Karma sözleşmeyle edinilen taşınmazın harici satışında alacağın temliki, müspet zarar tazminatı ve ibra protokolünün geçerliliği ile tüketici mahkemesinin görev yönünden incelemesi.
Özet: Davacı, davalıdan satın aldığı ancak tapu devri gerçekleşmeyen taşınmazın rayiç bedeli üzerinden müspet zarar tazminatı talep etmiş; davalı ise taşınmazı yükleniciden malzeme temini karşılığı edindiğini, davacıyla yapılan satış sözleşmesinin resmi şekil şartlarına uymadığı için geçersiz olduğunu, davanın tüketici mahkemesinin görev alanına girmediğini ve davacı tarafından ibra edildiği için sorumlu olmadığını savunmuştur; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi davacı lehine karar vermiş, ancak davalı temyiz dilekçesinde mahkemelerin görevsizliğini, sözleşmenin geçersizliğini ve ibra protokolünün hatalı yorumlandığını ileri sürerek kararların bozulmasını talep etmektedir.
7. Hukuk Dairesi         2025/2536 E.  ,  2026/1207 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1716 E., 2025/450 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2023/327 E., 2024/253 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile dava konusu 10 nolu bağımsız bölümün bulunduğu ...inşaatının yüklenicisi dava dışı ... Adi Ortaklığı arasında 15.06.2015 tarihinde eser ve satış sözleşmesini içine alan karma bir sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşme bedelinin bir kısmının dava konusu 10 numaralı bağımsız bölüm olduğunu, sözleşmede dairenin davalıya devredileceğinin kararlaştırıldığını, devam eden süreçte davacı ile davalı arasında aynı taşınmaza ilişkin 14.10.2016 tarihli protokol isimli satış sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmede belirlenen 540.000,00 TL satış bedelinin davalıya ödendiğini, ancak devrin yapılmadığını, taraflar arasındaki protokolün şeklen geçerli bir alacağın temliki sözleşmesi olduğunu, sonradan imzalanan ibranamenin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın rayiç bedeli olan müspet zarar tazminatı olarak şimdilik 500.00,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davalı tarafından inşa edilen bir yapı olmadığını, davalı ile yüklenici arasında imzalanan sözleşme gereğince temin edilen malzemeler karşılığında dava konusu taşınmazın devrinin taahhüt edildiğini, davalının ise kendisine devri taahhüt edilen dava konusu taşınmaza ilişkin davacı ile protokol düzenlediğini, bu nedenle davanın görevsiz mahkemede açıldığını, yüklenicinin 15.06.2015 tarihli sözleşme ile davalıya devredeceği 10 No.lu bağımsız bölümün 14.10.2016 tarihli protokol ile davacıya satıldığını, ancak yüklenici tarafından ferağın verilmemesi nedeniyle davacının isteği ile icra takibi başlatıldığını, harici satışın geçersiz olduğunu, ibra protokolünün geçersiz olduğuna dair iddiaların haksız olduğunu, 16. madde ile davalının ibra edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davanın kabulü ile; 4.964.872,20-TL alacağın 500.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 27/10/2022 tarihinden itibaren bakiye 4.464.872,20-TL'sinin ise ıslah tarihi olan 11/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde;
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararında istinaf itirazlarının incelenmediğini, itirazlara ilişkin gerekçe bulunmadığını,
2.Davalıya bağımsız bölüm malzeme temini karşılığında taahhüt edildiğinden Tüketici Mahkemesinin görevsiz olduğunu,
3.Taraflar arasında imzalanan 14.10.2016 tarihli protokolün geçersiz olduğunu, 15.06.2015 tarihli sözleşmenin imzalandığı tarih itibari ile dava konusu taşınmaz tapuda yükleniciler adına kayıtlı olduğundan tapu devir borcuna ilişkin hükmün geçersiz olduğunu, bu nedenle davacıya temlik edilmesinin de olanaksız olduğunu, davalının yüklenici olmadığını, somut olayda alacağın temliki hükümlerinin uygulanamayacağını, resmi şekilde yapılmayan sözleşmenin geçersiz olduğunu, bu hususun asliye ticaret mahkemesi kararı ile kesinleştiğini,
4.Davacının 14.10.2016 tarihli protokolün geçersiz olması nedeniyle müspet zararının tazminini değil; ödediği bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade edilmesini talep edebileceğini, bu talep yönünden ise davacının davalıyı ibra ettiğini, protokolün 16. maddesinde davalı ...'ın ibra edildiği hususu açık olup kendisinin doğmamış alacaklar yönünden ibra edilmesinin söz konusu olmadığını, mahkemece 16. maddedeki ...'ın ibra edilmesi hususu ile 17. maddedeki ... lehine alacağın temliki ve ...'ün ibra edilmesi hususunun birbirine karıştırıldığını,
5.İhtarname ile davacının alacaklı temerrüdüne düştüğünü, davalının tevdi mahalli belirleterek borcunu ödediğini, davacı tarafından ödemenin kabul edildiğini, bilgisizlikten faydalanma halinin doğru olmadığının böylece ortaya konulduğunu,
6.Dava konusu taşınmazın değerinin hatalı olarak yüksek belirlendiğini, konut fiyat endeksinin uygulanması gerektiğini, davacının tevdi mahallinden 1.950.148,86 TL tahsil ettiğini, bu tutarın mahsup edilmesi gerektiğini, ayrıca davalı tedarikçi olduğundan avans faizi işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, alacak istemine ilişkindir.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır.
Konut satış sözleşmeleriyle devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri de kanun kapsamına alınmıştır.
Anılan Kanun'un 3. maddesinin (k) bendindeki tanıma göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (l) bendindeki tanıma göre de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 73. maddesinin (1) bendi gereğince de bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
Somut olayda; talep, tapuda dava dışı üçüncü kişiler adına kayıtlı bağımsız bölümün adi yazılı sözleşme ile davalı tarafından davacıya satışından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözülmesi gerekmekte olup görevli mahkeme de genel mahkemelerdir. Bu husus gözetilmeden yargılamanın tüketici mahkemesi tarafından yapılması doğru görülmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 40.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.