3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütüne üyelik mahkumiyeti ile nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik beraat hükümlerini inceleyerek etkin pişmanlık şartlarını değerlendirdi.
Özet: Yargıtay, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine ilişkin istinaf sonucunu incelemesinde; vekilin örgüt üyeliği ve sahtecilik suçlarından temyizini hakkı bulunmadığından, kamu kurumları aleyhine dolandırıcılık suçundan beraat kararına yönelik temyizi ise temyiz edilemez olduğundan reddederken; sanık müdafiinin örgüt üyeliği suçuna ilişkin temyizinde, yargılama sürecinin usul ve delil yönünden uygun olduğunu belirtmiş, ancak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için gönüllü teslimin yanı sıra örgütün yapısı ve faaliyeti hakkında bilgi verme şartının önemini vurgulamıştır.
3. Ceza Dairesi         2023/10626 E.  ,  2026/11860 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/562 E., 2022/194 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/1636 E., 2021/9 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşları aleyhine dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik,
HÜKÜM: Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden; 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 221/4-son, 62, 53, 58/9, 221/5. maddeleri uyarınca mahkûmiyeti ile nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden; 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e ve 223/2-a maddeleri gereğince ayrı ayrı beraatine dair ilk derece mahkemesince verilen hükümlere ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, ret, bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle,
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
A. T.C. ... vekilinin silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz istemi,
İlk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından ... vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması” nedeniyle reddine karar verildiği, bahse konu kararın; 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve itiraz merciince de bu hususta bir karar verildiği anlaşılmakla, hükmün temyiz incelemesine konu olmadığı belirlenerek dava dosyasının oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. T.C. ... vekilinin kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz istemi,
Müsnet suç için 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e, 2 maddelerinde öngörülen cezanın miktar ve türü ile sanığın ihraç tarihinin TCK'nın 158. maddesinde 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önce olması gözetildiğinde 5271 sayılı CMK'nın 286/2-g maddesi uyarınca 10 yıl veya daha az hapis cezasına veya adli para cezasını gerektiren suçlarla ilgili ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları kesin olup, temyizi mümkün bulunmadığından katılan vekilinin temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi uyarınca oy birliğiyle REDDİNE,
C. Sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden temyiz istemi,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen sanığın mahkûmiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usulî işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, dosya kapsamına göre örgüt içerisindeki konumu itibarıyla örgütün nihai amacını bilebilecek durumda olduğu, aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdanî kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanunî bağlamda şahsîleştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinin tatbiki için, "suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt
adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi" gerektiğinden, hakkında ceza soruşturması bulunan şüphelinin yakalanmadan önce yetkili merciilere gönüllü olarak teslim olsa/kendiliğinden gelse bile bu aşamada örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermemesi halinde anılan normun uygulanma imkanı bulunmayacağı ve fakat şartları oluşmuş ise cezada indirim öngören şahsi sebep olarak düzenlenen ikinci cümlenin tatbik edilebileceği gözetilmelidir.
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemlerini, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/14 26... /12 92... .10.2015 tarih, 2015/1565-3464 karar).
5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 1/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespitiyle ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Sanığın soruşturma aşamasında savunma ve ifadesinin alınmadığı, hakkında düzenlenen iddianame sonrası mahkemenin çağrısına icabet ederek ilk celseye bizzat katıldığı, bu aşamada anılan örgütle irtibatı, örgütsel faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile ilgili konumuna uygun faydalı bilgiler verdiğinin kabul edilmesi karşısında hakkında etkin pişmanlık kurumunu düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 221/4. fıkrası birinci cümlesinin uygulanması gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile anılan fıkranın ikinci cümlesi uygulanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2. maddesi (a) bendi uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.