Şirket ortaklığından ayrılan davacının, sermaye taahhüdü için boş imzalanan senedin hileli doldurulmasıyla başlatılan icra takibine karşı borçsuzluğunu ispatlama davası.
Özet: Davacı, davalı ile kurduğu şirkete sermaye koymak amacıyla imzaladığı ancak şirket tüzel kişilik kazanmadan düzenlenen ve geçersiz olduğu beyan edilerek iadesi reddedilen senedin, davalı tarafından doldurularak hakkında icra takibi başlatılması üzerine, bu senetten kaynaklı borçlu olmadığının tespiti, icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve davalının kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebiyle menfi tespit davası açmıştır.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/131 Esas
KARAR NO : 2020/119
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/02/2020
KARAR TARİHİ : 02/03/2020
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10/12/2019 tarihinde ... ve dava dışı... ve Ticaret Ltd.Şti unvanlı bir şirket kurduklarını, ortaklık ana sözleşmesi uyarınca ortakların pay dağılımını ana sermaye 100.000 kabul edilerek ...... pay olmak üzere taahhüt edildiğini, ortaklığın 10/12/2019 tarihinde kurulduğunu, şirketin yolcu taşımacılığı yapmak üzerine oluşturulduğunu, yine ortaklar ayın sermaye koyma taahhüdü olarak ticari ve binek araçlar olmak üzere her bir ortağın ortaklığa bir adet araç satın alınmasının öngörüldüğünü, şirket ana sözleşmesi uyarınca ortakların pay dağılımına göre sermaye koyma yükümlülüğüne göre her bir ortak şirkete boş senet imzalayarak sermaye koyma borcunu senede bağladığını, ancak ortaklık henüz kurulmadan (tüzel kişilik kazanmadan) önce senetler düzenlendiğinden senedin lehtarı ve pek çok unsuru belirtilmediğini, ortaklığın kurulduğu 10/12/2019 tarihinde diğer ortaklar, ortaklığın giderleri için müvekkilinden para istediğini, müvekkilinin ortaklık giderleri olduğu söylenen bu paraları birçok kez diğer ortaklara elden verdiğini, ayrıca bu süreçte ortaklık ana sözleşmesine göre her bir ortağın şirkete birer araç alması öngörüldüğünden müvekkilinin bu yükümlülüğü ifa etmek üzere araç aldığını, ortaklık yetkilisi dava dışı...'ın aracın ortaklık adına alınmasını engellemek için “imza sirkülerinin yanında olmadığı” ve aracı ortaklığa daha sonra devredeceği gerekçesiyle aracın kendi üzerine yapılmasını istemiş olduğunu, müvekkilinin de bunu kabul ettiğini, ancak aracı ortaklığa devretmeyince müvekkilinin bu duruma tepki göstermesi ve aracı ortaklık adına almak istemesi ile aracın...'dan ortaklığa devredilmesinin farklı anlamlar taşıdığını söylemesi üzerine... plakalı aracı eşi ...R adına tescil ettirildiğini, diğer ortaklar davalı ... ile dava dışı...’ın bazı hileli işlemler yürüttüğünün anlaşıldığının, ortaklığın kurulurkenki sözlerin yerine, sürekli müvekkilinden para istenerek diğer ortakların ortaklığın gereğini yerine getirmemesi gibi olaylarla müvekkilin dolandırılmaya çalışıldığı anlaşıldığından, müvekkilinin ortaklıktan 07/01/2020 tarihli Torbalı... Noterliği’nin ...yevmiye nolu işlemi ile paylarını devretmek suretiyle ayrıldığını, müvekkilinin ortaklıktan ayrılırken, 16/12/2019 tarihinde elden ödediği 20.000,00 TL’ den ortaklığa ait tüm masrafların hesaplanarak payına düşen miktarın mahsup edilmek suretiyle bakiyesinin kendisine iadesini istediğini, bu talebin kabul edilmediğini, müvekkilinin aynı zamanda ortaklığa düzenlenen senedi de geri istediğini beyan ettiğini, ancak diğer ortaklar bu senedin geçerli olmadığını yırtıp atıldını beyan ettiklerini, davalı ..., müvekkilinin ortaklığa sermaye koyma borcuna istinaden verdiği senet olduğunu düşünülen senedin üzerini doldurmak suretiyle icra takibine konu ettiğini, müvekkilinin ... Ltd. Şti. Ve davalı ...’ye herhangi bir borcunun olmadığını, Müvekkili aleyhine açılan İzmir.. İcra Dairesi'nin...Esas sayılı icra takibinin müvekkili aleyhine daha büyük zararlara yol açmasının engellenmesi ve bu davanın açılmasıyla uğradığı zararların bir nebze olsun önlenmesi amacıyla uygun görülen teminat miktarı yatırılarak yatırılan teminatın davalıya ödenmemesi kaydıyla takibin durudurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ...yasında takibe konulan 10/12/2019 tanzim tarihli senetten dolayı borçlu olunmadığının tespitine, davalı tarafın kötüniyetli olarak icra takibi açmış olması sebebiyle %20' den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA KONUSU:
Açılan dava, davacının davalı tarafından İzmir... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasın ile aleyhine başlatılan icra takibine dayanak 10/12/2019 tarihli senetten ve icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır.
DELİLLER:
1-...ve Ticaret Limited Şirketi’nin kuruluşuna dair ana sözleşmesi ve diğer evraklar,
2-...ve Ticaret Limited Şirketi ile ilgili tüm ticaret sicil kayıtları,
3-...ve Ticaret Limited Şirketi’nin ticari defter ve kayıtları,
4-İzmir .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası,
5-Ve sair deilller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü düzenlenmiş, arabulucuya başvuru dava şartı olarak nitelendirilmiştir.
6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1.maddesinde ise; ''Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. (Ek cümle:6/12/2018-7155/22 md.) Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş, bu madde kapsamında dava şartı olan arabuluculuğa ilişkin hükümleri düzenleyen aynı Kanun'un 18/A. maddesine atıf yapılmıştır.
6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesinde de; ''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' şeklindeki hükümler ile arabulucuğa başvurma dava şartının içeriği düzenlenmiştir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde; ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde düzenlenen arabulucuya başvuru dava şartı bu madde kapsamına girmektedir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın davacının davalı tarafından İzmir... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasın ile aleyhine başlatılan icra takibine dayanak 10/12/2019 tarihli senetten ve icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olduğu, iş bu davanın kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davası olması sebebiyle ticari dava niteliğinde olduğu, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları kapsamında menfi tespit davasının arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, dava şartlarının bulunup bulunmadığı mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartı olmasına rağmen davacı tarafça arabuluculuk başvurusu yapılmadan doğrudan dava açılmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda, açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A. maddesi ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'na eklenen 18/A-2. maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddeleri atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 54,40-TL karar ve ilam harcının, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 565,47-TL harçtan mahsubu ile bakiye 511,07-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/03/2020
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır