Silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, orantılılık ilkesi ihlali ve teşdit hatasıyla fazla ceza tayini sebebiyle Yargıtayca bozulması.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilen sanık hakkındaki istinaf red kararına yapılan temyiz başvurusunda, Yargıtay tarafından mevcut delillerin mahkûmiyet için yeterli olduğu kabul edilmekle birlikte, ilk derece mahkemesince verilen cezanın Anayasa ve ilgili kanun hükümleri çerçevesinde orantılılık ilkesine aykırı olarak fazla tayin edildiği tespitiyle, hükmün bozulmasına ve dosyanın cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi kriterlerine uygun şekilde yeniden değerlendirilmesi için ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2022/28033 E.  ,  2026/2956 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/2336 E., 2021/383 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/8 E., 2019/412 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 62, 53/1-2-3, 58/9-7 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşma talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Dosyadaki mevcut delil durumu değerlendirildiğinde sanığın mahkûmiyeti için yeterli olduğundan ... tespit ve değerlendirme tutanağı beklenmeden karar verilmesi bozma nedeni yapılmamıştır.
Sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.