Mağaza müdürünün müşteri yanıltma, sahte fatura düzenleme ve kişisel hesap kullanma gibi işveren güvenini kötüye kullanan eylemleri nedeniyle haklı feshi ve işçilik alacakları uyuşmazlığının Yargıtay 9. Hukuk Dairesinde temyiz incelemesi.
Özet: Mağaza müdürü davacının haksız fesih iddiasıyla kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile ücret ve prim alacaklarını talep ettiği iş davasında, davalı işverenin davacının müşteriyi yanıltma, kişisel hesap kullanma ve sahte fatura talimatı gibi şirket kurallarına aykırı davranışları nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini savunması üzerine, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri işverenin feshini haklı bularak kıdem ve ihbar tazminatlarını reddederken, davacının diğer işçilik alacaklarını kısmen kabul etmiş; temyiz aşamasında ise davacı hukuka aykırı delillere dayanıldığını ve kendi haklı feshinin göz ardı edildiğini, davalı ise imzalı bordrolara rağmen yapılan alacak hesaplamalarının hatalı olduğunu ileri sürmektedir.
9. Hukuk Dairesi         2026/1464 E.  ,  2026/4330 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1722 E., 2025/1610 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/6 E., 2025/348 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait mağazalarda 01.11.2003 -01.11.2017 tarihleri arasında mağaza müdürü olarak çalıştığını, en son ... Park AVM'de bulunan davalıya ait şubede çalıştığını, davalı tarafından haksız olarak işten çıkarıldığını, davacının çalıştığı sürece fazla çalışma yaptığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, içeride kalan ücret ve prim alacaklarının kendisine ödeneceği söylenmesine rağmen ödenmediğini, son beş yıl boyunca yıllık izinlerini kullanamadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile ücret ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacı yanın fazla çalışma yapması, hafta tatilinde çalışması ve prim alacağına hak kazanması hâlinde, hak ettiği ücretlerin bordrosunda tahakkuk ettirilerek davacıya ödendiğini, tüm yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin 05.12.2024 tarihli Mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemeye gönderilmesi kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, davacının bir müşteriye satış yaptığı, müşteriye fatura vermediği, satış tutarını fazla bildirerek müşteriyi yanılttığı ve müşterinin ve işverenin güvenini kötüye kullandığı, müşteriye borç/taksit tutarını ödeme yapması için kendi bireysel hesabını verdiği, müşterinin ısrarla faturasını istemesine rağmen sürekli müşteriyi oyaladığı, diğer mağaza çalışanına excel üzerinden sahte fatura hazırlaması talimatı verdiği, davacının söz konusu eylemlerinin, yasal düzenlemelere, Şirket kurallarına, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı, doğruluk ve bağlılığa uymayan, işverenin güvenini kötüye kullanma kapsamında eylemler olduğu, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiği, davacının karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ve eksik ödenen ücret alacağı taleplerinin ise hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Hukuka aykırı deliller esas alınarak haklı fesih kararı verilemeyeceğini, Whatsapp yazışmaları ve ses kayıtlarının hukuka aykırı yollarla ele geçirilen deliller olduğunu, kaldırma kararı sonrası alınan heyet raporunda görüş farklılıkları, çelişkiler bulunmasına rağmen işverence yapılan feshin haklı olduğu kabulünün hatalı olduğunu, haklı feshin tüm dayanaklarıyla ispatlanamadığını, davacı hakkında yapılan ihbarlardan yola çıkılarak fesih yapılmış ise de ihbarda bulunanların tanık olarak dinlenmediğini, feshin usul bakımından da sakat olduğunu,
b. Davacının ödenmeyen ücretleri olduğundan iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı fesih durumunun değerlendirilmesi gerektiğini, işveren feshinden önce ödenmeyen ücretler nedeniyle işçinin haklı feshinin gerçekleştiği kabul edilerek kıdem tazminatı talebinin kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde;
a. İmzalı bordrolara rağmen tanık deliliyle fazla çalışma ve genel tatil ücreti hesaplanmasının hatalı olduğunu, denkleştirme esası gereği davacının herhangi bir ücret alacağı bulunmadığını, tüm ücretlerinin bordroda tahakkuk ettirilerek ödendiğini, davacının yazılı delil sunmadığını,
b. Sayım açıkları nedeniyle davacının ücret ve yıllık izin ücretinden yapılan kesintinin hukuki dayanağı bulunduğunu, davacının ücret alacağı ve yıllık izin ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, davacıya ait banka hareketlerinin incelenmesi ve belirttikleri üzere müşterilerden yapılan nakit tahsilatların kasaya işlenmemesi sonucu ortaya çıkan zararın hesaplanması ile ücret ve yıllık izin ücretinde yapılan mahsubun hukuki dayanağının ortaya çıkacağını, eksik incelemeyle verilen kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, işverence iş sözleşmesinin sonlandırılmasının haklı nedene dayanıp dayanmadığına ve davaya konu alacak kalemlerinin ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.