İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, kasko sigortalı araca istinat duvarının çökmesiyle oluşan hasarın rücuen tazmini ve icra takibine itirazın iptali davasını inceledi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir kasko sigorta şirketinin, sigortalı aracın üzerine istinat duvarının çökmesi sonucu ödediği hasar tazminatının rücuen tahsili için açtığı itirazın iptali ve birleşen rücuen tazminat davalarına ilişkindir; sigorta şirketi, duvarın bakımı ve sorumluluğunun davalıda olduğunu iddia ederek asli kusurlu olduğunu savunurken, davalı ise duvarın yapımında veya yıkılmasında hiçbir dahli olmadığını, taşınmazın ortak mülkiyetinde olmasına rağmen kira ve tadilat işleriyle ilgisinin bulunmadığını ve kusurunun olmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/304
KARAR NO : 2026/1328
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/11/2023
NUMARASI : 2022/299 Esas - 2023/885 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BİRLEŞEN 2022/679 E - 2022/601 K SAYILI DAVADA
DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat
KARAR TARİHİ : 14/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :14/09/2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/11/2023 tarih 2022/299 Esas 2023/885 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davalı ... A.Ş. vekili ve birleşen davada davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili, ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsü ...'ın 13.10.2020 günü ... Mahallesi,..Caddesi, üzerinde bulunan ... ile... park yerini ayıran duvarın yanına aracını park ettiğini,...Şubesinin ... .nin duvarının üzerine koyduğu toprağın yüküne dayanamayarak istinat duvarının aracın üstüne devrilmesi sonucunda hasar meydana geldiğini, söz konusu istinat duvarının bakımının bozukluluğunun sorumluluğunun....'nin üzerinde olduğunu, bu kazanın oluşmasında...'nin asli kusurlu olduğunu, dava dışı sigortalıya 02/02/2021 tarihinde 90.575,78-TL hasar tazminatı ödendiğini, müvekkili şirketçe yapılan ödemenin rücuen tazimini için İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5472 E sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın yapılan icra takibine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili; ... plakalı araç müvekkili sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsü ...'ın 13.10.2020 günü ...Mah. .. Cad. Üzerinde bulunan ... ile ... park yerini ayıran duvarın yanına aracını park etmiş olup, ...Şubesinin .. .nin duvarının üzerine koyduğu toprağın yüküne dayanamayarak istinat duvarının aracın üstüne devrilmesi sonucunda hasar meydana geldiğini, bu kazanın oluşmasında...'nin asli kusurlu olduğu, dava dışı ...'ye karşı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/299 E sayılı dosya ile rücuen tazmin davasında hasarı meydana getiren duvarın mülkiyetinin maliklerinin ...ile davalı ...'un olduğunu, dava dışı sigortalıya 02/02/2021 tarihinde 90.575,78-TL hasar tazminatı ödendiğini belirterek, söz konusu bedelin tahsilini istemiştir.
CEVAP:Davalı ... A.Ş. vekili müvekkili şirketin kusurundan yahut sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, huzurdaki davada müvekkili şirketin kusurunu ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; İzmir 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/299 E sayılı dosya davalısı... ve davalar dışı ... A.Ş.'nin kusurundan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, davaya konu taşınmazın müvekkili şirketle ...'nin ortak mülkiyetinde olup tapuda ... Ada,.. parselde kayıtlı olduğunu, söz konusu gayrimenkulün imar durumundaki belirsizlik nedeniyle, imar durumu belirleninceye kadarki süre içerisinde arsanın değerlendirilmesi amacı ile müvekkili şirket ve diğer dosya davalısı ... nezdinde çalışmalar yapıldığını ve 17.08.2017 tarihinde ... Genel Müdürlüğüne gönderilen yazı ile arsanın ... tarafından kiralanarak gelirin yarısının şirketine ödenmesi hususu diğer dosya davalısı ...'ye bildirildiğini, kira sözleşmesinden de görüleceği üzere müvekkil şirketin taşınmazın kiralanmasında ve kiraya ilişik işlerin yürütülmesinde herhangi bir dahli bulunmadığını, kira Sözleşmesinin tarafları diğer dosya davalısı ... ile dava dışı..... A.Ş olduğunu, yıkılan duvar ile müvekkili şirketin hiç bir ilgisi, gayrimenkulde gerçekleştirilen tadilatta dahli yahut bilgisi bulunmadığını, nitekim İzmir 16 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/198 E sayılı dosyasında mübrez 30.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda "Toprak dolgu ve mıcır dolgu tutucu B.A. Perde duvarı şeklinde inşa edilmediğinden yağan sağanak yağmurun yarattığı basınca dayanamayarak duvarın yıkılmasına neden olmuş, duvarın diğer uzantısının da yıkılmak üzere olduğu" dosya bilirkişilerince tespit edildiğini, görüleceği üzere duvarın yıkılmasında müvekkili şirketin dahli yahut kusuru ve hatta bilgisi bulunmadığını, kaldı ki yıkılan duvarın müvekkili şirket parseline tecavüzlü olduğunu, davacı tarafın talebinin fahiş olduğunu, kabul edilemeyeceğini, davacının aracını park ettiği yerin araştırılması gerektiğini, davacının zarar uğradığı yerin müvekkili şirket mülkiyetinde olmadığını, yıkılan duvarın müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, müvekkili şirket mülkiyetinde olmadığını, öncelikle husumet ve usul hukuku yönünden davanın reddine, mahkeme esasa girerek inceleme yapar ise davanın müvekkili şirket yönünden esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... Şirketi vekili, ortaya çıkan zararda müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun söz konusu olmadığını, mülkiyeti ... A.Ş ile ...A.Ş ye ait İzmir ili Bayraklı ilçesi,... Mahallesi,... Caddesi ... ada ... parselde kayıtlı müşterek arsanın parsel duvarlarından birinde 13/10/2020 tarihinde aşırı yağış nedeni ile otopark duvarının çökmesi üzerine, mevcut istinat duvarının kimin tarafından yaptırıldığına ilişkin olarak şirket kayıtlarında bu aşamada bir bilgiye ulaşılamadığı, gelen cevabi yazı ve eklerinden, söz konusu istinat duvarına ait Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesinin projesi/resmi kaydının bulunmadığını, söz konusu parsele ait 18/12/2015 tarihli aplikasyon krokisinin aplikasyon notları C maddesine göre; yıkılan duvarın bulunduğu .. Ada .. parselin müşterek .. Ada .. parsele .. m2 tecavüzlü olduğu” ifadesi ve Aplikasyon çizimi üzerinde parsellerin duvar komşuluğu dikkate alındığında yıkılan duvarın ...-... müşterek parselinin sınırları içerisinde kaldığının görüldüğünü, parseldeki tecavüz ile yıkılan duvara gelen yük ve duvara ait statik hesabın bilirkişilerce tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, "dava konusu sigortalı aracın hasar görmesi davalıların maliki oldukları arsanın istinat duvarının yıkılması neticesinde meydana gelmiştir. Davacı taraf asıl ve birleşen davada yapı malikinin sorumluluğu hükümlerine dayanmıştır. 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 69.maddesinde düzenlenen bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türü olan özen (olağan sebep) sorumluluğudur. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu yapı eserinin yapımındaki bozukluğa veya bakımındaki eksikliğe dayanmaktadır. Sorumluluğun doğmasında, yapılıştaki bozukluk- bakım eksikliği ayrımının bir önemi bulunmamaktadır. Zira, malikin sorumlu olması için bakım eksikliği veya yapılıştaki bozukluktan herhangi birinin varlığı yeterli görülmektedir. Her iki olasılıkta da yalnızca malikin sorumluluğu söz konusu olmaktadır. Bina veya yapı eseri malikinin sorumlu tutulabilmesi için; yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden zararın doğması, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu bakımından bulunması zorunlu unsur olan illiyet bağı yönünden ise, bu bağın kesilmesine yol açacak sebeplerin somut olayda gerçekleşmemiş olması gereklidir. İlliyet bağını kesen sebepler ise; mücbir sebep, zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurudur. Zarar, aradaki illiyet bağını kesecek derecede bir mücbir sebepten, zarar görenin ya da üçüncü bir kişinin kusurundan doğmuş ise yapı malikinin sorumluluğu söz konusu olmaz.(Yargıtay HGK'nun 29.11.2017 tarih ve 2017/3-439 E. ve 2017/1463 K. sayılı ilamı). Bayraklı Tapu Müdürlüğü'nün 24/08/2022 tarihli müzekkere cevabı ekinde yer alan taşınmaz tapu kaydına göre davalıların taşınmaz üzerinde 1/2'şer oranda payla malik oldukları görülmüştür. Davalıların malik olması zarar sorumluluğu için tek başına yeterli olmamaktadır. Yapı malikinin sorumluluğunun oluşması için zararın yapıdaki yapım veya bakım eksikliğinden kaynaklanması gerekmektedir. Mahkememizce zararın nedenlerinin ve zarara neden olan duvarın mülkiyetinin kime ait olduğunun tespiti için mahallinde keşif yapılmıştır. 15/06/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda, dava konusu duvarın İzmir ili Bayraklı ilçesi ... Mahallesi ... ada... parselde yer aldığı, taşınmazın davalılar ... .. ve ... A.Ş. adına kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerine örülen duvarın taşıyıcı özelliği bulunmadığı, arsaya yapılan dolgu ile birlikte yol ile parsel arasındaki kot farkının yükseldiği, dolgu nedeniyle duvara etki eden zemin etkisinin artması nedeniyle duvarın yıkıldığı ve taşınmaz malikinin sorumlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce keşif esnasında da gözlemlendiği üzere taşınmazı çevreleyen duvarın taşınmaz içinde yer alan kısmının yoldan daha yüksekte olduğu, yağmurla birlikte duvara binen yükün artması ile beraber taşıyıcı özelliği bulunmayan duvarın yolun birçok noktasına doğru yıkıldığı, bu haliyle davalı taşınmaz maliklerinin taşınmazın iç kısmına çok sayıda dolgu malzeme ile ek yük bindirmesinin duvarın yıkılmasına neden olduğu anlaşıldığından davalıların meydana gelen zararın tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiştir. Yargılama sırasında davalı taraf vekillerince duvarın davalı şirketlere ait olmadığı belirtilmiş ise de keşif esnasında yapılan gözlemde duvarın davalı şirketlere ait arsanın sınırlarında kaldığı, arsa üzerinde ve çevresinde kullanım özelliği olarak davalılara ait arsa ile bütünlük arzeden boya-tel örgü gibi unsurlarla çevrili olduğu, bu haliyle duvarın davalılara ait olduğu anlaşılmakla davalıların bu yöndeki savunmaları yerinde görülmemiştir. Kaldı ki bir an için aksi düşünülse dahi, duvarın yıkılmasının sebebinin davalılara ait arsaya duvarın taşıyabileceğinden daha yüksek miktarda dolgu malzemesi yığılmasının neden olduğu dikkate alındığında davalıların yapı maliki sıfatı olmasa dahi hasarın oluşmasına sebebiyet verdikleri açıktır. Bu nedenlerle davalı şirketlerin zarardan sorumlu olmadıklarına dair savunmalarına itibar edilmemiştir. Dava rücuen tazmin davası olup, rücu talebinde bulunan sigorta şirketi ödemiş olduğu zarar bedelini değil, gerçek zarar miktarına göre ödemekle sorumlu olduğu miktarı kusur sorumlularından talep edebilecektir. Buna göre davacının ödemiş olduğu hasar bedelinin yerinde olup olmadığının ayrıca tespit edilmesi gerekmektedir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davacının sigortalısı olan aracın onarım bedelinin serbest piyasa rayiçlerinde kazasız değerinin 330.000,00-TL olduğu, aracın onarımının 87.213,72-TL olduğu, onarımın ekonomik olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporuna karşı taraf vekillerince bir kısım itirazlar ileri sürülmüş ise de, bilirkişi raporu ile dava öncesi düzenlenen ekspertiz raporlarının uyumlu olduğu, servis parça ve işçilik fiyatları üzerinden bilirkişi takdiri ile belirlenen fiyatların piyasa koşullarına uygun olduğu değerlendirilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda 2.442,27-TL bedelli ödemenin mükerrer olarak toplama dahil edilmesi nedeniyle bunun hasar bedeline dahil edilmediği belirtilmiş ise de, dosya kapsamının incelenmesinde 2.442,27 TL bedelli 10/11/2020 tarihli fatura içeriğinin mükerrer olarak ödeme kalemlerinde yer almadığı anlaşıldığından bu fatura bedeli de zarara dahil edilerek davacının toplam 90.575,78-TL ödemesinin davalılardan talep edilebileceği kabul edilmiştir. Davacı tarafça takipte işlemiş faiz talebinde bulunulmuştur. Davacının halefi ile davalılar arasındaki ilişkisi haksız fiilden kaynaklanmakta olup zarar gören açısından faiz sorumluluğu zararın gerçekleşmesinden itibaren başlamakta ise de halefiyet temeline göre talepte bulunan sigortacı kendisinin ödeme yaptığı tarihten itibaren ayrıca bir ihtar gerekmeksizin faiz talebinde bulunabilecektir. Davacı tarafça takipte adi kanuni faiz talep edilmiştir. İşlemi faiz talebinin 2.302,79-TL'lik kısmının yerinde olduğu görülmüştür. Davacı tarafça dava dışı sigortalıya ve onarım yapan diğer şirketlere gerçekleştirdiği ödemelerin karşılığında ödeme tarihinden takip tarihine kadar geçen sürede 2.302,79-TL işlemiş faiz talep edebileceği gözetilerek asıl dava yönünden bu kısımdan kısmen itirazın iptaline karar verilmiştir. Birleşen dosyada davacı tarafça diğer yapı maliki şirkete tazminat davası yöneltilmiştir. Birleşen davada 93.233,50-TL'nin rücuen tazmini talep edilmiş ise de işlemiş faiz talebinde bulunulduğu açıklanmadığı gibi ayrıca faiz talebine dair de dava dilekçesi içeriğinde bir talep bulunmadığı görülmüştür. Buna göre davacı tarafça açıkça işlemiş faiz talebinde bulunulmadığı gözetilerek yalnızca tespit edilen asıl alacak miktarı hüküm altına alınmış, alacağa faiz işletilmesine dair talep yer almadığından taleple bağlılık ilkesi uyarınca faize yönelik bir hüküm kurulmamıştır. Asıl ve birleşen davalar aynı hukuki nedene dayalı olarak talepler içermekte olup davalılar arasında müteselsil sorumluluk ilkeleri geçerlidir. Buna göre bir dosyadan yapılan tahsilatın diğer dosyadan da mahsubu gerekeceğinden her iki hüküm yönünden tahsilde tekerrür oluşturulmaması yönünde asıl dava dosyası yönünden; Davanın kısmen kabulü ile, birleşen 2022/679 E sayılı dava dosyasından verilen hükmün infazı esnasında tahsilde tekerrür olmamak üzere İzmir 24.İcra Dairesi'nin 2021/5472 Esas sayılı takip dosyasına yapılan davalı ... Şirketi itirazının kısmen iptali ile takibin 90.575,78-TL asıl alacak ve 2.302,79-TL takip öncesi işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine, talep bulunmadığından inkar tazminatı hususunda karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosya yönünden; davanın kısmen kabulü ile, asıl dava dosyası 2022/299 E sayılı dava dosyasından verilen İzmir 24.İcra Dairesi'nin 2021/5472 E sayılı takip dosyasında yapılacak tahsilatlarla tahsilde tekerrür olmamak üzere 90.575,78-TL asıl alacağın birleşen dosya davalısı .... Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, fazlasına dair istemin reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı ... A.Ş. vekili, dava konusu duvarın müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, ortak mülkiyeti müvekkili şirketle ...A.Ş.'yeait İzmir İli, Bayraklı İlçesi, .. mevkiinde bulunan ve tapuda .. ada,.. parselde kayıtlı müşterek arsadaki duvarın dava dışı .. .. A.ş.'ye ait olup, yıkılan duvarın müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, İzmir ... Başmüdürlüğü Yapı İşleri Müdürlüğü teknik personelince hazırlanan ve dosyada mübrez olanTeknik Rapor ile, “,...mevcut istinat duvarının kimin tarafından yaptırıldığına ilişkin olarak Şirketimiz kayıtlarında bu aşamada bir bilgiye ulaşılamadığı, söz konusu parsele ait 18/12/2015 tarihli aplikasyon krokisinin aplikasyon notları C€ maddesine göre; “yıkılan duvarın bulunduğu ... Ada .. parselin müşterek .. Ada .. parsele .. m2 tecavüzlü olduğu” ifadesi ve Aplikasyon çizimi üzerinde parsellerin duvar komşuluğu dikkate alındığında yıkılan duvarın ...-...müşterek parselinin sınırları içerisinde kaldığının görüldüğü, ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, .... A.Ş. tarafından İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/98 E. Sayılı dosyasında müvekkili şirket aleyhine açılan davada .... A.Ş'nin duvarın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, duvarın yıkılmasında müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, yıkılan duvarın zemin düzenlemesi imalatının müvekkil şirket bilgisi ve onayı dışında yaptırıldığından ve duvarın mülkiyetinin .. ada ...parsele ait olup aplikasyon krokisinde yer aldığı şekilde müvekkil şirket parseline .. metrekare tecavüzlü olması nedeniyle müvekkil şirketin meydana gelen olayla ilgisi bulunmadığını, müvekkili şirkete karşı İzmir | Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/725 E sayılı dosyasında da yıkılan duvarın mülkiyetinin .. firmasına ait olduğunun tespit edildiğini belirtmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, İzmir 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/679 Esayılı dosyasında müvekkili aleyhine açılan davada dosyaya cevap dilekçesi sunulmasına karşın, gerekçeli kararın müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, birleştirme kararının "asıl hükümle beraber istinaf yolu açık olmak üzere" verildiği halde kararın müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, bu nedenle birleştirme kararı kesinleşmediğinden asıl mahkemeyi bağlamayacağını, birleştirme kararının asıl hükümle beraber istinaf yolu açık olmak üzere verilmesinin hatalı olduğunu, birleştirme kararının hatalı olup, kesin dolmadığını, birleştirme kararının mahkemeyi bağlaması için kesinleşmesi gerektiğini, davacının zarara uğramasına sebep olan duvarın müvekkili şirket tarafından yapılmadığını, müvekkili şirket mülkiyetinde olmadığını, İzmir 16 Asliye Hukuk Mahkmesi'nin 2021/198 E sayılı dosyasında duvarın malikinin .... A.ş. olduğununun kabul edildiğini, duvarın yıkılmasında müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, taşımazın kiralanması ve kirayla ilişik işlemlerin yürütülmesi tamamen diğer dosya davalısı ... tarafından gerçekleştirildiğini, İzmir ... Başmüdürlüğü ile... .. A.Ş. Arasında 04.05.2018 tarihinde, 3 yıl süreli sözleşme imzalanmış olup 3 ay tadilat süresi verildiğini, müvekkili şirketin taşınmazın kiralanmasında herhangi bir dahli bulunmadığını, yıkılan duvarın zemin düzenlemesi imalatının müvekkil şirket bilgisi ve onayı dışında yaptırılmış olduğundan ve duvarın mülkiyetinin ... ada ...parsele ait olup aplikasyon krokisinde yer aldığı şekilde müvekkil şirket parseline .. metrekare tecavüzlü olması nedeniyle müvekkil şirketin meydana gelen olayla ilgisi bulunmadığını, yıkılan duvarı yapan kişi/kişilerin açık ve ağır kusuru meydana gelen olay ile müvekkil şirketin de hissesi olan taşınmaza yapılan duvar ile arasındaki illiyet bağının kesildiğini, kaldı ki yıkılan duvarın müvekkil şirket parseline tecavüzlü olduğunu belirtmiştir.
GEREKÇE :Asıl dava, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ödenen hasar bedelinin zarar sorumlusundan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itiraz, birleşen dava ise aynı hukuki nedene dayalı olarak açılan alacak davası olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı taraf, yapı malikinin sorumluluğu hükümlerine dayanmıştır.TBK'nun 69.maddesinde düzenlenen bina ve yapı eseri malikinin kusursuz sorumluluğu hükmü uyarınca, bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu, yapı eserinin yapımındaki bozukluğa veya bakımındaki eksikliğe dayanmaktadır. Malikin sorumlu olması için bakım eksikliği veya yapılıştaki bozukluktan herhangi birinin varlığı yeterlidir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumlu tutulabilmesi için; yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden zararın doğması, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu bakımından bulunması zorunlu unsur olan illiyet bağı yönünden ise, bu bağın kesilmesine yol açacak sebeplerin somut olayda gerçekleşmemiş olması gereklidir. Zarar, aradaki illiyet bağını kesecek derecede bir mücbir sebepten, zarar görenin ya da üçüncü bir kişinin kusurundan doğmuş ise yapı malikinin sorumluluğu söz konusu olmaz. Somut olayda, mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre, taşınmazın 1/2 hisseyle davalılar adına kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerine örülen duvarın taşıyıcı özelliği bulunmadığı, arsaya yapılan dolgu ile birlikte yol ile parsel arasındaki kot farkının yükseldiği, dolgu nedeniyle duvara etki eden zemin etkisinin artması nedeniyle duvarın yıkıldığı, yıkılan duvarın davalılara ait arsanın sınırlarında kaldığı ve taşınmaz maliklerinin sorumlu olduğunun belirlendiği, mahkemece yapılan gözlemde arsa üzerinde ve çevresinde kullanım özelliği olarak davalılara ait arsa ile bütünlük arzeden boya-tel örgü gibi unsurlarla çevrili olduğu, bu haliyle duvarın davalılara ait olduğunun ve duvarın yıkılmasına davalılara ait arsaya, duvarın taşıyabileceğinden daha yüksek miktarda dolgu malzemesi yığılmasının neden olduğu gerekçesiyle mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bu durumda, toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... A.Ş. vekili vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl davada davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 6.344,53 TL'den peşin alınan 1.586,13 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.758,40 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Birleşen davada davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 6.187,23 TL'den peşin alınan 3.561,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.625,83 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 14/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.