Dolandırıcılık suçunda banka kayıtları ışığında yeterli şüphe bulunmasına karşın verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazın reddinin kanun yararına bozulması istemi.
Özet: Adalet Bakanlığı tarafından yapılan kanun yararına bozma isteminde, dolandırıcılık suçlamasıyla ilgili yürütülen soruşturmada, icra borcu için avukat olduğunu iddia eden şüpheliye verilen paranın bir kısmının alacaklıya ödendiği, kalan önemli bir kısmının ise şüphelinin kendi hesabına aktarıldığına dair banka kayıtları gibi somut delillerin bulunmasına rağmen, savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının ve bu karara yapılan itirazın reddedilmesinin hatalı olduğu; kamu davası açılması veya uzlaştırma süreçlerinin işletilmesi için yeterli şüphe bulunduğu gerekçesiyle ilgili kararın kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2026/386 E.  ,  2026/4542 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

SUÇ : Dolandırıcılık
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2024 tarihli ve 2024/26298 Soruşturma, 2024/28700 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Konya 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 18.07.2024 tarihli ve 2024/4653 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 18.07.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2024/29558 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2026 tarihli ve KYB-2025/152864 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2026 tarihli ve KYB-2025/152864 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin 28.03.2024 havale tarihli şikayet dilekçesinde özetle, müştekinin eşinin borçlusu olduğu Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2023/9234 sayılı dosyasına olan borcu yatırmak için kendisini avukat olarak tanıtan şüpheliden yardım aldıklarını, şüpheliye icra dosyasına ödenmek üzere 143.000,00 Türk lirası ödediklerini, daha sonra alacaklı vekili ile yaptıkları görüşmede ise alacaklı vekilinin 87.000,00 Türk lirası aldığını, diğer alacak kalemlerinden vazgeçtiklerini öğrenmesi nedeniyle şüpheliden şikayetçi olması üzerine yürütülen soruşturma sonunda, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair iddiadan başkaca delil elde edilemediği gerekçesiyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Müştekinin 14.03.2024 tarihinde şüpheliye 140.000,00 Türk lirası verdiğini, şüphelinin bu parayı kendi hesabına yatırdığını ifade etmesi, şüphelinin ise alacaklıya müşteki adına anlaştıkları 87.000,00 Türk lirasını ödemesi ve daha sonra müştekiden bu parayı aldığını ifade etmesi karşısında, şüphelinin banka kayıtları incelendiğinde 14.03.2024 tarihinde saat 14.43'te alacaklı vekili ... hesabına 87.000,00 Türk lirası gönderdiği, saat 14.49 da ise kendi hesabına müşteki ifadesini doğrular şekilde 138.000,00 Türk lirası yatırdığının anlaşılması karşısında, şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin olduğu cihetle, anılan suç yönünden uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere dosyanın Uzlaştırma Bürosuna gönderilip, uzlaştırma gerçekleşmemesi durumunda, tüm delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi için kamu davası açılması gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçi ... ve eşi olan ...'a yönelik Konya 4. İcra Dairesinin 2023/9234 Esas sayılı dosyasında icra takibi bulunduğunun, şüphelinin kendisini avukat olarak tanıtmak suretiyle şikayetçi ... ile irtibata geçtiğinin ve dosyanın 140.000,00 TL'ye kapanacağını söylediğinin, şikayetçinin şüpheliye bu parayı elden teslim ettiğinin, bununla birlikte; karşı tarafın avukatına da gerçek olmayan bir takım sözler söylediğinin ve şikayetçi yerine bir başkasını görüştürmek suretiyle icra dosyasına yalnızca 87.000,00 TL ödeme yaparak kapanmasını sağladığının iddia olunması ile şüphelinin alınan ifadesinde; avukat katibi olarak çalıştığını, şikayetçi ve eşinin de bu durumu bildiğini, zaman zaman kendilerine destek olduğunu, şikayete konu olayda da kendisinden icra dosyası için yardımcı olmasını istediklerini, buna ilişkin yazışmaların bulunduğunu, şikayetçiden yalnızca 87.000,00 TL aldığını kalan kısmının ise eşi ile kendisine ait olduğunu söylemesi karşısında; icra dosyasının tamamının eksiksiz olarak getirtilerek onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, toplam borç miktarının, ne kadar ödeme yapıldığının ve dosya kapanma tarihinin kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde belirlenmesi, dosyada mevcut kamera görüntülerinin incelenerek ayrıntılı tutanak düzenlenmesi, şüphelinin ifadesinde bahsi geçen tüm yazışmaların dosya arasına alınarak incelenmesi, şikayetçi ve şüphelinin eşi ile alacaklı vekili olan ...'un tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulması, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "..şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair iddiadan başkaca delil elde edilmediği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi belirtilen nedenlerle yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Konya 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 18.07.2024 tarihli ve 2024/4653 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2026 tarihinde karar verildi.