Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, ticari cari hesap alacağı kaynaklı itirazın iptali davasında ihtiyati haciz talebinin reddi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu değerlendirmektedir.
Özet: Davacı gıda tedarikçisi şirketin, bir spor kulübü olan davalıya sürekli ürün tedarikinden doğan ve ödenmeyen cari hesap alacağı nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, borçlunun varlıklarını gizleme veya kaçırma riski ile finansal yapısının değişkenliğini göz önünde bulundurarak talep ettiği ihtiyati haciz kararı, ilk derece mahkemesi tarafından alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddedilmiş; davacı şirket ise bu ret kararının ihtiyati haciz kurumunun geçici hukuki koruma niteliğine ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:11/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
ARA KARAR TARİHİ:30/06/2026
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:11/09/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Başkanın görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağı nedeniyle Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı - borçlu tarafından borca, işlemiş faize, işleyecek faize ve borcun tüm ferilerine itiraz edildiğini ve bunun üzerine icra takibi durdurulduğunu, müvekkili ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Antalya bölgesinde gıda ve unlu mamul üretimi ile tedariki alanında faaliyet gösteren sektöründe saygın ve köklü bir catring şirketi olduğunu, borçlu ... Tic. San. A.Ş.'nin ise profesyonel spor faaliyetleri yürüten ve bu kapsamda tesislerinde kamplarında ve organizasyonlarında sürekli gıda ihtiyacı bulunan bir anonim şirket olduğunu, bu ticari ilişkinin tipik bir satım sözleşmesi ve sürekli tedarik ilişkisi mahiyetinde olduğunu, müvekkili şirketin borçlu tarafın siparişleri doğrultusunda düzenli olarak ürün teslimatı gerçekleştirdiğini, bu teslimatların ticari hayatın olağan akışına uygun olarak sevk irsaliyeleri ve faturalar ile belgelendirilip ürünlerin borçlu şirketin ilgili personelince eksiksiz olarak teslim alındığını, ticari ilişkinin sürekliliği ve güven esasına dayalı olması sebebiyle müvekkili şirketin borçlu tarafın ödeme güçlüğü çektiği dönemlerde dahi tedarik sürecini aksatmadığını, spor kulübünün faaliyetlerinin devamlılığı adına üzerine düşen edimi tam ve eksiksiz yerine getirdiğini ancak borçlu şirketin müvekkili şirketin bu iyi niyetli yaklaşımına karşın teslim aldığı ürünlerin bedelini ödeme noktasında temerrüde düştüğünü, bu durumun müvekkili şirket üzerinde ciddi bir finansal yük oluşturduğunu, müvekkili şirketin davalı şirket tarafından bildirilen tutarlarda yemek hazırlanarak anlaşma gereği edimini tam ve eksiksiz yerine getirmiş ise de davalı şirketin asli yükümlülüğü olan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkili şirket tarafından sunulan cari hesap ekstresi, sipariş mailleri, sevk israliyesinin borçlu şirkete gönderilen ve ticari ilişkinin mutabakatını sağlayan temel belge olduğunu, borçlu şirketin bu bakiye üzerinden ödeme yapmamasının alacağın muaccel olduğunu ve ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu kesin olarak gösterdiğini, borçlunun mal varlığını eksiltme, devretme veya üçüncü kişilere aktarma ihtimalinin profesyonel spor kulüplerinin değişken mali yapısı göz önüne alındığında oldukça yüksek olduğunu, bu nedenle alacağın tahsilinin imkansızlaşmaması adına vadesi gelmiş bu likit alacak için ivedilikle ihtiyati haciz kararı verilmesi bir zorunluluk olduğunu bu nedenlerle borçlunun mali yapısının sportif başarılara ve dönemsel gelir akışlarına bağlı olmasının gecikilecek her günün müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını imkansız hale getirme riski taşıdığını, bu bağlamda telafisi imkansız zararların önüne geçebilmek adına teminatsız ve duruşmasız olarak davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece "... İİK 257. maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." denilmiştir.
İİK'nun 258/1. maddesinde " ...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur..." hükmü düzenlenmiştir.
Dava alacak talebine ilişkin itirazın iptaline ilişkin olup, ihtiyati hacze konu alacağın yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından, davada İİK 257. madde gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı kanaatine varılarak ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesinin ihtiyati haciz kurumunun doğasına ve kanuna aykırı olduğunu, bu yaklaşımın geçici hukuki koruma tedbiri olan ihtiyati haciz müessesesinin temel prensipleriyle taban tabana zıt olduğunu, ihtiyati haciz aşamasında uyuşmazlığın esasına girilerek kesin bir kanaat oluşturulmasının beklenemeyeceğini, müvekkili şirketin davalı spor kulübünün tesisine düzenli olarak gıda ve yemek tedariki sağladığını, bu ticari ilişki kapsamında teslim edilen ürünlerin davalı şirketin yetkili personeli tarafından eksiksiz olarak teslim alındığını, dava dilekçesi ekinde sunulan taraflar arasındaki mutabakat ve borç bakiyesini gösteren cari hesap dökümleri, teslimatı kanıtlayan sevk irsaliyeleri, faturalar, siparişlere ve ödeme taleplerine ilişkin e-posta yazışmalarının alacağın varlığını, miktarını ve muaccel olduğunu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde yaklaşık ispat kuralının çok ötesinde kanıtladığını, ticari uyuşmazlıklarda sunulan bu tür belgeler zincirinin ihtiyati haciz için yeterli olduğunun istinaf mercilerinin yerleşik içtihatlarıyla sabit olduğunu, davalı ... ... A.Ş.'nin profesyonel bir spor kulübü olarak faaliyet gösterdiğini, spor kulüplerinin mali yapılarının gelirlerinin anlık olarak değişkenlik göstermekte olduğunu ve üçüncü kişiler nezdindeki alacaklarının hızla tüketildiğini, müvekkili şirketin 1.427.292,069 TL gibi yüksek meblağlı ve likit alacağı bir yılı aşkın süredir ödenmediğini, davalı tarafın takibine yaptığı itirazın borcu inkar etmekten ziyade zaman kazanmaya ve borcu sürüncemede bırakmaya yönelik iradi bir eylem olduğunu, borçlunun mali yapısının sportif başarılara ve dönemsel gelir akışlarına bağlı olmasının gecikilecek her günün müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını imkansız hale getirme riski taşıdığını ihtiyati haciz talebinin sunulduğu belgelerle yaklaşık ispat koşulunun tam olarak sağlandığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Talep, ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, ara kararın hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 11/09/2026
...