Bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçunda yetersiz soruşturma nedeniyle verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin hükmün kanun yararına bozulması istemi.
Özet: Bilişim sistemleri ve banka araçları kullanılarak dolandırıcılık suçlamasıyla ilgili bir davada, başlangıçtaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ve bu karara yapılan itirazın reddi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Kanun yararına bozma talebinin temel gerekçesi, müştekinin banka kartı bilgileri ve şifrelerinin ele geçirilerek izinsiz harcamalar yapıldığı şikayetine rağmen, şüpheli sıfatıyla ifade alınmaması, IP tespiti ve internet kullanıcı kayıtlarının araştırılmaması gibi eksik soruşturma nedeniyle delillerin tam olarak toplanmamış olması; bu durumun, şüphelilerin hukuki durumunun belirlenmesini engellediği ve kararların usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2026/382 E.  ,  2026/4539 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

SAYISI : 2024/6497 Değişik iş
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2024 tarihli ve 2023/99653 Soruşturma, 2024/77422 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.10.2024 tarihli ve 2024/6497 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 08.10.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/15403 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2026 tarihli ve KYB-2026/601 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2026 tarihli ve KYB-2026/601 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayet dilekçesinde; facebook isimli sosyal medya mecrasında arkadaşı adına kayıtlı kullanıcı hesabından kendisine mesaj gönderilerek sohbete başladığını, arkadaşı sandığı kişinin bakanlık tarafından yardım parası gönderileceğine dair bilgiler verdiğini, bu yardım parasını alabilmek adına konuştuğu kişiye banka kartı görüntülerini gönderdiğini ve telefonuna gelen kodları bildirdiğini, daha sonra kartlarından bilgisi dışında harcamaların yapıldığını beyan ettiği,
Her ne kadar incelemeye konu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2024 tarihli kararında söz konusu iddialar hakkında dolandırıcılık suçunu oluşturacak unsurların bulunmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara yapılan itirazın Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince kararın dayandığı gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş ise de; soruşturma aşamasındaki araştırma neticesinde müştekinin iletişime geçtiği hat sahiplerinin tespiti yapılmasına karşın şüpheli sıfatı ile ifadelerinin alınmadığı, internet üzerinden harcama işlemini gerçekleştiren IP tespitinin ve bu IP'nin ait olduğu internet kullanıcı kayıtlarının tespitlerinin yapılmadığı anlaşılmakla toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüpheli veya şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçiye, facebook messenger uygulaması üzerinden daha önce tanıdığı ... isimli hesaptan mesaj geldiğinin, şikayetçinin de arkadaşı olduğu zannıyla konuşmaya başladığının, ... ve ... Bakanlığından yardım parası verildiği söylenerek şikayetçiden kart numaralarının alındığının, telefona gelen onay kodlarının da söylenmesi üzerine, şikayetçi adına ... online işlemler merkezine giriş yapılarak farklı bir e-mail adresi ve telefon numarası kaydettiklerinin, akabinde yardım parası gönderileceğinden bahisle kredi kartının görüntüsünü de alan şüphelilerin, carrefoursa.com isimli internet sitesinde şikayetçi adına oluşturulan e-mail adresi ile hesap açarak 4 farklı seferde toplam 9.820,00 TL tutarında oyun kodu almak suretiyle harcama yaptıklarının, bu şekilde şüpheli ya da şüphelilerin hileli hareketlerle haksız menfaat temin ettiklerinin iddia olunması karşısında; ...'in beyanına başvurulması, şikayetçi ile irtibata geçen hat sahiplerinin şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alınması, gerekirse suçta kullanılan telefon hatlarının fiili kullanıcılarına yönelik araştırma yapılması, ilgili kurumlara müzekkere yazılarak yapılan işlemlere ait IP numaralarının tespit edilmesi, şikayet dilekçesinde belirtilen e-mail adreslerinin kimler tarafından kullanıldığının belirlenmesi, satın alınan ürünlerin kime ve ne şekilde teslim edildiğinin araştırılması, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının takdir ve tayin edilmesi gerekirken, "...yapılan işlemlerin müşteki tarafından banka personeli dahi olsa kimse ile paylaşılmaması gereken kart bilgilerini karşı tarafla paylaşması sonucunda gerçekleştiği, bu durumda yapılan işlemlerin müştekinin rızası dışında olduğunun kabul edilemeyeceği gibi müştekinin zararının giderildiğinin gelen yazıdan anlaşıldığı, şüphelinin üzerine atılı suçun yasal unsurları yönünden oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.10.2024 tarihli ve 2024/6497 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2026 tarihinde karar verildi.