Büyük inşaat firmasının, tescilli marka haklarına tecavüz, haksız rekabet ve 2023 depreminde çöken yapıyla yanlış ilişkilendirilme sonucu itibar kaybı kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası.
Özet: Davacı şirket, 1993ten beri uluslararası alanda faaliyet gösteren ve tanınmış "..." ibareli marka haklarına sahipken, davalıların hukuken korunmuş bir hakkı olmamasına rağmen inşa ettikleri "... rezidans" projesinde benzer bir ibareyi satış ve pazarlamada kullanarak marka haklarına tecavüz ettiğini, 2017de yapılan ihtara rağmen devam eden bu kullanımın, 2023 depreminde Hataydaki "... rezidans"ın yıkılmasıyla kamuoyunda davacı şirketle hatalı ilişkilendirilerek dünya çapında itibar kaybı, güven zedelenmesi ve büyük maddi/manevi zarara yol açtığını iddia ederek, davalıların kasıtlı marka ihlali ve haksız rekabet fiilleri nedeniyle marka itibarının kaybı ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/584 Esas - 2025/283

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/584
KARAR NO : 2025/283
...
DAVA : Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli), Marka (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 18/12/2023
KARAR TARİHİ : 10/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli), Marka (Manevi Tazminat İstemli) istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkilinin 1993 yılında ..... kurulduğunu, 28 ülkede inşaat, gayrimenkul geliştirme, enerji, endüstri tesisleri ve sağlık projeleri alanlarında faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkili şirketin .....numaralı ‘R’ logosu ve .... Yatırım adlı markayı ve burada sayılmayan, ‘...’ ibaresi taşıyan daha başka birçok markayı inşaat ile ilgili 37. Sınıf dahil olmak üzere birçok ilgili sınıfta adına tescil ettirdiğini, bunların dışında ... Holding bünyesinde grup şirketlerinin de ‘...’ ibareleri tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkiline ait ‘...’ markası, unvanında ‘...’ ifadesi bulunmayan, ilk bakışta müvekkilinin grup şirketi olduğu anlaşılamayan iştiraklerince de müvekkil’nin onayı ile kullanıldığını, davalı firma ve ortaklarının, inşa etmiş oldukları .... alakalı hukuken korunan bir hakları bulunmamakla birlikte, bu ismi re’sen satış ve pazarlama faaliyetlerinde herhangi bir marka hakkına yahut bir ticaret unvanına sahip olmayarak kullandıklarını, davalılarca kullanılan ibarenin, özellikle müvekkiline ait ....sayılı “... Konut Yatırım” markasını çağrıştırdığını, müvekkilinin ... ibareli markaları, özellikle de “....” ibaresi arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin marka haklarını korumak üzere internet üzerinden yaptığı rutin bir taramada müvekkilinin yetkili çalışanları tarafından bu şekilde kullanım olduğu belirlenir belirlenmez, firmaya 12.06.2017 tarihli ihtar gönderildiğini, ‘...’ ibaresinin kullanımının durdurulmasını istediklerini, bu ihtarın firmaya 14.06.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davalılar, inşaat piyasasında olmakla, müvekkilinin tanınırlığı nedeniyle marka haklarının bulunduğuna, basiretli bir tacir olarak vakıf olmakla yükümlü olduklarını ve bu anlamda marka haklarına tecavüz fiilini işlediklerinin açık olduğunu, fakat yine de davalılar ihtarın tebellüğ tarihi itibariyle müvekkilinin kullanılan ibare üzerinde korunan hakkının bulunduğunu ve kullanımlarının bu hakkı ihlal ettiğini, müvekkili şirketin kayıtları uyarınca, akabinde, kendinin de firmanın kurucuları ile aynı aileden bir kişi tarafından müvekkiline ulaşıldığını ve kullanımın durdurulduğunu ilettiğini, müvekkilinin internet sitesi üzerinde yapmış olduğu kontrollerde o dönem için ... isminin çıkartıldığını gördüklerini ve bunun üzerine ayrıca yasal bir işlem yapmadıklarını, 2023 Şubat ayında yaşanan deprem felaketinde Hatay’da bulunan ‘... Rezidans’ın yıkılması üzerine yurt içinde ve yurt dışı basında yer verilen haberler nedeniyle müvekkilinin zarar gördüğünü, birçok insanın ölümüne müsebbip olan binanın, sanki müvekkilin projesi olarak algılanmasına yol açıldığını, müvekkilinin dünya çapında bir itibar kaybı yaşadığını, müvekkiline duyulan güvenin zedelendiğini, müvekkilinin toplum üzerinde oluşan yanlış algının düzeltilmesi için ciddi emek, mesai ve masraf yaptığını, müvekkilinin inşa etmiş olduğu yapıların depremde ayakta kaldığını, davalılar müvekkilinin marka haklarını temsil eden ibareyi aynen kullanmış olmasalar bunların hiçbirinin yaşanmayacak olduğunu, davalıların kasıtlı ve kötü niyetli olarak müvekkilinin marka haklarını ihlal ettiğini, müvekkilinin itibarını zedelediğini ve tüm bunlarda davalıların müvekkilinin uğradığı zararların doğmasında müşterek ve müteselsil olarak ağır kusurlu olduklarını, zararın, davalıların fiillerinin doğrudan bir sonucu olduğunu, davalıların markanın kendilerine ait olmadığını bildikleri halde bir markayla aynı olan ibareyi, tescilli olduğu aynı mal ve hizmetleri kapsayan faaliyet alanında, halk nazarında karışıklık yaratacak şekilde kullandıklarını, bunun ötesinde aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, müvekkilinin tescilli markası ile aynı olan markanın Türkiye’deki tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız yarar elde etmişler, akabinde de gerçekleşen felaket ile müvekkilinin itibarına zarar verdiklerini, davalının markasal kullanımlarının müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davalıların fiili, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına ve Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) ile Türk Ticaret Kanunu’nun (“TMK”) Haksız Rekabet başlıklı 55. Maddesine aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin, marka haklarına tecavüzden doğan olumsuzlukları gidermek ve kendisi ile ilgili proje arasındaki ilişkiyi koparmak adına birçok çeviri, noter ve benzeri masrafı yapmak yanında birçok diğer iletişim çalışması yürütmek, reklam ve benzeri maliyetlerini artırmak zorunda kaldığını, müvekkilinin yoksun kalınan kazancın tespitinde “Yoksun kalınan kazancın SMK’nın 151/2-c maddesi uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli üzerinden hesaplama yapılması ile müvekkilinin maddi kayıplarına dair, şimdilik 10.000,00.-TL maddi ile 1.000.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili uyap sistemi üzerinden göndermiş ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 1.000.000,00.-TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP :
Davalı şirket ile ....vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... faaliyet gösteren saygın bir tüzel kişilik olduğunu, işbu davada müvekkili şirket dışındaki davalılara husumet düşmediğini, taraf ehliyetlerinin bulunmadığını, müvekkilinin davacının çekmiş olduğu ihtarname sonrası kayıtlarındaki ... ismini çıkarttığını, site sakinleri ve yapı sahibi tarafından ... isminin inşaat için değil rezidans hizmetleri sunulan mekanizma, işletme için kullanıldığını, holdingin ismini tescil ettirdiği faaliyet alanları içinde ise rezidans hizmetleri sunma gibi bir faaliyet alanının olmadığını, depremden önceki isim kullanımının müvekkilleri ile bir ilgisinin olmadığı gibi depremden sonraki haberlerde davacının isminin kullanılmasının müvekkilleri ile ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili davanın reddine karar verilmesini istemiş, daha sonra noterlik mesleğine geçmiş olması nedeniyle vekillik görevi son bulmuştur.
Tarafların tüm delilleri toplanmış, değişik iş dosyası celp olunmuş, talimat bilirkişi raporları dosyaya ibraz ettirilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi incelemesi yapılmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının eylemlerinin davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz edip etmediği, şayet tecavüz var ise davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce ..... esas sayılı dosyası tetkik edildiğinde işbu dosyadaki davacı tarafından işbu dosyadaki davalılara karşı “Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve hükmün ilanına karar verilmesi” talebiyle dava açıldığı, açılan davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER;
İlgili Mevzuat
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun tazminatı düzenleyen ilgili hükümlerinde;
“Tazminat MADDE 150- (1) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür.
Yoksun kalınan kazanç MADDE 151- (1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.” Denilmektedir.
Lisans Sözleşmeleri
Lisans sözleşmeleri ile üzerinde ekonomik değere sahip olunan marka, tanıtıcı işaret, tasarım gibi bir eserin veya yapılan buluş nedeniyle sahip olunan patent, know-how gibi bir hakkın, bilginin ticari olarak değerlendirilmesi söz konusudur. Lisans sözleşmeleri ile piyasayı, dolayısıyla rekabeti etkileyebilme imkânının elde edilmesi, lisans sözleşmelerinin Rekabet Hukuku anlamında da değer kazanmasına yol açmaktadır. Lisans sözleşmeleri, lisans sahibinin bir gayri maddi mala erişmesine ve bu sayede de endüstriyel olanaklarını geliştirerek daha kolay rekabet edebilir hale gelmesini sağlamaktadır.
Marka lisansı sözleşmesi, marka sahibi, yani lisans verenin sahip olduğu marka hakkından lisans alanın yararlanmasını yükümlendiği ve buna karşılık, lisans alanında marka sahibinin bu hakkını kullanması karşılığında bir ücret ödemeyi üstlendiği bir sözleşmedir.
Lisans sözleşmelerinin işlevlerinden birisi tazminatın belirlenmesinde ölçüt olma işlevidir. Eğer sınai bir hakkın izinsiz kullanımı söz konusu ise, ödenecek tazminatın miktarı, taraflar arasında lisans sözleşmesi olsaydı ödenecek olan lisans bedeli dikkate alınarak belirlenebilmektedir.
Yoksun kalınan kazancın belirlenmesinde kullanılan “lisans örneksemesi” olarak isimlendirilen bu yöntemin uygulamasında emsal araştırması yapılması ve objektif bir lisans bedelinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu uygulamada, markanın tanınmışlığı önem kazanmaktadır. Çünkü marka ne kadar tanınmış olursa, belirlenecek olan lisans bedeli de o ölçüde yüksek olacak ve dolayısıyla ödenecek tazminat miktarı da o oranda artacaktır. Ayrıca, ödenmesi gereken lisans bedeli hesaplanırken, somut olayın özelliklerine göre bedel tayin edilmeli ve lisansın münhasır olup olmaması, lisans sayısı gibi etkenler de hesaba katılmalıdır.(SMK md. 151/3)
Lisans Bedelinin Belirlenmesi
Lisans bedeli belirlenmesindeki dikkate alınması gereken hususlardan birisi davalının dava tarihine kadar olan yıllık cirosudur. Söz konusu husus aşağıda verilen Yargıtay kararlarında da belirtilmiştir.
....Dava, tescilli markaya ve tasarıma yapılan tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini ile fer'i istemlere ilişkindir. Davacı maddi tazminat istemini 556 sayılı KHK'nin 66/c maddesine dayandırmış, buna göre, davalının marka ve tasarımı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre maddi tazminatın belirlenmesini istemiştir. Bu konuda emsal bir lisans anlaşması sunulamamıştır. Lisans bedelinin tespiti için bu durumda somut olayın özellikleri ve şartları dikkate alınacaktır. Mahkemece, bilirkişi kurulunun davacı şirketin davaya konu ihlale uğrayan çamaşır suyu ürününe yönelik elde ettiği cirosu esas alınarak, bu ciroya %4 olarak takdir edilen oranın uygulanması suretiyle hesaplanan 39.948,89 TL'nin lisans bedeli olarak kabulü ile maddi tazminat karşılığı olarak hüküm altına alınmıştır. Lisans bedeli hesaplanırken sadece davacının ihlalin yapıldığı yıldaki cirosu göz önüne alınmış, buna göre davalının ödemesi gereken lisans bedeli belirlenmiştir. Davacının cirosu esas alınarak belirlenen lisans bedelinin 39.948,89 TL olmasına karşın, davalının ihlale konu yılda ihlal ettiği ürüne yönelik cirosu 1.081,69 TL'dir. Bu durumda lisans bedeli hesaplanırken sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken, davalının bu konuda ileri sürdüğü itirazlar nazara alınmadan yazılı şekilde davacı cirosu esas alınarak hesaplanan ve somut olayın özelliklerine uygun bulunmayan miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile bu miktar maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
....
Mahkemece, davacının talebi doğrultusunda 556 sayılı KHK’nin 66/1-c maddesi uyarınca lisans bedeli belirlenirken, davacı cirosuna göre yapılan belirleme doğru olmamıştır.
Esasen, 556 sayılı KHK’nin 66/1-c maddesi uyarınca lisans bedeli istenildiğinde, markanın bir lisans anlaşması varmış gibi hukuka uygun şekilde kullanılması halinde ödenmesi gereken lisans bedeli dikkate alınmalıdır.
Bu noktada, bir emsal araştırması yapılması ve objektif bir lisans bedelinin belirlenmesi amaçlanmalıdır.
Dosyada başkaca emsal lisans sözleşmeleri bulunmadığına göre, taraflar arasında önceki tarihlerde yürürlükte olan franchise sözleşmesindeki lisans bedeline ilişkin hüküm de dikkate alınarak, davalının uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin defter ve belgeleri incelenmek suretiyle bu yıllardaki cirosu itibarıyla hakkaniyete uygun bir lisans bedeline hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ve davacı defterlerine dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
.... Lisans bedeli hesaplanırken sadece davacının ihlalin yapıldığı yıldaki cirosu göz önüne alınmış, buna göre davalının ödemesi gereken lisans bedeli belirlenmiştir. Lisans bedeli hesaplanırken sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporları dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Lisans bedelinin belirlenmesinde dikkate alınacak diğer bir husus ise hak bedeli oranının (royalty rate) belirlenmesidir. Bu oran sektörlere göre değişiklik göstermekte olup, ihlale konu marka kullanımlarının konut inşaatı ve satışı sektöründe olduğu belirlenmiştir.
Hak bedelinin belirlenebilmesi için konut satış fiyatlarının oluşumunda markanın etkisi üzerine araştırma ve inceleme yapılmış ve aşağıdaki kanaatlere ulaşılmıştır :
Genel olarak aynı lokasyonda bulunan markalı bir konutun metrekare başına ortalama fiyatının markasız bir konuta göre (Markalı Konut Katma Değeri) %30- %40 daha fazla olduğu,
Lüks markalı konutlarda Türkiye’nin uluslararası düzeyde en yüksek 10 Pazar arasında yer aldığı,
Bu durumda konut inşaatı ve satışı sektörü için %30- %40 aralığındaki hak bedeli oranı üzerinden hesaplama yapılmasının makul olacağı,
Somut olayda ihlale konu kullanımın Hatay’da gerçekleştiği, söz konusu lokasyonda markalı konut talebinin büyükşehirlere ve turistik lokasyonlara göre nispeten daha düşük olabileceği değerlendirilerek hak bedeli oranı alt sınırdan % 30 olarak belirlenmiştir.
Lisans bedeli oranın belirlenmesinde hak bedeli oranı ve marka gücü endeksinin birlikte değerlendirilmesi gereklidir. Marka gücü endeksinin belirlenmesinde “Marka pazarında fiyat belirlemede lider mi?”, “Markaya sadakat bulunmakta mıdır?”, “Marka istikrarlı bir pazar payına sahip midir?”, “Markanın uluslararası kabullenilme düzeyi nedir?”, “Markaya firma tarafından aktif olarak tutundurma çalışması ve destek yapılmakta mıdır?”, “Marka telif haklarıyla yeterince korunmakta mıdır?” “Markanın işlem gördüğü pazar istikrarlı mıdır?” ve “Markanın uzun dönemli geleceği nasıldır?” gibi kriterler dikkate alınmaktadır.
Marka gücü hesaplanırken yedi kritere göre derecelendirme yapılabilmektedir. Marka gücü 100 puan üstünden hesaplanmakta ve sırasıyla liderlik %25, istikrar %15, coğrafi yayılım %25, pazarlama desteği %10, korunma %5, pazar %10 ve trend %10 etkiye sahiptir. Derecelendirmede 0-25 arası zayıf, 25-75 arası orta, 75-100 arası güçlü markaları ifade etmektedir. Marka gücü endeksinin belirlenmesinde uzmanlara aşağıdaki tabloda verilen sorular sorulmaktadır.
Kriter Açıklama Maksimum Skor %
Liderlik Marka pazarında fiyat belirlemede lider mi? 25
İstikrar Markaya sadakat bulunmakta mıdır? Marka istikrarlı bir Pazar payına sahip midir? 15
Coğrafi Yayılım Markanın uluslararası kabullenilme düzeyi nedir? 25
Pazarlama Desteği Markaya firma tarafından aktif olarak tutundurma çalışması ve destek yapılmakta mıdır? 10
Korunma Marka telif haklarıyla yeterince korunmakta mıdır? 5
Pazar Markanın işlem gördüğü pazar istikrarlı mıdır? 10
Trend Markanın uzun dönemli geleceği nasıldır? 10
TOPLAM 100
Yukarıda verilen kriterler doğrultusunda davalının kullanmış olduğu “...” markasına ait marka gücü endeksi aşağıdaki değerlendirmeler dikkate alınarak tabloda verilmiştir.
Yapılan araştırmalar neticesinde, davacı ... Holdingin ilgili pazarda Türkiye ve dünyanın birçok yerinde ana müteahhit ve yatırımcı olarak faaliyet gösterdiği, büyük ve kapsamlı inşaat projeleri yürüttüğü dolayısıyla fiyat belirlemede lider firmalardan olduğu tespit edilmiştir.
Davacıya ait markaya sadakat değerlendirmesi yapılırken .... vergi kimlik numaralı mükellefi olan davacı ... Holding A.Ş.’nin ilgili dönemler .... Beyannamelerindeki net satışları dikkate alınmıştır. Aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere davacı ... Holding A.Ş.’nin yıllar itibarıyla net satışlarının genel olarak dengeli bir seyir izlediği ve istikrarlı bir yükseliş trendi gösterdiği değerlendirilmiştir.
Dönem Net Satışlar (TL)
2018 102.630.872,17
2019 190.266.910,10
2020 134.719.325,23
2021 417.879.748,25
2022 451.641.583,41
2023 760.305.827,53
Davacı şirket tarafından “...” markasına aktif ve yoğun olarak tutundurma çalışmaları yürütüldüğü, ulusal ve uluslararası alanda; sosyal medya yönetimi, marka yönetimi, basın reklam hizmetleri ve prodüksiyonu, pr yönetimi ve iletişimi, gibi başlıklar altında 2020-2024 yılları arasında bu kapsamda yapılan harcamaların aşağıdaki tablodan görüleceği üzere yüksek tutarlarda olduğu ve artan bir trend gösterdiği,
Markaya tutundurma çalışması için yapılan harcamalar (ulusal ve uluslararası alanda; sosyal medya yönetimi, marka yönetimi, basın reklam hizmetleri ve prodüksiyon, pr yönetimi ve iletişimi) 1.125.796,82 3.904.213,94 6.896.754,56 11.507.423,46 24.050.551,60 TOPLAM 47.484.740,38
Davacı tarafın yurtdışında yürüttüğü büyük çaplı birçok inşaat projesinin bulunduğu “... holding”,”renaissance holding”, “renaissance construction”, “renaissance heavy industries”, “renaissance infrastructure”, “renaissance development” ve “renaissance investment” ve “renaissance energy” ibareli markaların ...(ENR) tarafından yayınlanan Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi 2023 yılı listesinde 38’inci sırada, aynı listenin Avrupalı en büyük müteahhitler sıralamasında 8. sırada bulunduğu, yapılan araştırmalar neticesinde, konut inşaatı ve satışı pazarının büyük küresel olaylar ve ekonomik krizler olmaması durumunda gelişime açık ve istikrarlı olduğu söylenebilir.
Kriter Açıklama Skor %
Liderlik Marka pazarında fiyat belirlemede lider mi? 20
İstikrar Markaya sadakat bulunmakta mıdır?
Marka istikrarlı bir Pazar payına sahip midir? 10
Coğrafi Yayılım Markanın uluslararası kabullenilme düzeyi nedir? 15
Pazarlama Desteği Markaya firma tarafından aktif olarak tutundurma çalışması ve destek yapılmakta mıdır? 10
Korunma Marka telif haklarıyla yeterince korunmakta mıdır? 5
Pazar Markanın işlem gördüğü pazar istikrarlı mıdır? 8
Trend Markanın uzun dönemli geleceği nasıldır? 8
TOPLAM 76
Netice olarak somut olayda davacıya ait “...’ markasının marka gücü endeksinin % 76 olabileceği, somut olay için belirlenen % 30 hak bedeli oranına yukarıdaki marka gücü endeksi uygulandığında lisans bedeli oranının; 0,3 x 0,76 = 0,228 (% 22,8) olacağı, belirlenen 0,228 lisans bedeli oranı davalının ihlal konusu satış hasılatına uygulandığında davacı tarafın talep edebileceği lisans bedeline ulaşılacağı,
Dava dosyası içeriğinde davalı tarafın sunduğu herhangi bir defter ve belgenin bulunmadığı, davalının “...” markasını izinsiz kullanarak elde ettiği satış hasılatına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye de dosya kapsamında rastlanmadığı, dolayısıyla internet üzerinde web arşiv araması yapılarak davalı tarafın ihlal konusu dairelerin satışından elde ettiği hasılatın belirlenmesi yoluna gidilmiştir.
Bilirkişilerce yapılan araştırmalarda:
Hatay ... Rezidansın 23.05.2011 tarihinde temellerinin atıldığı, 249 konut,1 market, 1 kafetarya ve 4 bloktan oluştuğu, Rezidansın inşaatının iki yıl içerisinde tamamlanmasının planlandığı, 44 metre kareden 174 metre kareye kadar daire planları ve 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 daire seçenekleri bulunduğu ,
-15 Mart 2011 tarihine kadar geçerli kampanya ile 1+1 tipinde 44-50 metrekare büyüklüğündeki dairelerin fiyatının 57 bin ile 78 bin TL, 2+1 tipinde 80-106 metrekare büyüklüğündeki dairelerin fiyatının 99 bin 200 ile 139 bin 200 TL, 3+1 tipinde 115-144 metrekare büyüklüğündeki dairelerin fiyatının 130 bin 400 ile 198 bin 700 TL, 4+1 tipindeki 174 metrekare büyüklüğündeki dairelerin fiyatının 212 bin ile 223 bin TL olduğu ,
Yapılan araştırmalarda davalı tarafından inşa edilerek satışı gerçekleştirilen 249 adet konutun 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 daire seçeneklerinin kaçar adet olduğu belirlenememiştir. Bu durumda eldeki verilerin kısıtlılığı ve hesaplama kolaylığı dikkate alınarak yukarıda verilen 1+1 den 4+1 e kadar seçenekler için 57.000,00TL -223.000,00 TL aralığındaki satış fiyatlarının ortalaması üzerinden hesap yapmanın uygun olacağı yani her bir dairenin satış bedelinin (223.000 + 57.000)/2 =140.000 TL olduğunu kabul etmenin makul olacağı,
Bu durumda 15 Mart 2011 tarihinde davalı tarafın 249 adet daire satışından 249 x 140.000 = 34.860.000 TL satış hasılatı gerçekleştirdiği,
Yapılan araştırmalarda kafeterya ve marketin satış fiyatlarına ilişkin herhangi bir bilgiye ulaşılamamış olup en yüksek daire fiyatı olan 223.000 TL üzerinden satışının yapıldığı ve davalının 223.000 x 2 = 446.000 TL kafeterya ve market satışından hasılat elde ettiği kabul edilmiştir.
Sonuç olarak davalı taraf defter ve belgelerinin dosyada yer almaması ve eldeki veriler gözetilerek davalı tarafın davacı ....” markasını izinsiz şekilde kullanarak yaptığı toplam satış hasılatının 15.03.2011 tarihi itibarıyle 34.860.000 + 446.000 = 35.306.000.-TL olabileceği,
Belirlenen 15.03.2011 tarihindeki satış hasılatı dava tarihi olan 18.12.2023 tarihine güncellendiğinde:
2011 yılının Mart ayında 35.306.000,00 TL olan değer, 2023 yılının Aralık ayında Tüketici Fiyat Endeksi'n e göre güncellendiğinde 355.426.476,88 TL olmaktadır. (2011 Yılı Mart Ayındaki TÜFE: 184,70 2023 Yılı Aralık Ayındaki TÜFE: 1.859,38 ve Endeks Değişim Oranı: %906,70 artış şeklindedir)
Buna göre hesaplanan lisans bedeli tutarı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Dava Tarihi İtibarıyla Net Satışlar(TL) Lisans Bedeli (Net Satış Tutarı x % 22,8) (TL)
355.426.476,88 81.037.236,73
Davalının, davacı tarafa tescilli markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde dava tarihi itibarıyla ödemesi gereken lisans bedelinin 81.037.236,73 TL olabileceği, tüm bu kabullere göre 1.000.000,00.-TL maddi ile 500.000,00.-TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı, hükmedilen tazminatlara talep doğrultusunda dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesi gerektiği, eylemlerde davalıların müşterek ve müteselsilen sorumluluklarının bulunduğu kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H ÜK Ü M :
Davanın Kısmen Kabulüne,
1.000.000,00.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
500.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
Alınması gereken (1.500.000,00.-TLx%068,31)=102.465,00.-TL harçtan, peşin alınan 37.248,28.-TL harcın mahsubu ile, eksik kalan (102.465,00-37.248,28)=65.216,72.-TL nispi bakiye karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 3.200,00.-TL arabulucu ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat için hesap edilen takdiren 152.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
Davanın kabul ret oranının takdiren %90 olarak kabulüne,
Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması nedeniyle, davacının peşin yatırdığı 37.248,28.-TL'nin tamamının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 26.072,25.-TL yargılama giderinin %90'ının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalıların vekil veya temsilcilerinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.10.07.2025
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 308,25.-TL
Gider Avansı : 25.764,00.-TL
TOPLAM : 26.072,25.-TL
ilk 400.000,00 TL için %16 64.000,00 TL
sonraki 400.000,00 TL için %15 60.000,00 TL
sonraki 800.000,00 TL için %14 28.000,00 TL
sonraki 1.200.000,00 TL için %11 0,00 TL
sonraki 1.600.000,00 TL için %8 0,00 TL
sonraki 2.000.000,00 TL için %5 0,00 TL
sonraki 2.400.000,00 TL için %3 0,00 TL
sonraki 2.800.000,00 TL için %2 0,00 TL
sonraki 11.600.000,00 TL için %1 0,00 TL
1.000.000,00 TL için TOPLAM 152.000,00 TL