Davacı idarenin 2942 sayılı Kanun’un 36. maddesi uyarınca irtifak hakkı tescil talebinin, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddedilerek Yargıtayca onanması.
Özet: Bir kamu idaresinin, kamulaştırma sonrası maddi hata nedeniyle kayıtlara geçirilmeyen irtifak hakkının tespiti ve tescili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesince hak düşürücü süre nedeniyle verilen ret kararı, bölge adliye mahkemesince harç konusunda kısmi kabulle esastan yeniden reddedilmiş; Yargıtay ise 1996da kesinleşen kadastro tespitleri sonrası 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu ve bu durumun kamu düzenine ilişkin olduğunu belirterek, temyiz itirazlarının reddiyle bölge adliye mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararını onamıştır.
5. Hukuk Dairesi         2025/10725 E.  ,  2026/1803 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1154 Esas, 2025/1879 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : İnebolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/168 Esas, 2018/350 Karar
Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 36 ncı maddesi uyarınca irtifak hakkı tesisi ile bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; dava konusu Kastamonu ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 37... parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma işlemi yapıldığını, sonrasında yapılan kadastro çalışmaları esnasında bu haklarının maddi hata nedeniyle kayıtlara geçirilmediğini, bu nedenle 2942 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi uyarınca taşınmazlar üzerindeki irtifak hakkının tespiti ve tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraflar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; 5841 sayılı Yasa ile Kadastro Yasası'nın 12/3 maddesine eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır." cümlesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davanın kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 inci maddesi gereği 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık görülmediği ancak 4650 sayılı yasayla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 36/2 maddesi gereğince dava niteliği itibarıyla harca tabi olmadığı halde mahkemece harcın tahsiline karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2942 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi uyarınca tescil istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanaklarının 1996 tarihinde kesinleştiği ve davanın 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.