Marka başvurusunda yer alan coğrafi işaret içeren ibarenin, tescilli coğrafi işaretle çelişerek yanıltıcı bulunması nedeniyle reddi üzerine yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Yüksek mahkeme, davacının ‘Tekirdağ’ ibaresini içeren marka başvurusunun, alkollü içecekler için tescilli bir coğrafi işaret olan ‘Tekirdağ’ ile benzerliği ve ürünlerin menşei hakkında tüketicide yanıltıcı çağrışım oluşturması nedeniyle reddedilmesini onamıştır; mahkeme, başvuruya konu markanın mutlak tescil engeli taşıdığını ve kullanım yoluyla dahi ayırt edicilik kazandırılamayacağını, dolayısıyla Sınai Mülkiyet Kanununun ilgili maddesi uyarınca başvurunun tescil talebinin yerinde olmadığını belirtmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5375 E.  ,  2026/2263 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/696 Esas, 2025/1413 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/277 E., 2021/231 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... numaralı “...” ibareli marka tescil başvurusunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca reddine karar verildiğini, başvuru bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt etme gücüne sahip olduğunu, gerek ... gerek Tekirdağ ibarelerinin ... ürünleri üzerinde yoğun olarak kullanıldığını, başvurunun coğrafi kaynak konusunda yanıltıcı olmadığını, ... ilinin ... ile özdeşleşen bir özelliğinin bulunmadığını, ... ilinin rakıları ile ünlü bir kent olmadığını, dava konusu markaya müvekkili tarafından kullanımla da ayırt edicilik kazandırıldığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (...) kararının iptaline, 2019/136991 sayılı marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markada olduğu gibi coğrafi işaret içeren bir ibarenin tek bir kişinin tekeline verilmesi halinde, yine aynı alanda faaliyette bulunan bir başka kişi veya şirketlerin, dava konusu “... ...” ibaresini tek unsur, esas unsur, hatta yardımcı unsur olarak kullanamayacaklarını, kullanımları halinde rekabeti haksız bir şekilde sınırlandıracağını, vasıf belirten bir sözcüğü tek bir şahsın inhisarına bırakmanın ve başka markalarda yan unsur olarak kullanımına dahi engel olmanın markalar hukukunun temel ilkelerine de aykırı olacağını, ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusunun reddedildiği mallar olan “Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller” mallarının, redde mesnet alınan coğrafi işaret olan distile alkollü içkinin hammaddesi olan üzüm, anason, suma ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet gösterilen ... tescil numaralı ve distile alkollü içkiler için 15.04.2009 tarihinden itibaren tescilli olan ... coğrafi işareti arasında ortalama tüketicilerin ilişkilendirmesine konu olacak düzeyde işaret benzerliği bulunduğu, zira başvuruda tescilli coğrafi işaret olan ... ibaresinin birebir ve başvurunun esas unsurlarından biri olarak yer aldığı, bu nedenle başvuru markasının tescil kapsamındaki ürünlerin tamamı bakımından redde mesnet gösterilen ... tescil numaralı ... coğrafi işaretli distile alkollü içki ürünleri ile ilişkilendirilmesinin mümkün olduğu, marka işlem dosyası kapsamında karara itiraz edilirken ... ibaresinin ürünün öz adı olduğunun ileri sürüldüğü, söz konusu iddianın, coğrafi işaret olarak tescil edilemeyecek adlar arasında sayılan hususlardan olduğu ancak, somut uyuşmazlık kapsamında tescille koruma altında olan bir coğrafi işaret bulunması nedeniyle işbu uyuşmazlık bakımından ileri sürülen iddianın tartışılma olanağının bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun tescil talebine konu edildiği malların tamamı bakımından redde mesnet gösterilen ... tescil numaralı (başvurudan önceki tarihli) "..." coğrafi işareti nedeniyle tescil engeli bulunduğu, SMK'nın 5. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi hükmüne göre mutlak tescil engeli barındıran bir işaretin kullanım yolu ile ayırt ediciliği sağlandığı gerekçesiyle mutlak tescil engelinin bertaraf edilemeyeceği, ayrıca marka işlem dosyası kapsamında çekişme konusu ibarenin başvuruya konu edildiği 31.12.2019 tarihinden önce markasal olarak kullanımına ve bu tür kullanımlar ile başvuru sahibi davacıya bağlandığına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "..." ibaresinin tescilli coğrafi işaret içerdiği ve kapsamında coğrafi işaret ile ilgili malların yer aldığı, "..." ibaresinin başvuruya ayırt edicilik sağlamadığı, bu nedenle tescil başvurusunun reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, SMK'nın 48. maddesi gereğince coğrafi işaretle aynı veya benzer bir markanın, coğrafi işaretin korunmasından önce iyiniyetle tescil edilmiş veya bu markanın kullanım hakkının iyiniyetle kazanılmış olması halinde, coğrafi işaretin hak sahibine verdiği yetkilerin, marka başvurusunun tesciline ve iyiniyetli kullanımına zarar vermeyeceği düzenlenmiş ise de, somut olayda davacı yönünden "..." coğrafi işaretinin tescilinden önce dava konusu markanın kullanım hakkının iyiniyetle kazanıldığının da ispat olunamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka başvurusunun reddine dair ... kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.