Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, UNA ibareli markalar arasındaki benzerlik ve karıştırılma ihtimali iddialarıyla YIDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin talepleri inceleniyor.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, kendi "UNA" ibareli tanınmış seri markalarına haksız rekabet oluşturduğunu ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali taşıdığını öne sürerek, davalıya ait marka başvurusunun hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ettiği; davalıların ise kendi markalarının farklı ve özgün olduğunu, benzerlik ve karışıklık ihtimali bulunmadığını savunarak davanın reddini istediği bir uyuşmazlığı incelemekte olup, yargılama sürecinde bilirkişi raporu alındığı ve davacının dayandığı bazı markaların dava konusu başvuru sonrası tarihli olması nedeniyle değerlendirmeye alınmadığı belirtilmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/447 Esas - 2025/258
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2024/447Karar No : 2025/258....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi : 22/10/2024Karar Tarihi : 09/07/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 09/07/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı şirketin....sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu marka başvurusunda ortalama tüketicinin asıl dikkatini verdiği kısım olan markanın ilk kısmında müvekkili markasının “u-n-a" harflerinin aynı sırayla kullanıldığını, markanın esas unsurunun “una” ibaresi olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve müvekkilinin seri markası niteliğinde olduğunu, ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılacağını, markaların kapsamındaki ürün ve hizmetlerin aynı/benzer olduğunu, müvekkiline ait “una” ibareli markaların SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, dava konusu marka başvurusunun haksız rekabet oluşturduğunu ifade ederek, .... sayılı ve "..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı .... vekili cevaplarında özetle; dava konusu marka başvurusunun münhasıran tek bir kelimeden oluştuğunu, “...” ibaresinin bir bütün olarak kaleme alındığını, tertip tarzı itibarıyla ön plana çıkarılan bir kısım bulunmadığını, vurgunun markanın tamamında olduğunu ve bütün olarak okunup algılanacağını, taraf markalarında kullanılan esas unsurların birbirinden farklı olduğunu, ortalama tüketicilerin dava konusu markayı davacı markalarıyla karıştırmalarının mümkün olmadığını, davacının tanınmışlık hususuna dayalı iddialarının isabetli olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; davacının mesnet gösterdiği markaları ile müvekkili şirkete ait marka arasında benzerlik bulunmadığını, markaların sesçil ve görsel açıdan bariz olarak farklı olduğunu, taraf markalarının tüketiciler nezdinde karıştırılmayacağını, müvekkili markasının ayırıcı unsurları itibarıyla davacı markasından farklılaştığını ve özgün niteliği haiz olduğunu, ....incelemesi neticesinde markanın tescil edildiğini, davacının tanınmışlık iddiasını destekleyecek bir delil sunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık itirazının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu .... sayılı "..." ibareli marka için davalı tarafından 13/01/2023 tarihinde 30 / 35 / 43.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, davacı şirket tarafından ..... sayılı "...." ibareli markalarına dayanarak, “benzerlik/karıştırılma ihtimali” ve “tanınmışlık” gerekçeleri ile itirazda bulunduğu, davacı yan itirazının, .... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Dava dilekçesinde mesnet gösterilen;.... sayılı markalar, dava konusu marka başvurusundan sonraki tarihli olduğundan değerlendirmede dikkate alınmamıştır. Dava konusu marka başvurusu, 30., 35. ve 43. sınıf mal ve hizmetler bakımından başvuruya konu edilmiştir. Davacı markaları ise 01. ve 30. sınıfta tescilli olup, tescil kapsamı un, un katkı maddeleri, ekmek katkı maddeleri ve bu ürünlerle ilgili karışımlar gibi ürünlerle sınırlıdır. Bu çerçevede, davacı markaları kapsamında yer alan un katkı maddeleri, ekmek katkı maddeleri ve sanayi amaçlı katkı maddeleri karışımları, Nice Sınıflandırması uyarınca 01. sınıfa giren, üretim sürecinde kullanılan sanayi tipi kimyasal maddeler niteliğindedir. Diğer yandan, doğrudan tüketim amacıyla hazırlanmış olan un karışımları, unlu hazır karışımları, hamur mayalı karışımlar ve benzeri ürünler ise 30. sınıfa giren gıda ürünleridir. Dava konusu marka kapsamında yer alan “30. Sınıf: Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar.” emtiası; davacı markalarında yer alan un, katkı maddeleri ve karışım ürünleriyle aynı sektörel alana ait olup, aynı ekonomik çevreye hitap eden ve aynı nihai ürün gruplarının üretiminde doğrudan veya dolaylı olarak kullanılan ürünlerle ilgilidir. Dolayısıyla bu emtialar arasında hem ticari kaynak hem de kullanım amacı bakımından benzerlik bulunmaktadır. Buna ek olarak, dava konusu markanın 35. sınıf kapsamında yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmeti, davacı markaları kapsamında yer alan un, katkı maddeleri ve unlu mamuller gibi ürünlerin ticari dolaşıma sunulmasıyla doğrudan ilgilidir. Zira bu tür ürünlerin satışına yönelik perakende ve toptancılık hizmetleri, markanın tanıtım ve ticarileştirme faaliyetleri açısından büyük önem taşımaktadır ve ilgili ürünlerle ekonomik bağlantı içindedir. Bu nedenle mal-hizmet benzerliği ilkesi kapsamında, 35.05 alt sınıfı kapsamındaki satış hizmetleri ile 30. sınıf gıda ürünleri arasında da benzerlik kabul edilmelidir. Neticede, dava konusu marka kapsamında yer alan “30. Sınıf: Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri bakımından, taraf markaları arasında emtia benzerliği oluştuğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu marka başvurusu, “...” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir görsel unsur, renk veya grafik unsur bulunmamaktadır. “...” ibaresi sözlük anlamı olan bir kelime değildir; ancak, bünyesinde dava konusu mal ve hizmetlerle doğrudan ilişkili olan “un” ve “maya” kelimelerini barındırmaktadır. Bu iki kelime, başvuru kapsamında yer alan “un, irmik, nişasta, maya, kabartma tozu” gibi ürünlerle doğrudan ilişkilidir. Her ne kadar “...” ibaresi, “un” ve “maya” kelimelerinin birleşiminden türetilmiş gibi görünse de, bu kelimelerin doğrudan bir araya gelmesiyle oluşmamış; ses, harf dizilimi ve yazım biçimi itibarıyla belli ölçüde stilize edilmiş, birleşik ve yeni bir ifade olarak tasarlanmıştır. Bu haliyle başvuru konusu ibare, içerdiği anlamlı kelimelere rağmen bir bütün olarak özgün bir marka izlenimi vermektedir. Dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresidir. Davacıya ait markalar ise; ....” ibaresi ile başlamakta ve ardından gelen üç ya da dört harf ile farklılaştırılmaktadır. Bu markaların tümü kelime markası niteliğinde olup, bir bütün olarak marka vasfı taşımaktadır. Ancak markaların görsel, fonetik ve yapısal benzerlikleri, “...” ön eki ile başlayan ve devamında farklı son eklerin geldiği seri marka görünümünü açıkça ortaya koymaktadır. Davacı markaları ....” ön eki etrafında oluşturulmuş, aynı tema ve marka stratejisi kapsamında tescil ettirilmiş, sektörel birliktelik içeren markalardır. Bu yönüyle tüketici nezdinde ortak ticari kaynak izlenimi uyandırmak üzere tasarlanmış seri markalardır. Dava konusu “...” markası da “...” ibaresi ile başlamakta ve ardından dört harf gelmektedir. Bu yapı, görsel ve fonetik açıdan davacı markalarının oluşturduğu dizilimle aynı kalıp içerisinde bulunmakta ve davacının seri marka ailesiyle aynı marka yapısını yansıtmaktadır. ...." ibareli diğer markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “..... kod numarasını alan başvuruya karşı yapılan itirazın nihai olarak .... tarafından reddedildiğini, oysa, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve dava konusu başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer olduğunu, müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yararlanılacağını ileri sürere.... kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarını oluşturan işaretlerin aynı harf dizilimine sahip olup, ilk dört harflerinin de aynı olduğu, başvuru markasının bu haliyle davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu nedenle taraf markaları arasında 556 Sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüyle davaya konu ....kararının iptaline, başvuru markası henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararı, davalı kurum vekili temyiz etmiştir. […]” Neticede, dava konusu marka, davacı markalarının oluşturduğu “UNA + ek” yapısına yapısal olarak benzediği, dava konusu markanın davacı markalarının serisi gibi algılanma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Somut olayda, dava konusu markada yer alan ve davacı markaları ile aynı/aynı tür/benzer olarak işaretlenen mal ve hizmetler, “pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar, un, irmik, nişasta, kabartma tozu, maya” gibi 30. sınıf gıda ürünleridir. Bu ürünlerin doğrudan son tüketiciye yönelik gıda ürünleri olması durumunda (örneğin unlu mamuller veya hazır karışımlar), ilgili tüketici kitlesi genellikle evlerde bu ürünleri tüketenler ile pastane ve fırın işletmecileri ile küçük ölçekli üreticilerden oluşur. Katkı maddeleri gibi daha çok üretim sürecinde kullanılan ürünlerde ise, hedef kitle esasen profesyonel kullanıcılar, gıda üreticileri, un fabrikaları ve ticari fırın işletmeleridir. Dolayısıyla, dava konusu markada yer alan ve davacı markaları ile aynı/aynı tür/benzer olarak yer alan mal ve hizmetler bakımından, ilgili tüketici kitlesinin düşük-ortalama bilgi ve dikkat seviyesine dahil kimseler olduğu değerlendirilmiştir. Netice itibariyle de; dava konusu marka kapsamında yer alan “30. Sınıf: Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetlerinin, davacı markalarında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, davacının “UNA+ibare” şeklinde oluşturulmuş seri markaları bulunduğu, dava konusu edilen “...” ibareli markanın da bu seri içerisine sızabileceği, zira dava konusu markanın da “UNA+ibare” şeklinde oluşturulduğu, değerlendirilen taraf markaların tamamının birer kelime markası olduğu ve kapsamlarında renk, şekil unsuru bulunmadığı, davacı markalarında UNA kelimesinden sonra 3 ya da 4 harfin getirildiği, dava konusu markada da UNA kelimesinden sonra 4 harfin yer aldığı, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacı markalarının imajından uzaklaşamadığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, tüketici kitlesinin dava konusu markayı, davacıya ait 'UNA+' yapısındaki markalarla aynı ekonomik işletmeden kaynaklanan bir ürün olarak algılamasının muhtemel olduğu, somut olayda “30. Sınıf: Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır. Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları Bakımından Değerlendirme;6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir (....). Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için WIPO, 1999 yılında "....." adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu, Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, Markanın ekonomik değeri. Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir.Davacı taraf, itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir belge sunmamıştır. Dava aşamasında ise, faturalar, gümrük beyannameleri, ürün katalogları ve internet sitelerinden güncel ve arşiv görüntüleri dosyaya sunmuştur. Davacı tarafça, markalarının tanınmışlığına ilişkin olarak Türkiye’de gerçekleştirilen tanıtım faaliyetlerine dair, gerek itiraz gerekse dava aşamasında dosyaya yeterli belge, reklam harcaması, ilan, haber, dergi vb. tanıtım materyalleri sunulmamıştır. Dava aşamasında sunulan belgeler, markanın olağan kullanımını gösterir belgeler olmakla birlikte, tanınmışlık iddiasını ispatlar nitelikte değildir. Dosya kapsamında tanınmışlık değerlendirmesine esas alınabilecek herhangi bir belge bulunmadığı, neticede, davacının tanınmışlık iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu marka kapsamında yer alan “30. Sınıf: Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtiaların aynı/aynı tür/benzer olduğu; Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında seri marka ilişkisi bulunduğu; Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında, yukarıda belirtilen aynı mal ve hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu; Tanınmışlığa bağlı koşulların somut olayda bulunmadığı, .... kararının aynı mal ve hizmetler bakımından aynı doğrultuda olmadığı, ... kararının iptali ve hükümsüzlük koşullarının kısmen oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Davanın Kısmen Kabulüne,.... sayılı kararının “30. Sınıf: Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri bakımından iptaline,Davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen .....’e gönderilmesine,Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davanın kısmen reddolunması, davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 427,60.-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine,Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 11.825,50.-TL yargılama giderlerinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ..... Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09/07/2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 488,40.-TL Tedbir Harçları : 1.132,10.-TL Bilirkişi Ücreti : 10.000,00.-TL P.M. : 205,00.-TL TOPLAM : 11.825,50.-TL