Tapuda kayıtlı ve maliki bilinen taşınmazda, 4721 sayılı TMK 713. ve 724. maddelerine dayalı zilyetlikle iktisap ile temliken tescil taleplerinin değerlendirilmesi.
Özet: Davacı, yaklaşık 1988den beri nizasız ve fasılasız zilyetliğinde bulunan ve üzerinde evi olan 300 m²lik taşınmaz parçasının, Türk Medeni Kanununun 713. maddesi uyarınca zilyetlikle iktisap yoluyla ya da 724. maddesi gereğince temliken tescilini talep etmiş; davalılar ise taşınmazın tapuda kayıtlı maliklerinin belli olduğunu, davacının taleplerinin hukuken çelişkili ve iyi niyet iddiasının tapulu taşınmaz için geçerli olmadığını savunmuş; ilk derece mahkemesi ise taşınmazın tapusuz olmadığı, malikinin ölü veya gaiplik kararı alınmış bir kişi olmadığı ve tapu malikinin açıkça belli olduğu gerekçesiyle zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediğini değerlendirmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2025/3678 E.  ,  2026/1168 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1646 E., 2025/565 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/340 E., 2022/288 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçesinde; dava konusu 8 21... parselde 300 m²’lik bölümünün müvekkili tarafından yaklaşık 1988 yılından beri nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla kullanıldığını, üzerinde iki katlı evi olduğunu, davacı ve oğlu ...ın oturduğunu, bu yerin tapu tahsis belgesi bulunduğunu, zilyetliğin hiçbir niza ve fasılaya uğramaksızın çok eskiden beridir devam ettiğini, vergilerini ödediğini, 2018 yılında çıkan imar affı kapsamında yapı kayıt belgesi almak için müracaat ettiğini, yapı kayıt belgesinin harcını yatırırken bu durumla karşılaştığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 ve 2 hükmünde yazılı şartların gerçekleştiğini, taşınmazın bedeli karşılığı satın alındığını, satın aldıktan sonra davacının kendi mülkü olduğunu düşünerek üzerine yapı inşa ettiğini, sadece yapı inşa etmekle kalmayıp taşlık çamurluk yollarını bizzat mahalleli ile kazma kürekle yaptığını, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden fazla olduğunu belirterek dava konusu taşınmazda 300 m² büyüklüğünde içerisinde evi bulunan kısmın 4721 sayılı Kanun’un 713. maddesi gereğince davalılar üzerindeki tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun'un 724. maddesi uyarınca temliken tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekilleri ayrı ayrı sunulan cevap dilekçelerinde; davacının talepleri arasında ekonomik ve hukuki tutarlılık olmadığını, bu şekilde terditli dava açılamayacağını, terditli olarak sunulan her iki talebin hukuki temelinin de tamamen birbiriyle zıt olduğunu, tapuda kayıt maliklerinin belli olduğunu, gaiplik kararı verilmesinin söz konusu olmadığını, ifrazı hukuken mümkün olmayan taşınmaz bölümleri için zilyetlikle iktisap davası da açılamayacağını, davacının belediye ve Hazine taşınmazlarına kaçak inşaat yapan binlerce kişiden biri olduğunu, inşaat yaparken, arsanın kendi mülkiyetine ait olduğunu sanmasının inanılacak veya ciddiye alınacak bir iddia olamayacağını, tapulu taşınmaza ilişkin iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceğini, davacının aldığını beyan ettiği tapu tahsis belgesinin dahi taşınmazın kendisine ait olmadığını bildiği anlamına geldiğini, yapı değerlerinin zeminden az olduğunu, temliken tescil talebinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 713. maddesine dayalı tescil talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu parselin kadastroda ...Başkanlığı adına tespit edildiği, ancak (mülga) 2613 sayılı Kanun hükümlerine göre 10 yıllık hak düşürücü süre içinde, davalılar ve murisleri tarafından Belediye Başkanlığı aleyhinde... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 1978/163 Esas sayılı tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve anılan Mahkemece verilen 12.03.1980 tarih ve 198/0/84 Karar sayılı karar ile davalıların murisleri adına tapuda tescil kararı verildiği, kararın 03.02.1984 tarihinde kesinleştiği, kararda, lehine tescil kararı verilen kişilerin sahip olacakları hisseler gösterilmediği için mahkeme kararı tapuya tescil edilemediği, Mahkeme kararının kesinleşmesinden takriben 1 ay kadar sonra 23.03.1984 tarih ve 18350 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren KHK uyarınca dava konusu parselin tapu kayıt mülkiyetinin kendiliğinden ... Başkanlığının intikal ettiği, ... Başkanlığı tapuda taraf olmadığı için, mahkeme kararının, tapuya tescili imkânı tamamen ortadan kalktığı, bunun üzerine, tapuda kayıt maliki olarak gözüken ... Başkanlığı aleyhine... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2015/6 Esas sayılı davada verilen 11.05.2015 tarih ve 2015/95 Karar sayılı ilâm ile, dava konusu parselin de arasında olduğu 9 adet parselin... Belediyesi adına olan tapu kaydının iptaline ve davalılar adına kayıt ve tesciline karar verildiği, kararın 10.05.2018 tarihinde kesinleştiği, davalılar adına 15.08.2018 tarihinde tapuya tescil edildiği, dava konusu taşınmazın 1960 yılında “İstanbul Belediyesi” adına, 1984 yılında “... Başkanlığı” adına, 2018 yılında ise davalıların murisleri adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazın tapusu için geçmiş olan bu safahat göz önünde bulundurulduğunda söz konusu taşınmazın tapusuz olmadığı, malikinin ölü olmadığı, tapu kayıtlarından malikinin anlaşılmaması gibi bir durumun bulunmadığı ve tapu malikleri için alınmış bir gaiplik kararı da olmadığı, dolayısı ile davacıların 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesine dayalı tescil taleplerinin hukuki dayanağı kalmadığı, davacı tarafın diğer talebi olan temliken tescil talebi yönünden yapılan incelemede ise; 4721 sayılı Kanun’un 724. maddesinde öngörülen temliken tescil hakkından yararlanabilmesi için iyiniyetli olunması gerektiği, taşınmazın tapuda kayıtlı taşınmaz olduğu, davacının iyiniyetli olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, ayrıca söz konusu taşınmaz için ifraz koşullarının da bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
2. Mahkemenin kararına karşı davacı vekili tarafından adli yardım talepli olarak istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Mahkemece 31.03.2023 tarihli ek karar ile adli yardım talebinin Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirileceği, muhtıraya rağmen avans yatırılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına dair verilen karar hakkında davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece verilen ek karar kaldırılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tapu tahsis belgelerinin Mahkemece istenilmediğini, eksik incelemeyle karar verildiğini, keşfin usule uygun yapılmadığını, ilk bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, itirazlarındaki eksik hususlar giderilmediği halde eksik raporla karar verildiğini, bilirkişilerin 4721 sayılı Kanun'un 724. maddesine dayalı temliken tescil talepleri bakımından inceleme yapmadıklarını, davacının yaptığı taşınmaza pandemi sebebiyle girmediklerini ve değer belirlerken binanın dışından bakarak yapı maliyetini eksik hesapladıklarını, hükme elverişli olmayan rapora itibar edildiğini, 4721 sayılı Kanun’un 713. maddesinde belirtilen şartların sağlandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 713/1 ve 2. maddelerine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak temliken tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.