T.C. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin fason üretim sözleşmesinden kaynaklanan marka hakkına tecavüz iddiasıyla açılan tazminat davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Bir şirket, başka bir şirketi, aralarındaki fason üretim sözleşmesinin kapsamı dışında kalan ve kendisi tarafından üretilmeyen ürünlerde marka, kayıt numarası ve kalite belgesi gibi bilgilerini izinsiz, yanıltıcı ve hukuka aykırı şekilde kullanarak sınai mülkiyet haklarına tecavüz ettiği ve ticari itibarına zarar verdiği iddiasıyla, ürünlerin imhası ve güncel değeri 123.664,19 TL olan maddi tazminat talebiyle dava açmış; davalı taraf ise tüm ürünlerin sözleşme kapsamında temin edildiğini ve herhangi bir izinsiz kullanım olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/560 Esas - 2025/286
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2023/560 KARAR NO : 2025/286....DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 22/06/2023KARAR TARİHİ : 10/07/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılanTazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin kuruluşundan bu yana yapmış olduğu harici fason üretim sözleşmeleri ile birçok şirket ile ürünlerini halka arz etmektedir. İşbu şirketlerden birinin de davalı şirket .... şirketi olduğunu, taraflar arasında 13.03.2019 tarihinde fason üretim sözleşmesi imzalandığını, sözleşme konusunun zeytin ve zeytinyağının fason üretilmesi olduğunu, Tarafların işbu sözleşme ile....adına dökme zeytin ve zeytinyağı için fason üretim yapması konusunda mutabık kaldıklarını, davacı tarafından fason üretimi yapılan ürünlerin faturalandırıldığını, faturalarda dökme zeytin olarak geçen ürünün müvekkili şirket tarafından kendi ambalajınd....n temin ettiği etiket ile üretildiğini, Dökme zeytinyağı olarak fatura edilen ürünün ambalajının ise yine.....arafından temin edilip müvekkili l şirket tarafından üretildiğini, fason üretimi yapılarak davalı şirkete satılan ürünlerin faturaları ve günlük üretim raporları ile satış yapılan ürünlerin adetleri ve miktarlarının belli olduğunu, davacı tarafından 2019-2020 yılları dışında fason üretim de dahil davalı şirkete herhangi bir ürün satışı yapılmadığını, fason üretim sözleşmesinin tarafı olan davalı şirketin, akdedilen 13/03/2019 tarihli sözleşmenin sınırlarının dışına çıkarak, satışa sunduğu ve ürünlerin son tüketim tarihleri ve üretim tarihlerine bakılarak müvekkili şirketin üretmediği anlaşılan ürünlerde müvekkili şirkete ait kayıt numarası, kalite belgesi ve etiket bilgilerini müvekkil şirketin bilgisi ve izni olmaksızın kullanmakta olduğunun tespit edildiğini, davalı .... yönetim sistemi ve Helal sertifikası belgeli tesislerimizde üretilmiştir.' ibaresinin tüketiciyi yanıltmaya yönelik olmakla birlikte müvekkili şirketin halk nezdindeki itibarına da zarar verdiğini, davalı şirketin gerçekleştirdiği haksız ve hukuka aykırı fiilinin müvekkili şirketin adına tescilli markanın izinsiz şekilde kullanılmasından kaynaklı olarak 6769 Sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'na aykırılık teşkil ettiğini belirterek davanın kabulü ile yapılacak analizler neticesinde ürünlerin tüketime uygun olmaması halinde müvekkili şirket gözetiminde imhasının firma tarafından yapılmasına, davacı şirket adına tescilli markanın izinsiz, haksız ve hukuka aykırı şekilde kullanılmasından, sınai haklarına tecavüz edilmesinden doğan ticari nitelikteki haksız fiilden kaynaklı olarak müvekkil şirketin uğramış olduğu maddi zararların tazminine ve itibar kaybına ilişkin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000.-TL tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili uyap sisteminden göndermiş olduğu artırım dilekçesiyle 10.000,00.-TL maddi tazminat miktarını 123.664,19.-TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili ile davacı arasında akdedilen ".... uyarınca davacı .... adına zeytin ve zeytinyağı fason üretimi yapacağını, alınan tespit raporunda zeytin kavanozlarının üst kapak ya da alt kısmında son tüketim tarihlerinin yazılı olmadığı, sadece sızma zeytinyağı tenekelerinin üst kısmında son tüketim tarihlerinin basılı olduğu ve 26/05/2023 tarihinin yazılı olduğu, 27/08/2021 tarihli Tespit Raporu'nun sonuç kısmında "...satışa sunulan ürünlerin tespit isteyenin üretip sattığı ürünler olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı... müvekkili şirketin davacı şirket haricinde herhangi bir firmadan zeytin, zeytinyağı alıp satmadığını, tespit sırasındaki ürünler davacı şirketten alınan ürünler olduğunu, üzerinde davacı şirketin adının kullanıldığı ürünler sözleşme kapsamında satın alındığını, müvekkiline ait işyerinde her bir ürün mevzuata uygun şekilde satışa sunulduğunu, işbu sebeple davacının markasının izinsiz ve hukuka aykırı kullanımının söz konusu olmadığını ifade ederek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, davalı tarafından davacı marka hakkına tecavüz edilip edilmediği, davacının tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. DEĞERLENDİRMELER; Marka Hakkına Tecavüz İddiaları Yönünden İnceleme Davalı Kullanımları Davalı tarafından satışa sunulan ürün üzerinde “.....güvenliği yönetim sistemi ve Helal sertifikası belgeli tesislerimizde üretilmiştir” ifadesi yer almaktadır. Söz konusu ifadede de yer alan “......” ticaret unvanı şeklinde yer alsa da, bu ibarenin markasal olarak kullanımının söz konusu olduğu, Davalının Kullanımlarının Davacıya ait Marka Hakkına Tecavüz Edip Etmediği; Marka hakkına tecavüz sayılan haller 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. maddede düzenlenmektedir. Kanunun 29/1(a) bendinde 7. maddeye atıf yapılarak, “marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın” marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden olduğu belirtilmekte, daha sonra marka hakkına tecavüz sayılan diğer haller sıralanmaktadır. Bu durumda, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken 7. maddeyle 29. maddenin birlikte dikkate alınması gerekir. SMK’nın 29/1(a) maddesi marifetiyle 7/2(a) maddesinde, “Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması”, 7/2(b) maddesinde ise, “Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması” marka hakkına tecavüz sayılan fiiller arasında sıralanmıştır. SMK’nın 7/2(c) maddesine göre, “Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması” 29/1(a) maddesi marifetiyle marka hakkına tecavüz sayılan fiillerdendir. 6769 sayılı SMK’da düzenlenen marka ise, ticaret unvanı ve işletme adından farklı bir amaca hizmet eden tanıtıcı bir işarettir. Marka, taciri ya da ticari işletmeyi değil, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılır. Buna göre fonksiyonu tümüyle ticari işletmenin ürettiği, pazarladığı mal veya hizmetleri ayırt etmektir. Davacı vekilinin talepleri kapsamında uyuşmazlıkta öncelikle davalı kullanımlarının, davacı adına tescilli markadan doğan haklara tecavüz teşkil edip etmediği hususu irdelenmiştir. Marka hakkına tecavüz olgusu açısından belirtilmesi gereken temel husus, marka hukuku açısından tecavüzün söz konusu olabilmesi için tescilli marka ile kullanılan işaret arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerliğin bulunmasının gerekli olduğudur. Bu bağlamda markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Marka işaretleri bakımından değerlendirme aşağıda yapılmıştır. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalıların kullanımına konu işaretler arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Davacı markasının esas unsurunun “....” ibaresi olduğu, davalının satışa konu yaptığı ürünlerde “....” ibaresini markasal olarak kullandığı, davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ettiği, TAZMİNAT TALEBİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME Davacı vekili maddi tazminat hesabının, 6769 sayılı SMK’nın 151/2-(b) maddesinde belirtilen "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç"ın hesaplanmasını bu talebin kabul görmemesi halinde 151/2c kapsamında "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli." yöntemiyle hesaplanması talep edilmiştir. .... Sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda davalı tarafın işyerlerinde yapılan dava konusu ürün miktarlarına ilişkin tespitler ile taraflar arasında 13.03.2019 tarihinde imzalanan ... Üretim Sözleşmesi kapsamında davacının davalıya yaptığı satışlar için düzenlediği 11.09.2019 tarih ve 630581 nolu, 30.05.2019 tarih ve ..... nolu ve 21.07.2020 tarih ve 834 nolu faturalarda yer alan ürün miktarları birlikte değerlendirildiğinde; FASON ÜRETİM SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA DAVALIYA TESLİM EDİLEN ÜRÜNLER Davacı şirket ile davalı şirket arasında 13.03.2019 tarihinde zeytin ve zeytinyağının fason üretilmesi konusunda fason üretim sözleşmesi imzalanmış olup sözleşme kapsamında davacının davalıya yaptığı satışlar için düzenlediği 11.09.2019 tarih ve .... nolu, 30.05.2019 tarih ve 631043 nolu ve 21.07.2020 tarih ve 834 nolu faturalarda yer alan ürün miktarları aşağıda yer almaktadır.( ....’nin ....Başkanlığına beyan ettiği Form Ba-Bs bilgilerine göre Ekim-2019’da iade faturası olduğu değerlendirilen davalı ....’a 67.337 TL, Temmuz-2020’de 19.929,00 TL satış gerçekleştirdiği görülmüştür. Dosyada yer alan 26.03.2019 tarih ve 630960 numaralı faturanın tutarı Form Ba-Bs beyan sınırının altında kaldığı için bildirimlerde yer almadığı belirlenmiştir.) Ambalaj (Kg) Adet Miktar (kg) Ürün 3,5 11 38,50 ....Zeytin 2 80 160,00 ...Zeytin 1 100 100,00 .... Zeytin 10 10 100,00 ... Zeytin 2 200 400,00 ... Zeytin 1 336 336,00 Gemlik Yağlı Salamura Zeytin 10 10 100,00 Gemlik Yağlı Salamura Zeytin 158,00 Dökme Zeytin Toplam Zeytin Satış (kg) 1.392,50 Toplam Dökme Zeytinyağı (kg) 2.383,00 Yukarıdaki faturalarda yer alan ürünlerin üretiminin yapıldığı .... .... Şubesinin dosyaya kazandırılan günlük üretim raporları incelendiğinde ilk üretim tarihi 11.01.2019, son üretim tarihi 08.05.2019 olmak üzere farklı tarihlerde üretimlerinin yapıldığı, KEŞİF İNCELEMESİNDE TESPİTİ YAPILAN ÜRÜNLER Davalı....Asfaltı üzerindeki .... girişinde bulunan iki adet işyerinde 28.06.2021 tarihinde yapılan keşif incelemesi neticesinde düzenlenen 27.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda aşağıdaki tabloda yer verdiğimiz satışa hazır ürünlerin tespitinin yapıldığı, Ambalaj (Kg) Adet Miktar(kg) Ürün 1 167 167,00 Çizik Yeşil Zeytin 2 234 468,00 Çizik Yeşil Zeytin 1 71 71,00 Kırma Yeşil Zeytin 2 92 184,00 Kırma Yeşil Zeytin 0,9 315 283,50 Yağlı Salamura Siyah Zeytin 2 499 998,00 Yağlı Salamura Siyah Zeytin 5 485 2.425,00 Naturel Sızma Zeytin Yağı Zeytin Toplam (kg) 2.171,50 Zeytin Yağı Toplam (kg) 2.425,00 Tespit raporunda zeytin kavanozlarının üst kapak ya da alt kısmında son tüketim tarihlerinin yazılı olmadığını, sadece sızma zeytinyağı tenekelerinin üst kısmında son tüketim tarihlerinin basılı olduğunu ve 26/05/2023 tarihinin yazılı olduğunun tespit edildiği, Raporda ....ın 2019,2020 yılları yasal defterlerinin incelenmesinde; Bu yıllarda başka bir zeytin ve zeytinyağı alışının olmadığı, Davacı şirket ile davalı şirket arasında 13.03.2019 tarihinde zeytin ve zeytinyağının fason üretilmesi konusunda imzalanan sözleşme kapsamında davacının davalıya yaptığı satışlar için düzenlediği 11.09.2019 tarih ve.... nolu, 30.05.2019 tarih ve ....nolu ve 21.07.2020 tarih ve 834 nolu faturalarda yer alan zeytin ve zeytinyağı alışları dışında keşif tarihi olan 28.06.2021 tarihine kadar taraflar arasında başkaca zeytin ve zeytinyağı alışının olmadığının tespit edildiği, FASON ÜRETİM SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA DAVALIYA TESLİM EDİLEN ÜRÜNLERLE KEŞİF İNCELEMESİNDE TESPİTİ YAPILAN ÜRÜNLERİN KARŞILAŞTIRILMASI Yukarıda yer verdiğimiz davalı tarafın işyerlerinde yapılan keşifle tespiti yapılan ürün miktarları ile Fason Üretim Sözleşmesi kapsamında davacıdan fatura karşılığında alınan ürün miktarları birlikte değerlendirildiğinde; Davalı tarafın fason üretim sözleşmesi ile davacıdan aldığı toplam: Zeytin miktarı : 1.392,50 Kg, Zeytinyağı Miktarı: 2.383,00 Kg’dır. Keşifle davalıya ait işyerlerinde tespit edilen toplam Zeytin Miktarı: 2.171,50 Kg, Zeytin Yağı Miktarı: 2.425,00 Kg’dır. Keşif incelemesi neticesinde düzenlenen 27.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda:” Abdullah Yalvaç’ın 2019,2020 yılları yasal defterlerinin incelenmesinde bu yıllarda başka bir zeytin ve zeytinyağı alışının olmadığı ve yukarıda tabloda belirtilen fason üretim sözleşmesi kapsamında teslimi yapılan ürünler dışında da davacıdan herhangi bir zeytin ve zeytinyağı alışının bulunmadığı” yönündeki tespit göz önüne alındığında; Davalının işyerlerinde satışa hazır vaziyette bulunduğu tespit edilen ürün miktarları, fason üretim sözleşmesi kapsamında davacıdan teslim aldığı ürün miktarlarına göre fazlalık gösterdiği, Davacı tarafın davalı tarafa toplam 1.392,50 Kg muhtelif zeytin ve 2.383,00 Kg zeytinyağı satışı yaptığı ancak 28.06.2021 tarihinde yapılan bilirkişi tespitinde davalının .... girişinde bulunan iki adet işyerinde toplam 2.171,50 Kg muhtelif zeytin ve 2.425,00 Kg zeytinyağının satışa hazır vaziyette bulunduğu, Bu durum davalının işyerlerinde davacıdan fason üretim sözleşmesi kapsamında teslim aldığından daha fazla muhtelif zeytin ve zeytinyağı bulunduğu, Davacının teslim ettiği ürünlerin ambalaj/paket gramajları ile işyerlerinde tespiti yapılan ürünlerin gramajları arasında farklar olduğu, Gerek fatura içeriklerinden gerekse ..... Gömeç Şubesinin dosyaya kazandırılan günlük üretim raporlarında davalıya teslimi yapılan ürünlerin ambalaj gramajları ile keşifle tespit edilen ürünlerin ambalaj gramajları arasında farklılıklar olduğu, Bu durum keşifle tespit edilen ürünlerin davacının teslim ettiği ürünler olmadığını, davalının söz konusu ürünleri davacı tarafın tescilli markasını haksız şekilde kullanıp ürettiğini ve satışa sunduğunu gösterdiği, Davalı işyerlerinde tespiti yapılan zeytinlerin son tüketim tarihlerinin yer almaması ve en son 21.07.2020 tarihinde davacıdan ürün temin edildiği halde davalı işyerlerinde tespiti yapılan sızma zeytinyağı tenekelerinin üst kısmında son tüketim tarihlerinin 26.05.2023 olması bu ürünlerin davacıdan temin edilen ürünler olmadığını ortaya koyduğu, Bu husus davacı vekili tarafından dava dilekçesinde “satışa sunulan ürünler incelendiğinde; ürünlerden zeytinyağlarının son tüketim tarihinin 2023 yılına denk geldiği ve diğer ürünler bakımından ise üretim ve son tüketim tarihlerinin yer almadığının görülmüş olduğunu, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin ve bunun satışını yapanların bildiği ve bilebileceği üzere bu ürünlerin son tüketim tarihleri, üretimlerinden itibaren zeytinyağları için iki yıl, salamura zeytinlerde iki yıl ile kuru ve yağlı zeytinlerde ise bir yıl olduğu” şeklinde beyan edilmiştir. Somut olay incelendiğinde davacının en son 21.07.2020 tarih ve 834 nolu faturayla davalıya ürün teslimi yaptığı ancak davalı işyerlerinde tespiti yapılan sızma zeytinyağı tenekelerinin üst kısmında son tüketim tarihlerinin 26.05.2023 olduğu, zeytinlerin üzerinde ise herhangi bir son tüketim tarihlerinin bulunmadığı, Yapılan inceleme araştırmalar neticesinde zeytinyağının raf ömrünün, üretim tarihinden itibaren ortalama 18-24 ay arasında olduğu, zeytinin ise çeşit ve paketleme biçimine göre raf ömrünün 1 yıl ile 2 yıl arasında değişiklik gösterdiği, Yaptığımız piyasa araştırmalarında Davacı tarafın kendi markasıyla satışını yaptığı zeytinlerin ve zeytinyağlarının üzerinde tavsiye edilen tüketim/son kullanma (T.E.T.T.-S.K.T.) tarihlerinin bulunduğu, 26.01.2017 tarih ve 29960 sayılı Mükerrer gazetede yayımlanan .... 9. Maddesinin e bendine göre “Tavsiye edilen tüketim tarihi veya son tüketim tarihi”nin ürün etiketinde belirtilmesi zorunludur. Dolayısıyla davalı işyerlerinde tespiti yapılan zeytinlerin son tüketim tarihlerinin yer almaması ve en son 21.07.2020 tarihinde davacıdan ürün temin edildiği, ancak davalı işyerlerinde tespiti yapılan sızma zeytinyağı tenekelerinin üst kısmında son tüketim tarihlerinin 26.05.2023 olması, söz konusu zeytin ve zeytinyağı ürünlerinin davacıdan temin edilen ürünler olmadığını ortaya koyduğu, ....Sayılı Dosyasına Sunulan Bilirkişi Raporu’nda “Karşı taraf Abdullah Yalvaç’ın ticari defterlerinin incelenmesinde 24.02.2020 tarih ve 24886 nolu fatura ile 245 kg zeytinyağı satışı yaptığı, bunun dışında satışlarını “600 Yurtiçi Satışlar” hesabında takip ettiği, zeytin ve zeytinyağı satışlarının ayrı bir hesapta tutulmadığı, zeytin ve zeytinyağı satışlarının %8 KDVye tabi yemek satışları içerisinde gösterildiği, bu nedenle ne kadar zeytin ve zeytinyağı satışı yaptığının ne kadar elinde mal kaldığının tespitinin mümkün olmadığı, bu nedenle satışa sunulan ürünlerin tespit isteyenin üretip sattığı ürünler olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı ancak ürünlerin etiketlerinin yan kısmında .... Kalite yönetim sistemi ISO 22000 Gıda Güvenliği yönetim sistemi ve Helal sertifikası belgeli tesislerimizde üretilmiştir” yazısının bulunduğunun ifade edildiği, Davalı tarafın teslim aldığı ve hiç satış yapmamış olması halinde stoklarında olması gereken ürün miktarları genel olarak değerlendirildiğinde; Davalının işyerlerinde satışa hazır vaziyette bulunduğu tespit edilen ürün miktarları, fason üretim sözleşmesi kapsamında davacıdan teslim aldığı ürün miktarlarına göre fazlalık gösterdiği, Davacı tarafın davalı tarafa toplam 1.392,50 Kg muhtelif zeytin satışı yaptığı ancak 28.06.2021 tarihinde yapılan bilirkişi tespitinde davalının .... girişinde bulunan iki adet işyerinde toplam 2.171,50 Kg muhtelif zeytinin satışa hazır vaziyette bulunduğunun belirlendiği, Bu durum davalının işyerlerinde davacıdan fason üretim sözleşmesi kapsamında teslim aldığından (2.171,50-1.392,50=) 779,00 kilogram daha fazla muhtelif zeytin bulunduğu anlamına geldiği, Davacının teslim ettiği ürünlerin ambalaj/paket gramajları ile işyerlerinde tespiti yapılan ürünlerin gramajları arasında da farklar olduğu, Ayrıca davacının en son 21.07.2020 tarih ve 834 nolu faturayla davalıya ürün teslimi yaptığı ancak davalı işyerlerinde tespiti yapılan sızma zeytinyağı tenekelerinin üst kısmında son tüketim tarihlerinin 26.05.2023 olduğu, Tüm bu hususlar dikkate alındığında daval.... sözleşmesinin dışında temin ettiği (davacı .... den temin etmediği) ürünlerde de şirkete ait kayıt numarası, kalite belgesi ve etiket bilgilerini kullanarak davacının marka hakkına tecavüz etmiş olduğu sonuçlarına ulaşıldığı, İLGİLİ MEVZUAT (TAZMİNAT HESABI) 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun tazminatı düzenleyen ilgili hükümlerinde; “Tazminat MADDE 150- (1) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Yoksun kalınan kazanç MADDE 151- (1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.” Denilmektedir. Lisans Sözleşmeleri Lisans sözleşmeleri ile üzerinde ekonomik değere sahip olunan marka, tanıtıcı işaret, tasarım gibi bir eserin veya yapılan buluş nedeniyle sahip olunan patent, know-how gibi bir hakkın, bilginin ticari olarak değerlendirilmesi söz konusudur. Lisans sözleşmeleri ile piyasayı, dolayısıyla rekabeti etkileyebilme imkânının elde edilmesi, lisans sözleşmelerinin Rekabet Hukuku anlamında da değer kazanmasına yol açmaktadır. Lisans sözleşmeleri, lisans sahibinin bir gayrimaddi mala erişmesine ve bu sayede de endüstriyel olanaklarını geliştirerek daha kolay rekabet edebilir hale gelmesini sağlamaktadır. Lisans sözleşmelerinin işlevlerinden birisi tazminatın belirlenmesinde ölçüt olma işlevidir. Eğer ticari/sınai bir hakkın izinsiz kullanımı söz konusu ise, ödenecek tazminatın miktarı, taraflar arasında lisans sözleşmesi olsaydı ödenecek olan lisans bedeli dikkate alınarak belirlenebilmektedir. Lisans Bedelinin Belirlenmesi Lisans bedeli belirlenmesinde dikkate alınması gereken hususların başında davalının ihlal konusu ürün satışlarından elde ettiği cirosu gelmektedir. Söz konusu husus aşağıda verilen Yargıtay kararlarında da belirtilmiştir. .... - Dava, tescilli markaya ve tasarıma yapılan tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini ile fer'i istemlere ilişkindir. Davacı maddi tazminat istemini 556 sayılı KHK'nin 66/c maddesine dayandırmış, buna göre, davalının marka ve tasarımı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre maddi tazminatın belirlenmesini istemiştir. Bu konuda emsal bir lisans anlaşması sunulamamıştır. Lisans bedelinin tespiti için bu durumda somut olayın özellikleri ve şartları dikkate alınacaktır. Mahkemece, bilirkişi kurulunun davacı şirketin davaya konu ihlale uğrayan çamaşır suyu ürününe yönelik elde ettiği cirosu esas alınarak, bu ciroya %4 olarak takdir edilen oranın uygulanması suretiyle hesaplanan 39.948,89 TL'nin lisans bedeli olarak kabulü ile maddi tazminat karşılığı olarak hüküm altına alınmıştır. Lisans bedeli hesaplanırken sadece davacının ihlalin yapıldığı yıldaki cirosu göz önüne alınmış, buna göre davalının ödemesi gereken lisans bedeli belirlenmiştir. Davacının cirosu esas alınarak belirlenen lisans bedelinin 39.948,89 TL olmasına karşın, davalının ihlale konu yılda ihlal ettiği ürüne yönelik cirosu 1.081,69 TL'dir. Bu durumda lisans bedeli hesaplanırken sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, somut olayın özelliklerine, davalının cirosuna, üretim ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun, makul bir miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile hüküm altına alınması gerekirken, davalının bu konuda ileri sürdüğü itirazlar nazara alınmadan yazılı şekilde davacı cirosu esas alınarak hesaplanan ve somut olayın özelliklerine uygun bulunmayan miktarın lisans bedeli olarak tespiti ile bu miktar maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir. ..... 16.04.2012 Mahkemece, davacının talebi doğrultusunda 556 sayılı KHK’nin 66/1-c maddesi uyarınca lisans bedeli belirlenirken, davacı cirosuna göre yapılan belirleme doğru olmamıştır. Esasen, 556 sayılı KHK’nin 66/1-c maddesi uyarınca lisans bedeli istenildiğinde, markanın bir lisans anlaşması varmış gibi hukuka uygun şekilde kullanılması halinde ödenmesi gereken lisans bedeli dikkate alınmalıdır. Bu noktada, bir emsal araştırması yapılması ve objektif bir lisans bedelinin belirlenmesi amaçlanmalıdır. Dosyada başkaca emsal lisans sözleşmeleri bulunmadığına göre, taraflar arasında önceki tarihlerde yürürlükte olan franchise sözleşmesindeki lisans bedeline ilişkin hüküm de dikkate alınarak, davalının uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin defter ve belgeleri incelenmek suretiyle bu yıllardaki cirosu itibarıyla hakkaniyete uygun bir lisans bedeline hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ve davacı defterlerine dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. YAPILAN HESAPLAMALAR 6769 Sayılı SMK 151/2-c) maddesinde belirtilen “sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” yöntemi ile yoksun kalınan kazancın belirlenebilmesi için öncelikle emsal lisans sözleşmesi araştırılmıştır. Dosya kapsamında emsal lisans sözleşmesine rastlanmamıştır. Bu durumda somut olayın özellikleri dikkate alınarak davalının cirosu itibarıyla hakkaniyete uygun bir lisans bedeli hesaplanması yoluna gidilmiştir. Davalı ....’a ait işyerlerinde tespit edilen zeytin ve zeytinyağının tamamının fason üretim sözleşmesinin dışında temin edildiği, davacı .... den temin edilmeyen söz konusu ürünlerde davacıya ait kayıt numarası, kalite belgesi ve etiket bilgilerinin izinsiz şekilde kullanıldığı, dolayısıyla söz konusu ürünlerden davalının elde ettiği hasılat üzerinden tazminat hesaplaması yapılacaktır. Öncelikle ihlale konu zeytin ve zeytinyağı satışından davalının ne kadar hasılat elde ettiğinin belirlenmesinin gerektiği, Davacı vekili tarafından delil tespitine yönelik verilen 25.06.2021 tarihli dava dilekçesinde; “Belirtilen ürünlerin ..... adresinde ve diğeri yine aynı Madradan Et Mangal Kahvaltı unvanıyla E-87 karayolunun karşı istikametinde 4 km uzaklıkta satışa sunulduğu tarafımızca tespit edilerek ürünlerden numune tarafımızca alınmıştır. Adisyon ve fış mevcuttur ancak fiş ilgili firma tarafından yemek olarak kesilmiştir(Ek-4).” Denilerek dilekçe ekinde adisyon fişi ile yazar kasa fişinin sunulduğu, 14-19 Haziran 2021 tarihli söz konusu fişler incelendiğinde davalı tarafından; 1 Kg Çizik Yeşil Zeytin’in 35.00 TL den, 1 Kg. Kuru Sele Siyah Zeytinin ise 45.00 TL’den satışının gerçekleştirildiği, Yemek olarak kesilen 230.00 TL tutarındaki fişin ise 5 kg teneke zeytinyağı satışına ilişkin olduğu, Bu durumda yeşil zeytinin (kırma-çizik ayrımı olmaksızın) kilogram fiyatının: 35.00 TL, Siyah zeytinin (kuru sele-yağlı salamura ayrımı olmaksızın) kilogram fiyatının: 45.00 TL, Natural sızma zeytinyağının kilogram fiyatının ise: 46,00 TL olduğu, dosya kapsamında ürünlerin satış fiyatlarına ilişkin başka bir bilgi ve belge bulunmadığından kırma-çizik kuru sele-yağlı salamura fiyatlarının aynı olduğu kabul edilmiştir, 28.06.2021 tarihinde yapılan keşif incelemesi neticesinde davalı Abdullah Yalvaç’a ait işyerlerinde tespit edilen ürünlerin yukarıda belirlediğimiz fiyatlar üzerinden satışından elde edilen hasılat aşağıdaki tabloda hesaplanmıştır. Ambalaj (Kg) Adet Miktar(kg) Birim Fiyat Tutar Ürün 1 167 167,00 35,00 5.845,00 Çizik Yeşil Zeytin 2 234 468,00 35,00 16.380,00 Çizik Yeşil Zeytin 1 71 71,00 35,00 2.485,00 Kırma Yeşil Zeytin 2 92 184,00 35,00 6.440,00 Kırma Yeşil Zeytin 0,9 315 283,50 45,00 12.757,50 Yağlı Salamura Siyah Zeytin 2 499 998,00 45,00 44.910,00 Yağlı Salamura Siyah Zeytin 5 485 2.425,00 46,00 111.550,00 Naturel Sızma Zeytin Yağı Toplam Tutar (TL) 200.367,50 2.171,50 Netice olarak Davalı .....’ın ihlale konu zeytin ve zeytinyağı satışından elde ettiği toplam satış hasılatının 200.367,50 TL olduğu, Bilindiği üzere lisans bedeli götürü bir bedel olarak üretim veya satışa bağlı olmaksızın baştan belirlenebileceği gibi uygulamada daha ziyade ciroya uygulanacak bir orana göre tespit edilmektedir. Yargıtay kararlarında lisans bedeli belirlenirken mütecavizin gelirine göre hesaplama yapıldığında; somut olaya göre değişmekle birlikte, tecavüze konu olan ürünün çeşidi ve piyasa koşulları ile markanın tanınmışlığına göre ciroya uygulanan oran %5-%25 aralığında belirlenebilmektedir. ( Y.11. HD, E. 2014/9602, K. 2014/19971, Y.11. HD, E. 2006/14108, 2008/964, 4.2.2008. Kazancı İçtihat) Yargıtay kararları dikkate alınarak; somut olayın özellikleri, davacı ..... nin tüm Türkiye’de yaygın market zincirlerine sahip olması, davacı tarafa tescilli ... markasının tüketiciler nezdinde tanınır ve bilinir olması nedeniyle ürün satışları üzerinde etkisinin yüksek olacağı hususları göz önünde bulundurularak, lisans bedeli hesaplamasında davalı tarafın ilgili dönemlerdeki cirosuna uygulanacak oranın %25 olarak belirlenmesinin uygun olacağı, Yukarıda hesaplandığı üzere ilgili dönemde davalı tarafın ihlale konu ürün satışlarına tekabül eden cirosu 200.367,50 TL olarak belirlendiği, Bu durumda davalının, davacı adına tescilli “.....” markasını bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedelinin 200.367,50 TL x 0,25 = 50.091,87 olabileceği, Hesaplanan tutar ihlalin tespit tarihinden (28.06.2021), dava tarihine (22.06.2023) güncellendiğinde; 2021 yılının Haziran ayında 50.091,87 TL olan değer, 2023 yılının Haziran ayında Tüketici Fiyat Endeksi'ne göre güncellendiğinde 123.664,19 TL olmaktadır. ( 2021 Yılı Haziran Ayındaki TÜFE: 547,48 2023 Yılı Haziran Ayındaki TÜFE: 1.351,59 ve Endeks Değişim Oranı: %146,87 artış şeklindedir.) Davalının, davacı adına tescilli “....” markasını bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedelinin dava tarihi itibarıyla 123.664,19 TL olabileceği, Netice itibariyle, Davalının satışa konu yaptığı ürünlerde davacı tarafa tescilli “....” ibaresini markasal olarak kullandığı, Davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ettiği, Davalı tarafın ihlale konu “..... ibareli ürün satışlarını hukuka uygun bir lisans sözleşmesi ile yapmış olması durumunda davacı tarafa ödemesi gereken lisans bedelinin dava tarihi itibariyle 123.664,19 TL olabileceği, talep doğrultusunda belirtilen tazminata dava tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanacak en yüksek faizin işletilmesinin hakkaniyete uygun olacağı, kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın Kabulüne, Yapılacak analizler neticesinde ürünlerin tüketime uygun olmaması halinde imhasına, 123.664,19.-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, Tazminata dava tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanacak en yüksek faizin işletilmesine, Alınması gereken 8.447,50.-TL harçtan peşin alınan (179,90+1.942,00=)2.121,90.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 6.325,60.-TL maktu ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 1.560,00.-TL arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 21.589,90.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.10.07.2025 Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.388,20.-TL Tespit Giderleri : 1.071,70.-TL Gider Avansı :18.130,00.-TL TOPLAM :21.589,90.-TL