Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası sonrası açılan maddi ve manevi tazminat davasında geçiş önceliği ihlali, ehliyetsiz sürücülük ve ilk derece mahkemesinin kararındaki usul hatalarını inceledi.
Özet: İstinaf incelemesine konu olan davada, davacı, davalı sürücünün kavşakta dur levhasına uymayarak kazaya neden olması sonucu boyun, sırt ve kolundan yaralanarak %3 vücut fonksiyon kaybı yaşadığını iddia ederek, 10.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminat talep etmiş; davalılar ise davacının ehliyetsiz ve hızlı araç kullanması nedeniyle kusurlu olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi, davalı sürücüyü %90 oranında asli kusurlu bulsa da, maddi tazminatın büyük kısmının dava öncesi sigorta şirketi tarafından ödenmiş olması nedeniyle bu konuda esastan karar verilmesinin hatalı olduğunu ve davacının ehliyetsizliğini değerlendirdiğini belirtmiştir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:13/02/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret MahkemesiDAVA:Maddi ve Manevi TazminatGEREKÇE TARİHİ:13/03/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/04/2010 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalanmış, diğer davalı ... San.ve Tic. A.Ş.'nin maliki olduğu ... plakalı transmikser kamyonun ... Caddesi ....sokak üzerinde ... yolu istikametine doğru seyir halindeyken ... sokak kavşağına geldiğinde kendisine dur levhası olmasına rağmen durmayarak yoluna devam ettiğinde bölünmüş yolda ... sokak istikametinden gelen davacı ... yönetimindeki ... plakalı otomobilin sol ön çamurluk ve teker kısımlarına kendi aracının sağ ön tampon kısımları ile çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, olayın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in KTK'nın 84. maddesine istinaden kavşaklarda geçiş önceliğine uymaması nedeniyle asli kusurlu olduğunu, davacının ise kazanın meydana gelmediğinde kusurunun olmadığını, kazada boynundan, sırtından ve kolundan yaralanan davacının 5,5 ay boyunca kolunun alçıda kaldığını, 3 ay kolunda "kafes" isimli ürünle yaşamak zorunda kaldığını, kazadan sonra davacının hayatının çekilmez hale geldiğini, yaşadığı acı ve üzüntünün telafisinin mümkün olmadığını, davalı ...'in Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar numaralı karar ıile cezalandırıldığını, davacının vücut fonksiyonlarını % 3 oranında kaybettiğini, henüz 23 yaşında olduğunu bu kaza nedeniyle ömür boyunca maddi anlamda zarar edeceğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ... San.ve Tic.A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... San. ve Tic. San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aleyhine haksız açılan davanın öncelikle görev nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı şirkete ait ... plaka sayılı araç ile maddi hasarlı trafik kazası yapan davacı ...'ün bu olayda kusursuz olduğu konusundaki iddiasına katılmadıklarını, meydana gelen trafik kazasında davacı tarafın kavşaklarda yavaşlaması gerekmesine rağmen bu yapmayarak kazanın meydana gelmesine neden olduğunu, sürücü belgesi olmayan davacının aracını çok hızlı kullanması nedeni ile de kaza meydana geldiğini, ayrıca davacının aracını çarpma yeri aracın ön teker üstü olup, çarpma ile iddia edilen yaralanma ile direkt ilgilisinin de bulunmadığını, davacı tarafın eğer bu çarpma ile yaralanmış ise belgesi olmadan araç kullanmasının da kazanın meydana gelmesinde etken olduğunu, davacı tarafın talep ettiği maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin haksız olduğunu, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Sigorta şirketi cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkili şirkete 04/03/2010-04/03/2011 tarihleri arasında ... numaralı zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalandığını, iş bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalılarının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda şahıs başına azami 175.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, poliçe limiti bildirmelerinin davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, bu poliçeden dolayı şirketlerine müracaat edilerek ihbarda bulunulduğunu ve şirketleri tarafından ... numaralı hasar dosyasının açıldığını, yaptırılan aktüer hesaplamaları tamamen doğru veriler çerçevesinde hesaplanmış olup şirketleri üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirmiş ve başkaca bir sorumluluklarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... maddi tazminat davası yönünden davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 13.08.2012 tarihli 7.253,80 TL ödeme yaptığı görülmekle ödeme güncellendiğinde, 20.04.2018 tarihinde bakiyenin ıslah tarihi olan 20.04.2018 tarihi itibariyle 12.013,11 TL olduğu görülmekle yapılan ödemenin 10.000 TL talebi karşıladığının tespit olunması ile maddi tazminat talebi yönünden ödemenin dava tarihi öncesi olduğu sehven atlanarak red yerine esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, her ne kadar davalı müteveffanın Adli Tıp Kurumu kusur raporu ile %90 oranında kusurlu olduğu tespit olunmuş ise de davacının ehliyetsiz olması ve dahili davalıların ekonomik ve sosyal araştırma raporları dikkate alındığında manevi tazminat talebi reddolduğunu, davacının ehliyetsiz olmasının hukuka aykırı bir değer hükmü olup bilhassa kusur sorumluluğunda olup önem ifade edeceği, davranışın zararlı sonucun uygun sebebi olsa bile hukuka aykırı olduğundan sorumluluğun söz konusu olduğu" gerekçesiyle "maddi tazminat talebi yönünden davanın konusuz kalması ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar müvekkilinin maluliyet oranının %5,1'den daha fazla olması gerektiği düşünülse bile dosya kapsamında bulunan her iki raporun da birbirini destekler nitelikte olduğunu, bu nedenle tazminat hesaplamasının müvekkilinin maluliyet oranının %5,1 olduğunun kabul edilerek yapılması gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin reddedilmesine ilişkin yerel mahkemece yeterli değerlendirme ve açıklama yapılmadığını, yerel mahkemece manevi tazminat talepleri yönünden ret kararı verilmesinin yerinde olmadığını, dava konusu olayda manevi tazminatın tüm şartlarının oluştuğunu, bu hususun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile de sabit iken müvekkilinin sürücü ehliyetinin olmaması sebebiyle manevi tazminat taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin ehliyetsiz olması sebebiyle yerel mahkemece müvekkiline yüklenen kusurun davalı müteveffa sürücünün ağır kusurunun bu niteliğini izale edecek yoğunluk ve oranda bulunmadığını, kaldı ki yerel mahkeme dosyasında yer alan bilirkişi raporları doğrultusunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığının sabit olduğunu, ancak bilirkişi raporları ile davalı müteveffanın asli kusurlu olduğu sabit iken yerel mahkemece raporların aksine müvekkilinin sürücü ehliyetinin olmamasından yola çıkılarak kusurlu olduğunun belirtilmesi ve bu nedenle manevi tazminat taleplerinin reddedilmesinin açıkça müvekkilinin davranışı sebebiyle cezalandırıldığını gösterdiğini, ancak müvekkilinin sürücü ehliyetinin bulunmaması idari para cezası gerektiren bir davranış olup yerel mahkemece tazminat taleplerinin bu nedenle reddedilmesinin hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemece maddi tazminat talepleri hakkında esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş iken maddi tazminat talebi yönünden vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, trafik kazasına bağlı oluşan haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Bilindiği üzere; 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanun'un 50/1. maddesi gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Aynı Yasa'nın 54. maddesi uyarınca da bedensel zarar halinde tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların talep edilebileceği, Yasa'nın 56/1 maddesine göre bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özellikleri göz önünde tutularak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebileceği düzenlenmiştir. Öncelikle, mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Somut dosyada, ilk derece mahkemesince davacının maddi tazminat istemi bakımından hüküm bölümünde davanın konusuz kalması ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda davalı sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan ödemenin dava tarihi öncesinde olduğu, bu hususun sehven atlanarak davanın reddi yerine esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinin yazıldığı anlaşılmakla gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak nitelikte karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Somut dosyada, 20/04/2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında muris ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyon ile davacının idaresinde bulunan ... plakalı otomobilin çarpışması sonucunda oluşan kazada davacının yaralandığı, ... plaka sayılı kamyonun araç işleteninin davalı ... San. ve Tic. A.Ş., yine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta şirketinin ise davalı ... Sigorta A.Ş. olduğu, yargılama sırasında sürücü ...'in vefatı ile mirasçılarının davaya dahil edildiği anlaşılmıştır. Meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının şikayeti üzerine yapılan soruşturma sonrasında düzenlenen iddianame ile Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde açılan davada ... Esas ... Karar sayılı ilam ile davalı müteveffa ...'in taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kaza anında cep telefonu ile konuşması ve 0,08 promil alkollü olduğu da kabul edilerek kazaya tam kusuruyla sebebiyet verdiği gerekçesiyle 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 22/03/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında yer alan kaza tespit tutanağında; davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, sürücü ...'in tam kusurlu olduğu ifade edilmiş, aynı husus Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda da kabul edilerek davalı sürücünün tam kusurlu olduğu hususu belirlenmişse de mevcut dava dosyası kapsamında 01/02/2019 tarihinde Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda davacının kazanın meydana gelmesinde %10, sürücü ...'in ise %90 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş ve mahkemece kusur durumu yönünden çelişkiler giderilmeksizin Adli Tıp Kurum Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan bilirkişi raporundaki kusur oranı karara esas alınarak karar verilmiş olması doğru olmamıştır.Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil;11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne, 11.10.2008 ila 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği'ne 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği'ne uygun olarak alınması gerekmektedir.Somut dosya incelendiğinde 20/04/2010 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının daimi ve geçici maluliyetinin tespiti açısından dosyada yer alan 12/11/2015 tarihli Pamukkale Üniversitesi Adli Tıp anabilim Dalı Başkanlığı tarafından sadece adli tıp uzmanlarından oluşan kuruldan alınan raporda davacının daimi maluliyetinin oluşmadığı ve geçici olarak 6 aylı maluliyetinin oluştuğu belirlenmiş, yine ilk derece mahkemesince bilirkişi raporuna itiraz üzerine Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi'nce Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanan 21/12/2016 tarihli raporda davacının 2010 yılında humerus ve klavikulasında oluşan kırıklar nedeniyle operasyon geçirdiği ve sol humerus şaft kırığı ve sol klavikula kırığı sonrasında plak vidaların bulunduğu belirtilerek %5,1 oranında daimi maluliyetinin bulunduğu ve geçici maluliyet süresinin ise 4 ay olarak tespit edildiği ifade edilmiştir.Taraf vekillerinin itirazı sonrasında Adli Tıp Genel Kurulu'ndan alınan 05/10/2017 tarihli raporda da Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının meydana gelen trafik kazası nedeniyle %5,1 oranında daimi maluliyetinin bulunduğu ve geçici maluliyet süresinin ise 4 ay olarak teyit edilerek dosyada yer alan davacının maluliyetine dair hazırlanan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmiş olduğu anlaşılmıştır. Ancak, ilk derece mahkemesince davacının maluliyet oranının %3 olarak hesaplanması suretiyle yine davalı sigorta şirketi davacının başvurusu üzerine dava tarihinden önce ödenen bedelin davacının maddi tazminat talebini karşıladığı kabul edilerek mahkemece davacının maddi tazminat alacağının bulunmadığı kabul edilmişse de mahkemece varılan sonucun dosya kapsamından toplanan deliller ile açıkça uyumlu olmadığı sabittir. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin de yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 47. maddesi uyarınca; hakimin hususi halleri nazara alınarak bedensel zarara uğrayan kimseye manevi zarar namı ile adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebileceği düzenlenmiş olup, bu düzenlemeye paralel nitelikte 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesinde de; "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Davacının 2010 yılında meydana gelen trafik kazası nedeniyle kemik kırığı oluşacak şekilde ve yine bu kemik kırıkları nedeniyle operasyon geçirerek uzun süre hastanede kaldığı gözetilerek TBK 56/1. maddesi uyarınca talep edilen manevi tazminat yönünden davalı müteveffa kamyon sürücüsünün davacının yaralanmasında kusurlu olduğuna dair delilleri dosyada bulunmasına ve manevi tazminatın koşulların varlığı sübut ettiği anlaşılmakla bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davacının manevi tazminat talebinin, davacının ehliyetsiz olması ve dahili davalıların ekonomik durumu dikkate alınarak, yine uygun illiyet bağı teorisi adı altında açıklanmaya çalışılan gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.Kabule göre de; konusuz kaldığı belirlenen maddi tazminat talebi yönünden ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru bulunmamıştır.Öyleyse; ilk derece mahkemesince öncelikle Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporu ve kaza tespit tutanağı ile dosya kapsamında hazırlanan 01/02/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi giderir nitelikte Karayolları Fen Heyeti veya İTÜ Makine Fakültesi'nde görevli akademisyen kişilerin yer aldığı 3 kişiden teşekkül eden bilirkişi heyetinden rapor alınarak tarafların 20/04/2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kusur durumunun tespiti sağlanarak tarafların meydana gelen kazada hangi oranda kusurlu olduklarının belirlenmesi, sonrasında davacıya sigorta şirketi tarafından 13/08/2012 tarihinde yapılan 7.253,80 TL ödemenin dava tarihi itibariyle yasal faiz işletilmiş toplam değeri hesaplanarak yine dava tarihi itibariyle davacının Adli Tıp Genel Kurulu tarafından çekişmesiz olarak belirlenen %5,1 oranında daimi iş görmezliği ve 4 aylık geçici iş görmezlik süresi üzerinden aktüerya bilirkişisi tarafından bu veriler dikkate alınarak davacının öncelikle dava tarihi itibariyle maddi tazminata esas gerçek zararın tespit edilmesi, sonrasında ek bilirkişi raporunda sigorta şirketi tarafından ödenen bedelin dava tarihi itibariyle yasal faiz işletilmiş toplam miktarının belirlenen gerçek zarardan mahsubu sonucunda davalıların kusur oranına karşılık gelen maddi alacak miktarının belirlenmesi davacı vekilinin dosya kapsamında sunduğu tam ıslah talebi yerinde olmadığından ve davacı tarafça ıslah hakkının kullandığı kabul edilerek ve dava dilekçesinde yer alan maddi tazminat talebi olan 10.000,00 TL dava değeri nazara alınarak varılacak sonuç bakımından olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir.Sonuç olarak, davacı vekilinin yukarıda kabul edilen nedenlerle istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...