İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde, şirket çalışanının sahte imza ve talimatlarla bankadan çektiği krediler ve zimmetine geçirdiği paralar nedeniyle bankanın sorumluluğunun tartışıldığı tazminat davasının istinaf incelemesi.
Özet: Bir şirket, eski muhasebe müdürünün sahte imzalar ve talimatlarla kendi bilgisi ve onayı dışında bankadan kredi çekerek şirketi zarara uğrattığını iddia ederek, bankanın gerekli prosedürlere uymama, imza doğrulama ve onay alma yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle oluşan zararlarının tazminini talep ederken; davalı banka, söz konusu kredilerin şirket yetkililerinin imzalı talimatlarıyla kullandırıldığını, imza sirkülerinin yetkiyi gösterdiğini ve büyük bir ticari işletme olan davacının muhasebe kayıtlarından bu durumu fark etmemesinin mümkün olmadığını savunmaktadır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2024/130 KARAR NO : 2026/1298T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 02.11.2023NUMARASI : 2022/1275 E. - 2023/793 K.DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 10.09.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 10.09.2026 Muğla 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.11.2023 tarih 2022/1275 E. - 2023/793 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, Müvekkilinin Beyoğlu 28. Noterliği'nin 17.03.2022 tarih ve 02641 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirketin bilgi ve onayı dışında, sahte imzalar ve talimatlarla tahsis edilen krediler ve nakit ödemeler nedeniyle uğramış olduğu zararların davalı banka tarafından tazminini talep ettiğini, müvekkilinin davalı bankanın kusurlu ve basiretsiz eylemleri nedeniyle zarara uğradığını, müvekkil davalı Banka ile birlikte diğer bankalarla genel kredi sözleşmesi imzaladığını, 30.09.2021 tarihinde Müvekkil Şirket'in .... Bankası'ndan ve diğer bankalardan kullanmış olduğu krediler - nedeniyle 12.597.000,00 TL borcu olduğunu öğrendiklerini, Şirketin o dönem muhasebe müdürü olarak görev yapmakta olan ... .. toplantıya çağrıldığını ve kendisi kredi borcunun o kadar olmadığını, bu durumu daha sonra açıklayacağını beyan ettiğini, sonrasında bu durumla ilgili olarak ....'ndan savunma istendiğini ve savunmasında şirket adını kullanarak, şirketin onayı ve bilgisi dışında krediler çektiğini itiraf ettiğini, şirket çalışanı SMMM ....'nun savunması alındıktan sonra şirket içinde kapsamlı araştırmalar yapıldığını, davalı Banka'nın kredi başvurulan, kredi talimatları, internet bankacılığı talimatları, kullanıcı talimatları, hesaptan para çekme talimatları için gereken prosedürlere uymadanmasından bu kişi tarafından sahte imza, sahte talimatlarla, müvekkil şirketin bilgisine başvurulmadan, şirketten onay ve teyit alınmadan, kredilerin çekildiği, bankacılık işlemlerinin sadece bu çalışan üzerinden yürütüldüğü, çalışanın çok ciddi tutarlarda krediler çekerek şirketi borç altına soktuğu, sahte talimatlarla paralar çekerek zimmetine para geçirdiği, tüm bu işlemlerini şirketten gizlemek için ticari defterleri de manipüle ettiği, çekilen ve zimmetine geçirilen tutarları gizlemek ve şirketin parasının hala şirkette olduğunu göstermek için davalı banka ya da çalışanları ile birlikte hareket ederek sahte evraklarla birçok kredi çektiğinin tespit edildiğini, ....'nun savunmasında belirttikleri haricinde sahte imza ile birçok kredi çektiği, Davalı Banka yetkililerinin kredi sözleşmesi için herhangi bir kontrol yapmadığı hatta talimat metinlerinin ve imzalı hallerinin tarafına gönderilmesine rağmen, asılları dahi temin edilmeden kredi işlemlerini yürüttüğünü, davalı bankanın bu talimatlar sonrasında herhangi bir şekilde müvekkil şirkete ve yetkililere dönüş yapmadığını, onay ve teyit almadığını, bazı kredi ve ödeme talimatlarında ise ıslak imzanın hiç kullanılmadığını , bazı talimatların boş olarak gönderildiğini sonradan doldurulduğunu ve 3. kişilere Müvekkil Şirket'in izin ve onayı dışında para aktarıldığını, müvekkilinin kredi ihtiyacı olmamasına rağmen Davalı Banka'dan sahte imzalarla sürekli krediler kullandırıldığının anlaşıldığını, müvekkilinin zararının ve bu zarardan davalı bankanın ne oran ve tutarda olduğunun tespiti halinde dava değeri arttırılması haklan saklı kalmak kaydıyla; davalı bankanın eylemleri nedeniyle HMK.107 uyarınca 20.000 TL müvekkilinin uğramış olduğu zararın, zarar tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacı firma tarafından Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/8102 E. sayılı dosyasından suç duyurusunda bulunulmuş olup, söz konusu Savıcılık dosyasından adli bilirkişi raporu ile müvekkil bankadan kullandırılan kredilerin listesi ve kredilere ilişkin firma yetkililerinin talimatının alınıp alınmadığının açıklandığını, davacı şirketin Muğla 3. Noterliği 26/10/2018 tarihli 19334 Yev. No'lu belgesiyle düzenlenen şirket imza sirkülerinde belirtildiği üzere .... ve ....'ın 26/10/2018 tarihinden 25/10/2021 tarihleri arasında münferiden imza yetkisine sahip olduğu belirtilmiş olup, firma yetkililerinden müvekkil Bankadan 23/09/2016 tarihi ile 04/06/2021 tarihleri arasında yirmi farklı kredide de onay ve talimat alındığı tespit edildiğini, bu husus banka kayıtlarıyla da sabit olduğunu, davacı şirket anonim şirket statüsünde büyük çaplı hacimde işler ile ticaret hayatında ver almakta olup, muhasebe kayıtlarında kullandırılan kredilere farketmeme ihtimalinin olmadığını, davacı, kendi basiretsizliği sebebiyle müvekkili bankaya kusur izafe etmeye çalıştığını, müvekkil banka kredi sağlayıcı kurum statüsünde olup, davacının belirttiği gibi usulüne uygun kredi kullanımından sonra paraların nerede kullanıldığı aktarımın ne şekilde yapıldığını takip etme yükümlülüğünde ve sorumluluğunda olmadığını, davacı şirket, müvekkili bankanın güven kurumu niteliği olması sebebiyle hafif kusurundan dahi sorumluluğunun bulunduğunu iddia etmişse de, somut olayda zarara konu iddia edildiği krediler sahtecilik ve dolandırıcılık eylemleriyle gerçekleşmediğini, müvekkil bankanın alması gereken bir güvenlik önlemi varken almamasından kaynaklı bir zarar söz konusu olmadığını, haksız fiilden kaynaklı tazminatın oluşabilmesi için kusur şartı gerçekleşmesi gerekirken somut olayda müvekkil Bankanın kusuru olarak bir durum söz konusu olmadığını, müvekkil bankanın usule uygun talimat ve onaylarla kredi kullandırmış olması, davacı şirketin basiretli tacir olarak davranmaması, mevcut deliller ışığında müvekkili bankaya kusur izafe edilememesi sebepleriyle davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 09/10/2023 tarihli bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda bütün işlemlerin ayrıntılı olarak incelendiği, kredi işlemlerinin firma kaşesi üzerine imzalı talimatı ile yapıldığı, para çekme işlemlerinin firma talimatı ve internet bankacılığı üzerinden yapıldığı, yapılan işlemlere dayanak olan talimat belgesinin bulunduğu, davalı banka tarafından davacı şirketten bu işlemler sırasında teyit alındığı, çekilen kredi ve paraların şirket hesabına geçtiği, krediler ya da çekilen paraların şirket hesabına geçtikten sonra bunların dava dışı .... hesabına gönderildiğine dair herhangi bir işlem kaydına rastlanmadığı, şirket kredi işlemlerinin şirket kaşesi üzerine yetkilileri .... imzalı olduğu, kredilerin kullandırım talimatı işlemleri dışındaki işlemlerin internet bankacılığı üzerinden işlem yapılmak suretiyle işlemlerin yürütüldüğü, davacı şirketin bu işlemler nedeni ile herhangi bir zarara uğradığına ilişkin somut bir veriye rastlanılmadığının belirtildiği, buna göre her ne kadar dava dışı şahıs tarafından şirket adına usulsüz krediler ne nakitler kullanıldığından bahisle iş bu dava açılmış ise de yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, işlemlerin usulüne uygun olduğu, çekilen para ve kredilerin şirket hesabına aktarıldığı ve dava dışı şahsın hesabına para akışına dair herhangi bir kaydın olmadığı belirtildiğinden davacı tarafın oluşan zararı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, bankaların kendilerine duyulan görevi boşa çıkarmamaları gerektiğini, müvekkili şirketin tüm finansal işlemlerin onay ve kontrolünde yürütülmesi amacıyla bankacılık işlemleri dışında herhangi bir kişiye vekalet vermediğini, davalı bankanın hiçbir işlemi yazılı ya da sözlü olarak müvekkil şirkete bildirmeksizin bilgisi dışında birden fazla 33 adet krediyi diğerlerinin kapanmasını dahi beklemeden tahsis ettiğini, belirtilen borçlandırmalar yapılırken yazılı, sözlü veya elektronik hiçbir yolla şirket yetkililerini haberdar etmediğini, bu kredilerin bir kısmı ödenirken hep talimat ile yetkilendirilen çalışan tarafından paranın yatırılıyor olmasından dahi şüphelenmediğini, kredinin hesaba aktarılması sonrasında şirket hesaplarından para çekme, havale, EFT ve diğer bankacılık işlemlerini basiretsiz davranarak bu şekilde bir yetkisi varmış gibi .... tarafından gerçekleştirilmesine izin verdiğinin görüldüğünü, davalı bankanın kredilerin birbirine çok yakın tarihlerde çekilmesi ve talimat ile işlem yapan bir çalışanın bu kadar kısa süren aralıklarla sürekli kredi çekmesinin hayatın olağan akışına uygun olmamasından şüphe duymayarak müvekkil şirket yetkililerine bilgi verilmemesi hususunda basiretli bir tacir gibi davranmadığını, dava konusu zararın meydana gelmesinde ağır kusuru bulunduğunu, müvekkili şirket adına fahiş miktarda ve müteaddit defa e-posta ekinde gönderilen word dosyası üzerine yazılan talimatın altına başka bir dosyadan kesilen kaşe ve imzanın yapıştırılması sonucunda hazırlanan metnin PDF formatında kaydedilmesiyle imzalı bir belge taranmış algısı yaratan ve orijinal olmadığı ilk bakışta dahi fark edilen kredi talimatları ile tahsis edilen kredilere ilişkin hiçbir zaman yazılı veya sözlü olarak bilgilendirme yapılmaması ve belirtilen kredilerin çekilmesinde müvekkil şirketin oluru, onayı ve iradesinin bulunmaması nedeniyle haksız ve yasaya aykırı olarak borçlanmasında davalı bankanın ağır kusuru ve sorumluluğu bulunduğunun yadsınamaz bir gerçek olduğunu, müvekkili şirketin davalı banka nezdindeki işlemlerin gerçekleştirilmesi için kendi çalışanı olan ....'na bankacılık işlemlerini gerçekleştirme yetkisi tanımadığını, bu durumda davalı bankanın .....'na geçerli bir para ya da kredi çekme yetkisi verilip verilmediği hususunda müvekkili şirketten teyit alarak sonucuna göre işlem yapması gerekirken, bu hususu yerine getirmeden sahte olarak düzenlenen para çekme talimatına dayanarak şirket çalışanının işlem yapmasına olanak tanıdığını, somut uyuşmazlıkta, yuvarlak şirket kaşesi üzerinde şirket yetkililerinden ....'ın ya da ...’ın sahte imzasını ihtiva eden resim, davalı bankaya gönderilen tüm talimatlara başka belgelerden kopyalanıp, yapıştırıldığını, gönderilen talimatlardaki imzalar incelendiğinde, imzanın kaşedeki logo üzerinden geçme noktaları, yuvarlak logonun dışına çıkış uzantıları, kaşedeki harflerin üzerinden geçiş yeri ve dönüş noktaları, imza çizgilerinin birleştiği yerin birebir aynı olduğunu, davalı bankaya gönderilen 710.000,00 TL kredi kullanımına dair 23.09.2016 tarihli, 70.000,00 TL kredi kullanımına dair 03.10.2016 tarihli, 40.000,00 TL kredi kullanımına dair 05.12.2016 tarihli, 60.000,00 TL kredi kullanımına dair 05.12.2016 tarihli, 400.000,00 TL kredi kullanımına dair 20.01.2017 tarihli, 200.000,00 TL kredi kullanımına dair 07.07.2017 tarihli, 200.000,00 TL kredi kullanımına dair 11.07.2017 tarihli, 1.100.000,00 TL kredi kullanımına dair 21.09.2017 tarihli, 400.000,00 TL kredi kullanımına dair 02.10.2017 tarihli, 271.000,00 TL kredi kullanımına dair 09.01.2018 tarihli, 120.000,00 TL kredi kullanımına dair 13.03.2018 tarihli, 325.000,00 TL kredi kullanımına dair 16.03.2018 tarihli ve 119.000,00 TL kredi kullanımına dair 12.10.2018 tarihli talimatlarda belirtilen imzanın birebir aynı şekilde kullanıldığını, yuvarlak şirket kaşesi üzerinde şirket yetkililerinden ....'ın sahte imzasını ihtiva eden resim, davalı bankaya gönderilen tüm talimatlara başka belgelerden kopyalanıp, yapıştırıldığını, gönderilen talimatlardaki imzalar incelendiğinde, imzanın kaşedeki logo üzerinden geçme noktaları, yuvarlak logonun dışına çıkış uzantıları, kaşedeki harflerin üzerinden geçiş yeri ve dönüş noktaları, imza çizgilerinin birleştiği yerin birebir aynı olduğunu, davalı bankaya gönderilen 300.000,00 TL kredi kullanımına dair 15.01.2019 tarihli, 300.000,00 TL kredi kullanımına dair 22.03.2019 tarihli, 100.000,00 TL kredi kullanımına dair 29.03.2019 tarihli, 200.000,00 TL kredi kullanımına dair 04.07.2019 tarihli, 250.000,00 TL kredi kullanımına dair 27.09.2019 tarihli, 342.000,00 TL kredi kullanımına dair 03.01.2020 tarihli ve 525.000,00 TL kredi kullanımına dair 04.06.2021 tarihli talimatlarda belirtilen imzanın birebir aynı şekilde kullanıldığını, davalı bankanın gönderilen talimatları detaylı bir şekilde incelemesini yapmaması, gönderilen diğer talimatlarla veya imza sirküleri ile karşılaştırma yapmaması veya talimatların taranmış ıslak imzalı evraklar olduğu yanılgısına düşmüş olması bankacılık mevzuatına aykırı bir şekilde hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, Savcılık dosyasına sunulan bilirkişi raporunun 35. sayfasında, kredi kullanım talimatlarının firmanın mail adresinden (tamamının şüphelinin kendisinin ve kendi kullanmış olduğu mail adresinden) mali müşavir olarak görev yapan ve güven temin eden şüpheli tarafından gönderilmiş olduğu, kredi kullanım talimatlarının asıllarının şubeler nezdinde saklanması gerektiğinin bilindiği, ancak bankaların bir kısım talimat asıllarının sakladıklarına dair belgeye rastlanmadığı, talimatlardaki kaşe ve imza kısımlarının kaşe üstünden aynı yerden başlayıp, aynı yerde bittiği görüldüğü, şüphelinin banka çalışanlarına güven verdiği, işlemlerde önce telefonla şüpheliyle teyitleşildiği, talimatların kopyala yapıştır şeklinde maille gönderildiği, banka çalışanlarının talimatlardaki imzalardan şüphe duymadıkları, kredilerin şirket hesaplarına gönderildiği, işlem teyitlerinin firma yetkilerinden alınmadığının anlaşıldığı, talimatların ıslak imzalı hallerinin temin edilmediği, hatta bazı talimatların boş olarak gönderildiği belirtildiğini, bilirkişi heyeti, boş olarak gönderilen talimatların işleme alınmaması gerektiği, boş talimatların da banka personellerinin yetkisine bırakılmayacağının belirtildiğini, banka çalışanlarının boş talimatları doldurmasının ve bununla ilgili işlem yapmasının kesinlikle yasak olduğunu, bu kurala tüm banka çalışanlarının uyması gerektiğini belirttiğini, hatta raporda talimatların banka çalışanları tarafından şüpheli ile mutabık kalınarak doldurulduğunun belirtildiğini, yine bankaların kendilerinde kayıtlı mail adresleri dışında talimatların yönlendirilmesine rağmen talimatların işleme alındığının da belirtildiğini, Mali Müşavirin farklı tarihlerde kendi hesaplarına göndermiş olduğu ve sahte talimatlarla uhdesine geçirmiş olduğu tutarları şirket dışına çıkardıktan sonra, şirkette paranın çıkarıldığını gizlemek adına yanlış yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, kayıtları hileli davranışlarla gizlediği, şirket yetkilerine hileli davranışlarla yanlış ve yanıltıcı bilgiler verdiği, şirketin bir yatırım, mal alımı, araç alımı, ham madde alımı ihtiyacı doğduğunda, yetkililer şirkette mevcut olan (ki şüphelinin şirket yetkililerine verdiği kayıtlarda hesaplarda bulunduğunu belirttiği tutarlar) miktarları dikkate alarak, mali müşavirden finans bilgisi istenildiğinde şüpheli, şirkette olması gereken tutarı zimmetine geçirmiş olduğundan hemen sahte bir talimatla kredi çektiğini, şirket yetkilileri şirketin kendi parasını kullandığını düşünürken, esasen Mali Müşavirin banka çalışanlarının bilgisizliği, şüpheliye iştirak etmesinden, her defasında sahte talimatlarla kredi vermesinden dolayı müvekkili şirketin zararı gerek davalı banka ve çalışanlarının eylemleri nedeniyle artarak devam ettiğini, davalı banka ile müvekkil şirket arasında kredi sözleşmeleri varmış gibi gözükse de, gerçekte ilkinden başlayarak üst üste yapılan tüm sözleşmeleri banka çalışanlarının ağır kusuru ve hatta kastı ile yapılmış bulunduğundan davalı bankanın gerek adam çalıştıran gerekse yardımcı kişilerin zararlarından (TBK.66 – TBK/116) sorumlu olduğunu, zira müvekkili şirketin zararının artmasına davalı bankanın eylem ve ihmallerinin sebep olduğunun açık olduğunu, dosyada mevcut bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, belge asılları üzerinden inceleme yapılmadan hazırlandığı açık olup, rapora itirazlarımızın dikkate alınmaması, oldukça kapsamlı olarak hazırlanan ve teknik bir rapor olması nedeniyle değerlendirilmesi zaruri olan uzman görüşümüz hakkında hiçbir kelime dahi edilmemesinin kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, talimat asılları olmadan gerçekleştirilen ve hükme esas alınan bilirkişi incelemesinin zaten baştan hükümsüz durumda olduğunu, dosya içerisindeki mevcut dilekçeler ve ekindeki belgelerden açıkça anlaşılacağı üzere somut olayda davalı bankanın sahte talimatlara istinaden kredi kullandırma işlemleri gerçekleştirildiğini, yapması gereken incelemelerin hiçbirini yapmadığını, güven kurumu olma özelliğini kaybettiğini ve dava dışı .... tarafından müvekkili şirkete verilen zararı doğuran eylemlere katılarak şirketi zarara uğrattığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, davaya konu olan kredi sözleşmelerine istinaden davacı adına tahsis edilen kredilerin dayanağı olan talimat ve taleplerin sahte imzaya istinaden tahsis ediliği iddiası ile açılan tazminat davasına ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı şirket, eski muhasebe müdürü/çalışanı ....'nun sahte imzalar, sahte talimatlar ve firmanın kaşesini usulsüz kullanarak, davalı bankadan şirket adına yüklü miktarda krediler çektiğini ve bu paraları zimmetine geçirdiğini, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmayarak teyit almadan, ıslak imzaları kontrol etmeden ve usulsüz e-postalarla işlem yaptığını öne sürerek uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. Davalı banka ise işlemlerin şirketin yetkilileri tarafından imzalanan resmi internet bankacılığı sözleşmelerine, şirket yetkililerinin talimatlarına ve sistemde kayıtlı kurumsal e-posta adreslerine dayandığını, şirketin kendi iç denetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve olayda bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, para çekme işlemlerinin davacı şirket talimatıyla ve internet bankacılığı üzerinden yapıldığı, yapılan işlemlere dayanak olan talimat belgesinin bulunduğu, davalı banka tarafından davacı şirketten bu işlemler sırasında teyit alındığı, çekilen kredi ve paraların şirket hesabına geçtiği, krediler ya da çekilen paraların şirket hesabına geçtikten sonra bu bedelin dava dışı ... ... hesabına gönderildiğine dair herhangi bir işlem kaydına rastlanmadığı, şirket kredi işlemlerinin şirket kaşesi üzerine yetkilileri .... imzalı olduğu, kredilerin kullandırım talimatı işlemleri dışındaki işlemlerin internet bankacılığı üzerinden işlem yapılarak işlemlerin yürütüldüğü, davacı şirketin bu işlemler nedeniyle zarara uğradığına ilişkin somut bir veriye rastlanılmadığı, yapılan işlemlerin usulüne uygun olduğu, çekilen para ve kredilerin şirket hesabına aktarıldığı ve dava dışı şahsın hesabına para yatırıldığına dair herhangi bir kayıt olmadığı ve davacı tarafça, zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 10.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.