Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için açılan itirazın iptali davasının zamanaşımı nedeniyle reddi kararının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Özet: Eser sözleşmesinden kaynaklanan 594.850,34 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, davacının 2010 tarihli taşeronluk sözleşmesi ve önceki bir davadaki bilirkişi raporuna dayandırdığı alacak talebi, davalının 5 yıllık zamanaşımı itirazıyla karşılanmıştır. İlk derece mahkemesi, talebi zamanaşımı nedeniyle reddetmiş olup, davacının bu karara yönelik istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilerek ilk derece mahkemesinin zamanaşımı gerekçeli red kararı onanmıştır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/299 - 2026/721

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/299 Esas
KARAR NO : 2026/721
(İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/12/2023
NUMARASI : 2023/290 Esas-2023/951 Karar
DAVACI :
VEKİLİ : Av
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 02/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/09/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davalı borçlunun, müvekkili şirketle arasında 01.11.2010 tarihli anahtar teslim götürü bedel usulü ile "Taşeronluk Sözleşmesi" imzalandığını ve bu sözleşmeye istinaden... A.Ş. tarafından Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/ 532 E. sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını ve dosya üzerinde verilen 15.12.2016 tarihli bilirkişi raporunda da müvekkili şirket 594.850,34-TL .... .... A.Ş.'den alacaklı çıktığını, alacağına ilişkin alacak miktarın ödenmemesi nedeni ile davalı borçlu şirket aleyhine 31.01.2023 tarihinde Ankara 15. İcra Müdürlüğü’nün E:2023/1630 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirket vekili ise 14.03.2023 tarihli dilekçe ile borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı borçlunun takibe konu borç ile ilgisinin bulunmadığı yönündeki itirazının yerinde olmadığını, davalı borçlu, müvekkili şirketle aralarındaki 01.11.2020 tarihinde imzalanarak yürürlüğe giren anahtar teslim götürü bedel usulü taşeronluk sözleşmesine istinaden davalı borçlu tarafından ... Kazı ve Kazık İşleri yapıldığını, taşeronluk sözleşmesine istinaden .... .... A.Ş. tarafından Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/ 532 E. sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını ve ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiğini, .... .... A.Ş. tarafından söz konusu karar istinaf edildiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 2017/ 1104 E. ve 2019/ 501 K. sayılı 07.05.2019 tarihli kararında .... .... A.Ş. vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verildiğini, . .... A.Ş. tarafından taraflarına 13.06.2019 tarihinde tebliğ edilen temyiz dilekçesi ile 07.05.2019 tarihli Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 2017/1104 E. ve 2019/501 K. sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile bozulmasını talep edildiğini, lakin Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/2355 Esas ve 2020/86 Karar sayılı 15.01.2020 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesinin kararı kesin olmak üzere onandığını, söz konusu dosya üzerinde verilen 15.12.2016 tarihli bilirkişi raporunda da müvekkili şirketin 594.850,34 TL .... .... A.Ş.'den alacaklı olduğunu, ancak borçlu tarafından dava kesinleşmiş olmasına rağmen söz konusu bedel müvekkili şirkete iade edilmediğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından borçlu şirkete 01.11.2010 tarihli sözleşmeye istinaden kesin hesap bedelinden fazla ödenen alacak bakiyesi olan 594.850,34 TL bedeli ödememesi üzerine Ankara 15. İcra Müdürlüğü’nün 2023/1630 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirket vekili ise 14.03.2023 tarihli dilekçe ile borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz eden davalı şirketin takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket alacağının likit olması ve davalı yanın hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve kötü niyetli olarak ödeme emrinde talep edilen borca itiraz etmiş olması nedeni ile İİK’nun 68’inci maddesi gereğince davalının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, davalı borçlunun, Ankara 15. İcra Müdürlüğü’nün 2023/1630 E. sayılı dosyası başlatılan icra takibine vaki itirazlarının iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz eden davalının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın eser sözleşmesinden kaynaklanmış olduğunu, davaya dayanak olarak gösterilen 15/12/2016 tarihli rapor ve dava dava niteliği gereği 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, öncelikle bu davaya esas olarak gösterilen 2015/532E, 2017/139K sayılı dosyanın mahkememizce görüldüğünü ve karara bağlandığını, eldeki davada mahkememizin tarafsızlığında şüphe uyandıracağından, dosyanın başka bir mahkemeye gönderilmek üzere iadesini talep ettiğini, davacı ile müvekkili arasında 01/10/2010 tarihli taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereğince edimini eksiksiz olarak yerine getirip davalı şirkete teslim ettiğini, işin kesin hak edişini davalı ile ... A.Ş. Arasında 13/12/2011 tarihinde yapıldığını, tüm ihtarlara rağmen davalının kesin hak ediş yapmaktan kaçındığını, en son ki ihtarname ile 48.839,35-TL hak ediş alacağının ödenmesinin talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını belirterek, 48.891,35-TL alacağın temerrüt tarihi olan 18/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talebiyle taraflarınca dava açılmış olduğunu, davanın mahkememizce 21/02/2017 tarih 2015/532 Esas 2017/139 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini, davacı Ankara 15. İcra Dairesi 2023/1630 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibinde bulunmuş olduğunu, takip taraflarınca süresi içinde yapılan itirazla dairece durdurulduğunu, oysaki; tarafına sözleşme kapsamında belirlenen bedele ek fiyat farkı talep edilmediğini, taşeronluk sözleşmesi ile müvekkili şirkete ödenmesi kararlaştırılan bedel, davalı tarafça işin azaltılması gerekçe gösterilerek eksik ödenmiş olduğundan taraflarınca sözleşmeden doğan bakiye alacak miktarı talep edildiğini, davacının Ankara 15. İcra Müdürlüğünde başlatmış olduğu takibin iptaline, davanın reddi ile %20 den aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/12/2023 tarihli ve 2023/290 Esas ve 2023/951 Karar sayılı kararında özetle; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında iş sahibinin ... A.Ş., müteahhidin davacı taşeronunun davalı olduğu, idare ile davacı arasında imzalanan 18/10/2010 tarihli sözleşme kapsamındaki işe ilişkin 01/11/2010 tarihli taşeronluk sözleşmesinin imzalandığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından Ankara 15. İcra Dairesi'nin 2023/1630 Esas sayılı dosyasında 594.850,34 TL asıl alacak, 531.551,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.126.402,08 TL alacağın tahsili için icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve iş bu davanın açıldığı tespit edilmiştir.
Davacı mahkememizin 2015/532 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, 594.850,34 TL alacak çıkmasına rağmen ödeme yapılmadığı gerekçesiyle takip başlatıldığını iddia etmiştir.
Mahkememizin 2015/532 Esas sayılı dosyasında davacı yüklenici ... A.Ş. Tarafından davalı... Şti. Aleyhine 01/11/2010 tarihli taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan hak ediş alacağının ödenmediği gerekçesiyle alacak davası açmış, alınan bilirkişi raporunda davacının davalı şirketten alacağının bulunmadığı tespit edilmiş, mahkemece davacı alacağından fazla miktarın ödendiği, davacının alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi ile zaman aşımı definde bulunulduğundan öncelikle zaman aşımı yönünden değerlendirme yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, dava iş sahibi tarafından fazla yapıldığı belirtilen ödemenin iadesine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanununun 147/6 maddesine göre yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında eser sözleşmesinden doğan alacaklar için 5 yıllık zaman aşımı uygulanır.
Zaman aşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihte başlar. Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak, eserin teslim edildiği, eserin kabul edildiği tarihte muaccel olur.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 26. Maddesi "Kesin kabul işlemi müteahhidin idare ile yapacağı kesin kabul ile yapılmış olacaktır. Müteahhidin taşeronun taahhüdü ile ilgili işler için idareye karşı üstlendiği görev ve sorumluluklarının tamamını taşeron müteahhide karşı taahhüt eder. Bu hususta yapılması gereken tüm idari işleri idarenin veya müteahhidin vereceği sürede tamamlamayı kabul ve taahhüt eder." hükmünü içermektedir.
Yapılan yargılama sonucunda, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmeye konu işin geçici kabulünün idare tarafından 30/06/2011 tarihinde yapıldığı, idare ile davacı arasındaki kesin hak edişin 13/12/2011 tarihinde yapıldığı, sözleşmesin 26. Maddesine göre kabulün idare tarafından yapılan kesin hak ediş tarihi olması gerektiği, davacının varsa fazla ödemeden kaynaklı alacağın bu tarihte muaccel olduğu ve 5 yıllık zaman aşımı süresinin başladığı, takip tarihi olan 01/02/2023 tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin dolduğu ve alacağın zaman aşımına uğradığı kanaatine varılmakla, zaman aşımı nedeniyle davanın reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 20/02/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme ve davalı tarafından "davaya dayanak olarak gösterilen 15/12/2016 tarihli rapor ve dava niteliği gereği 5 yıllık zamanaşımına uğradığı," iddia edilse de söz konusu dava TBK'nun 146. Maddesi gereğince “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” Dava konusu alacak cari hesaba istinaden fazla ödenen ve 15/12/2016 tarihli bilirkişi raporu ile de fazla ödendiği sabit olan paranın iadesi olduğunu, davalı tarafın bilirkişi raporundaki hususu bilmesine rağmen icra takibi konusu meblağı müvekkili şirkete ödemek için bugüne kadar ne takip tarihinden önce ne de takip tarihinden sonra ki bir tarihte herhangi bir girişimde bulunmadığını, kısacası müvekkil şirket sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden davalıdan alacaklıdır. Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, 15/12/2016 tarihli bilirkişi raporu Yargıtay denetimine elverişli ve hükme esasa teşkil ettiğinden, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2019 / 2355 E. ve 2020 / 86 K. sayılı 15.01.2020 tarihli kararı ile tüm yönleriyle kesin olmak üzere onandığını, bu husus da dikkate alındığından aslında 15/12/2016 tarihli bilirkişi raporunun zamanaşımı süresi de 15.01.2020 tarihi yani dosyanın kesinleşme tarihi itibari ile başladığını,davalı "Alacaklı tarafın dayanak olarak ileri sürdüğü belge Müvekkilimin alacaklı olduğu bir davadan alıntılanmış olup henüz davacı ile müvekkilim arasındaki cari hesapların kapanmadığı bir zamanda oluşturulmuştur. Bilirkişi raporu da müvekkilim ile davacı arasında henüz cari hesap yapılmamışken düzenlenmiştir." dese de müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki cari hesaplarda 02.10.2013 tarihi itibari hiç bir işlem yapılmadığını, bu hususun bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, davalı borçlunun Ankara 2. Asliye Ticaret mahkemesi'nin, 21.02.2017 tarih, 2015/532 esas ve 2017/139 karar sayılı kararı eksik incelemeye dayalı, hatalı ve hukuka aykırı olarak doğduğu şeklindeki iddiaları hem istinaf hem temyiz incelemesi sonucunda reddedildiği ve kararın 2020 yılında kesinleştiğini, dava dilekçeleri eklerinden de anlaşılacağı üzere davalı borçlu şirketin söz konusu taşeronluk sözleşmene istinaden fazla ödeme almış ve aldığı rakamı müvekkili şirkete iade etmemiş olduğu gibi, aleyhine başlatılan icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunulduğunu, eklerden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirket edimlerini kusursuz ve eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalı vekilinin itiraz dilekçesinde “müvekkilin alacaklıya böyle bir borcu yoktur.” şeklindeki itirazın tamamı ile kötü niyetli olup alacağın tahsilini geciktirmek amacı ile yapılmış olduğundan vaki itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi-ne itiraz eden davalı şirketin takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasının talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istimine ilişkindir.
Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2023 tarihli 2023/290 Esas 2023/951 Karar sayılı kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın ilk derece dairemizce taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 02/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır