T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan tapu iptali ve tescil davasında ihtiyati tedbir kararına itirazın reddi istinaf başvurusunun esas yönünden reddine ilişkin kararı.
Özet: Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında, davalı tarafın belirli bağımsız bölümler üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik itirazı ilk derece mahkemesince reddedilmiş; davalının bu red kararına karşı, davacı tarafın yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmediği, sözleşme hükümlerinin eksik değerlendirildiği ve tedbirin ölçüsüz olduğu iddialarıyla yaptığı istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede, itiraz gerekçelerinin yerinde görülmemesi ve tedbir şartlarının devam etmesi nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddesi uyarınca esastan reddedilerek, bağımsız bölümler üzerindeki tedbirin devamına karar verilmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2026/744 - Karar No:2026/779 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Esastan Red HMK 353/1-b.1 md) ESAS NO : 2026/744 KARAR NO : 2026/779T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RBAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 18/06/2026NUMARASI : 2026/387 E- Derdest DAVACI : VEKİLİ : Av.İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ EDEN DAVALI : VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)TALEBİN KONUSU : İhtiyati tedbir kararına itirazKARAR TARİHİ : 10/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 15/09/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkin karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; verilen kararın hem maddi vakıaların eksik değerlendirilmesi hem de taraflar arasındaki sözleşmenin en önemli hükümlerinin dikkate alınmaması nedeniyle açık şekilde hukuka aykırı olduğunu, HMK m.389 gereği ihtiyati tedbir verilebilmesi için talep eden tarafın hakkını yaklaşık olarak ispat etmesinin zorunlu olduğunu, somut olayda davacı taraf yaklaşık ispat şartını yerine getiremediğini, Sözleşme'nin 9. maddesinin mahkemece hiç değerlendirilmediğini, taraflar arasında Nevşehir 1. Noterliği’nin 09/12/2019 tarih ve 14710 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını davacı tarafın yalnızca sözleşmenin 15.maddesine dayandığını ve iskan alınmış olması nedeniyle kalan bağımsız bölümlerin kendisine devredilmesi gerektiğini ileri sürdüğünü, ancak sözleşmenin belirleyici hükmü olan 9.madde tamamen göz ardı edildiğini, söz konusu maddenin yalnızca teslim süresini değil aynı zamanda temerrüt, cezai şart, kira yaptırımı, hak kaybı, inşaattan el çekme ve tüm hakların arsa sahibine devrini düzenleyen asli yaptırım maddesi olduğunu, sözleşmeye göre inşaat ruhsat tarihinden itibaren 15 ay içerisinde tamamlanacağını ve iskan alınarak teslim edileceğini, ancak belirli şartlarla en fazla 3 ay ek süre öngörüldüğünü, buna rağmen teslim gerçekleşmez ise yüklenicinin hiçbir hak talep etmeksizin inşaattan çekileceği ve tüm haklarını arsa sahibine devredeceğinin kararlaştırıldığını, davacının süresinde işi bitirmediğini, ek süre şartları dahi oluşmadığını, davacının temerrüde düşürüldüğünü, Sözleşmenin 15.maddesi gereğince verilmesi gereken ilk aşama 5 adet bağımsız bölüm tapusunun davalı şirket tarafından 03/05/2024 tarihinde davacı tarafa devredildiğini, davalının iyiniyetli olup kendi üzerine düşen edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, tedbir kararı ölçüsüz olduğunu, Yargıtay 14.Hukuk Dairesi’nin 2016/9129 E.-2019/6647 K.sayılı kararında arsa sahibinin yükleniciye karşı sahip olduğu defilerin korunması gerektiği, yüklenicinin hak kazanmadığı bağımsız bölümler bakımından arsa sahibini tescile zorlayamayacağı açıkça belirtildiğini, yine Yargıtay 15.Hukuk Dairesi kararlarında teslim süresi, gecikme cezası, mücbir sebep ve sözleşmesel yaptırımların teknik bilirkişi incelemesi ile değerlendirilmesi gerektiğinin vurgulandığını, somut olayda ise bu incelemeler yapılmaksızın yaklaşık ispat oluştuğu kabul edildiğini, tedbir kararının müvekkilinin telafisi güç zararlarına neden olduğunu belirterek mahkememizin 06/05/2026 tarihli ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılmasına, Ankara 12.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/83 D.İş sayılı tedbir kararının devamına ilişkin kısmın iptaline, 13,16,18,19 ve 20 numaralı bağımsız bölümler üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasına, aksi kanaatte olunursa taşınmazların gerçek rayiç değeri üzerinden teminat alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece;" İhtiyati tedbir kararına karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde itirazda bulunulmuş, ihtiyati tedbire itiraz talebi duruşmalı olarak değerlendirilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/2. maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/4. maddesine göre; ihtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. Somut olayda; eldeki davada tapu iptali ve tescil isteminin konusunun, hakkında ihtiyati tedbir kararı verilen... Mahallesi,... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilen binada yer alan 13,16,...,19 ve 20 numaralı bağımsız bölüm sayılı taşınmazlar olduğu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, bu kapsamda mahkememizce dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devri halinde davacının muhtemel hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından bahisle verilen ihtiyati tedbir kararına davalı vekilinin itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin mahkememizin 06/05/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine" karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazları karşılanmaadan gerekçesiz karar verildiğini, davacının yaklaşık ispat şartını sağlamadığını, sözlemenin 9. Maddesinin hiç değerlendirilmediğini, yapı kullanma izin belgesinin süresinden çok sonra alındığını, mahkemece gecikme, hak kaybı ve sözleşmeye aykırılıkların hiç değerlendirilmediğini, %15 oranının uygulanma gerekçesinin açıklanmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Talep kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir. Başkan Üye Üye Katip