Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, davacı restoranın tanınmış markalarıyla iltibas ve kötü niyet iddiasıyla coğrafi isim içeren benzer yeni bir marka tescilinin iptali talebini karara bağlıyor.
Özet: Yüzyılı aşkın süredir faaliyet gösteren ve ulusal/uluslararası tescilli birçok markaya sahip köklü bir restoran işletmesi olan davacı, davalının kendi markalarının esas unsurunu kullanarak tescil başvurusunda bulunduğu ... ibareli markanın tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali (iltibas) yarattığını, kötü niyetle yapıldığını ve kendi tanınmışlığından haksız yararlanma çabası güttüğünü ileri sürerek ilgili kararın iptalini talep etmiş; davalı ise, markasının davacı markalarından ayırt edici olduğunu, ortak unsur olan ... ibaresinin coğrafi bir yer adı olması nedeniyle zayıf nitelikte olup tekelleştirilemeyeceğini, kendi markasının görsel, anlamsal ve yapısal olarak farklı olduğunu, tanınmışlık iddiasının kendi sınıfını kapsamadığını ve başvurusunun kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/76 Esas - 2026/84
"TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/76KARAR NO : 2026/84DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararının İptali- HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 24/02/2025KARAR TARİHİ : 09/03/2026 Yazım Tarihi: 17/03/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı ... Restaurant’ın, halen ... görevini yürüten ...’nin dedesi tarafından 1912 yılında, ...’te kurulduğunu, ...’in, 1966 yılında ...’a gelerek, ...'un tarihi mekânlarından ...’da ... restorandı açtığını, ... Restaurant’ın 2012 yılında 100. yılını kutladığını, ...’dan sonra .... restoranlarında sürdüren ...’nin, son olarak ...'da yeni şubesini açtığını, Türkiye’de tescilli çok sayıda markası bulunmasının yanı sıra yurtdışında da tescillerinin bulunduğunu, Davalı yan tarafından davacı markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ve ... ibaresini esas unsur olarak kullanan 08.06.2023 tarih ve ... no ile usul ve yasaya aykırı surette tescil başvurusu yapılan “...” ibareli markanın tescil talebinde bulunulması üzerine markanın yayınına itiraz edildiğini, Söz konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, Davalıya tarafa ait eski tarihli ... başvuru numaralı “... şirketi” ibareli markanın itiraz sonucunda kısmen reddediğini, Bu durumun, davalının davacı marka ve faaliyetini taklit etmek amacı ile seri markalar tescil ettirdiğin, davacı markalarından haksız şekilde yararlanma çabası içinde olduğunu gösterdiğini, Davacı markasının tanınmış marka olduğunu, Davaya konu markanın davacının seri markalarının bir devamı niteliğinde algılanacağını, Davalı marka başvurusunun davacıya ait ... markalarının esas unsuruna yaklaştırma ile iltibas oluşturduğunu, Markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, Markaya asli ayırt edici değeri katan, tüketiciler tarafından marka olarak değerlendirilecek unsurun isim ibaresi değil, ikincil kelime unsuru olduğu kabul edilerek, karıştırılma ihtimali değerlendirmesi yapılacağını, ad soyada kısmının tali unsur olduğunu, Mal ve hizmetlerin geldiği kaynaklar arasında tüketicilerce bağlantı kurulması olasılığı olarak adlandırılabilecek “ilişkilendirme ihtimalini” de kapsadığını, belirterek, ... ... ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davalı şirketin 2020 yılında ...’de kadın girişimci ... tarafından kurulmuş olup; “...” üretimi yapan saygın bir şirket olduğunu, Davalı şirketin kadın emeğinin, istihdamının ve ekonomiye katkısının arttırılmasını amaçladığını, Dava konusu marka ile davacı tarafın “...” ibareli markalarının benzer olmayıp, “...” ibaresinin coğrafi yer adi olması nedeniyle zayıf bir ibare olduğunu, Taraf markaları bir bütün halinde değerlendirildiğinde davalı markasının yazı karakteri, renk kombinasyonu, markada yer alan kelime ve ... unsurları nedeniyle, markaların birbirinden tamamen farklı olduğunu, görsel olarak birbirini çağrıştıracak bir unsurun bulunmadığını, Davacı tarafın kendisine kimsenin tek eline bırakılamayacak bir coğrafi yer adını marka olarak seçmesi nedeniyle bu ibarenin diğer unsurlarla birlikte üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına engel olamayacağını, .... “...” ilçesinin aynı zamanda “... ...” ve “... ...” olmak üzere coğrafi işaret tesciline ve birçok coğrafi işaret başvurusuna da sahip olduğunu, davacının markalarının esas unsuru olan “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olup, coğrafi yer adı olması dolayısıyla davacının tekeline bırakılamayacağını, Davalı markasında yer alan “...” ibaresinin kişi ad ve soyadı olması dolayısıyla tali unsur olduğu yönündeki iddiaların kabul edilemeyeceğini, Davalı markasında yer alan “...” ibaresinin Türkiye’de yaygın kullanımı bulunan bir kişi adı olmadığını, davalının markasında kişi adı yer almadığından, davacı markasına kıyasla ayırt edici bir ibare olduğunu, Markalar arasında anlamsal benzerlik bulunmadığını, Davacı markalarının tanınmış olduğu kabul edilse bile tanınmışlığın tescil edilmek istenen 29. Sınıfta “... ”’ni kapsamadığını, Davacının tanınmış marka başvurusunun reddedildiğini, Davalı marka başvurusunun, davacı tarafın ticaret unvanını ve markalarını aynen içermediğini, Davalı marka başvurusunun kötü niyetli olmadığını, Davacı markalarının 29. Sınıfta kullanılmadığını, belirterek, davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre unvan, isim ve diğer fikri hak iddiası, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarına bağlı itirazlarının nihai olarak reddi konusunda verilen ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 25/12/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 24/02/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... ", "... ...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Somut olayda, başvuru ile itiraz gerekçesi markalar karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmediğinden, başvurunun tescili halinde 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde belirtilen koşulların ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmış ve tanınmışlık gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır. SMK m. 6/6 gerekçeli itiraz ise hükümde yer alan şartların varlığı ispatlanamadığından kabul edilmemiştir.Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddianın somut delillerle ispatlanamadığı tespit edilmiş, ayrıca markalar arasındaki benzerlik iddiası, tek başına kötü niyetin kabulü için yeterli görülmediğinden kötü niyet gerekçeli itirazın da reddi gerekmiştir. Sayılan nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir."şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları.... 08/01/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; " Dava konusu ... sayılı “...” markasının davacı markaları ile karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, Davacının kötü niyet iddialarının SMK’ nın m. 6/9 bendi anlamında ispatlanamadığı, SMK’ nın m. 6/5 maddesi anlamında şartların yerine gelmediği, SMK’ nın m. 6/6 maddesi anlamında şartların yerine gelmediği, Değerlendirmelerimizin dava konusu ... sayılı ... kararı ile paralel olduğu, ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğünü gerektiren şartların yerine gelmediği, ancak ... ... kararının yerinde olup olmadığına ve ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne ilişkin değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının " ...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;Davalı başvurusunun asli ayırt edici unsuru ... ibaresi olduğu;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ...+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının" ...+..." ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Davacı tarafın " ...+..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 09/03/2026Katip .... Hakim ....E imzalıdır E imzalıdır