İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin, gayrimenkul franchise sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen cari hesap alacağına ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali davasında verdiği karardır.
Özet: Bu dava, bir gayrimenkul franchise sözleşmesinden kaynaklanan 446.465,96 TL tutarındaki ödenmemiş cari hesap alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmış olup, davacı marka sahibi, sözleşmeyi yapan gerçek kişi ve sonradan kurulan şirketin zımni bir adi ortaklık ilişkisi içinde olduğunu ve bu nedenle borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını iddia etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2025/291
KARAR NO : 2026/714
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Gayrimenkul Franchise Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24.04.2025
KARAR TARİHİ : 14.09.2026
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, ... markasının ... franchise haklarının sahibi olduğunu, bu hakkını ... Franchise Sözleşmesi akdetmek suretiyle üçüncü kişilere tali lisans hakkı vererek kullandığını, verdiği tali lisans hakkı karşılığında sözleşme akdettiği üçüncü kişilerden sözleşmede anılan ücretleri aldığını, davalı... ile 23.12.2021 tarihli sözleşmeyi akdettiklerini, ...markasını ve ...sistemini bir franchise olarak kullanmak hakkı verildiğini, bu tarihten sonra "..." ünvanı ile franchise hakkının davalı tarafından kullanılmaya başladığını, sözleşme'nin 1.7. maddesinin ikinci cümlesi "Ayrıca işbu sözleşmeyi gerçek kişi olarak akdetmiş olmanız halinde 90 (doksan) gün içerisinde bir tüzel kişi ticaret şirketi kurarak, kurduğunuz şirketin katılma sözleşmesi ile sizin yanınızda Sözleşme’ye katılmasını sağlamanız gerekmektedir." hükmü gereğince davalı ... tarafından 18.01.2022 tarihinde, ... Ticaret Limited Şirketi kurulduğunu, böylelikle, diğer davalı ...'ün sözleşmeye katılımının zımnen gerçekleştiğini, bu şirketin ortaklığa dahil olmasının ardından diğer davalının talebi ve muvaffakati ile sözleşmeden kaynaklanan tüm borçlar için faturaların davalı ...'e kesildiğini, yine muhasebecisi tarafından ticari defterlerine/kayıtlarına işlendiğini, bu faturalamaya davalılar tarafından itiraz edilmediği gibi, bizzat davalı ... ait banka hesaplarından cari hesaba mahsuben ödemeler yapıldığını, bu açıklamalar ışığında, dava konusu bakımından davalılar arasındaki hukuki ilişkinin TBK.nun 620.maddesi anlamında bir adi ortaklık ilişkisi olduğunu, adi ortaklık sözleşmesinin varlığı için yazılı olmasının gerekmediğini, zımni olarak da yapılabildiğini, TBK’nın 638 maddesi gereğince davalıların borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını, bu görüşlerinin emsal bir dava olan Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...E.,... K. ve 23.10.2018 tarihli kararında da kabul edildiğini, istinaf taleplerinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 31.03.2022 kararıyla reddedildiğini, sözleşme’nin 7.1.1, 9.9., 9.10., 11.2.1 ve 6.2.1 maddelerine istinaden hesaplanarak faturalandırılan cari hesap alacakları olan 446.465,96.-TL'nin ödenmemesi üzerine ... 2. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyası kapsamında takip başlatıldığını, borca haksız ve kötü niyetli olarak, itiraz edildiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; "Gayrimenkul Franchise Sözleşmesi"nden kaynaklanan faturalara dayalı bakiye cari hesap borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalılar davaya cevap vermediğinden, taraflar arasında uzlaşılan bir nokta bulunmamaktadır.
Çözümlenmesi gereken sorun, davacının dava ve icra takibine konu "Gayrimenkul Franchise Sözleşmesi"nden kaynaklanan faturalara dayalı bakiye cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı, var ise alacağının miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda;
Hak Düşürücü Süre Yönünden;
2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Davacının ... 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 14.01.2025 tarihinde, davalılar aleyhine, "ödenmemiş fatura alacakları, cari/açık hesap alacağı, 23.12.2021 tarihli gayrimenkul franchıse sözleşmesi, cari hesap ekstresi, faturalar, ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname" açıklamasıyla, 446.465,96.-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalılara 22-23.01.2025 tarihlerinde tebliğ edildiği, borçluların 27.01.2025 tarihinde borçluların adreslerinin bulunduğu yer itibariyle ... İcra Müdürlüklerinin yetkil olduğu belirtilerek yetkiye, hiçbir borçları olmadığını, borcun tamamına ve faize itiraz ettiklerini belirterek takibi durdurdukları, davacının da 24.04.2025 tarihinde 446.465,96.-TL asıl alacak üzerinden 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Yetki İtirazı Yönünden;
Davalı taraf, icra takibi nedeniyle gönderilen ödeme emrine itiraz ederken icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş, yetki itirazında davalı borçluların adreslerinin bulunduğu Büyükçekmece İcra Dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüştür.
Taraflar arasındaki sözleşmesinin 22.6 maddesinde yetki anlaşması yapılmış olduğundan ve İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemeleri yetkili kılındığından, HMK.nun 17.Maddesi ile 7.maddesi gereğince yetki itirazı yerinde görülmemiştir.
23.12.2021 tarihli Gayrimenkul Franchise Sözleşmesi;
Taraflar arasında 23.12.2021 tarihli Gayrimenkul Franchise Sözleşmesi akdedilmiş olup, sözleşme kapsamında franchise alanın yükümlülükleri ile sözleşmeye katılım ve sorumluluğa ilişkin hükümler belirlenmiştir. Madde 1.7: Franchise alan tarafından tüzel kişi kurulmasının öngörüldüğü, bu kapsamda kurulan şirketin sözleşme kapsamına dahil olacağı, Madde 7.1.1: Franchise alanın aylık brüt geliri üzerinden % 6 oranında royalty ücreti ödemekle yükümlü olduğu, Madde 8.1: Franchise alanın ulusal tanıtım fonu katkı payını ödemekle yükümlü olduğu, Madde 9.9: Franchise alanın teknoloji (network kullanım) ücreti ödemekle yükümlü olduğu, Madde 9.10: Franchise alanın uluslararası ofis ücreti ödemekle yükümlü olduğu, Madde 11.2.1: Franchise alanın sözleşmeden doğan borçlarını süresinde ödememesi halinde aylık % 4 oranında akdi faiz uygulanacağı, Madde 16.2.5.10: Sözleşmeden doğan borçların ödenmemesinin sözleşmenin esaslı ihlali niteliğinde olduğu, Madde 16.7.2: Sözleşmenin feshi halinde franchise alanın ödenmemiş tüm borçlar, royalty bedelleri, fon katkıları, diğer ücretler ve ayrıca cezai şartı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştr.
... 17.Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi; Davacı tarafça davalılardan ...'a gönderilen ihtarname ile ihtarname tarihi itibariyle sözleşme'den kaynaklanan 446.465,96 TL borcun bulunduğu, bu durumun sözleşmenin16.2.5.10. Maddesi gereğince sözleşmenin açık ve esaslı ihlali anlamına geldiği, borcun (10) gün içerisinde ödenmesi gerektiği, ödeme yapılmadığı takdirde, sözleşmenin ek bir ihbara gerek kalmaksızın on günlük sürenin bitimini takip eden gün feshedilmiş sayılacağı, ayrıca, sözleşmenin 16.7.2 maddesi uyarınca, sözleşmenin sözleşmeye aykırı davranışlar sebebiyle feshedildiği takdirde sözleşmenin 7.1.1 ve 9 maddeleri hükmü gereğince bütün Royalty bedelleri, uluslararası tanıtım fonu, uluslararası ofis ücreti ve teknoloji ücretini ve 50.000 USD cezai şartın ödenmesi gerektiği belirtilerek, neticeten, yukarıda belirtilen 446.465,96 TL muaccel borcun ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç on (10) gün içerisinde ödenmesi ihtar edilmiş, ihtarname 28.11.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Taraf defterleri üzerinde inceleme yapmaya ihtiyaç bulunduğundan ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce alınan 05.05.2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;
Taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olan davalı ...' sözleşmeden doğan yükümlülüklerinden dava konusu edim yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde Sözleşmenin 16.2.5.maddesine dayalı olarak davacı, edimin yerine getirilmemesi, bu durumun ihtar edilmesi, edimin verilen süreye rağmen yerine getirilmemesi halinde sözleşmeyi feshedebileceği, Son ihtimalde fesih borç ilişkisini ileriye etkili olarak sona erdiren bir bozucu yenilik doğuran bir hukuki işlem olduğundan, borç ilişkisinin sona erdiği ana kadar doğan borçların yerine getirilmesini talep edebileceği; Diğer davalı şirketin ise, örtülü irade beyanlarıyla sözleşmeye katıldığı mahkemece kabul edildiği takdirde, davalının TBK m.206/f,2 çerçevesinde sözleşmeden doğan borçların ifa edilmemesinden diğer davalıyla birlikte müteselsil olarak sorumlu tutulabileceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu; davacı tarafça incelemeye 2022, 2023, 2024 ve 2025 yılları ait yasal defterlerinin E-Defter Tabi olduğu, E-Deftere tabi Yevmiye ve Kebir defterlerinin E-Beratlarının Maliye Sistemine yasal süresinde gönderildiği, sadece açılış tasdikine tabi Envanter defterlerinin ise açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığının tespit edildiği, Davalı tarafça incelemeye yasal defter ve kayıtları ibraz edilmemiş olup dava konusu olaylar yönünden davalı yasal defter kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, Davacı tarafça incelemeye ibraz edilen yasal defter kayıtları incelendiğinde; davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 446.465,96 TL tutarında alacak bakiyesinin bulunduğunun tespit edildiği, Davalı Şirket tarafından incelemeye yasal defter ve kayıtları ibraz edilmemiş olup dava konusu olaylar yönünden davalı yasal defter kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, Davalı tarafça yasal defter ve kayıtlar incelemeye ibraz edilmediğinden karşılaştırmalı defter incelemesinin yapılamadığı, ancak Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden temin edilen karşılaştırmalı alış-satış analizlerinde dava konusu faturaların tarafların vergi kayıtlarında karşılıklı olarak yer aldığı, ayrıca e-fatura sistemi kapsamında davalı tarafından süresi içerisinde herhangi bir ret veya iade işlemi yapılmadığı, dolayısıyla söz konusu faturaların Gelir İdaresi sistemi nezdinde itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayıldığı, Bu çerçevede, dava konusu faturaların ticari ilişki kapsamında taraflarca kayda alındığı ve davalı Şirketin bu faturalardan kaynaklanan borçtan sorumlu olduğunun kanaatine varıldığı, bu itibarla, davacının davalıdan/davalılardan icra takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak tutarının 446.465,96 TL olduğu, davacı tarafça icra takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edilmemesi nedeniyle bu tarihe kadar işlemiş faiz yönünden herhangi bir hesaplama yapılmadığı yönünde görüş bildirilmiştir..
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2022, 2023, 2024 ve 2025 yılı ticari e-defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-beratların alındığı, e-defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Davalı usulüne uygun tebligata rağmen defter ve belgelerini inceleme gününde ibraz etmemiştir.
6100 sayılı HMK.nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesi gereğince; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Davacı tarafça incelemeye ibraz edilen yasal defter ve cari hesap kayıtları incelendiğinde davacının davalıyı 120.01.01.S024 cari hesap kodunda takip ettiği ve takip tarihi itibariye davalıdan 446.465,96 TL alacaklı olduğu yönde bakiyesinin bulunduğu, alacağa dayanak faturaların toplam 387.384,93 TL royalty bedeli ile 59.081,03 TL vade farkı faturalarından oluştuğu, davacının davalıya düzenlediği faturaların genel olarak Vade Farkı ve Royalty bedeli olarak düzenlendiği davalı tarafça da dava konusu faturalar hariç diğer faturaların ödendiği bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Yine Vergi Dairesinden getirtilen "Karşılaştırmalı Satış Analiz Raporu"nun incelenmesinde de 2024 yılı içerisinde davacı tarafından davalıya 24 adet, davalı tarafından da davacıdan 24 adet olmak üzere, her iki tarafın kayıtlarında KDV hariç 498.126,99 TL tutarında aynı fatura tutarının yer aldığı, söz konusu faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı sisteminde kayıtlı, geçerli ve tarafların her iki yasal defterinde de karşılıklı olarak yer alan belgeler olduğu, her ne kadar davalı yasal defter kayıtları ibraz edilmemesi nedeniyle incelenememiş ise de karşılaştırmalı alış satış analizindeki verilerin dava konusu faturanın taraflarca karşılıklı olarak kabul edildiğini ve ticari işlem olarak yer aldığını gösterdiği bilirkişi incelemesi ile anlaşılmıştır.
Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacı ile davalı ... arasında 23.12.2021 tarihli Gayrimenkul Franchise Sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı taraf sözleşmeden kaynaklanan alacaklarının tahsili için faturalar kesmiştir. Davaya ve icra takibine konu faturaların davacının usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil olarak kabul edilen ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiştir ancak Vergi Dairesinden getirtilen "Karşılaştırmalı Satış Analiz Raporu"nun incelenmesinde davacının defterlerinde kayıtlı olan tüm faturaların davalı tarafından işleme alındığı ve vergi kayıtlarına yansıtıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının 446.465,96.-TL alacaklı olduğu kabul edilmiştir.
Sözleşmenin davalı ... tarafından imzalandığı, sözleşmede diğer davalı şirketin taraf olmadığı, davalılar arasında adi ortaklık ilişkisinin olduğunun kabul edilemeyeceği, davalı şirket ile ayrıca bir katılma sözleşmesi imzalanması gerektiği yönündeki itirazlar yönünden ise;
23.12.2021 tarihli Gayrimenkul Franchise Sözleşmesi Davacı ile davalı ... arasında imzalanmıştır. Davalı şirketin katılımı yoktur. Ancak; sözleşmenin 1.7. maddesinin ikinci cümlesi ile "Ayrıca işbu sözleşmeyi gerçek kişi olarak akdetmiş olmanız halinde 90 (doksan) gün içerisinde bir tüzel kişi ticaret şirketi kurarak, kurduğunuz şirketin katılma sözleşmesi ile sizin yanınızda Sözleşme’ye katılmasını sağlamanız gerekmektedir." hükmü bulunmaktadır. Ticaret sicil kaydına göre davalı şirket bu sözleşmenin imzalanmasından 26 gün kadar sonra 18.01.2022 tarihinde tescil edilmiştir. Şirket tek ortaklı olup aynı zamanda münferiden temsile yetkili kişi diğer davalı ...'dır. Burada çözümlenmesi gereken sorun, sözleşmenin 1.7. maddesinin ikinci cümlesi gereğince davalı şirketin sözleşmeye katılımı sağlanmamış mıdır? Yazılı bir katılma sözleşmesi olmadığına göre davalı şirkete sorumluluk yüklenebilir mi? Dolayısıyla davalı şirketin davada pasif husumet ehliyeti var mı? sorularının cevaplanmasından ibarettir.
6098 sayılı TBK.nun "Borca Katılma" başlıklı 201.maddesi gereğince; "Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir.
Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar."
Franchise Sözleşmeleri kural olarak şekle tabi değildir. Dolayısıyla sözleşmenin 1.7. Maddesinde bahsedilen katılma sözleşmesinin yazılı olması gerekmez. İmzalanan sözleşmeye fiilen katılması, hak ve borçların yerine getirilmesi yeterlidir. Kaldı di yukarıda belirtildiği üzere davalı şirketin sahibi ve temsilcisi sözleşmenin diğer tarafı olup, şirketi sözleşmenin imzalanmasından 26 gün sonra tescil ettirmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturalar davalı şirkete kesilmiş, yıllar itibariyle karşılıklı edimler sorunsuz yerine getirilmiş, vergisel ve muhasebesel yükümlülükler yerine getirilmiştir. O halde davalı şirketin sözleşmeye katıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle sonuçtan davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır.
Sonuç olarak davanın kabulüne, takibin devamına, davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturalara dayalı olduğundan, alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın KABULÜNE,
Davacının ... 2. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN İPTALİNE,
Takibin takip tarihindeki koşullarla aynen DEVAMINA,
İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (446.465,96.-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 89.293,19.-TL İcra inkar tazminatının davalılardan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
1-Alınması gereken karar ve ilam harcı 30.498,08-TL olup, peşin alınan 5.392,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 25.105,88-TL harcın DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 3.437,50-TL ve bilirkişi ücreti 24.000,00-TL'den oluşan 27.437,50-TL yargılama gideri ile 615,40-TL başvuru harcı, 5.392,20-TL peşin harç toplamı 33.445,10-TL yargılama giderinin DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACI TARAFA VERİLMESİNE,
3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 71.434,55-TL vekalet ücretinin DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
5-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/09/2026
KATİP - HAKİM -
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır