Vekalet ücret sözleşmesinden kaynaklı, sulh sonrası akdi ve karşı vekalet ücreti alacağının tahsili için başlatılan itirazın iptali davasında bozmaya uyularak verilen karar.
Özet: Avukatlık ücret sözleşmesine dayalı akdi vekalet ücreti ile karşı vekalet ücreti alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazların iptali istemli davada, bozmaya uyularak verilen kararda, sulh yoluyla davanın feragatle sonuçlanmasının avukatlık ücreti talebini engellemeyeceği belirtilerek, davalı ana şirket yönünden akdi vekalet ücreti alacağının devamına ve karşı vekalet ücretinin belirlenerek takibe konu edilmesine hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/249 E., 2025/459 K.DAVA TARİHİ : 15.12.2020 Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Davacı vekili; davalı ... ... ... Sanayi ve ... A.Ş. (... A.Ş.) ile müvekkili arasında 31.10.2013 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi imzalandığını, davalı ... A.Ş.'nin görevlendirdiği başka bir avukat tarafından sulh olmaları nedeniyle davadan feragat ettiğini, feragat nedeniyle müvekkilinin hem akdi hem de dava vekalet ücretinden mahrum kaldığını, bu nedenle davalılar aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2020/20748 E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibinde davalıların sorumlu olduğu miktarın ayrı ayrı belirlendiğini, her üç davalının da takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek; davalılarca yapılan itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.2. Asli müdahale talebinde bulunan vekili; müvekkilinin dava konusu avukatlık ücretine konu İstanbul Anadolu 3. Asliye ... Mahkemesinin 2018/17 E. sayılı davasında en fazla emeği olan avukat olması sebebiyle bu dava sonucunda herhangi bir avukatlık ücret alacağına hükmedilmesi halinde hükmedilecek tutarın en az yarısı oranında müvekkiline ait olması gerektiğini ileri sürerek; asli müdahillik talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP 1. Davalılar ... ... ve Danışmanlık Hizmetleri .... Ltd. Şti. (.... Şti.) ve ... vekili; müvekkilleri ile diğer davalı ... Şirketi arasında adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı hukuki ihtilaflar doğduğunu, bu kapsamda taraflar arasında davalar bulunduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde sulh protokolü imzalandığını, sulh protokolünde her bir tarafın kendi avukatlarının ücretlerinden kendilerinin sorumlu olacağının protokolde hükme bağlandığını, açılan davanın haksız olması nedeniyle davanın reddini istemiştir.2. Davalı ... A.Ş. vekili; taraflar arasındaki ihtilafın sulhen çözümü için ortak bir arabulucu tayin edildiğini, 6.000.000 USD'ye yakın bir bedel üzerinden anlaşılmak zorunda kalındığını, müvekkilinin elde ettiği bir menfaat bulunmadığını, davacının ücret talebinin yasal olarak mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 2. maddesinde açılacak davanın lehe sonuçlanması halinde hükmedilen miktarın %7'sinin ücret olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacıyla müvekkili arasında vekalet ilişkisinin hali hazırda devam ettiğini, açılan davanın haksız olması nedeniyle davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.01.2023 tarihli kararıyla; bilirkişi raporu doğrultusunda takip tarihindeki TL karşılığı taleple bağlılık ile birlikte değerlendirildiğinde 7.611.975,00 TL hesap edildiği, davanın başında davacıya 100.000,00 TL ödeme yapıldığından bakiye akdi vekalet ücret alacağının 7.511.975,00 TL olduğu, karşı yana tahmil edilecek vekalet ücret alacağının ise dava değeri 13.500.000 USD olarak kabul edildiğinden 1.161.429,50 TL olarak hesap edildiği, söz konusu bu miktarlardan davalıların birlikte sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların .... İcra Müdürlüğünün 2020/20748 E. sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptali ile, 7.511.975.00 TL akdi vekalet ücreti, 1.161.429,50 TL karşı vekalet ücreti alacağı yönünden devamına, şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalılar ve asli müdahil vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF1.Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2024 tarihli kararıyla; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.2.Dairenin 25.02.2025 tarihli ilamıyla; Mahkemece infazda tereddüt oluşturacak şekilde, talep aşılmak suretiyle karar verildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... Şirketi ile diğer davalılar arasında yapılan sulh sözleşmesi sebebiyle müddeabihin hükme bağlanmamasının avukatlık ücreti talep hakkını engellemediği, karşı vekalet ücretinin ise Avukatlık Kanunu'nun ve aynı yılın Avukatlık Ücret Tarifesi'nin hükümleri uyarınca nispi olarak belirleneceği ve bu oran bakımından da söz konusu müddeabihin esas alınacağı, bozma ilamı doğrultusunda infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açılan davanın kısmen kabulüne, davalıların .... İcra Müdürlüğünün 2020/20748 E. sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptali ile, 7.511.975,00 TL akdi vekalet ücretinin yalnızca davalı ... İnş ... San ve ... A.Ş. yönünden devamına, 1.161.429,50 TL karşı vekalet ücreti alacağının tüm davalılar yönünden müştereken ve müteselsilen devamına, davacının icra inkar tazminat talebinin reddine, davalıların kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davalılar... vekili; davalılar arasında imzalanan sulh protokolü nedeniyle davacının vekil edeni olan diğer davalının hiçbir menfaat elde etmediğini, aksine müvekkillere ödeme yaptığını, bu nedenle müvekkillerin karşı vekalet ücretinden sorumlu olamayacağını, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, Yargıtayın bozma kapsamı dışında bıraktığı hususlarda hatalı değerlendirmelerin tekrar edildiğini, sulh protokolü ile taraflar arasında devam eden ve kesinleşen tüm uyuşmazlıkların sulh ile çözümlenmesi ve davalı ... ... San. Ve .... A.Ş.’nin müvekkillere toplam 3.000.000 USD ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, sulh protokolünde meblağın belli olduğunu, davacının dava değeri üzerinden talepte bulunmasının yasal dayanağının olmadığını, Avukatlık Ücret Sözleşmesindeki %7 oranındaki ücret “açılacak davanın lehe sonuçlanması” şartına bağlı tutulduğunu, başarının gerçekleşmemesi halinde kararlaştırılan vekalet ücretinin 100.000,00 TL olduğunun kararlaştırıldığını, başarı şartının gerçekleşmediğini, bilirkişi raporunda sulh sözleşmesinde iş sahibi lehine bir menfaat elde edilemediği hususunun değerlendirilmediğini, sulh olunan miktar dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığını, karşı vekalet ücretinin hesaplanmasında dava açılırken bildirilen harca esas değerin dikkate alınması gerektiğini, davacı ile diğer davalı arasında imzalanan avukatlık ücret sözleşmesinin 03.09.2018 tarihli 32 sayılı Karar’da Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ gereğince Dolar cinsinden kararlaştırılan ücrete ilişkin hükmün geçerliğini kaybettiğini, hesaplamada harca esas değerin dikkate alınabileceğini, sözleşmelerin Ekim 2018 tarihinde TL cinsine göre uyarlanması gerektiğini, müvekkiller ile diğer davalılar arasında imzalanan sulh protokolünün 5. maddesinde “derdest davalara ilişkin gerek doğrudan vekaletname verilerek gerek yetki belgesi ile davalarda avukatlık hizmeti veren tüm avukatların vekalet ücretlerine ilişkin taleplerinden her bir taraf kendi avukatının taleplerinden sorumlu olacağı, her ne suretle olursa olsun arabuluculuk belgesine taraf olmayan avukatların taleplerine karşı kendi avukatları yönünden kendileri sorumlu olacağı” kararlaştırıldığını, davacı, sulh protokolü ile davalı ... ... San. ve .... A.Ş.’nin müvekkillere toplam 3.000.000 USD ödeme yapacağını bildiği halde müvekkiller aleyhine kötü niyetli takip başlattığını, kötü niyet tazminatına ilişkin şartların oluştuğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.2.Davalı ... ... San. ve .... A.Ş. vekili; mahkemenin gerekçesinin bulunmadığını, taraflar arasındaki ihtilafların sulhen çözülmesi için ortak bir arabulucu tayin edildiğini, müvekkilinin lehine sonuçlanmış bir davanın olmadığını, davacının vekalet ücretini doğuran ilam feragate ilişkin ilam olmayıp, ilgili dosyaların taraflarının imzaladıkları yeni ilam niteliğinde olan arabulucuk anlaşması olduğunu, davacının avukatlık ücret sözleşmesinde belirtilen %7'lik vekalet ücretine hak kazanabilmesi için takip edilen davanın lehe sonuçlanması gerektiğini, vekalet ücretinin ancak asgari ücret tarifesi üzerinden hesaplanabileceğini, dava konusu dosyaya müdahale talebinde bulunan, vekaletnamesi mevcut olan ve asıl davayı açan vekilin haklarının değerlendirilmediğini, anılan davanın asli müdahil Avukat ... ile birlikte ortak olarak yürütüldüğünü, bu vekalet ücretini davacının tek başına hak etmediğini, ücretin yarısının Avukat ...'ın olduğunu, davanın 27.431,000,00 TL lik harca esas değeri üzerinden açıldığını, peşin harç olarak 468.452,95 TL yatırıldığını, vekalet ücretinin de bu bedel üzerinden hesaplanması gerektiğini, dava değerinin 13.500.000 USD olarak kabulü ve buna göre vekâlet ücretinin belirlenmesinin doğru olmadığını, dilekçede Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi anlamında açık bir “yabancı para alacağının aynen veya rayiç üzerinden ödenmesi” tercihi yapılmadığını, vekâlet ücret sözleşmesinin Türk Lirası üzerinden kurulu olduğunu, icra takip tarihindeki kurun esas alınması talep aşımı olduğunu, talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki rayice göre Türk parası karşılığı üzerinden ilam harcının ve avukatlık ücretinin hesap edilmesi gerektiğini, davanın tamamen kabul edilmesi halinde dahi yargılama giderleri, masraf ve vekalet ücretlerinin işbu harca esas değer üzerinden hesaplanabileceğini, davaya konu feragate ilişkin davadaki alacak miktarının belirsiz olduğu ve ancak yargılama neticesinde alacağın tespit edilebileceği Yargıtay bozma ilamında belirtildiğini, vekalet ücret sözleşmesinde de yabancı para cinsinden herhangi bir alacağın tespit edilmediğini, feragat nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararda 468.452,95 TL harcın davacıya iadesine karar verildiğini, dava dilekçesinde davacının açık ve net bir şekilde fiili ödeme günündeki kur üzerinden veya aynen USD cinsinden bir talebinin olmadığını, sulh nedeniyle müvekkilin eline bir şey geçmediği gibi, tam tersi müvekkilin karşı tarafa 3.000.000,00 USD ödemek zorunda kaldığını, sulha konu miktar yerine, dava dilekçesindeki müddeabihin esas alınarak ücret belirlenmesinin doğru olmadığını, davacının takip ettiği derdest dosyanın sonuçlanması alacak haklarından feragat şeklinde değil, arabuluculuk dosyasındaki ilam hükmündeki arabuluculuk son tutanağı ile birlikte olduğunu, davanın reddedilebileceğini düşündüklerinden tüm taraflar arasındaki uyuşmazlıklardan kümülatif olarak sulh olma yolunun seçildiğini, sulha konu miktarın belirlenmesi gerektiğini, sulh miktarının tespitinde Türk Borçlar Kanununu'nun 50... . maddelerinin uygulanması gerektiğini, tekrar harç ve giderlerin tahsiline karar verilmiş ise de önceki karar gereğince tahsil edilmiş olan bedellerin mükerrer şekilde tahsiline karar verildiğini, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan akdi ve karşı yan vekalet ücret alacağına ilişkin başlatılan icra takibine yönelik yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141/3. fıkrası ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesi uyarınca, bir Mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin gerek Mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, davalı ... Şirketi ile diğer davalılar arasında yapılan sulh sözleşmesi sebebiyle müddeabihin hükme bağlanmamasının avukatlık ücreti talep hakkını engellemediği, karşı vekalet ücretinin ise Avukatlık Kanunu'nun ve aynı yılın Avukatlık Ücret Tarifesi'nin hükümleri uyarınca nispi olarak belirleneceği ve bu oran bakımından da söz konusu müddeabihin esas alınacağı, bozma ilamı doğrultusunda infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; taraflar arasındaki uyuşmazlık konularından biri de vekalet ücretinin hesaplanmasına ilişkindir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu feragat edilen Anadolu 3. Asliye ... Mahkemesinin 2018/17 E. sayılı davada dava değerinin 13.500.000 USD olarak kabulü halinde taleple bağlılık ilkesi gereği davacının 7.511.975,00 TL akdi, 1.161.429,50 TL yasal vekalet ücretine, dava değerinin 27.431.000,00 TL olarak kabulü halinde ise 1.820.170,00 TL akdi, 362.935,00 TL yasal vekalet ücretinin talep edebileceği şeklinde terditli hesaplama yapılmıştır. Davalılar tarafından USD'nin TL'ye çevrildiği tarihe ve sulh anlaşmasında bedel belirtildiğinden belirtilen bedel ya da feragat edilen davada harç üzerinden hesaplanan dava değerinden vekalet ücretinin hesaplanması yönünde itirazları bulunmaktadır. Mahkemece hangi sebep veya sebeplerle davacının talep edebileceği akdi vekalet ücretinin 7.511.975,00 TL, yasal vekalet ücretinin 1.161.429,50 TL olduğu hususunda bir açıklama ve gerekçe belirtilmemiştir. Eş söyleyiş ile bu hususların gerekçede tartışılmadığı görülmüştür.Bu durumda Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren, bozma ilamına uygun bir karar verilmesi gerekirken, gerekçesiz karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmaya karar verilmiştir.2.Bozma nedenine göre, davalılar... vekilinin tüm, davalı ... ... San. ve .... A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA,2.Bozma sebebine göre, davalılar... vekilinin tüm, davalı ... ... San. ve .... A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.