İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde, kredi borcunun teminatı hayat sigortası poliçesi kapsamında muris vefatı sonrası talep edilen tazminatın, sigortacının beyan eksikliği iddiasıyla reddedilmesi üzerine açılan dava.
Özet: Davacılar, kredi borcunun teminatı olarak yaptırılan hayat sigortası poliçesi kapsamında vefat eden murislerinin kredi borcunun sigorta şirketi tarafından ödenmesini talep etmekte, sigorta şirketi ise murisin sigorta başlangıcından önce var olan ve beyan edilmeyen kalp rahatsızlığını gizlemesi nedeniyle tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını savunurken, davacılar murisin bilinen bir rahatsızlığı olmadığını iddia etmekte ve kredi borcu nedeniyle icra takibi yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı ile birlikte tazminatın faiziyle tahsilini istemekte, davalı banka ise alacağının tahsilinde mağduriyet yaşadığını belirtmektedir.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/377 Esas
KARAR NO : 2020/116
DAVA : Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 23/09/2019
KARAR TARİHİ : 27/02/2020
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkillerinin murisi olan ...'in başvuru tarihi 11/05/2018 olan Esnaf Kefalet Kooperatifi aracılığıyla ...Gaziler Caddesi İzmir Şubesinden 160.000,00 TL bedelli kredi kullandığını, ...tarafından ...Şirketine... numaralı poliçe ile hayat sigortası yaptırıldığını, murisin 19/04/2019 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiğini, düzenlenen ölüm belgesinde ölüm nedeni olarak " ..." gösterildiği ve önceki nedenler olarak " Kronik iskemik kalp hastalığı, tanımlanmamış " kaydı düşüldüğü ve hastalığın başlangıcından ölümene kadar geçen süre 10 yıl yazıldığı,
Davaya esas hayat sigortası poliçesinin " Ürün Özel Şartları " başlıklı 6. Maddesinde " Daini mürtehin ilgili ... şubesidir. Sigortalının bir yıllık sigorta süresi içerisinde vefatı halinde, poliçedeki teminat limiti ile sınırlı olmak üzere, sigortalının bankaya olan borçları ... ve Emeklilik A.Ş. Tarafından kapatılarak, borcun kapatılmasından sonra kalan tutar olması durumunda başvuru formunda belirtilen lehtar/lehtarlara ödeme yapılacaktır." hükmünün bulunduğunu, ...Anonim Şirketinin dain ve mürtehin olması nedeniyle dava açılmasından önce dava açmak üzere muvafakat talep edildiğini, kep üzerinden gönderilmiş olan 16/07/2019 tarihli ihtarnamenin aynı gün bankaya tebliğ edildiğini, ancak muvafakat talebinin red edildiğini, bu nedenle davaya ... da yönlendirildiğini, ...Şirketi'nin tazminatı ödememe gerekçesinin yerinde olmadığını, murisin daha öncesinde bilinen bir rahatsızlığının olmadığı, herhangi bir kalp rahatsızlığı yaşamadığı bu nedenle ölüm belgesindeki " Tanımlanmamış 10 yıllık kronik iskemik kalp hastalığı " kaydının doğru olmadığı tüm bu nedenlerle dava konusu kredi borcu nedeniyel icra takibi yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 135.000,00 TL tazminatın, talebin reddi tarihi olan 24.05.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa uyarınca %19,5'dan az olmamak kaydıyla temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, tahsil edilen bedel ile murisin vefat tarihine göre hesaplanacak kredi borcunun itfa edilmesine, artan miktarın ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı Türkiye ...Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde; Davanın hayat sigortasına ilişkin bir dava olduğunu, bu nedenle, 6502 Sayılı Tüketici Kanunu gereğince davaya bakmakla görevli mahkeme İstanbul Tüketici Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle de davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin ikametgah adresinin... Mahallesi,... Caddesi, ... K:... Şişli/ İstanbul olduğunu, şirket adresi dikkate alındığında davanın İstanbul Tüketici Mahkemelerince görülmesi gerektiğini, davanın yetkisizlik nedeniyle reddi ile görevli ve yetkili İstanbul Tüketici Mahkemelerine gönderilmesini, müvekkili şirket tarafından kredi kullanan kişiler isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alındığını, muris sigortalı ...'in şirket nezdinde, davaya konu edilen 17.05.2018 başlangıç tarihli... nolu sigorta poliçesi ile sigorta kapsamına alındığını, sigortalı murisin vefatından sonra mirasçıların müvekkili şirkete başvurduğunu ve rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle sigorta tazminatı için talepte bulunulduğunu, davacı taraftan riziko değerlendirme için gerekli evrakların talep edildiğini, evrakların incelenmesi sonrasında sigortalının sözleşmenin başlangıç tarihinden önce gelen, mevcut bulunan Kalp hastalığını ... numaralı poliçesi için 17.05.2018 tarihli sağlık beyan formunda beyan etmemesi nedeniyle tazminat talebi reddedildiğini, sigortalıya ait sağlık kuruluşlarından alınan sağlık raporları dosya kapsamında incelendiğinde sigorta başlangıcından evvel sigortalının kalp hastalığının olduğunun görüldüğü, açıklanan nedenlerle davacıların murisi olan müteveffa sigortalının sigortanın başlangıcından önce mevcut olan ve uzunca bir süre de tedavi gördüğü kalp hastalığını beyan etmeyerek gizlemek suretiyle müvekkili şirketi yanılttığını, bu nedenle davanın görev, yetki ve husumetten reddine karar verilmesini, davacıya herhangi bir ödeme yapılması hukuken de mümkün olmadığından başvurunun reddi, dosyanın ...Anonim Gaziler Caddesi Şubesine ihbar olunmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...şirketi vekilinin cevap dilekçesinde; Krediyi kullandıran müvekkilin kredinin geri dönüşünü yapamayarak mağdur olduğunu, krediyi kullanan ...'in de vefatı ile kredinin geri dönüşümünün daha çok risk altında olduğunu, Mağdur olan müvekkil banka gerek...n taraftan alacağını alamama riski ile karşı karşıya kaldığını, Müvekkili banka ''Türkiye ...Anonim Şirketi'' ve ''...Şirketi'' ile muris ... 11/05/2018 tarihinde başvurduğu Esnaf Kefalet Kooperatifi aracılığıyla müvekkilim T. ...A.Ş. Gaziler Caddesi-İzmir Şubesinden 160.000,00 TL kredi kullanmıştır. Muris ... kendi isteği doğrultusunda 23173348 numaralı poliçe ile hayat sigortası yaptırdığını, Muris ... 19/04/2019 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiğini, muris hakkında düzenlenen ölüm belgesinde ölüm nedeni olarak ''Venriküler fibrilasyon ve flutter'' gösterilmiş, önceki nedenler kısmına ''Kronik İskemik kalp hastalığı, tanımlanmamış'' kaydı düşülerek, hastalığın başlangıcından ölüme kadar geçen süre bölümüne 10 yıl yazılmıştır. Müvekkilim sigortacı bu kayda istinaden kendisine yapılan başvuruyu ''... numaralı poliçenin tanzim tarihi olan 17/05/2018 tarihinden önce kalp hastalığının kendisinde mevcut olduğu, söz konusu hastalığın sigortalanmadan önce tespit edildiği ve sigortalı tarafından bilindiği halde herhangi bir bildirim yapılmaması ve tıbbi raporda belirtilen sürenin ''hastalığın başlangıcından ölüme kadar geçen süre: 10 yıl'' şeklinde belirtilmiş olması dolayısıyla, raporda belirtilen süreye dayanarak red ettiğini, öncelikle davanın husumetten reddine, husumet itirazı kabul edilmez ise haksız mesnetsiz ve kötü niyetli olarak doktor raporlarının ortada olmasına rağmen hukuksuz şekilde ve borç ödememek için kredi kullananın ölümünden medet umularak, davacı tarafça üzerilerine düşen borç ödeme mükellefiyetinin yerine getirilmeyerek, talep edilen tazminat talebini içeren davanın reddine; yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacılar tarafına yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-İzmir .... Noterliği'nin 30/04/2019 tarih ve... yevmiye numaralı mirasçılık belgesi,
2-Davacılar murisi tarafından kullanılan krediye ilişkin olarak ... nezdinde bulunan kayıt ve belgeler,
3-Davacılar murisi tarafından Türkiye ...Anonim Şirketi Gaziler Caddesi İzmir Şubesi'nden kullanılan 160.000,00-TL bedelli krediye ilişkin kredi sözleşmesi, hesap hareketleri ve ekstreler,
4-...Şirketi tarafından davacılar murisi adına düzenlenen ...numaralı... Sigortasına ilişkin sigorta poliçesi ve sair kayıtlar,
5-Davacılar murisi ...'e ait Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi nezdinde bulunan tedavi kayıtları,
6-Davacılar murisi ...'e ait SGK kayıtları,
7-Sair deliller.
DAVA KONUSU:
Açılan dava, 19/04/2019 tarihinde vefat eden davacılar murisi ...'in Esnaf Kefalet Kooperatifi aracılığıyla davalı Türkiye ...Anonim Şirketi İzmir Şubesi'nden kullandığı 160.000,00-TL bedelli krediye ilişkin kredi borcunun davacılar murisi ile davalı ...Şirketi arasında 17/05/2018 tarihinde imzalanan Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında davalılardan tazmini talebine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır. Buna göre tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemni kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan, kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanun'un Diğer Tüketici Sözleşmeleri başlıklı 49/(1). maddesinde, finansal hizmetlerin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade ettiği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmenin ise finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu, aynı Kanun'un 83/2. maddesinde, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanun'un 73/1.maddesinde ise, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu düzenlemesi yer almaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 19/04/2019 tarihinde vefat eden davacılar murisi ...'in Esnaf Kefalet Kooperatifi aracılığıyla davalı Türkiye ...Anonim Şirketi İzmir Şubesi'nden kullandığı 160.000,00-TL bedelli krediye ilişkin kredi borcunun davacılar murisi ile davalı ...Şirketi arasında 17/05/2018 tarihinde imzalanan Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında davalılardan tazmini talebinden kaynaklanmaktadır.
Her ne kadar davacılar vekilince davacılar murisinin servis şoförü olması sebebiyle kullandığı kredinin ticari kredi olduğundan bahisle mahkememizin görevli olduğu beyan edilmiş ise de, davacılar murisi ... servis şoförü olup ... tarafından tarafından ... ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi aracılığıyla davalı Türkiye ...Anonim Şirketi İzmir Şubesi nezdinde kullanılan kredi ticari nitelikte olsa da, davacılar murisi tarafından kredinin kullandırılması sırasında davalı ...Şirketi ile imzalamış olduğu Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında muris ... tüketici sıfatını haizdir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2019 tarih ve 2016/17858 Esas 2019/7354 Karar sayılı ilamında aynen; ''.....davacılar miras bırakanının tüketici olduğu ve davalı sigorta şirketi ile arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunulduğunun anlaşılmasına göre, davanın açıldığı 11.02.2015 tarihi itibari ile davanın Tüketici Mahkemesinin görev alanına girdiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır......'' ibarelerine yer verilerek iş bu tür dava açısından Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2019 tarih ve 2016/9897 Esas 2019/7605 Karar sayılı ilamında aynen; ''.....davacılar murisinin tüketici olduğu ve davacıların davalı sigorta şirketi ile muris arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunduğundan, davaya konu uyuşmazlık bakımından Tüketici Mahkemesi görevlidir.......'' denilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 16.05.2017 tarih ve 2017/198-2017/5526 E-K sayılı; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23.Hukuk Dairesinin 14.03.2017 tarih ve 2017/226-2017/208 E-K sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, davanın dayanağı hayat sigorta sözleşmesi olup ticari kredi sözleşmesi değildir. Hayat sigorta sözleşmelerinin niteliği gereği, sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. Bu nedenle, davacılar miras bırakanı tüketici olup, davalı sigorta şirketi ile arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunulduğunun anlaşılmasına göre, 6502 sayılı yasa kapsamında kalan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiğinin kabulü ile.....'' denilerek sigorta yaptıranın sıfatı ve kullandığı krediye bakılmaksızın kredi kullanımı sırasında yaptırdığı sigorta poliçesi bakımından tüketici sıfatını haiz olduğu vurgulanmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı ilamında aynen; ''.....davacılar muris... adına düzenlenmiş olan "Esnaf Hayat Sigorta Sözleşmesi" sözleşmesine dayanarak eldeki davayı açmışlardır.
Davanın dayanağı hayat sigorta sözleşmesi olup kredi sözleşmesi değildir. Hayat sigorta sözleşmelerinin, niteliği gereği sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. 6502 sayılı yasanın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, murisin tüketici konumunda olup davacılar da irs ilişkisine dayanarak dava açtıklarından ve davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesi de bir tüketici işlemi olmasından dolayı, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığa bakma görevi anılan kanunun 3, 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca tüketici mahkemesine ait bulunmaktadır.....'' şeklinde hüküm kurulmuştur.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi.... Hukuk Dairesi'nin...Karar sayılı ilamında da aynen; ''.....Davanın dayanağı hayat sigorta sözleşmesi olup tarımsal kredi sözleşmesi değildir. Hayat sigorta sözleşmelerinin niteliği gereği, sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) sigortalı gerçek kişi ve tüketicidir......'' ibarelerine yer verilmiştir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Dava şartları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 1-c. fıkrasında mahkemenin görevli olması da dava şartlarından sayılmıştır.
Yine aynı kanunun 115.maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir ...Noterliği'nin 30/04/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesi, davacılar murisi tarafından kullanılan krediye ilişkin olarak ... nezdinde bulunan kayıt ve belgeler, davacılar murisi tarafından Türkiye ...Anonim Şirketi Gaziler Caddesi İzmir Şubesi'nden kullanılan 160.000,00-TL bedelli krediye ilişkin kredi sözleşmesi, hesap hareketleri ve ekstreler, ...Şirketi tarafından davacılar murisi adına düzenlenen... numaralı Hayat Sigortasına ilişkin sigorta poliçesi ve sair kayıtlar, davacılar murisi ...'e ait Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi nezdinde bulunan tedavi kayıtları, davacılar murisi ...'e ait SGK kayıtları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın 19/04/2019 tarihinde vefat eden davacılar murisinin Esnaf Kefalet Kooperatifi aracılığıyla davalı ...Anonim Şirketi İzmir Şubesi'nden kullandığı 160.000,00-TL bedelli krediye ilişkin kredi borcunun davacılar murisi ile davalı ...Şirketi arasında 17/05/2018 tarihinde imzalanan Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında davalılardan tazmini talebine ilişkin olduğu, davacılar murisi ile davalı ...Şirketi arasında akdi bir ilişki bulunduğu, davacıların da kredi borcunun murisin davalı ...Şirketi ile imzaladığı Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında davalı ...Şirketi tarafından karşılanmasını talep ettikleri, davcılar murisi ile davalı ...Şirketi arasında imzalanan Esnaf Hayat Sigortası sözleşmesinin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra imzalandığı, her ne kadar davacılar vekilince davacılar murisinin servis şoförü olması sebebiyle kullandığı kredinin ticari kredi olduğundan bahisle mahkememizin görevli olduğu beyan edilmiş ise de, davacılar murisi ... servis şoförü olup ... tarafından tarafından İzmir... ve Kefalet Kooperatifi aracılığıyla davalı Türkiye ...Anonim Şirketi İzmir Şubesi nezdinde kullanılan kredi ticari nitelikte olsa da, davacılar murisi tarafından kredinin kullandırılması sırasında davalı ...Şirketi ile imzalamış olduğu Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında muris ...'in tüketici sıfatını haiz olduğu, 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamının “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklandığı, Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işleminin “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlandığı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesinin görevli kılındığı, dava şartlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlendiği, aynı maddenin 1-c. fıkrasında mahkemenin görevli olmasının yer aldığı, aynı Kanun'un 115. maddesinde ise Mahkemenin dava şartlarının varlığını yargılamanın her aşamasında re'sen gözeteceğinin ve dava şartlarının bulunmaması durumunda davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği, belirtilen çerçevede iş bu davaya bakmakla görevli Mahkemenin İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, açılan davanın görev dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1-k. maddesi atfiyla aynı Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20.maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, davacı vekili ile davalı Türkiye ...Anonim Şirketi vekilinin yüzlerine karşı, davalı ...Şirketi vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/02/2020
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır