Yargıtay 3. Ceza Dairesinin silahlı terör örgütü üyeliği mahkûmiyetleri ile anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs beraatlarına yönelik temyizleri inceleyerek, ByLock delil yetersizliği ve usul eksikliklerine vurgu yapması.
Özet: Yargıtay, sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararlarını temyiz incelemesi sonucunda, özellikle özel bir iletişim sisteminin kullanımıyla ilgili delillerin yetersizliğini ve eksik incelemeleri tespit etmiştir; bu bağlamda, sanıkların GSM hattı HTS kayıtlarının iletişim sistemi kullanım başlangıcından itibaren detaylı incelenerek, irtibatlı kişilerle bağlantıların ve aynı baz istasyonu kullanımlarının uzman bilirkişi raporuyla açıklığa kavuşturulması, diğer şüphelilerle ilgili soruşturmaların araştırılması ve yeni veri analiz raporlarının savunmaya sunulması gibi ek araştırmaların yapılması gerektiğine hükmetmiştir; öte yandan, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan beraat ve örgüt üyeliğinden mahkumiyet kararlarına yönelik katılan vekilinin temyiz talepleri ise doğrudan zarar görme koşulunu sağlamadıkları gerekçesiyle reddedilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2022/11391 E.  ,  2026/2955 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/125 E., 2020/132 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/91 E., 2018/72 K.
SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma19.07.2016 (...)
HÜKÜM : Sanıklar hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan; CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9-6 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının reddi ve esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik olarak katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun suçun niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmemesi ve bu nedenle de davaya katılma hakkının bulunmaması sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 279/1. maddesinin (b) bendi uyarınca reddine karar verildiği, bahse konu kararın; 5271 sayılı Kanun’un 279/1-son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu (ve itiraz merciince de bu hususta bir karar verildiği) anlaşılmakla, temyiz incelemesine yer olmadığına, dava dosyasının bu talepler yönünden tebliğnameye aykırı olarak, dosyanın mahalline İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2- Sanıklar hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen beraat kararlarına yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yargılama konusu anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunun niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan TBMM Başkanlığının davaya katılmasına ilişkin verilen kararın hukuki değerden yoksun olup 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı dikkate alındığında anılan Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz talebinin REDDİNE,
3- Sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik olarak sanıklar müdafilerinin temyiz isteminin incelenmesinde;
A- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ... iletişim sisteminin .../PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ... kullanıcısı olmadıklarını bildiren sanıkların, örgütsel konumlarının ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından; sanıkların ... programına bağlanılırken kullanıldığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının, ... programının ilk kullanım tarihinden itibaren ilgili kurumdan getirtilerek, savunma ve beyanların denetlenmesi bakımından, ... tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişilerden açık kimlik bilgilerine ulaşılanların bu dönemde kullanımlarında bulunan GSM numaraları üzerinden sanıklar ile HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının, yine aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, ... tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, temyiz aşamasında gelen veri analiz raporlarının ve dijital materyal
inceleme raporlarının sanıklar ve müdafilerine okunarak diyeceklerinin sorulması, ayrıca UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasından sanıklar hakkında başkaca beyan bulunup bulunmadığının sorgulanması, var ise yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve temyiz aşamasında dosyaya beyanı gelen ... G. İle birlikte tüm beyan sahiplerinin mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5. maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1. maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak ifadelerine başvurulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
B- Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanıklar hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece 5237 sayılı Kanun'un 58/9. maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.