Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, bankanın mevcut markalarına benzerliği ve kötü niyet iddiasıyla yeni bir marka tescilinin iptali talebini değerlendiren bir karar verdi.
Özet: Davacı banka, davalının başvurduğu "..." ibareli markanın, kendi "...", "...", "... ..." ve "..." seri markaları ile kurumsal kimliğinde kullandığı mavi-beyaz renk kombinasyonuyla yüksek derecede görsel, fonetik ve anlamsal benzerlik gösterdiğini, bu durumun 38 ve 42. sınıflardaki haberleşme ve bilgisayar hizmetlerinde, ayrıca 9, 35 ve 36. sınıflarla olan tamamlayıcılık nedeniyle karıştırılma veya ilişkilendirilme tehlikesi yarattığını, başvurunun bankanın tanınmışlığından haksız yararlanma amaçlı ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, idari ret kararlarının iptaliyle markanın tescilinin reddini veya hükümsüzlüğünü talep ederken; davalı, kendi markasının özgün, iyi niyetli ve farklı alanlara yönelik olduğunu, davacı markalarıyla benzerlik taşımadığını ve ortak ön ekin jenerik olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/114 Esas - 2026/125
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2025/114 KARAR NO : 2026/125DAVA : Marka .... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 20/03/2025KARAR TARİHİ : 25/03/2026 Yazım Tarihi: 06/04/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “Davalı ... tarafından 10.06.2023 tarihli ... başvuru numaralı “...” ibareli markanın 38 ve 42. sınıflarda tescili için başvuru yapıldığı, bu başvurunun ilanına davacı banka tarafından, bankanın “...”, “... ”, “... ...” ile “...” esas unsurlu seri markaları ve bankayla özdeşleştiği ileri sürülen mavi-beyaz renk kullanımı ile benzerlik ve karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu gerekçeleriyle itiraz edildiği, ancak .... 16.01.2024 tarihli kararıyla itirazın reddedildiği, bu ret kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de ...’nın 23.01.2025 tarih ve ... sayılı kararıyla reddedildiği, anılan idari kararların hukuka aykırı olduğu,...’nın sektörde öncü ve ulusal/uluslararası düzeyde tanınmış bir banka olduğunu, ... bankacılık hizmetlerinde uzun süredir faaliyet gösterdiğini, “...” ve “...” esas unsurlu markalarına yüksek yatırım yaparak bu markaları tanınmış hale getirdiğini, ayrıca bankanın kurumsal kimliğinde ve tanıtımlarında yaygın kullandığı mavi rengin tüketici nezdinde bankayı çağrıştırır hale geldiğini, bu nedenle dava konusu “...” ibaresinin hem kelime unsuru hem de renk kullanımı itibarıyla bankanın seri markalarından biri/uzantısı gibi algılanma tehlikesi yarattığını, markaların benzerlik incelemesinde tüketicinin markaları aynı anda karşılaştırmayacağı, genel izlenim ve çağrışımın esas alınacağı, somut olayda “...”....” unsuruyla “...” ile “...” ibarelerinin fonetik, görsel ve anlamsal olarak yüksek derecede yakın olduğu, mavi renk kullanımının da bu yakınlığı artırdığı, bu nedenle SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ve en azından ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu, davalıların sınıf benzerliği bulunmadığı yönündeki savunmalarına karşı; 38 ve 42. sınıflardaki haberleşme ve bilgisayar hizmetlerinin, bankanın tescilli bazı markalarının kapsadığı 38 ve 42. sınıflarla birebir örtüştüğünü; ayrıca 9, 35 ve 36. sınıflardaki mal ve hizmetlerle 38 ve 42. sınıfların birbirini tamamlayan/ilişkili nitelikte olduğunu, Nice Antlaşması uyarınca sınıf numaralarının tek başına belirleyici olmadığını ve emtia/hizmet benzerliğinin somut ilişkiler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, emsal mahkeme kararlarında da 9. sınıftaki haberleşme cihazları ile 38. sınıftaki haberleşme hizmetlerinin tamamlayıcı kabul edildiğini, davacı, davalı kurumun karşılaştırma tablosunda bankanın bazı mesnet markalarını dışarıda bıraktığını, oysa dava konusu işaretin bankanın “...” ve “...” seri markalarıyla birlikte değerlendirildiğinde seri marka algısı yaratacağını, bu algının bankanın itibarından haksız yararlanma sonucunu doğuracağını ve bankanın ayırt edici gücüne/itibarına zarar vereceğini, başvurunun kötü niyetle yapıldığını; tanınmış markaya yakın bir ibare ve bankayla özdeşleştiği belirtilen renk kombinasyonunun seçilmesinin haklı bir açıklaması bulunmadığını, amacın bankanın bilinirliğinden yararlanmak olduğunu, bu nedenle kötü niyet itirazının kabul edilmesi gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğunu, markanın üçüncü kişilere devrinin ve hukuki işlemlere konu edilmesinin önlenmesini, markanın kullanımının durdurulmasını, ... kararının iptali ile marka başvurusunun reddine, tescil tamamlanmış ise hükümsüzlük ve sicilden terkinine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı Şahıs dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “Davalı ... markasının özgün, iyi niyetli ve önceden planlanmış bir proje olduğunu, 24.12.2019 tarihinde tescil ettirdiği “....” alan adıyla somutlaşan ... platform fikrine dayandığını, bu tarihin davacının “...” markasına ilişkin 2021 tarihli başvurusundan önce olduğunu, bu nedenle kötü niyet iddiasının dayanaksız kaldığını, “...” ile “...” ibarelerinin uzunlukları, anlamları ve bıraktıkları izlenim itibarıyla farklı olduğunu;kendi logosu, tipografisi ve renk seçiminin davacı markalarıyla benzerlik taşımadığını; “.../...” ön ekinin sektörde yaygın/jenerik bir kullanım olduğunu ve tekelleştirilemeyeceğini, bu nedenle yalnızca ortak ön ekten hareketle iltibas sonucuna varılamayacağını, faaliyetinin 38 ve 42. sınıflarda yazılım, internet ve ... hizmetlere ilişkin olduğunu; davacının ise esasen 9, 35 ve 36. sınıflardaki finansal/ticari alanlarda konumlandığını, ileri sürülen “tamamlayıcılık” ve sınıfsal benzerlik iddialarının soyut olduğunu ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğurmayacağını, idari kararların hukuka uygun bulunduğunu; tanınmışlık, seri marka ve haksız yararlanma iddialarının somutlaştırılamadığını; kötü niyetin ise yalnızca benzerlik iddiasıyla değil kasıt ve delille ispatlanması gerektiğini, dosyada bu yönde delil bulunmadığını, tedbir kararının kendisine 26.03.2025’te tebliğ edildiğini, ... tatili nedeniyle HMK m.93 kapsamında sürelerin işlememesi sebebiyle 08.04.2025 tarihli cevap/itiraz dilekçelerinin süresinde olduğunu, bu nedenle davacının “süre aşımı” iddiasının yerinde olmadığını, markalar arasında görsel-işitsel-anlamsal benzerlik ve sınıfsal ilişkilendirme bulunmadığını, mavi-beyaz rengin sektörde yaygın olduğunu ve tek başına ayırt edici/bağlayıcı kabul edilemeyeceğini, alan adı tescili ve hazırlıkların kötü niyet iddiasını bertaraf ettiğini ileri sürerek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını” talep ettiği ve davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın mesnet markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık iddia ve itirazlarının nihai olarak reddi konusunda verilen ...'in ... sayılı ... Kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 26/01/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 20/03/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; “İşbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu nedenle, markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 6/III maddesi, tescili talep edilen bir marka başvurusunun, tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itirazı üzerine: markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş olması halinde tescil edilemeyeceğini hükme bağlamaktadır. Bu çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde başvuruya konu "..." markasının başvurunun eşya listesinde yer alan mallar ve hizmetler açısından 6769 s. SMK'nın 6/III maddesinde tanımlanan ve reddini gerektirecek düzeyde itiraz sahibi lehine hak sahipliği doğuracak nitelikte tescil başvurusundan önce Türkiye’de markasal olarak aktif ve yoğun kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varılmış olduğundan bu yöndeki iddianın da reddi gerekmiştir .Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/IV ve 6/V maddeleri hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır..” gerekçeleriyle, yapılan itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir.." şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. .",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları...(...) ...12/01/2026 tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE; "1-SMK md. 6/1 kapsamında; Dava konusu ... sayılı başvuru markasının 38. Sınıfa konu "Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)" mal ve hizmetlerinin tamamı; davacının itiraza mesnet .... ve davacının ... 'de itiraza mesnet olarak gösterilmeyen ancak davaya konu edilmiş ..., .... sayılı tescilli markalarının 38. Sınıf mal ve hizmetlerinin kapsamında olan birebir AYNI MAL/HİZMET olduğu , 2-Dava konusu ... sayılı başvuru markasının 42. Sınıfa konu " Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması, ve güncelleştirilmesi, internet arama moturu sağlama , hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç" mal ve hizmetlerinin tamamı davacının itiraza mesnet .... ve davacının ... 'de itiraza mesnet olarak gösterilmeyen ancak davaya konu edilmiş .... sayılı tescilli markalarının 42. Sınıf mal ve hizmetlerinin kapsamında olan birebir AYNI MAL/HİZMET olduğu, 3-Yine davacının itiraza mesnet ... ve davacının ... 'de itiraza mesnet olarak gösterilmeyen ancak davaya konu edilmiş ... sayılı tescilli markalarının 42. Sınıf mal ve hizmetlerinin bir kısmının" Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç)" kapsamında olan birebir AYNI MAL/HİZMET niteliğinde olduğu, 4-Davalının davaya konu ... sayılı "..." ibareli başvuru markası ile davacıya ait itiraza mesnet.... markaların görsel , işitsel ve kavramsal açılardan birlikte değerlendirildiğinde, ortak unsur olarak ileri sürülen ".../..." ibaresinin sektörde yaygın ve ayırt edici gücü zayıf bir unsur olduğu, markaların esas ayırt edici unsurlarının ve genel izlenimlerinin farklılaştığı , ilgili tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 5-Sonuç olarak ; somut olayda emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olmasına rağmen, taraf markalarının bütüncül değerlendirilmesi neticesinde ise görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik taşımadığı, bu nedenle markaların ortalama dikkat düzeyine sahip tüketiciler nezdinde aynı seri markaya ait olduğu, bağlı işletmeler arasında ekonomik bir ilişki bulunduğu veya aynı ticari kaynaktan çıktığı yönünde bir algı oluşturmasının muhtemel olmadığı, dolayısıyla taraf markaları arasında SMK 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 6-SMK md. 6/3 kapsamında , davacı tarafça ileri sürülen önceye dayalı kullanım iddialarının değerlendirmeye alındığı, ancak dosya kapsamında sunulan delillerin ağırlıklı olarak marka tescil belgeleriyle alındığı, ancak dosya kapsamında sunulan delillerin ağırlıklı olarak marka tescil belgeleriyle sınırlı kaldığı, davalı başvuru markasının kapsadığı 38 ve 42. Sınıf hizmetler bakımından, kullanımın kapsamı, yoğunluğu, süresi ve ilgili tüketici kitlesi nezdindeki etkisini ortaya koyan somut ve ayırt edici delillerin sunulmadığı, bu nedenle SMK md. 6/3 anlamında korunabilir bir önceye dayalı hak oluştuğunun kabulünün mümkün olmadığı, 7-SMK md. 6/4 kapsamında davacının tanınmışlık iddiaları değerlendirilmiş olmakla birlikte , davacının Türkiye 'de tescilli markalarına dayanak dava açtığı ve ... Sözleşmesi bağlamında uluslararası tanınmışlığa ilişkin özel bir tespit veya delilin dosya kapsamına sunulmadığı dikkate alındığında, somut olayda SMK md. 6/4 hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı, 8-SMK md. 6/5 kapsamında, davacı bankanın genel bilinirliği ve kurumsal itibarı dikkate alınmakla birlikte, uyuşmazlığa konu "... / ..." ibaresinin , davalı başvuru markasının kapsadığı 38 ve 42. Sınıf hizmetler bakımından, dosyaya sunulan deliller ışığında tanınmış marka seviyesinde koruma gördüğünün ve başvuru markasının bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlayacağı, markanın itibarına zarar vereceği veya ayırt edici karakterini zedeleyeceği yönünde somut ve güçlü belge ve delillerin ortaya konulamadığı, 9- ... Sayılı ... Kararının yerinde olduğu " şeklinde ifade edilmiştir.Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu; ... ibaresi ... ödeme anlamına geldiği; bu açıdan davacı markası "... ödeme kolay" şeklinde anlaşıldığı;Diğer yönden taraf markaları arasında dava konusu edilen 38 sınıftaki hizmetler ile 42.nci sınıftaki hizmetlerin davacıya ait markaların kapsamında hizmetlerler aynı/benzer olduğu bilirkişi raporunda sayfa 5 ve 12 ile devamındaki sayfalardaki tabloda gösterildiği üzere taraf markalarında emtia benzerliği de oluştuğu;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu"... " ibareli işaret ile davacının "... " ibareli tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceği bu açıdan taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Ancak bu durumlar var olan iltibası ortadan kaldırmadığından aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1- Davanın KABULÜNE,2- Dava konusu ...'nın ... sayılı ... kararının iptaline3- Dava konusu ... sayılı marka tescil edildiğinden hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine , karar kesinleştiğinde ...'ya müzekkere yazılmasına4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,6-Davacının yaptığı; 16.000,00 bilirkişi ücreti, 1.795,00 tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 18.410,40 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesineDair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin ve davalı şahsın yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 25/03/2026 Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır