Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, tanınmış marka iddiası ve karıştırılma ihtimali temelinde kötü niyetle yapılan marka başvurusunun hükümsüzlüğüne ilişkin dava kararı.
Özet: Dava dilekçesinde, uzun yıllardır faaliyet gösteren ve piyasada tanınmış olduğu iddia edilen bir markanın sahibi davacı, davalı firmanın tescilli markası ile kendi markaları arasında karıştırılma ihtimali, kötü niyetli tescil ve haksız menfaat sağlama gerekçeleriyle markanın tescil kararının iptalini ve hükümsüzlüğünü talep ederken; davalı kurum, kararların usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı firma ise ilgili sınıflarda tescilli ve yenilenmiş markalarının bulunduğunu, kendi hak sahipliğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/78 Esas - 2026/132
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/78KARAR NO : 2026/132DAVA : Marka ... Kararı iptali DAVA TARİHİ : 04/08/2020KARAR TARİHİ : 30/03/2026 Yazıldığı tarih : 13/04/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin 80'li yılların başından beri faaliyet gösterdiğini, “... ” olarak anılmakta olduğunu, bünyesinde çok sayıda firma olduğunu, davalının marka başvurusu ile müvekkiline ait markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunduğunu, ... ve ... adreslerinde faaliyet konularının görüleceğini, ... adresinde çeşitli ürünlerin satılmakta olduğunu, E ticaret sitelerinde de ürünlerinin satılmakta olduğunu, müvekkilin gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkil markasının tanınmış marka olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek, dava konusu ... kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı firma vekili beyanında ÖZETLE: Davacı markalarının ..., ... , ... olduğunu, ... adına tescilli markaları bulunmadığını, müvekkilin hem 31. Sınıfta tescilli ... nolu hem de 35. Sınıfta tescilli ... nolu "... " markası bulunduğunu, söz konusu markaların yenilemelerinin yapıldığını, dava konusu markanın yenilenen logonun korunmasına yönelik olduğunu, müvekkilin gerçek hak sahibi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü,Medeni Kanun 2.nci maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları için olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.SMK 6/5 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir. Tanınmış marka kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.Kazanılmış hak kavramı, ... kurumunda daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde özetlenebilir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME;Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Davalı firmanın ... başvuru sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacı tarafın ... sayılı "...+..." ibareli tescilli markası arkasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi açısından iltibas-benzerlik -karıştırılma ihtimali oluşup oluşmadığı, başvuru ibaresi açısından davacı tarafın önceye dayalı kullanım, gerçek hak sahipliği, markasının tanınmışlığı, ticaret unvanına bağlı hak iddiası, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının SMK 6/3-5-6-9 maddeleri açısından yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği, davalı tarafın önceki markasının dava konusu marka başvurusuna müktesep hak oluşturup oluşturmayacağı noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 08/06/2020 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 04/08/2020 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı ve "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı ve "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçelerine dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir............ Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, başvuru sahibi adına 2002 yılından itibaren başvuruya konu 31. sınıfta yer alan mallar açısından kayıtlı "..." ibaresini esas unsur olarak ya da münhasıran barından muhtelif sayıda marka tescili ve özellikle yine başvuru sahibi adına kayıtlı ... sayılı ve "... ..." ibareli tescilli markanın varlığı da göz önüne alındığında işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen marka arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. ..., itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/V maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. .... Genel Mahkemesi'nin 01/02/2012 tarihli ... sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır. Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve incelenen başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. İtiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir.KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. Davalı başvuru Markası Davacı Markası...+...(...) ...+... (...)(31.sınıf) (01,04,06,25,31,35,37,39,43.sınıf)Önceki markası...+... (...)(31.sınıf) Bilirkişi heyetinden alınan 13.04.2021 tarihli raporda ÖZETLE; "1) Dava konusu malların itiraz gerekçesi marka kapsamındaki mallarla aynı/aynı tür olduğu,2) Davalının ... sayılı ve 25.11.2005 başvuru tarihli markası nedeniyle, dava konusu marka ve dava konusu mallar yönünden kazanılmış hakkı bulunduğu, (Davalının ayrıca ... ibareli çok sayıda tescilli markası bulunmaktadır. Yukarıda gösterilen markada, sadece kullanılan unsurların konumlarında değişiklik yapıldığı, bunun bir imaj değişikliği olduğunun açık olduğu görülmektedir. Diğer bir deyişle,...+... olan markanın ...+... olarak yeni bir imaja çevrildiği, genel izlenimin değişmediği, asıl unsurların aynı olduğu görülmektedir. 2005 yılında başvurusu yapılmış olan bu marka ile dava konusu marka arasındaki fark, genel kompozisyona ilişkindir. ... unsurunun bile aynı olduğu bu marka, aynı kelime unsurları ve aynı malları içermektedir. Dolayısıyla, davalının dava konusu marka ve dava konusu mallar yönünden bu marka nedeniyle kazanılmış hakkı bulunmaktadır. )3) Davacının dava konusu marka ve dava konusu mallar yönünden davalıdan önceye ait hakkı bulunmadığı,4) 2.maddedeki durum nedeniyle davacı markasının karıştırılma olasılığı gerekçesiyle tescil engeli oluşturamayacağı,5) Tanınmışlıkla ilgili iddiaların dava konusu markanın tesciline engel oluşturmadığı,6) Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği,7) Değerlendirmelerimizin dava konusu ... sayılı ... kararı ile paralel olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 09/06/2021 tarih ve .... Sayı ile "Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+..." ibareli tescilli markası arasında, asli unsurlar açısından biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak benzerlik bulunmakla beraber, davalının marka başvurusundaki ibare ve ... emtiası ile birlikte davacının ileri sürdüğü mesnet markasından daha önce var olan "...+..." ibareli ... sayılı tescilli ve korunan markasına dayalı kazanılmış hakkının bulunduğu, taraf markalarındaki ... unsurlarının da mevcut markalara farklı bir aidiyet kattığı dikkate alındığında, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas/karıştırılma koşullarının oluşmadığı, "...+..." ibareli başvuru üzerinde davalının "...+..." ibareli ... sayılı markasından dolayı kazanılmış hakkının bulunduğu da gözetilerek, davacının SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği hususunun kanıtlanamadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, taraf markalarındaki ... unsurlarının da farklılığı gözetilerek, davacının SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanamadığı, yine davalının kazanılmış hakkı ve taraf markalarındaki ... unsurlarının da farklılığı gözetilerek, SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli marka başvurusu yapıldığı iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup ....'.nin 23/01/2025 tarih ve .... sayı ile "İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin "...+..." ibareli marka başvurusuna, davacı Şirket tarafından "...+..." ibareli markalara dayalı olarak itiraz edildiği, davalı Kurum tarafından itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Anılan kararın iptali ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü istemi ile açılan işbu davada ise ilk derece mahkemesince, yukarıda özetlenen gerekçe ile davalı Şirketin "...+..." ibareli ... sayılı markasından dolayı kazanılmış hakkının bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur..... . Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve ..... sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Görüldüğü üzere kazanılmış haktan söz edebilmek için diğer şartların yanında, önceki markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar bir sürede çekişmesiz şekilde fiilen kullanılması aranmaktadır. Somut olayda ise davacı vekilince davalının önceki tarihli markalarını kullandığına dair dosyaya herhangi bir delil sunmadığı, bu nedenle de somut olayda kazanılmış hak koşullarının oluşmadığı savunulduğu halde, mahkemece davalı Şirketin önceki markalarının kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyorsa hangi mallar üzerinde kullanıldığı konusunda denetime elverişli olacak şekilde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu durumda, davalı Şirketin önceki tarihli "...+..." ibareli ... sayılı markasının kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyorsa hangi mallar üzerinde kullanıldığı konusunda davalı Şirket delilleri üzerinde inceleme yaptırılarak, sonucuna göre kazanılmış hak koşullarının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ....Hukuk Mahkemesi 09/06/2021 gün ve .... sayılı kararının KALDIRILMASINA;2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE," şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir.YENİDEN DEĞERLENDİRME:... iade kararında geçen şekilde "davalı Şirketin önceki tarihli "...+..." ibareli ... sayılı markasının ... kararı iptalinde ... karar tarihi; hükümsüzlükte ise davanın açıldığı tarihten geriye yönelik son 5 yılda kapsamındaki emtialarda kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyorsa hangi mallar üzerinde kullanıldığı konusunda davalı Şirket delilleri üzerinde inceleme yaptırılarak," hususunun tespiti için talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yapılmıştır.Bilirkişi heyetinden alınan 19.12.2025 tarihli raporda ÖZETLE; " Davalılardan ... A.Ş.'nin .... adresindeki işyerine 04/10/2025 tarihinde gidilerek dava konusu evraklar üzerinde yapılan tespitlerin; Raporun inceleme bölümünde tespiti yapılan, davalı ... A.Ş.'nin 2015 - 2020 yılları yasal ticari defterlerinin noter açılış tasdiklerinin 6102 sayılı TTK'nun 64'üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci ve ikinci cümlesine göre ve noter kapanış tasdiklerinin ise 6102 sayılı TTK'nun 64'üncü maddesinin üçüncü fıkrasının dördüncü cümlesine göre yasal süresi içinde yaptırıldığı ve defterlerine dayanak olan belgelerin TTK'nun 82 ve devamı maddeleri gereği saklandığı ve dava konusu olayla ilgili incelemeye ibraz edildiği. 2015 - 2020 yılları yasal ticari defterlerin kayıt nizamının VUK 215-219 maddeleri hükümleri Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, birbirini tamamlayarak teyit ettiği görülmüştür. Bütün bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde takdiri mahkemeye ait olmak üzere, defter ve kayıtların sahibi davacı şirket lehine delil kuvvetinin bulunduğu kanaati edinilmiştir. (HMK 222.m/Mülga: 85.md). Davalı ... A.Ş'nin ... üzerinde bulunan işyerine yerinde inceleme için gidilerek. gerekli inceleme ve fotoğraflama işlemleri yapılmış olup; Raporun inceleme bölümünde yer verilen 31. Sınıf içerisine giren "hayvan yemleri, hayvan yemleri için tibbi amaçlı olmayan katkılar” sınıfındaki ürünler üzerinde ... markasının son 5 yıl içerisinde kullanıldığı, başkaca ambalajında ... markasını taşıyan 31. Mal ve hizmet sınıfında ürün bulunmadığı değerlendirilmiştir; İşyerinde bulunan ... ibaresi taşıyan. basılı evrak. makbuz, tabela, bayrak, belge gibi ekipmanlara ait fotoğratlamalar yapılmış incelemesi yapılan belgelere ait düzenleme tarihleri raporun inceleme bölümünde yer verilmiştir; 31. Sinif içerisine giren “hayvan yemleri” sınıfındaki ürünler üzerinde ... markasının son 5 yıl içerisinde kullanıldığı. başkaca ambalajında ... markasını taşıyan 31. Mal ve hizmet sınıfında ürün bulunmadığı değerlendirilmiştir; 31.. Sinif içinde olan davalının ürün ambalajında ... ibaresi taşıyan: "Hayvan yemleri" sınıfında talep edilen tarihten geriye dönük 5 yıldır kullandığı değerlendirilen ürünlere ait isim listesinin " .... " gibi olduğu; Davalının ... sayı ile 31. Sınıfta “İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan). Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu.” Tespiti yapılan defter ve dayanak belgeler ile dayanak olarak tespiti yapılan ürünlerden ticari defterlerde satışa konu ürünlerinden "Yem Satışı Gelirleri" hesabında 2015 yılında 95.667.333.50 TL, 2016 yılında 80.411.127.40 TL 2017 yılında 86.849.869,89 TL. 2018 yılında 150.767.684.08 TL ve 2019 yılında (01/07/2019 - 04/06/2020 tarihleri arsında) 168.361.817,95 TL tutarındaki satışı yapılan ürünlerde 31. Sınıfta yer alan “havvan yemleri, hayvan yemleri için tibbi amaçlı olmayan katkılar” “...+ ... markasının kullanıldığı; Davalının ... savı ile 31. Sınıfta “İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan). Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu.” Tespiti yapılan defter ve dayanak belgeler ile dayanak olarak tespiti yapılan ürünlerden ticari defterlerde satışa konu ürünlerinden "Yem Satışı Gelirleri “hesabında 2015 yılında 95.667.333.50 TL. 2016 yılında 80.411.127.40 TL 2017 yılında 86.849,869.89 TL, 2018 yılında 150.767.684.08 TL ve 2019 yılında 183.916.653,06 TL ve 2020 yılında (01/07/2020 -04/08/2020 tarihleri arsında) 17.457.809,60 TL tutarındaki satışı yapılan ürünlerde 31. Sınıfta yer alan “hayvan yemleri, hayvan yemleri için tibbi amaçlı olmayan katkılar ” “...+ ... ” markasının kullanıldığı, " şeklinde tespit edildiğini ifade etmişlerdir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ...+..." ibareli itiraz mesnedi markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden taraf markaları arasında emtia benzerliği de gerçekleştiği; ANCAK ; davalının ... sayılı başvuru markasının kapsamında yer alan 31. Sınıftaki mallar açısından ;davacının önceki tarihli ... sayılı "...+..." ibareli tescilli ve korunan markası olup bu marka hakkında ... iade kararı kapsamında talimat yoluyla yapılan bilirkişi incelemesinde markanın kapsamında olup da 31. Sınıfta yer alan “hayvan yemleri, hayvan yemleri için tibbi amaçlı olmayan katkılar ” açısından kullanımı ispat edildiğinden dava konusu başvuru markasına müktesep hak oluşturduğu anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu markanın kapsamındaki 31. Sınıftaki "hayvan yemleri" yönünden anılan ... kararı yerinde ve doğru olduğundan bu kısımdan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.Diğer yönden ise ... sayılı markanın kapsamında yer alan 31. Sınıftaki "İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. .... Malt (insan tüketimi için olmayan). Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu." yönünden ise önceki tescilli markası dolayısıyla kullanım ispatı yerine getirilmediğinden davalı açısından bu emtialarda müktesep hak oluşturmadığından ve taraf markaları arasından yukarıda anlatıldığı şekilde iltibas oluştuğundan bu kısımlardan davanın kabulü gerekmiştir.Diğer yönden ise ;Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan iltibası ortadan kaldırmadığı; (ancak müktesep hakkı da kısmen bertaraf etmediği)Neticeden dava kısmen kabul edilip kısmen de reddedilmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın KISMEN KABULÜNE,2-Dava konusu .... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 31. Sınıftaki "İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. .... Malt (insan tüketimi için olmayan). Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu." yönünden ... kararının KISMEN İPTALİNE, markanın bu emtialar yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına,3-Diğer kısımlar yönünden (dava konusu markanın kapsamındaki 31. Sınıftaki "hayvan yemleri" yönünden) davanın REDDİNE,4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin düşümü ile bakiye 677,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,7-Davacının yaptığı; 15.100,00 TL bilirkişi ücreti, 1.334,00 TL tebligat gideri, 54,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.488,40 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 8.244,20 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.30/03/2026Katip ....E imza Hakim .... E imza