Şikayetçi kurumun usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edilmemesi ve davaya katılma hakkının kısıtlanması üzerine karşılıksız yararlanma davasında verilen hükmün bozulması.
Özet: Karşılıksız yararlanma suçuna ilişkin davada, ilk derece mahkemesi hükmünü onayan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, suçtan zarar gören şikayetçi kuruma duruşma gününün usulüne uygun tebliğ edilmemesi, bu suretle davaya katılma ve iddia hakkının kısıtlanması gerekçesiyle yüksek mahkeme tarafından bozulmasına ve sanığın hukuki durumunun kurumun iddia ve delilleri ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2942 E. 2019/1719 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan ve 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyiz hakkı bulunduğu belirlenen suçtan zarar gören şikâyetçi kurumun 26.10.2016 tarihli dilekçe ile davaya katılma talebinde bulunduğu, ancak mahkemece katılma talebi konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesi uyarınca şikâyetçi kurumun davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek katılan vekilinin temyiz talebinin, sanığa kolluk kuvveti marifetiyle soruşturma aşamasında ödeme yaptığı takdirde kamu davası açılmayacağı hususunun usulünce tebliğ edilmesine rağmen, eksik inceleme sonucu karar verildiği, sanığa karşı soruşturma aşamasında ödeme imkanı tanınmasına rağmen düşme kararı verilmesinin usule aykırı olduğu, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiği, düşme kararının hukuka aykırı olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören, davaya katılma hakkı bulunan şikâyetçi kuruma 5271 sayılı CMK'nın 234/1-b-1. maddesi uyarınca duruşma gününü bildiren tebligatın yapılmadığı, bu nedenle şikâyetçi kurumun açılan davadan usulüne uygun olarak haberdar edilmediği ve davaya katılabilmesi için olanak tanınmadığının anlaşılması karşısında, suçtan zarar gören kurumun duruşmadan haberdar edilip iddia ve delillerini sunma ve davaya katılma olanağı sağlanarak, sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, iddia hakkı kısıtlanmak suretiyle CMK’nın 2 33... . maddelerine aykırı davranılması,Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.