Güvenlik görevlisinin fiilen güvenlik sorumlusu olarak yaptığı iş ve ön lisans diplomasına rağmen düşük ücretle çalıştırılması sonucu oluşan fark ücret ve alacak taleplerine ilişkin temyiz kararı.
Özet: Davacı vekilinin, davalı kurumda sürekli işçi kadrosuna geçiş sonrası fiilen yaptığı güvenlik şefi görevine rağmen özel güvenlik personeli ücretiyle maaş aldığını iddia ederek fark ücret, ikramiye ve diğer alacak kalemlerinin eksik ödendiği gerekçesiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı vermesine karşın bölge adliye mahkemesi davacının kadroya geçerken kabul ettiği düşük ücret esas alınarak davanın reddine hükmetmiş, ancak bu karar davacının ön lisans diploması almasından sonra fiilen yaptığı işin güvenlik şefi pozisyonuna karşılık geldiği ve önceki ihale sözleşmelerindeki daha yüksek ücretin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle temyiz mercisince bozulmuştur.
9. Hukuk Dairesi         2026/5056 E.  ,  2026/4312 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2026/55 E., 2026/282 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurumda kadroya geçmeden önce bazen özel güvenlik personeli bazen de güvenlik sorumlusu olarak çalıştığını, son 3 yıllık sözleşmede ücretinin asgari ücretin %50 fazlası olarak belirlendiğini, o sırada özel güvenlik personelinin ücretinin asgari ücretin %35 fazlası olduğunu, 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile güvenlik sorumlularına en az ön lisans mezunu olma şartı getirildiğini, o tarihe kadar güvenlik sorumlusu olan müvekkilinin Kurum başkanına müracaatla ön lisans mezunu olmak için bir dersi kaldığını söylediğini, Kurumca "şeklen bir güvenlik sorumlusunun atanacağının, ücret farkını bu kişinin alacağının, ancak fiili görevin müvekkilinde kalacağının" belirtildiğini, 696 sayılı Kanun Hükmün Kararname ile sürekli işçi kadrosuna atandığını, mevcut ücreti ile devam ettiğini, 23.07.2018 tarihinde ön lisans diplomasını ibraz ettiğini, Kurumun Olur yazısı ile 11.12.2018 tarihinde yeniden güvenlik sorumlusu kadrosuna getirildiğini, ancak ücret farkının önceki personele ödenmeye devam edildiğini, 08.02.2019 tarihinde müvekkilinin savunması alınmadan güvenlik sorumlusu görevinden alındığını, 25.09.2019 tarihinde tekrar güvenlik sorumlusu görevine getirildiğini, ancak hak ettiği ücretin ödenmediğini, özel güvenlik personeli ücreti ödendiğinden tüm alacak kalemlerinin eksik hesaplandığını ileri sürerek fark ücret, ikramiye, ilave tediye, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile ayrımcılık tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, kısmi ya da belirsiz alacak davası açma şartlarının sağlanmadığını, davacının kadroya geçmeden önceki alacaklarından davalının sorumlu olmadığını, kadroya geçtikten sonra da alacaklarının tam olarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 14. İş Mahkemesinin 17.10.2023 tarihli kararı ile; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının ödenmeyen ücret, ikramiye, ilave tediye ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının olduğu, fazla çalışma ve ayrımcılık tazminatına ilişkin taleplerin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli kararı ile; davacının davalı nezdinde güvenlik görevlisi olarak 19.01.2013-31.03.2018 tarihleri arasında alt işverenler yanında, 01.04.2018 tarihinde ise kadroya geçerek çalıştığı, davacı ile davalı arasında yapılan iş sözleşmesinde ücretin düzenlendiği, buna göre davacının asgari ücretin %35 fazlası ücretle kadroya geçmeyi kabul ettiği ve davacının ücretinin gerekli zamlar da yapılarak ödendiği, davacının alacağının bulunmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının kadroya geçtiği tarihte asgari ücretin %50 fazlası üzerinden ücreti tespit edilerek fark ücret, ikramiye, ilave tediye ile ulusal bayram ve genel tatil çalışma alacağı hesaplanmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında kurulan hükümde davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.05.2025 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek dosya kapsamından davacının 19.01.2013-31.03.2018 tarihleri arasında alt işverenlerde "özel güvenlik (silahsız) hizmeti alımına ait sözleşme" kapsamında çalıştığı, hizmet alım sözleşmesine göre güvenlik şeflerinin ücretlerinin "%50 zamlı brüt asgari ücret + yemek +yol", güvenlik görevlilerinin ücretlerinin de "%35 zamlı brüt asgari ücret + yol +yemek" şeklinde düzenlendiği, 01.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçen davacının 23.07.2018 tarihinde ön lisans diplomasını aldığı, dosyada mevcut belgelere ve tanık anlatımlarına göre davacının, 23.07.2018 tarihinden itibaren fiilen güvenlik şefi olarak çalıştığı ve ön lisans diplomasını aldıktan sonra fiilen yaptığı işin, kadroya geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetler kapsamında olduğu, davacının kadroya güvenlik şefi pozisyonunda geçirilmemiş olmasıyla birlikte fiilen sözü edilen pozisyonda çalıştırıldığı süre için davacıya yaptığı fiilî çalışmasının karşılığı olan ücretin ödenmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararına uyulduğuna karar verildiği belirtilerek davacının ödenmeyen fark ücret, ikramiye, ilave tediye ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu, ayrımcılık tazminatı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bozma kararında belirtildiği üzere davacının kadroya güvenlik şefi pozisyonunda geçirilmediğini, fiilen sözü edilen pozisyon çalıştırıldığı sürenin esas alınması gerektiğini,
2. Davacının lisans diplomasını 08.06.2021 tarihinde aldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, rapora karşı yapılan itirazların dikkate alınmadığını,
3. Davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını,
4. Müvekkilinin davaya konu alacaklardan sorumluğunun bulunmadığını, ihale makamı olduğunu,
5. İşveren firmalara husumet yöneltilmesi gerektiğini, taraf teşkilinin sağlanmadığını,
6. Farazi, menfaat birliği içinde olan ve çelişkili tanık beyanlarına göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu,
7. Davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını,
8. Islah işleminin usulüne uygun yapılmadığını,
9. Kısmi ve belirsiz alacak davası açma şartlarının oluşmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının yaptığı iş ve ücretinin tespiti ile davaya konu alacakların hesaplanmasına ilişkindir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, mahkeme yönünden; bozma kararında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, kararda açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama usuli kazanılmış hak olarak adlandırılır (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Bu hukuki kurum mahkemeye; hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esaslar ve yerine getirilmesi istenilen hususlar kapsamında, yargılama usulünün, davanın sürüncemede kalmaması ve en az maliyetle bir an önce bitirilmesi amacına yönelik usul ekonomisi ilkesi çerçevesindeki hükümleri ışığında, uyulan bozma kararı gereğinin yerine tam olarak getirilmemesi gerekçesiyle ikinci kez bozulmasına sebebiyet vermeyecek şekilde, özenle işlem yapmak ve hüküm kurmak zorunluluğunu getirir.
Somut uyuşmazlıkta; Bölge Adliye Mahkemesince Dairemizin bozma kararına uyulmasına karar verilmiş olmasına karşın bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Dairemizin 08.10.2025 tarihli kararında; dosya kapsamından 01.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçen davacının kadroya güvenlik şefi pozisyonunda alınmadığı, ancak 23.07.2018 tarihinde ön lisans diplomasını aldığı, dosyadaki belgeler ve tanık anlatımları uyarınca 23.07.2018 tarihinden itibaren fiilen güvenlik şefi olarak çalıştırıldığı ve bu tarihten itibaren fiilî çalışmasının karşılığı olan ücretin ödenmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının kadroya geçiş tarihi olan 01.04.2018'den itibaren güvenlik şefi pozisyonunda çalıştığı kabul edilerek bu tarihten itibaren hesaplama yapılmıştır.
Bozma kararının gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup tekrar bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.