İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf kararı: Açık hava reklamcılığı firmasının belediye ile yıllarca sözleşmeli işlettiği reklamlı otobüs durağı ekipmanının yol yapım çalışması sırasında haksız fiil sonucu hasarlandırılıp sökülmesiyle ilgili tazminat davası talebi.
Özet: Açık hava reklamcılığı sektöründe faaliyet gösteren davacı şirket, belediyelerle yaptığı anlaşmalar çerçevesinde kurup mülkiyetini elinde bulundurduğu otobüs durağı gibi reklam ekipmanlarının, davalı yüklenici tarafından yapılan yol çalışmaları sırasında kendisinden izinsiz ve bilgi verilmeksizin tahrip edilip kullanılamaz hale getirilmesi sonucu uğradığı zararın tazmin edilmesi talebiyle dava açmıştır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :2026/2652
KARAR NO :2026/3832
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET
TARİHİ:13/05/2026
NUMARASI:2023/164 Esas - 2026/454 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin açık hava reklamcılığı sektörünün dünyaca ünlü şirketlerinden ... Şirketler Grubunun bir üyesi olduğunu, müvekkili şirketin üyesi olduğu ... şirketi dünyanın onlarca ülkesinde ve yüzlerce büyükşehir ile hava alanlarında faaliyet halinde olan, ülkemizde de İstanbul başta olmak üzere Konya, Aydın, Muğla, Manisa gibi büyükşehirler ile pek çok Önemli ilçelerinde çalışmalarını sürdürdüğünü, müvekkili şirketin, şehirlere modern dizayn ile Belediye Duraklarını şehrin yapısına uygun, insanların daha rahat kullanımına hazırlarken, bedelsiz olarak verdiği bu hizmet karşılığında aynı durakların bazı alanları ile şehirle bütünleşmiş reklam ürünleri ile 3. kişilere reklam ekipmanlarının kiralanması hizmeti sunduğunu, bu reklam ekipmanların tasarım ve üretiminin grup şirketlerine ait olduğunu, müvekkilinin 3. kişilere kiralama hizmeti sunduğu bu reklam ekipmanlarının yerleşim bölgelerine kurulduğunu, kuruldukları bu alanların özel hukuk kişilerine ait yerler olabileceği gibi kamu alanları da olabildiğini, kamu alanlarının, ilgili idarelerce tahsis edildiğini, bu amaçla ihaleler açıldığını ve kazananlarla sözleşmelerin akdedildiğini, böylece ihalede gösterilen süre boyunca bahse konu reklam alanları üzerine kurulacak ekipmanlar ile 3. kişilere kiralama hizmeti verilerek elde edilen gelirden yine ihale şartnamesinde belirtilen muhammen aylık işletme bedelinin idareye ödendiğini, bu kapsamda, ...Belediyesi'nin, ... sınırları dahilindeki ışıklandırmalı otobüs duraklarına ikiyüzlü reklam vitrini konulması ve işletilmesi, üzerine acil yardım isteme göstergesi yer alan tam otomatik şehir tuvaletleri konulması,ışıklandırmalı ilan ve reklam vitrinleri yapılması ve işletilmesi, ışıklandırmalı ilan kuleleri yapılması ve işletilmesi ile tüm otobüs duraklarının yapılması ve yenilenmesi, isimlerinin yazılması, şehrin ihtiyaç duyulan noktalarına (yerlerine) ışıklandırmalı şehir enformasyon vitrinleri konulması ve işletilmesi, ana caddelere isim levhaları konulması hususlarında ihale yapılmasına karar verdiğini, ...Belediyesi tarafından alınan karar neticesinde 1997 yılında yapılan ihalede müvekkilinin en yüksek teklifi vererek 10 yıl boyunca bahse konu yerlerin işletilmesini üstlendiğini, ancak işleticinin bu şartname ve ihaleden sonra yapılacak sözleşme şartlarına, Belediyenin kusuru dışında, tam olarak uyması halinde işletme süresinin 20 yıla kadar uzatılacak olup, bu sürenin 20 yılı aşmayacağını, buna göre, işin başlangıcının 30.08.1995 tarihi olup 10 yıllık süre 30.08.2005 tarihinde sona ermiş ancak 12.08.2005 tarihinde yapılan ek protokol ile işletme süresinin, 30.08.2005 tarihinden itibaren 10 yıl daha uzatıldığını, toplamda 20 yıllık işletme süresinin 30.08.2015 tarihi itibariyle sona erdiğini ancak bu tarihten sonra İstanbul'da yeni ihalenin yapılamamış olması sebebiyle müvekkili şirket ecrimisil bedeli ödemek suretiyle bahse konu yerleri işletmeye devam ettiğini, 10.04.1997 Tarih ve ... sayılı işletme kontratosunun özel şartlar bölümünün 7. Maddesinde işletilenlerin ve kurulan diğer tesislerin kime ait olduğu hususunun gösterildiğini, ...Belediyesi ile müvekkili şirket arasındaki 10.04.1997 tarihinde yapılan işletme kontratosu gereğince, müvekkile ait ... Cad. Bakırköy yönünde (İstanbul Hastanesi sahil durağı) bulunan ... no'lu durak, yol çalışması yapılması sırasında bilinçli olarak hasarlandırıldığını ve daha sonra söküp atılarak kullanılamaz hale getirildiğini, bahse konu yerin ... Projesinin yapıldığı yer olup yaptıkları araştırmalar neticesinde, durağın bulunduğu yerdeki yol genişletme ve yapımı çalışmalarının davalı .... A.Ş. tarafından yürütüldüğünün tespit edildiğini, bunun üzerine, davalılardan .... A.Ş.'ye Beşiktaş ... Noterliğinin 17.02.2017 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek, müvekkili şirkete ait durağın bilgileri olmaksızın bulunduğu yerden bilinçli olarak hasarlandırılıp söküldüğünü, sökülme işleminin tam olarak sökülme olmayıp araç ile yerinden koparılma şeklinde olduğu ve bu sırada tamamen tahrip edilerek kullanılamaz hale getirildiğini, bu sebeple de müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın ödenmesi hususunun ihtar edildiğini, bununla birlikte, davalılar tarafından yapılacak çalışma sebebiyle durağın kaldırılması hususunun ne müvekkilinden ne de Belediye'den talep edilmediğini, davalılar tarafından bu yönde bir talepte bulunulmaksızın hatta haber veya bilgi verilmeksizin dava konusu durağın sökülerek kırıldığını ve müvekkili şirketin böylelikle zarara uğratıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları ile sair talep ve dava haklarımız saklı kalmak üzere davanın kabulüne, dava konusu durağa verilen zarar ile bu durağın kullanılamayacak hale getirilmesi sebebiyle belirsiz alacak olarak 10.000TL müvekkilinin yoksun kaldığı reklam gelirinin haksız fiil tarihinden (16.12.2016) itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Davanın yer itibarıyla yetkisiz olan Mahkememizde açıldığını, davacının talebini haksız fiile dayandırdığını, haksız fiilin meydana geldiği yerin İstanbul Fatih İlçesi dahilinde olup yer itibarıyla yetkili olan Mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı iddialarının muhatabının müvekkili şirket olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği sözleşme ve sair deliller nazara alındığında muhatabın ...Beledİyesi olduğunu, davanın müvekkili davalı şirket bakımından husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının ... ile olan sözleşmesinin feshedilmiş olduğunun bilindiğini, ... inşaatı süreci nazara alındığında davacının taleplerinde tarih bakımından belirsizlik bulunduğunu, bu sebeple davanın zamanaşımı yönünden de reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın müvekkili davalı şirketten, Beşiktaş ...Noterliği'nin 17.02.2017 tarihli, ... Yev. No.lu ihtarnamesi ile "durak maliyeti ile yoksun kalınan reklam gelirine ve zararına dair 20.000,00 TL talepte bulunduğunu, işbu davayı 10.000,00 TL. harca esas değer üzerinden açtığını sonuç ve istem kısmında ise bedel belirtmediğini, davacı taleplerinin bu yönden de usul ve esas bakımından yasaya aykırı olup, dava dilekçesinin ve davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın, dava konusunda müvekkilinin davalı şirketin ortağı bulunduğu .... A Ş. ve .... Adi Ortaklığı İşletmesine ihtarname keşide etmesine rağmen, davayı Adi Ortaklığın ortaklarından olan müvekkili şirkete karşı açtığını, adi ortaklıkta husumetin ortaklara ayrı ayrı yöneltilmesinin usul ve yasa gereği olduğunu, İşbu davada, .... şirketinin davalı olarak yer almadığını, layda müvekkilim şirketin haksız fiil sebebi ile herhangi bir borcu bulunmadığı gibi temerrüdünün de söz konusu olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesindeki "... Cad. Bakırköy yönünde bulunan ... no.lu durak, yol çalışması yapılması sırasında bilinçli olarak hasarlandırılmış ve daha sonra söküp atılarak kullanılamaz hale getirilmiştir." şeklindeki beyan ve iddiası gerçek durumu yansıtmadığını, adı geçen durağın yeri ... Tünelinin inşası için Ulaştırma Bakanlığına Bağlı Alt Yapı Yatırımları Genel Müdürlüğü'nden yer teslimi ile almış oldukları şantiye alanının içerisinde kaldığını, durağın,müvekkilinin ortaklığını yüklendiği işlerin yapıldığı alanda, yol güzergahı üzerinde kaldığını, işlerin yürütülmesi bakımından durağın kaldırılmasının zaruri bir işlem olduğunu, durağın kurulu bulunduğu yerin imar planlarında ve Kısmi Yer Teslim Tutanaklarında şantiye ve çalışma alanlarının sınırları içerisinde kaldığını, sözleşme hükümlerince, işveren idarenin şantiye ve çalışma alanlarındaki faaliyetleri engelleyecek herhangi bir engelden ari olarak yer teslim etme sorumluluğun bulunmadığını, davacının taleplerinin, yok hükmünde bir yer ile ilgili olup, hukuken nazara alınmasının mümkün olmadığını, ayrıca uzun yıllar kullanılmayan ve harap bir şekilde kalan, ayrıca şantiye alanı içerisinde durak olarak kullanılmasının da fiilen mümkün olmayan bir durakla ilgili olarak, davacı tarafın ileri sürdüğü tazminat ve sair maddi taleplerinin hukuken ve mantıken de izahının mümkün olmadığını, durağı kaldıranın da müvekkili davalı şirket olmadığını, ayrıca, durağın bulunduğu bölgede çalışma yapan firmanın alt yüklenicileri diğer davalı .... Şti. olup, durağın bu firma tarafından zorunlu olarak kaldırıldığını, dava konusu olan İETT durağının ...'ye ait olduğunu, davacı tarafın da dava dilekçesinde "Toplamda 20 yıllık işletme süresinin 30.08.2015 tarihi itibarıyla sona erdiğini, ecrimisil bedeli ödemek suretiyle bahse konu yerleri işletmeye devam ettiğini" beyan ettiğini, bu sebeple, davacı .... A.Ş.nin, müvekkili şirketten dava konusu bu kabil bir talepte bulunmasının hukuken izahının mümkün olmadığını belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı .... Şti. Vekili cevap dilekçesinde; Davalı müvekkili ile diğer davalı ... Şti. arasında imzaladıkları 01.09.2014 tarihli "alt yüklenicilik" sözleşmesi gereğince, "İstanbul Boğazı karayolu Tüp Geçişi Projesi Kapsamında Yenikapı Kavşağı Bölgesinde ... Atıksu, Şehir suyu, Yağmur suyu Deşarjı ve Deplase İşleri"ni yapma işini üstlendiğini, bahsi geçen sözleşmede "işveren" sıfatını taşıyan diğer davalı ....Şti., sözleşme konusu işlerin yapılacağı alanı ... Belediye Başkanlığı'ndan teslim aldığını, bu proje kapsamında yapılacak işlere dair tüm alanın etrafının çevrildiğini, giriş ve çıkış kısımlarına güvenlik personeli yerleştirilerek, hem işyerinin hem de 3.şahısların güvenliği gereği söz konusu alanın kamuya kapatıldığını, müvekkil şirketin, bahsi geçen sözleşme gereği yapacağı işlerin gereği olarak iş makinaları ve uzman personeli ile faaliyetlerini sürdürdüklerini, davacı tarafından, tarafımızca "bilinçli olarak hasarlandırıldığı" iddia edilen durağın ilgili idarece ya da diğer davalı şirketçe yerinden sökülmediği gibi, "sökülmesi" ya da "muhafaza altına alınmasının" da taraflarınca talep edilmediğini, belediyece diğer davalıya yer teslimi yapılması esnasında etrafı çevrilerek kamuya kapalı hale getirilen alanda kalan bu durağın, sözleşmede belirtilen işlerin sona ermesine müteakip ve proje gereği eski yerinde durmayacağı gibi, bir başka alana da taşınmasının söz konusu olmadığını, bahsi geçen durağın bulunduğu yolun da proje gereği değiştirilmiş olup, bu durağın artık yol olmayan bir alanda muhafaza edilmesinin söz konusu olamayacağını, müvekkili şirketin, kendisine sözleşme gereği teslim edilen alanda, sözleşme şartlarına ve diğer yasal mevzuata uygun bir şekilde işlerini layıkıyla tamamlayarak teslim ettiğini, Belediyece, ...'nca ya da diğer davalı şirketçe hiçbir kayıt ve uyarıda bulunmaksızın taraflarına teslim edilen alanda, söz konusu durağın akıbetinin ve uğradığı hasarın sorumluluğunun taraflarına izafesinin hukuka da, bağlı olunan sözleşmeye de, hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunan ... A.Ş. Tarafından gönderilen beyan dilekçesinde; ... İnşaatı için düzenlemiş ... no’lu ... poliçesindeki muafiyet klozu gereğince, işbu dava konusu talebin muafiyet altında kaldığının tespit edildiğini, şirketlerinin dava konusu talep sebebiyle sorumluluğunun bulunmadığını, işbu zarar sebebiyle sorumluluklarının olmadığını ve herhangi bir ödeme yapılmayacağını belirterek ihbar edilen sıfatına sahip olduğundan dava sebebi ile müvekkil şirket aleyhine hüküm kurulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunan ... vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde; Davacı .... A.Ş. vekili tarafından, ... projesi kapsamında kalan yol genişletme ve yapımı çalışmaları sırasında ... Caddesi Bakırköy yönünde (İstanbul Hastanesi sahil durağı) bulunan ... no'lu durağın bulunduğu alandan şirketin bilgisi olmaksızın sökülerek kaldırılması neticesinde hasarlandırılması ve kullanılamaz hale getirilmesi sebebiyle, durağa verilen zarar ile müvekkilinin yoksun kaldığı reklam gelirinin haksız fiil tarihinden (16.12.2016) itibaren işleyecek yasal faizi birlikte tahsili amacıyla ... müteahhidi .... AŞ ile alt yüklenici .... Şti. aleyhine açılan iş bu davada, 24,05.2018 tarihli mahkeme ara kararı ile davanın Belediyelerine ihbarına karar verildiğini, müvekkili idarenin dava konusu olayda sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili Belediye ile .... Şti. arasında 10.04.1997 tarih ve ... sayılı işletme kontratosunun imzalanmış olup sözleşme sûresi sonunda İstanbul ... Noterliğinden onaylı 12.08.2005 tarih ve ... sayılı Ek 1 Nolu Protokol ile İşletme süresi 30.08.2005 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile uzatıldığını, söz konusu sözleşmenin süresinin sona erdikten sonra sözleşme konusu yerlerde 01.09.2015 tarihi itibari ile .... AŞ. adına ecrimisil işlem dosyası oluşturulmuş olup oluşturulan ecrimisil dosyasının 27.09.2017 tarihinde sonlandırıldığını, bu davanın sonucunun müvekkil Belediye ile bir ilgisi bulunmadığından ihbar talebini kabul etmediklerini belirterek ihbar talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Davacı ile ...belediyesi arasında yapılan anlaşma gereği İstanbul sınırları dahilindeki ışıklandırmalı otobüs duraklarının işletilmesine dair anlaşma sağlandığı bu kapsamda ... Cad. Bakırköy yönünde İstanbul Hastanesi sahil durağı bulunan ... nolu durağın kullanılamaz hale geldiği daha sonra yerinden söküldüğüne bu sebeple durağa verilen zarar ile yoksun kalınan reklam gelirinin haksız fiil hükümleri kapsamında tazminine ilişkin olduğu, söz konusu durağın davalılara ait şantiyesinin önünde bulunduğu, durağın şantiyenin önünde bulunduğu hususunda ihtilafın bulunmadığı, durağın davalı şirketler tarafından yol yapım sırasında zarar verilip verilmediği hususunda toplandığı, bilindiği üzere haksız fiilin unsurlarının TBK da düzenlendiği buna göre, fiil, hukuka aykırılık, zarar ve illiyet bağı olduğu, bu kapsamda dinlenen tanık ...'ın beyanına göre saha şefi olarak görev yaptığını yol çalışması sırasında şirketin durağı yıkmadığını beyan ettiği, davalı şirketin durağı yıktığına dair güvenlik kamera kaydı gibi bir somut delilin olmadığı gibi davalıların otobüs durağına yıktığına dair herhangi bir ceza soruşturması bulunmadığı, sadece davalılara ait şantiyenin orada bulunması, davalıların otobüs durağını yıktığı sonucuna varılamayacağı anlaşıldığından davacı tarafından davalıların otobüs durağına zarar verdiğini ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı .... A.Ş. Vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde durağın Davalı .... Şti. Tarafından kaldırıldığını, davalı .... Şti.nin ... tarafından kaldırıldığı beyanının ikrar olup tanık beyanına göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, açık hava reklamının yapıldığı durağın ... çalışmaları sırasında kaldırılarak kendilerinin ticari kayba uğramasından dolayı davalıların sorumlu olduğundan davanın reddine dair kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Dairemizin 2021/1521 esas, 2023/510 karar sayılı ilamında; "...Somut uyuşmazlıkta; tarafların yüklenici ve alt yüklenici olarak ... tünelinin yapımı için dava konusu durağı kaldırdıkları yüklenici Davalı .... A.Ş. cevap dilekçesinde beyan edilmesine göre mahkemece alanında uzman bilirkişiler tarafından davalıların kusur durumlarının tespiti ve sonucuna göre varsa davacının yoksun kaldığı reklam gelirinin hesaplanması yerine davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf istemi yerindedir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına..." karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Bam kararı doğrultusunda Mahkememizce dosyası reklam alanında uzman bilirkişi ve kusur yönüyle inşaat mühendisi bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek 02/04/2025 tarihli bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez 02/04/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; otobüs durak reklam panolarında tek yön yayınlanan reklamlar için haftalık ortalama dava tarihi itibarıyla 200,00TL'nin piyasa şartlarına göre uygun olabileceğinin mahkememizin takdirlerine sunulduğu,davada yoksun kalınan reklam gelirleri haksız fiil 16.12.2016 tarihinden itibaren talep edildiği, haksız fiil 16.12.2016 tarihi ile 04.04.2017 dava tarihi arasındaki süre 3 ay 18 gün olup, bu sürede takribi 14 haftaya tekabül ettiği, davacı şirketin tek yön reklam kaybı geliri: 200,00TL/haftla x 14 hafta:......2.800,00TL olduğu, davacı şirketin İETT otobüs durak ve tek yön reklam gelir kaybı toplamı (24.500,00TL+ 2.800,00TL) = 27.300,00 TL olarak hesap ve takdir edilebileceği görüş ve kanaatlerine varıldığı bildirildiği, davacı kira sözleşmesine incelenmesinde sadece otobüs durağının kiralanmasına ilişkin olduğu, davalıların otobüs durağının ortadan kaldırılmasında yüzde yüz kusurlu oldukları, davacı tarafça ekstra birşeyler yapmadığı, otobüs duraklarının maliki İETT olduğu davacının otobüs durağı bedeline talep edemeyeceği sadece 3 ay 18 gün kira bedelini isteyebileceğinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın kısmen kabulüne,
2-2.800,00 TL'nin 22/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3-Fazlaya dair taleplerin reddine,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 170,78 TL peşin harç 750,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 920,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 188,78 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 31,40 TL başvurma harcı ile 732,00 TL peşin harç olmak üzere toplam 763,40 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 10.000,00 TL bilirkişi gideri ile tebligat ve müzekkere gideri 1.027,55 TL olmak üzere toplam 11.027,55 TL yargılama giderinin red/kabul oranına göre 605,43 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı .... A.Ş. Vekilince yapılan 150,00 TL yargılama giderinin red/kabul oranına göre 141,76 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı .... Şti. Tarafından yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Hüküm tarihindeki tarife gereğince kabul edilen dava yönünden 2.800,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
10-Hüküm tarihindeki tarife gereğince reddedilen dava yönünden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde;Davalıların %100 kusurlu olduğunu, yerel mahkemenin "durağın maliki iett’dir" gerekçesiyle fiili zararı reddetmesi ve gelir kaybını kısmen kabul etmesinin usul ve yasaya aykırı ve mahkemenin davalıların %100 kusurlu olduğu tespitine de açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda zarar tazminatı ve reklam gelir kaybı hesabı yapıldığını ancak bilirkişi raporuyla sabit olan 24.500,00 TL fiili zarar ve 27.300,00 TL reklam gelir kaybı ortadayken, yerel mahkemenin bu raporu göz ardı ederek yalnızca 2.800,00 TL üzerinden hüküm kurması usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, mahkemece faizin haksız fiil tarihi olan 16.12.2016 yerine belirsiz bir tarihten itibaren başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre; İspat yükü kendisine düşen davacının, dava konusu eylem sebebiyle maddi zarara uğradığı iddiasını ispat ettiği, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen tespitlere göre; ... ile davacı şirket arasında 10.04.2017 tarihli yapılan işletme sözleşmesi gereğince, Bakırköy yönünde bulunan ... Caddesi üzerinde ... no.lu (İstanbul Hastane sahil) durağının davalıların ... yapımı sırasında zarar vermesi sebebiyle Davacı şirketin İETT otobüs durak ve tek yön reklam gelir kaybı toplamının (24.500,00TL * 2.800,00TL olarak 27.300,00 TL hesaplandığı, davacının belediyeye vermiş olduğu durakların yapılma hizmeti karşılığı bu duraklardaki reklam panolarının gelirlerinin davacı tarafından tahsili ile ilgili bir anlaşma sağlandığı, ancak sonrasında durağın yıkılmasından ve duraklardaki reklam panolarında yayınlanan reklamların zamanından önce sonlandırılmasından dolayı davacının gelir kaybına uğramış olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi sebebiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davanın kısmen kabulüne, 27.300,00 TL'nin haksız fiil tarihi olan 16/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; (Kapatılan) İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/164 Esas 2026/454 Karar sayılı 13/05/2026 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda;
2-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 27.300,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 16/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
3/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.864,86 TL nispi karar ve ilam harcının peşin yatırılan (170,78 peşin harç + 750,00 TL tamamlama harcı) 920,78 TL'nin mahsubuyla bakiye 944,08 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3/b-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç, 750,00 TL tamamlama harcı, 109,00 TL vekalet harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 1.027,55 TL olmak üzere toplam 12.088,73 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre 6.371,09 TL'sinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
3/c-Davalı ... Şirketi tarafça yapılan 43,00 TL vekalet harcı ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 242,40 TL olmak üzere toplam 285,40 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre 134,99 TL'sinin davacıdan tahsiliyle işbu davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
3/d-Davalı ... Şirketi tarafça yapılan 7,80 TL vekalet harcı yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre 3,69 TL'sinin davacıdan tahsiliyle işbu davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,
3/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(1-2). maddelerine göre kabul edilen tazminat yönünden 27.300,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
3/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(2). maddesine göre reddedilen tazminat yönünden 24.500,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine,
4- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
4/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 1.103,25 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 3.105,25 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/09/2026