İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari oto yedek parça alım-satımından kaynaklanan icra takibine itirazın iptali davası ve bilirkişi raporu değerlendirmesi.
Özet: Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında gerçekleşen oto yedek parça alım satımından doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itirazının iptali davasında, davacı müvekkil şirketin malları eksiksiz teslim etmesine rağmen ödeme yapılmadığını ve davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerken, davalı herhangi bir borcu olmadığını, ürün teslim almadığını ve takibin haksız olduğunu savunmuş; mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan 802.342,09 TL asıl alacaklı olduğu, davalının ise defterlerini incelemeye sunmayarak borcu olmadığını ispat edemediği tespit edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1041 Esas
KARAR NO : 2026/740
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/04/2026
KARAR TARİHİ : 15/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki kapsamında oto yedek parça alım-satım işlemleri gerçekleştirildiğini, müvekkil şirketin söz konusu malları eksiksiz teslim etmesine rağmen davalının ödemeleri yapmadığını, bu nedenle ... 21. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, dava açılmadan önce ... Arabuluculuk Bürosu'nun ...başvuru numaralı ve ... dosya numaralı arabuluculuk sürecinin 21.11.2025 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığını, davalının icra dosyasındaki itirazının somut bir açıklama içermeyen genel ve soyut nitelikte olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu faturaların süresinde itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, davalının borcu kabul etmiş sayıldığını, müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları ile BA/BS formlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi gerektiğini, takip konusu alacağın likit ve muayyen olması nedeniyle davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, davalının mal kaçırma ihtimaline karşı menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının öncelikle teminatsız, aksi halde teminat karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmesini, ... 21. İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; ... A. Ş. tarafından müvekkili aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabul edilmediğini, ... 21. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra takibinin İstanbul Merkez Adliyesi üzerinden açılmasına rağmen davanın Bakırköy Mahkemeleri nezdinde açıldığını, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, müvekkil firmanın davacı şirkete herhangi bir borcu veya taahhüdü bulunmadığını, ödeme emri ekinde herhangi bir fatura veya irsaliye gönderilmediğini, alacağın vasfı ve kaynağının bilinmediğini, müvekkil tarafından davacı firmaya ait herhangi bir ürün, emtia veya hammadde teslim alınmadığını, aksi iddianın davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, takipte talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, faiz oranının T. C. Merkez Bankası’ndan sorularak belirlenmesi gerektiğini, icra takibine kadar işletilen faiz miktarının muacceliyet şartı oluşmadığından usul ve yasaya aykırı olduğunu, ödeme emrinde hangi evraka, hangi tarihten itibaren ve ne oranda faiz talep edildiğinin belirtilmediğini, yapılacak yargılama ve alınacak bilirkişi raporları ile haklılıklarının ortaya çıkacağını belirterek davanın reddine, davacının alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Bilirkişi tarafından mahkememize 01/07/2026 tarihinde sunulan raporda özetle;
"Tarafların Ticari Defter ve Kayıtlarının Karşılaştırılması-Değerlendirme,
Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 802.479,06 TL alacaklı olduğu,
Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği,
Netice itibariyle,
Davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 802.342,09 TL asıl alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihi itibariyle 171.107,69 TL işlemiş faiz talebinin olduğu ancak davalı tarafın takip tarihinden önce temerrüde düştüğünün/düşürüldüğünün ispat edilmesi gerektiği, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği," şeklinde tespit yapmıştır.
3-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında cari hesap nedeniyle davalıdan alacaklı bulunduğunu, davalının alacağı ödemediği gibi başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafından ilk olarak davada Bakırköy Mahkemelerinin yetkisine itiraz edilmiş ise de; 6098 sayılı Kanun'un 89/1. Maddesi gereğince fatura alacağından kaynaklı davalarda alacaklının yerleşim yeri Mahkemeleri'nin de seçimlik olarak yetkili olduğunun kabul edildiği, yetkinin kesin yetki olmadığı, davacı adresinin dava tarihi itibariyle Bakırköy Mahkemeleri yetki çevresi nezdinde olduğu anlaşılmakla davalının Mahkemenin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilerek davanın esasına girilmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesinde davacının herhangi bir ürün teslim etmediği borcunun olmadığı iddiası ile borca itiraz edilmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise tebligat ve ihtara rağmen kesin süreli inceleme gününde defterlerini incelemeye sunmamıştır.
Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2023 ve 2025 yılları içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, ödemelerin davacı tarafından kesilen faturalardan mahsup edildiğinde takip tarihi itibariyle davacının 802.479,06 - TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.
Davacı tarafından delil olarak dava dilekçesi ekinde sunulan davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gibi faturalara karşı davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. .
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturalara davalı borçlu alıcı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesindeki süre içerisinde faturaya karşı itiraz ve iade işlemi yapılmaması durumunda faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi ...E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise ...E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ...'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Davalı tarafından yapılan kısmi ödemelerin mahsubu neticesinde Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 802.479,06 - TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim alınan bilirkişi raporu da davalıya tebliğ edilmiş davalının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin de herhangi bir iddia ve savunma içermediği gibi raporun aksini ispat eder bir delil veya gerekçe de sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların kesin süre içerisinde tebligata rağmen inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi ... Esas, ...Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ise ...Esas ve... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 802.479,06 - TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun tamamının ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı gibi ayıp, eksik teslim vs. Gibi bir iddia veya savunmasının da olmadığı gibi herhangi bir delil de sunmadığı anlaşılmakla takip talebinde talep edilen asıl alacak miktarı da gözetilerek 802.342,09-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından takipten önce işlemiş faiz yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ise de takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir temerrüt ihtarının delil olarak sunulmadığı, faturaların üzerinde vade tarihinin belirtilmesinin tek başına davalıyı temerrüde düşürmeyeceği zira faturanın tek taraflı olarak düzenlendiği ve söz konusu ödeme tarihinin taraflarca birlikte kararlaştırıldığının yazılı delil ile ispat edilememesine göre 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesi gereğince temerrüt koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davacının takipten önce işlemiş faiz miktarına yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faiz talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 160.468,41-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
Buna göre; davaya konu ... 21. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında 802.342,09-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 160.468,41-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 54.807,98 TL harçtan peşin alınan 11.756,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 43.051,14 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
4- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 11.756,84 TL peşin harç ve 732,00 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 126.351,31 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 11.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 155,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 11.155,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 9.194,23 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8- Kabul red oranına göre belirlenen 3.791,32 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 808,68 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/09/2026
Katip
¸e-İmzalıdır.
Hakim
¸e-İmzalıdır.