Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, 5201 sayılı Kanun kapsamında harp araç ve gereçleri kontrole tabi malzeme listesi tebliğ maddesinin iptali istemine ilişkin temyiz incelemesi sonucu verdiği karar.
Özet: Bu hukuki evrak, bir şirketin, askeri teçhizat ve ilgili teknolojileri düzenleyen 2023 Kontrole Tabi Malzeme Listesi Tebliğinin belirli bir maddesini hukuka uygun bulan önceki mahkeme kararının bozulması talebiyle yaptığı temyiz başvurusunu konu almaktadır. Temyiz edilen karar, söz konusu tebliğdeki, bazı yüksek etkili ve sivil kullanıma uygun olmayan malzemelerin Milli Savunma Bakanlığı izinlerine tabi tutulmasını öngören hükmün, ulusal savunma ve güvenliği sağlamak amacıyla 5201 sayılı Kanun kapsamında, ilgili kurum görüşleri alınarak usulüne uygun şekilde hazırlandığını tespit etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2024/2439Karar No : 2025/1157 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Elm. Av Spor Malz. İml. Dış. Tic. Ltd. Şti VEKİLİ : Av....KARŞI TARAF (DAVALI) : ... BakanlığıVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 04/06/2024 tarih ve E:2022/8356, K:2024/2377 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: 03/12/2022 tarih ve 32032 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "5201 Sayılı Kanun Gereğince Kontrole Tabi Tutulacak Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Bunlara Ait Yedek Parçalar, Askeri Patlayıcı Maddeler, Bunlara Ait Teknolojilere İlişkin Liste (2023 Yılı Kontrole Tabi Malzeme Listesi)" başlıklı Tebliğ'in 1. maddesinin 1. fıkrasının "Diğer askeri malzeme ve cihazlar" başlıklı (ı) bendinin (5) numaralı alt bendinin iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 04/06/2024 tarih ve E:2022/8356, K:2024/2377 sayılı kararıyla; 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun'un 1. ve 2. maddelerine, 3. maddesinin 1. fıkrasına, 4. maddesine, 7. maddesinin 1. ve 3. fıkralarına, 9. maddesine; Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç, g, ğ, j, ş, u) bentlerine, 5. ve 10. maddelerine; 03/12/2022 tarih ve 32032 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "5201 sayılı Kanun Gereğince Kontrole Tabi Tutulacak Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Bunlara Ait Yedek Parçalar, Askeri Patlayıcı Maddeler, Bunlara Ait Teknolojilere İlişkin Liste (2023 Yılı Kontrole Tabi Malzeme Listesi)" başlıklı Tebliğ'in 1. maddesinin 1. fıkrasının ilgili kısmına yer verildikten sonra,Dava Konusu Tebliğin 1. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin (5) numaralı alt bendi yönünden; 5201 sayılı Kanunun; mülga 3763 sayılı Kanun'un yürürlüğe konulduğu tarihlerde Milletler Cemiyeti Genel Kurulunca, cemiyet üyesi bulunan devletlerin, kendi hudutları dahilinde harp silah ve mühimmatı imali ve bu maddeler üzerindeki ticaretin kontrolünün kararlaştırıldığı da dikkate alınarak, ülkemizin savunma ve dış güvenliği ile doğrudan ilgili bulunan harp sanayinin kontrolü için silah ve mühimmat imal eden fabrikaların imalât ve kabiliyetleri hakkında daha esaslı ve gerçekçi bilgiler toplanması, kontrolün aynı zamanda iç güvenlik için de gerekli olduğu düşüncesiyle imalâtın herhangi bir suretle ülke menfaati aleyhine kişi veya gizli teşekküller eline geçmesine mani olunması amaçlarıyla; genel olarak, Türkiye dahilinde her türlü harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalarla patlayıcı maddeleri üretmek üzere kurulan veya işletilen kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere ait kuruluşları, bunların kuruluş izinleri ile üretim izinlerini, iç ve dış pazara satış iznini, Kanun kapsamında izne tabi tutulacak malzemeleri ve bu hususların -dahili bir tedbir olmak üzere- denetim ile kontrolünü düzenlediği,Anılan amaçları temin etmek üzere, 5201 sayılı Kanunla emredici hükme bağlanan hususlardan birinin de harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ve patlayıcı maddelerin öncelikle tespiti, ardından üretim ve iç/dış pazara satış aşamalarında izne bağlanması, böylelikle gerek üretimin gerekse üreticilerin kontrol ve denetime tabi tutulması olduğu,Bu kapsamda, harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ve patlayıcı maddeler ve bunlara ait teknolojilerin tespiti amacıyla yayımlanan dava konusu 2023 Yılı Kontrole Tabi Malzeme Listesi ile etki düzeyi yüksek olan, sivil amaçlı kullanım için uygun olmayan malzemenin sayıldığı; böylelikle listede yer alan malzemeleri üretecek kuruluşların (kuruluş izni), malzemelerin üretimi (üretim izni), iç/dış pazara sunumu (satış/ihraç izni) Milli Savunma Bakanlığınca verilecek izinlere tabi tutulduğu,5201 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca, kontrole tabi malzeme listesinin, her yıl ocak ayında veya gerektiğinde yılı içerisinde, Dışişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı ile ihtiyaç duyulan kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alındıktan sonra, Millî Savunma Bakanlığı tarafından tespit ve ilan olunmasının zorunlu olduğu,Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu 2023 yılı Kontrole Tabi Malzeme Listesinin hazırlık aşamasında Dışişleri Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ile konuyla ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarından görüş sorulduğu, dava konusu alt bende yönelik herhangi bir farklı görüşün iletilmediği, gelen görüşlerin değerlendirilmesi sonucu hazırlanan nihai listenin Milli Savunma Bakanlığı tarafından 03/01/2022 tarih ve 32032 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulduğu, dolayısıyla dava konusu düzenlemede yetki ve şekil unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı,Öte yandan, silah ve bunlarla ilgili teknolojilerin kontrolsüz bir şekilde yayılmasını önlemek maksadıyla; ülkelerin, sattıkları (ihraç ettikleri) silah ve teknolojilerinin nelerden ibaret olduğu konusunda birbirlerini haberdar etmek üzere “Silah İhracat Kontrol Rejimleri”nin kurulduğu; söz konusu Rejimlerde amacın, silah ve bunlarla ilgili teknolojileri tarif etmek, teknolojik limitleri belirlemek, silah ticareti yapanları mevzuat çerçevesinde kontrol ve denetim altında tutmak ve pazar ortamına sunulan ürünlerin güvenirliği olmayan ülkelere satışını engellemek ve hangi ülkenin nereye ne sattığına ve hangi ülkeye satılmasına izin vermediğine ilişkin bilgileri Rejime üye ülkelerle paylaşmak olduğu,Bu kapsamda, Türkiye’nin üye olduğu 3 adet “Silâh İhracat Kontrol Rejimi” bulunduğu, bunların Wassenaar Düzenlemesi Mühimmat Listesi (WD), Füze Teknolojisi Kontrol Rejimi (FTKR) ve Silah Ticaret Antlaşması (ATT) olduğu; uluslararası yükümlülüklerimizin yer aldığı anılan Rejimlere, 5201 sayılı Kanun'un Uygulama Yönetmeliğinde de açıkça yer verildiği, Rejimlere ait listelerde bulunan malzemenin ithalatı ve ihracatına yönelik işlemlerde, Yönetmeliğin 19. maddesinin 5. fıkrası ve 21. maddesinin 7. fıkrası uyarınca Milli Savunma Bakanlığından (Savunma Sanayi Milli Güvenlik Makamından) izin alınmasının zorunlu bulunduğu,Bölgesel ve uluslararası güvenliğin, istikrarın korunması amacıyla konvansiyonel silahların ve çift kullanımlı malzeme ve teknolojinin ihracat kontrol rejimine ait kuralları, yükümlülükleri belirlemek üzere kurulan ve 1996 yılında Türkiye'nin kurucu üyesi olduğu Wassenaar Düzenlemesi Mühimmat Listesi’nin ML 18. maddesinde, “Mühimmat listesinde tanımlanan üretimi için özel olarak tasarlanmış veya modifiye edilmiş üretim malzemeleri ve tanker için özel olarak tasarlanmış parçaların” da yer aldığı, dolayısıyla anılan üretim parçalarının da izne tabi tutulduğunun anlaşıldığı,Bu durumda, davalı Bakanlık tarafından, 5201 sayılı Kanunla verilen yasal yetkiye istinaden, Türkiye'nin taraf olduğu ve uluslararası yükümlülüklerinin yer aldığı Wassenaar Düzenlemesi Mühimmat Listesindeki kurallar gözetilerek ve Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenen, ilgili tüm kuruluşların görüşü alınmak ve değerlendirilmek suretiyle yürürlüğe konulan dava konusu 2023 Yılı Kontrole Tabi Listenin 1. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin dava konusu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, uluslararası mevzuat ile ulusal mevzuatın uyumlaştırıldığı, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde kullanıldığı sonucuna varıldığı,Her ne kadar davacı tarafından, niteliği gereği daha vahim ve kitlesel imha silahlarını üreten makinelerin Tebliğ kapsamına alınmazken etki düzeyi çok daha düşük olan tabanca ve tüfek mühimmatlarını üreten makinelerin kapsam içine alınmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de; Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, üretim izninden yalnızca hizmet üretimi kapsamına giren yardımcı faaliyetlerin istisna tutulmasına ilişkin düzenleme karşısında bu iddiaya itibar edilmediği,Kaldı ki, dava konusu 2023 Yılı Kontrole Tabi Listenin 1. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendinde, namlulu silahlarda kullanılan her türlü mühimmat ve bunlara ait ana parçalar ile sevk maddesinin de izne tabi tutulduğunun görüldüğü; bu kapsamda, mühimmat ve mühimmat ana parçaları dahi dava konusu Tebliğ kapsamında izne tabi tutulmakta iken, namlulu silahlarda kullanılan her türlü mühimmat ve mühimmat ana parçaların üretimi amacıyla özel olarak tasarlanmış kovan üretim tezgahı, mermi üretim tezgahı, kapsül imla tezgahı ile fişek dolum/imla tezgahları ve benzerinin izne tabi tutulmasının da Tebliğin amacına aykırı olmadığı ve bir bütünlük sağlama amacına yönelik bulunduğunun görüldüğü,Yine davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile kontrole tabi tutulan makineler konusunda uluslararası şirket ve tekellerin hiçbir kontrole tabi tutulamayacağı, kendisi gibi yerli şirketlerin bu makinelerin imalatı ve ticareti konusunda kontrole tabi tutularak rekabet ve piyasa koşulları anlamında tamamen eşitsiz olan uygulama nedeniyle mağdur olacağı ileri sürülmekte ise de; 5201 sayılı Kanun'un Türkiye sınırları dışında kurulan yabancı şirketleri kapsamadığı açık olmakla birlikte, yukarıda aktarıldığı üzere Silah İhracat Kontrol Rejimlerine ait listelerde bulunan malzemelerin ithalatı ve ihracatına yönelik işlemlerde Milli Savunma Bakanlığından (Savunma Sanayi Milli Güvenlik Makamından) izin alınması zorunlu bulunduğundan, bu iddiaya da itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, mühimmat sektöründe faaliyet gösteren, dünya genelinde en önemli altı makine üreticisinden birisi oldukları, aynı zamanda Türkiye'de anahtar teslimi hafif mühimmat hatları üretebilen tek firma oldukları; dava konusu idari işlemin, yerli makine üreticilerini sıkı bir kontrole tabi tutarken, uluslararası şirketlerin ve tekellerin, bu tür bir denetime maruz kalmadığı; uluslararası rakipleri ile eşit olmayan koşullarda rekabet etmek zorunda bırakılmasının, hem şirketin uluslararası pazardaki konumunu zayıflattığı hem de savunma sanayii sektöründe yabancı firmaların etkinliğini artırarak ülkemizin savunma sanayi alanındaki bağımsızlığını tehdit ettiği; davalı idarenin savunma dilekçesinde değindiği ve Ukrayna ile İtalya ülkelerinden makina ithal eden bir firmanın "Son Kullanıcı Belgesi" almasının dava konusu edilen düzenleyici idari işlemin gerekçesi ile bir ilgisi olmadığı, ürettiği makinaların bu iki ülkede de kontrole tabi makineler listesinde yer almadığı; bunun yanı sıra bu iki ülkede kontrole tabi malzeme listesinde olduğu düşünülse bile bunun iç hukukta bağlayıcılığı olmadığı; üretimini yaptığı dava konusu düzenleyici işlem kapsamındaki makinelerin, ulusal ve uluslararası mevzuatta kontrole tabi değilken ilk kez 2020 yılı Tebliği ile kontrole tabi listeye eklendiği ancak davaya konu Tebliğdeki düzenleme ile hazır olan ürünlerinin ihracatını tamamlayamadığı ve çalıştığı uluslararası şirketlerle ciddi bir ticari kriz yaşayarak iflasın eşiğine geldiği; idarenin savunmasında belirttiği mercilere gerekli izin belgelerini almak için başvuruları yaptığı ancak gelinen zamana kadar gerekli izin belgelerini alamadığından ciddi bir hak kaybına uğradığı; İzin belgeleri ile ilgili 40'tan fazla dava açıldığı ve bu durumun davalı idarenin kendilerine karşı husumet beslediğini, dava konusu düzenleyici işlemi tesis ederek davacı şirket aleyhine kişisel ve siyasi saik ile hareket ettiği düşüncesini uyandırdığı; idarenin kişiye özel düzenleyici işlem yapamayacağı; düzenleyici işlemlerin, genel, soyut ve objektif hukuki sonuçlar meydana getiren normatif işlemlerden meydana gelmek zorunda olduğu; dava konusu Tebliğ hükmü ile getirilen kısıtlamaların, yerli üreticilerin faaliyetlerine ani ve ciddi etkiler doğuracak nitelikte olduğu ancak getirilen kısıtlamalar için herhangi bir geçiş süreci öngörülmediği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; 03/12/2022 tarih ve 32032 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "5201 Sayılı Kanun Gereğince Kontrole Tabi Tutulacak Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Bunlara Ait Yedek Parçalar, Askeri Patlayıcı Maddeler, Bunlara Ait Teknolojilere İlişkin Liste (2023 Yılı Kontrole Tabi Malzeme Listesi)" başlıklı Tebliğ'in 1. maddesinin 1. fıkrasının "Diğer askeri malzeme ve cihazlar" başlıklı (ı) bendinin (5) numaralı alt bendinin iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 2. maddesinde ifade edilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasa koyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri bulunduğunun bilincinde olan devleti ifade ettiği Anayasa Mahkemesi kararlarında ifade edilmektedir.Hukuk devletinin temel ilkelerden biri olan "hukuki belirlilik" ilkesi, idarelerin yapacağı düzenlemelerin keyfiliğe izin vermeyecek, yani idare tarafından takdir yetkisine dayanılarak keyfi uygulamalara yol açmayacak şekilde yapılmasını gerektirmektedir. Bu çerçevede, sınırları belirsiz, hukuki denetime elverişli bulunmayan uygulamalara ve keyfiliğe yol açabilecek nitelikteki düzenlemeler, hukuki belirlilik ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacaktır.Belirlilik, bir kuralın keyfîliğe yol açmayacak bir içerikte olmasını ifade eder. Temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin kanuni düzenlemenin içerik, amaç ve kapsam bakımından belirli ve muhataplarının hukuksal durumlarını algılayabilecekleri açıklıkta olması gerekir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu birtakım güvenceler içermesi gereklidir. Bir kanuni düzenlemede hangi davranış veya olgulara hangi hukuksal sonuçların bağlanacağı ve bu bağlamda kamusal makamlar için nasıl bir müdahale yetkisinin doğacağı belirli bir kesinlik ölçüsünde ortaya konmalıdır. Bu durumda bireylerin hak ve yükümlülüklerini öngörerek davranışlarını bu doğrultuda tanzim etmeleri olanaklı hâle gelebilir. Böylece hukuk güvenliği sağlanarak kamu gücünü kullanan organların keyfî davranışlarının önüne geçilmiş olur (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §153, 154).Öte yandan, Anayasa’nın 7. maddesinde, “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinden ne anlaşılması gerektiği hususu açıklanmıştır. Buna göre, kanunla düzenleme ilkesi, düzenlenen konudan yalnız kavram, ad ve kurum olarak söz edilmesi değil, bunların kanun metninde kurallaştırılmasıdır. Kurallaştırma ise, düzenlenen alanda temel ilkelerin konulmasını ve çerçevenin çizilmiş olmasını ifade eder. Ancak bu koşulla uzmanlık ve teknik konulara ilişkin hususların belirlenmesi yürütme organının takdirine bırakılabilir. Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa’da öngörülen ayrık durumlar dışında, kanunlarla düzenlenmemiş bir alanda, kanun ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez. Bu bağlamda, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının Anayasa’nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yürütmenin düzenlemesine bırakmaması gerekir (Anayasa Mahkemesinin 06/09/2013 tarihli, E: 2013/47, K: 2013/72 sayılı kararı).5201 sayılı Kanun incelendiğinde, 12 maddeden oluştuğu ve harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve patlayıcı madde üreten sanayi kuruluşlarının kurulması, işletilmesi ve yükümlülükleri ile denetimine ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla tesis edilen bir çerçeve kanun olduğu anlaşılmıştır. Anılan Kanun' da, "tanım" maddesine yer verilmemiştir dolayısıyla "harp araç ve gereçleri" kavramının kapsamı net olarak belirlenmemiştir; ayrıca, "Tespit ve ilân" başlıklı 4. maddesinde de, denetime tabi harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ve patlayıcı maddelere ilişkin liste belirlenirken hangi ölçütlere göre idarenin hareket edeceğine ilişkin bir sınır çizilmemiş; "harp araç ve gereçleri" ifadesinin içeriğinin tam olarak neyi ifade ettiği, denetime tabi harp araç ve gereçler ile silah, mühimmat ve patlayıcı maddeler belirlenirken nelere dikkat edileceği, hangi özelliklerin aranacağı belirtilmediği; "İzin" ve "denetim" ile ilgili maddelerinde ise, süreç ile ilgili hiçbir konunun düzenlenmediği sadece anılan konularla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yer verildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla anılan Kanun'da "tanım" maddesinin yer almamasının hukuki belirsizliğe yol açtığı dolayısıyla eksik düzenleme olduğu; 3., 4. ve 6. maddelerinin, yorum ve uygulamalara karşı yeterli koruma sağlamadığı, bu haliyle belirli ve öngörülebilir nitelikte bir düzenleme içermediğinden kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır. Anılan kuralların, aynı zamanda, yasama organınca herhangi bir şekilde düzenlenmemiş olan alanda, idarece ilk elden ve doğrudan düzenleme yapılmasına olanak tanıması nedeniyle yasama yetkisinin genelliği prensibinin yer aldığı Anayasa'nın 7. maddesine de aykırılık oluşturduğundan, 5201 sayılı Kanun'un 3., 4. ve 6. maddelerinin, Anayasanın 2. ve 7. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşünülmektedir.Öte yandan, dava konusu düzenlemeyi içeren Tebliğin dayanağı olan ve 5201 sayılı Kanun'un 9. maddesine dayanılarak tesis edilen Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinin "Kontrole Tabi Liste" tanımının yapıldığı (g) bendine, dayanağı Kanunda yer almayan, "bunlara ait teknoloji" ibaresinin eklenmesiyle kanunun belirlediği sınırların genişletildiği; "namlulu silahlarda kullanılan her türlü mühimmat ve mühimmat ana parçaların üretimi amacıyla özel olarak tasarlanmış kovan üretim tezgahı, mermi üretim tezgahı, kapsül imla tezgahı ile fişek dolum/imla tezgahları ve benzeri" malzemelerin, anılan düzenlemede geçen "teknoloji" ibaresinin kapsamına girip girmediğinin belirsiz olduğu; ayrıca, anılan maddenin (j) bendindeki "mühümmat" tanımının da, "namlulu silahlarda kullanılan her türlü mühimmat ve mühimmat ana parçaların üretimi amacıyla özel olarak tasarlanmış kovan üretim tezgahı, mermi üretim tezgahı, kapsül imla tezgahı ile fişek dolum/imla tezgahları ve benzeri" malzemeleri kapsamadığı sonucuna varıldığından davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 04/06/2024 tarih ve E:2022/8356, K:2024/2377 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 26/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.KARŞI OY X-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmü yer almaktadır.Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak tüzük ve yönetmelik dışında, yönerge, tebliğ, genelge, talimat gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabilmektedirler. Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olması gerekmektedir ve bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.Temyize konu dosyaya ilişkin belgelerin incelenmesinden; 03/12/2022 tarih ve 32032 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "5201 Sayılı Kanun Gereğince Kontrole Tabi Tutulacak Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Bunlara Ait Yedek Parçalar, Askeri Patlayıcı Maddeler, Bunlara Ait Teknolojilere İlişkin Liste (2023 Yılı Kontrole Tabi Malzeme Listesi)" başlıklı Tebliğ'in 1. maddesinin 1. fıkrasının "Diğer askeri malzeme ve cihazlar" başlıklı (ı) bendinin (5) numaralı alt bendinin iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmıştır. 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri İle Silâh, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun'un 2.maddesinde "Bu Kanun, her türlü harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalarla patlayıcı maddeleri üretmek üzere kurulan veya işletilen kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere ait kuruluşları kapsar." hükmü, "İzin" başlıklı 3. maddesinde "Harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ve patlayıcı maddeleri üretecek kuruluşların kurulması ve işletilmesi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Millî Savunma Bakanlığının iznine bağlıdır.Üretim tesislerinin nerelerde kurulacağı ve depolarıyla satış yerlerinin nerelerde bulunacağına ilişkin yatırımcı kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerin teklifi, İçişleri ve Çevre ve Orman bakanlıklarının uygun görüşü alındıktan sonra Millî Savunma Bakanlığınca onaylanır.(Değişik üçüncü fıkra: 20/11/2017 – KHK-696/91 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/86 md.) Yıllık listelerde belirlenen silâhlar ile bunlara ait mühimmat ve yedek parçaların iç pazara üretici veya dağıtıcı firmalarca sunulmasına, İçişleri Bakanlığının olumlu görüşü alınarak Millî Savunma Bakanlığınca izin verilebilir." hükmü, "Tespit ve ilân" başlıklı 4.maddesinde "Denetime tabi harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ve patlayıcı maddelere ilişkin liste, her yıl ocak ayında veya gerektiğinde yılı içerisinde, Dışişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı ile ihtiyaç duyulan kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alındıktan sonra, Millî Savunma Bakanlığı tarafından tespit ve ilan olunur. Ancak, herhangi bir nedenle tespit ve ilan yapılmamış ise, en son yayımlanan liste esas alınır." hükmü yer almış, "İhraç veya yurt dışına çıkarma" başlıklı 7.maddesinde "Yıllık listelerde belirlenen her türlü harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalarla patlayıcı maddelerin ihracı veya yurt dışına çıkarılmasına, Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığının görüşleri de alındıktan sonra Millî Savunma Bakanlığınca izin verilebilir. Yıllık listelerde yer almaması nedeniyle izne gerek görülmeden dış satış bağlantısı yapılmış veya listelerde yer aldığı için ilgili mercilerden dış sipariş kabulüyle ilgili izin verilmiş malların, sonradan belirlenen şartlar dolayısıyla müşterisine teslimine mâni olunması halinde, satıcının maruz kalacağı zarar ve ziyan, Cumhurbaşkanı kararı ile Hazine tarafından ilgili kuruluşa ödenir.Yıllık listelerde yer verilmemekle birlikte, canlıların toplu imhasına yönelik tasarlanan nükleer, biyolojik ve kimyasal silâhlardan oluşan kitle imha silâhlarının ve bunları fırlatma vasıtalarının geliştirilmesinde kullanılabileceğinden şüphe duyulabilecek malzeme ve teknolojinin ihracatı da aşağıda belirtilen durumlarda Millî Savunma Bakanlığının iznine tâbi tutulur: a) Söz konusu malzeme ve teknolojinin, kitle imha silâhları ve bunları fırlatma vasıtalarını geliştirdiği ve bunların bir son kullanıcıya ihracının söz konusu olmasına ilişkin şüphenin iletilmesi veya şüphe duyulması halinde. b) İhracatçı firma tarafından, ihracata konu olan malzemenin tamamı veya parçasının kitle imha silâhları ve bunları fırlatma vasıtalarının geliştirilmesinde kullanılabileceğinden kuşku duyulduğu yönünde beyanda bulunulması. c) Ulusal ve uluslararası güvenliğin tehlikeye düşebileceği ve insan haklarının ihlâline yol açabilecek durumlar." hükmü yer almış, 9.maddesinde de "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin esas ve usuller, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir." kuralına yer verilmiştir.Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Yönetmeliğin 2.maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik; her türlü harp araç ve gereçleri ile silah, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalarla patlayıcı maddeleri ve bunlara ait teknolojileri üretmek üzere kurulan veya işletilen kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişilere ve özel hukuk tüzel kişilerine ait kuruluşları kapsar." hükmüne yer verilmiş, "Tanımlar" başlıklı 4.maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, "Kontrole Tabi Liste: Millî Savunma Bakanlığınca ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alındıktan sonra tespit edilen ve her yıl Ocak ayında veya gerektiğinde yıl içerisinde Resmî Gazetede ilân olunan Kontrole Tabi Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Bunlara Ait Yedek Parçalar, Patlayıcı Maddeler ve Bunlara Ait Teknolojilere İlişkin Listeyi"; (i) bendinde, "Malzeme: Bilgi, belge, proje, ürün ve kalemleri" ; (j) bendinde, "Mühimmat: Ateşli silahlarda kullanılan fişek kovanı, falya, barut tozu, kurşun veya mermiler dâhil, cephanenin kendisi veya bunu meydana getiren unsurları", (k) bendinde, "Parçalar ve aksamlar: Ateşli silahlar için özel olarak tasarlanmış ve kullanımı için gerekli namlu, gövde veya mermi haznesi, mermi sürücüsü veya silindir, pim veya atım yatağı ile silahın ateşlenmesi sonucu çıkan sesi azaltmak için tasarlanmış veya kullanılan cihaz dâhil, herhangi bir unsur veya ikame edilebilir unsurları", (u) bendinde, "Wassenaar Düzenlemesi Mühimmat Listesi: Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası ihracat kontrol rejimlerinden biri olan Wassenaar Düzenlemesi çerçevesinde yayımlanan Mühimmat Listesini" ifade ettiği belirtilmiş; "Tespit ve ilân" başlıklı 5. maddesinde ise, " (1) Kontrole Tabi Liste, Kanunun 4 üncü maddesi gereği her yıl Ocak ayında veya gerektiğinde yıl içerisinde, Dışişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı ile ihtiyaç duyulan kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alındıktan sonra, Millî Savunma Bakanlığı tarafından tespit edilerek, Resmî Gazetede ilân olunur. Ancak, herhangi bir nedenle tespit ve ilân yapılmamış ise, en son yayımlanan liste esas alınır." hükmü yer almaktadır.Wassenaar Düzenlemesi-Mühimmat Listesi'nin Üretim Ekipmanı Başlıklı ML18. Bölümünün (a) bendinde ise, "Mühimmat Listesinde tanımlanan ürünlerin “üretimi” için özel olarak tasarlanmış veya modifiye edilmiş “üretim” malzemeleri ve bunlar için özel olarak tasarlanmış parçalar" sayılmıştır.5201 sayılı Kanunun 2. maddesinde, "her türlü harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalarla patlayıcı maddeleri üretmek üzere kurulan veya işletilen kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere ait kuruluşları" kapsayacağı hüküm altına alınmışken; "Tespit ve ilan" başlıklı 4. maddesinde ise, "Denetime tabi harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ve patlayıcı maddelere ilişkin liste, her yıl ocak ayında veya gerektiğinde yılı içerisinde, Dışişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı ile ihtiyaç duyulan kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alındıktan sonra, Millî Savunma Bakanlığı tarafından tespit ve ilan olunur." düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan Kanunun başlığından da anlaşılacağı üzere, "harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ve patlayıcı maddeler" üretmek üzere kurulan veya işletilen kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere ait kuruluşlara ilişkin usul ve esaslar ile üretilen ürünlerde denetime tabii tutulacaklara ilişkin genel çerçeve belirlenmektedir.5201 sayılı Kanun'un 9. maddesine dayanılarak hazırlanan Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Yönetmelik'te ise, dayanağı Kanun ile belirlenen sınır genişletilmiş ve her türlü harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalarla patlayıcı maddelerin yanısıra bunlara ait teknolojiler de kapsama alınmış ve anılan Yönetmelikte "teknoloji" ifadesinin kapsamı da belirtilmemiştir. Dolayısıyla, idarenin bu anlamdaki düzenleme yetkisinin de sınırları çizilmemiştir.Yukarıda da belirtildiği üzere, normlar hiyerarşisine göre, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemeler ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili hükümler içerebilecek olup bu metinlerde, kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. Buna göre, dava konusu düzenleme ile tebliğ kapsamına alınan üretim tezgahlarının, 5201 sayılı Kanunda belirtilen anlamda "Silah, Mühimmat ve Bunlara Ait Yedek Parçalar" olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığından, çift kullanımlı malzeme ve teknolojinin ihracat kontrol rejimine ait kuralları düzenleyen tavsiye mahiyetindeki Wassenaar Düzenlemesi dayanak gösterilerek "kovan üretim tezgâhı, mermi üretim tezgâhı, kapsül imla tezgâhı ile fişek dolum/imla tezgâhlarının" kontrole tabi listeye dahil edilmesine ilişkin dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına uyarlık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 04/06/2024 tarih ve E:2022/8356, K:2024/2377 sayılı kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.