet lehdarı ile birlikte işverene de kendi hukukunu koruyacak açıklama ve ispat hakkı tanınması hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve hem de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkının bir gereğidir.
Açıklanan sebeplerle; iş sözleşmesi gereğince teminat olarak verildiği iddia edilen senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılan bir davada, senet lehdarı ile işveren arasında şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu kabul edilmeli; dava dışı işveren davaya dâhil edilerek her iki tarafa karşı yargılama sürdürülerek işin esası hakkında bir karar verilmelidir.
Somut uyuşmazlık bu ilke ve esaslara göre incelendiğinde; davanın, davacının işvereni olan şirkette yetkili ve yönetici olan lehdar gerçek kişiye yöneltildiği anlaşılmaktadır. Davacının menfi tespit isteminin dayanağı iş sözleşmesi olup, uyuşmazlık konusu senedin teminat amacıyla verildiği ileri sürüldüğüne göre senet lehdarı ile şekli anlamda dava arkadaşlığı bulunan işveren şirket davaya dâhil edilmeksizin yargılama yapılarak sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Temyiz edilen kararın açıklanan sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.