Hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığı suçlarında Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmadan verdiği bozma kararının usule ve yasaya aykırılıkla hükümsüzlüğü.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesinin, sanığın savunma hakkının kısıtlanması, hırsızlık suçunda kısmi iadeye muvafakatın yeterince değerlendirilmemesi ve tekerrür uygulamasındaki hatalar gibi hukuka aykırılıklar içeren ilk derece mahkemesi kararlarını, 5271 sayılı Kanunda duruşma açmaksızın bozma kararı vermeye yetki veren sınırlı haller dışında, dosya üzerinden inceleyerek bozması hukuka aykırı bulunmuştur; zira savunma hakkının sınırlandırılması gibi ciddi usul hatalarının giderilmesi için Bölge Adliye Mahkemesinin davayı yeniden görmesi gerekirken, kanuni dayanağı olmayan bir bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince verilen hükümlerin yetkisiz mahkeme tarafından verilmiş sayılacağı ve bu durumun hukuka ağır aykırılık oluşturacağı belirtilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/2548 E., 2023/1946 K.SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER: Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret,onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin ''sanığın samimi beyanları, yargılamaya olan müspet katkılarının yeterince göz önünde bulundurulmadığına, lehine olan hususların Mahkemece esasa ilişkin hükümlerinde dikkate alınmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna''; sanığın temyiz isteminin ise ''ceza ehliyetinin olmadığına, dosyaya sunmuş olduğu evrakların incelenerek yeniden yargılamasının yapılmasına'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Yenişehir Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli ve 2018/256 Esas, 2021/923 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesinin, 01.02.2023 tarihli ve 2022/344 Esas, 2023/262 Karar sayılı kararı ile ,''1-) Sanığın 5271 sayılı CMK.nın 191. maddesine aykırı olarak, birleşen Yenişehir Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/6 68... /671 Karar sayılı dava dosyasına ait iddianame ve birleştirme kararı okunup, CMK.nın 147. maddesinde öngörülen hakları hatırlatılarak usulüne uygun savunması alınmadan yapılan yargılama sonucunda mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 2-) Sanığın ilk olayda çalmış olduğu aracı daha sonra geri getirerek aldığı yere bıraktığı, ikinci olayda ise peşinde kolluk görevlileri olduğu sırada aracı başka yerde terk ederek kaçtığı, bu nedenle ikinci hırsızlık eyleminde aracın mağdura iadesine sanığın katkısının bulunmadığının anlaşılması karşısında, kısmi iadeye muvafakatı bulunup bulunmadığı mağdurdan sorulmadan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1-4. maddesinin uygulanması, 3-)Sanığın tekerrüre esas alınan Yenişehir Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/2 03... /267 Karar sayılı ilamında iki ayrı suçtan hükümlülük kararı bulunması karşısında; 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi gözetilerek, en ağır cezaya ilişkin hükümlülüğün tekerrüre esas alınması gerekirken, ilamın tamamının tekerrüre esas alınması ile yazılı şekilde karar verilmesi'' gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’ un 280 . maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, 1. No.lu bozma nedeninin ise hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş,bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesinin, 01.02.2023 tarihli ve 2022/344 Esas, 2023/262 Karar sayılı kararının; bozma üzerine verilen Yenişehir Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli ve 2023/179 Esas, 2023/527 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun oldukları belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.