Hakaret suçunda, 7571 sayılı Kanun ile ön ödeme kapsamına alınmasının değerlendirilmemesi ve usulsüz tebligatla savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle istinaf red kararının bozulması.
Özet: Yargıtay, sanığın hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun reddedilmesi kararını bozmuştur; zira hükmün açıklanmasına esas alınan hakaret suçunun ön ödeme kapsamına alınması nedeniyle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiği ve en önemlisi, sanığın açıklanması geri bırakılan hükmün duruşmasına usulüne uygun tebligat yapılmayarak savunma hakkının kısıtlandığı tespit edilmiştir.
4. Ceza Dairesi         2024/6009 E.  ,  2026/7774 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI: 2024/954 E. 2024/915 K.
SUÇ: Hakaret
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteminin; hüküm açıklanırken sanığın savunmasının alınmadığına, savunma hakkının kısıtlandığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ve hükmün bozulması gerektiğine yöneliktir.
III. GEREKÇE
1. Sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde işlediği ve hükmün açıklanmasına neden olan suçun, 5237 sayılı Kanun'un 125/2. maddesi kapsamında hakaret suçu olması ve 24.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değişik 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesinin 6-a bendinin (2) numaralı alt bendine göre hakaret (üçüncü fıkrasının (a) bendi hariç, madde 125) suçunun ön ödeme kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, hükmün açıklanmasına esas alınan ilam yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp, sonucuna göre açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Kabule göre de; 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, duruşma açılmasını müteakip, sanığın duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına ilişkin ihtarı içeren meşruhatlı davetiye ile duruşmadan haberdar edilerek savunması alındıktan sonra, hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, ihtarlı tebligatın sanığın en son bildirdiği adres olan ... Mah. ... Konakları No:12 .../... adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi uyarınca usule uygun tebliğ edilmeden bir başka adrese tebliğ edilip yokluğunda hükmün açıklanmasına karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, başkaca yönleri incelenmeksizin, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca ... 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay ... Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.04.2025 tarihinde karar verildi.