Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, marka benzerliği, iltibas ve kötü niyet iddiasıyla YİDK kararının iptali ile tescilli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini konu alan dava.
Özet: Davacı, davalı şahsın marka başvurusunun kendi markasıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak çok benzer olduğunu, ortalama tüketicilerde karıştırılma ihtimali yarattığını, aynı mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkilinin markasının itibarını ve ayırt ediciliğini zedeleyerek haksız yararlanma amacı güttüğünü ve davalının kötü niyetli olduğunu iddia ederek, Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının ilgili sınıflar ve mallar yönünden iptalini, tescil edilmişse marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ederken, davalılar ise markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, tanınmış marka koşullarının oluşmadığını, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığını ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/475 Esas - 2025/259

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/475
Karar No : 2025/259
...
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 18/11/2024
Karar Tarihi : 09/07/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 09/07/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı şahsın .... ibareli marka mesnet gösterilerek SMK 6/1, 6/3, 6/5 ve 6/9 maddeleri uyarınca itiraz edildiğini, itirazın nihai olarak... ... sayılı kararı ile reddedildiğini, dava konusu marka başvurusu ile müvekkili şirket markası arasında çok ciddi düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, markaların ortalama tüketiciler tarafından ilişkilendirilmesi ve karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, markaların son derece benzer mal ve hizmetleri kapsadığını, dava konusu markanın müvekkiline ait olduğu algısının oluşacağını, davalı şahsa ait marka başvurusunun müvekkili markasının bilinirliğinden haksız yararlanılmasına, müvekkili markasının itibarı ve ayırt ediciliğinin zarar görmesine sebebiyet vereceğini, davalı şahsın kötü niyetli olduğunu ifade ederek, .... sayılı kararının 35. sınıf altındaki 05 ve 10. Sınıflar kapsamındaki "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Yapay organlar ve protezler. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. Ameliyathane giysileri ve steril örtüler. Tıbbi amaçlı bilezikler ve yüzükler, romatizma önleyici bileklikler ve yüzükler" mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden kısmen iptaline, .... sayılı ve ".... ibareli marka başvurusu tescil edilmişse sayılan hizmetler bakımından kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı.... vekili cevaplarında özetle; taraf markaları arasındaki benzerliğin markaların kapsamındaki mal/hizmetler arasındaki düşük düzeydeki benzerliği telafi edebilecek ölçüde olmadığını, markalar arasında SMK 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, başvuru markasında yer alan mal/hizmetlerin tüketicilerinin sadece ortak harfler içeren, farklı anlam ve telaffuzdaki davacı ve davalı markalarının aynı ticari kaynağa veya ticariekonomik yönden birbiriyle bağlı firmalara ait olduğunu düşünmeyecek kadar makul düzeyde bilgili, dikkatli, gözlemci ve özenli olduğunu, ilgili tüketicilerin markalar arasında ilişki kurmasının mümkün olmadığını, SMK 6/5 maddesi kapsamında tanınmış marka nedeniyle ret koşullarının oluşmadığını, davacının kötü niyet iddiasının ispata ilişkin somut bir delil sunmadığını, müvekkili Kurum tarafından tesis edilen iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili cevaplarında özetle; .... kararının yasaya uygun olduğunu, müvekkili markası ile davacı markasının ortak olarak içerdiği “...” kelimesinin Fransızca “deri” anlamına geldiğini, kullanımının oldukça yaygın olduğunu, taraf markalarının karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markalar bütüncül olarak incelendiğinde iltibas varlığından söz edilemeyeceğini, davacının mesnet gösterilen markasının tanınmış marka olmadığını, müvekkili markasının davacı markasından faydalanmasının ve marka değerine zarar vermesinin mümkün olmadığını, davacının kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığını, markaların kapsadığı sınıfların farklı olduğunu, hitap ettikleri tüketici kitlelerinin de farklı olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı,....kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı ve "dermalix" ibareli markalarına, “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “tanınmışlık” ve “kötü niyet” gerekçeleri ile itirazda bulunduğu, davacı şirket itirazının, ... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu marka başvurusu, 35. Sınıf hizmetler bakımından davaya konu edilmiş ve kısmen hükümsüzlüğü talep edilmiştir. Kısmen hükümsüzlüğü talep edilen hizmet, 35/05 alt sınıfı kapsamında 05 ve 10. Sınıf emtia satışı hizmetleridir.
Davacıya ait ..... sayılı marka ise, 10. Sınıfta yer alan “Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar.” emtiası bakımından tescillidir.
Taraf markaları, aynı/aynı tür emtiayı içermemektedir. Bununla birlikte, dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu hizmetlerden “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmeti, davacıya ait marka kapsamında yer alan emtia ile ilişkilidir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla, bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan diğer ürünler ise, davacı markası kapsamında yer alan emtiadan farklıdır. Zira dava konusu marka kapsamında yer alan ürünler daha çok tıbbi, kimyasal ve farmasötik (ilaçlar, tıbbi bitkiler, gıda takviyeleri vs.) gibi ürünler iken, davacı markası kapsamında mekanik/teknik cihaz ve donanımlar bulunmaktadır. Sayılan tüm ürünler, sağlık sektörü ile ilgili ürünler olmasına karşın, dava konusu ürünler, kimyasal ilaç ve takviye üreticilerine hitap ederken, davacı markası kapsamında yer alan ürünlerin hitap ettiği medikal cihaz üreticileri, farklı sektörel alanlarda faaliyet gösterir. Bu ürünlerin, dağıtım ve pazarlama kanalları da farklıdır.
Neticede, dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu edilen “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmeti bakımından, taraf markaları arasında emtia ayniyeti oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu “...” ibaresinden oluşmakta olup, başvuru kapsamında herhangi bir şekil, grafik unsur ya da renk tercihine yer verilmemiştir. Marka, büyük harflerle ve siyah renk ile standart bir yazı karakteriyle oluşturulmuş bir kelime markasıdır. “...” ibaresi, “der-mo-lüks” şeklinde hecelenmekte olup, Türkçe’de ya da yabancı bir dilde tespit edilebilir belirgin bir anlamı bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuru konusu markanın ayırt edici ve esas unsuru, kelime unsurunun kendisidir.
Davacı adına tescilli marka ise “...” ibaresinden oluşan, yine şekil içermeyen, büyük harflerle ve sade bir yazı karakteriyle yazılmış bir kelime markasıdır. “...” ibaresi de “der-ma-liks” şeklinde okunmakta olup, herhangi bir sözlük anlamı bulunmamaktadır. Bu markada da ayırt edici unsur, kelimenin kendisidir.
Taraf markalarının esas unsurlarını oluşturan “...” ve “...” ibareleri taraf markalarına bakıldığında, her iki markanın da, Sekiz harften oluştuğu, Üç heceli olduğu, İlk dört harfi olan “...” kısmını birebir aynı şekilde içerdiği, Beşinci ve son harflerinin de ortak olduğu (“L” ve “X” harfi), Ortadaki yalnızca iki harfin farklılık gösterdiği (“O/A” / “U/I”) açıkça görülmektedir. Buna göre markaların toplam sekiz harfinden beşi, aynı sırayla markalarda ortak olarak yer almakta; bu husus hem görsel hem de işitsel olarak markalar arasında benzerliğe yol açmaktadır.
Uzun kelime markalarında yalnızca bir veya iki harften oluşan farklılık, markaların genel izlenimi üzerinde belirleyici bir farklılık yaratmamıştır. Özellikle uzun kelime markalarında, kelimenin ortasında yer alan sınırlı sayıdaki harf farklılığı, tüketicinin markaları algılama ve hatırlama biçimini değiştirmeyecektir. Tüketiciler, markaları genellikle bütünsel olarak algıladığından ve detaylara dikkat etmeyebileceğinden, benzer yapıdaki uzun kelimeler arasında karıştırılma ihtimali yüksektir. Bu nedenle, iki uzun kelime markası arasında yalnızca bir veya iki harfin farklı olması, tek başına ayırt ediciliği sağlamaya yeterli değildir.
Her ne kadar dava konusu markada ve davacı markasında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin tanımlayıcı olduğu ileri sürülmüşse de, markalar arasındaki benzerlik yalnızca bu ibareye indirgenemez. Zira her iki marka da “...” ibaresiyle başlamakta ise de, bu ibare kelimenin geri kalan kısmı ile birlikte bir bütün olarak algılanmaktadır. Somut olayda markaların benzerliği, sadece ortak ön ekten değil, tüm ibarenin görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğinden kaynaklanmaktadır.
Dava konusu markada yer alan “...” ve davacı markasında yer alan “...” ibarelerinde “...” ön eki, kelimenin geri kalanıyla birleştiğinden/bütünleştiğinden, her iki marka da uydurma ve anlamdan yoksun ibarelere dönüşmüş, “...” kısmı kelime içinde eriyip gitmiş ve tüketici algısında açıkça ayırt edilebilir olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle “...” ibaresinin markalarda tanımlayıcı unsur olarak değerlendirilmemiştir.
Değerlendirilen taraf kelimelerin anlamlı kelimeler olmaması nedeniyle, markalar arasında anlamsal benzerlik bulunmamaktadır.
Netice olarak; davacıya ait markanın esas unsuru 3 hece 8 harften oluşmakta iken, davalıya ait dava konusu marka başvurusu da 3 hece 8 harften oluşmaktadır. Taraf markalarında toplamda 5 harf ayniyet taşımakta ve farklılık taşıyan harf ise markanın ortasında yer almaktadır. Taraf markalarının 3 hece ve 8 harften oluştuğu gözetildiğinde, bu ibareler uzun kelime markaları olarak nitelendirmelidir. Uzun kelime markalarında toplam 5 harf benzerliği ve benzer olarak nitelenen bu harflerin aynı şekilde ve aynı sırada sıralandığı gözetildiğinde, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu marka başvurusu herhangi bir renk, tali unsur ya da şekil de içermediğinden, dava konusu markayı davacı markasından uzaklaştırmaya yarayan bir unsur bulunmamaktadır. Değerlendirilen taraf markaların anlamı olan kelimeler olmaması nedeniyle, taraf markaları anlamsal olarak benzer ibareler değildir. Açıklanan gerekçelerle, taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, netice itibariyle de, somut olayda “markaların benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.
Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.
Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır.
Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Somut olayda, davanın konusunu oluşturan ve davacı markası ile benzer kabul edilen 35. Sınıf hizmetler, tıbbi cihazların perakendeciliği hizmetlerinden oluşmaktadır. Bu hizmetler bakımından ilgili tüketici, bilgi ve dikkat düzeyi ortalamanın üstünde, sağlık sektöründe faaliyet gösteren kimselerdir.
Netice itibariyle de; dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu edilen “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bakımından, davacı markası ile emtia benzerliği şartının oluştuğu, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markanın görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, markalar arasındaki benzerliğin, markaları tüketici nezdinde karıştırılmasına yol açacağı, tüketicinin taraf markalarını benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayamayacakları, benzer emtia bakımın ilgili tüketicinin bilgi ve dikkate seviyesi ortalamanın üstünde dahi olsa taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, somut olay bakımından “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmeti bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları Bakımından Değerlendirme;
6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.
“Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir (....).
Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için WIPO, 1999 yılında "WIPO Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu, Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, Markanın ekonomik değeri.
Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir.
6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir.
Davacı tarafça, markalarının tanınmışlığına ilişkin olarak Türkiye’de gerçekleştirilen tanıtım faaliyetlerine dair, gerek itiraz gerekse dava aşamasında dosyaya yeterli belge, reklam harcaması, ilan, haber, dergi vb. tanıtım materyalleri sunulmamıştır. Dosya kapsamında tanınmışlık değerlendirmesine esas alınabilecek nitelikte herhangi bir belge bulunmadığı, neticede, davacının tanınmışlık iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
DAVACININ KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.
Somut olayda davacı, markasının tanınmış olması nedeniyle davalının bu ibareyi seçtiğini beyan etmekte ve bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu belirtmektedir. Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Bu noktada davalı markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet oluşturmadığı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu marka kapsamında yer alan ve dava konusu edilen “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetler ile davacıya ait marka kapsamında yer alan emtianın benzer olduğu; Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait marka arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait marka arasında, dava konusu edilen ve belirtilen hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu; Tanınmışlığa bağlı koşulların somut olayda bulunmadığı; kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı; .... kararının iptali ve hükümsüzlük koşullarının kısmen oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kısmen Kabulüne,
.... sayılı kararının, 35. Sınıf müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. Mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri: (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir) hizmetleri bakımından iptaline,
Davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kısmen reddolunması, davalı kurum ve davalı şahıs kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 427,60.-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 12.675,5‬0.-TL
yargılama giderlerinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde... Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09/07/2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 488,40.-TL
Tedbir Harçları : 1.132,1‬0.-TL
Bilirkişi Ücreti : 10.000,00.-TL
P.P : 1.055‬,00.-TL
TOPLAM : 12.675,5‬0.-TL