İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satış sözleşmesinden kaynaklanan özel okul forması alacağına ilişkin eksik ifa itirazının iptali davasında verilen istinaf kararı.
Özet: Özel okul forması satışı kaynaklı itirazın iptali davasında, davacı firmanın teslim ettiğini ve faturalandırdığını iddia ettiği ürünlerin bakiye bedelini ödemeyen davalı aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporuna ve tarafların ticari defter kayıtlarına dayanarak, davalının faturaların sözleşmeye uygun olmadığını veya kesinleşmediğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmetmiş; davalı ise istinafta, bilirkişi raporunun eksik ürün teslimi ve sözleşmenin ödeme koşullarının göz ardı edilmesi yönünden hatalı olduğunu, davacının edimini tamamlamadan ödeme talep ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİESAS NO:2026/1102 KARAR NO:2026/1403T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:11/06/2026NUMARASI:2025/201 Esas - 2026/412 KararDAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:19/03/2025İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/09/2026İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA:Davacı vekili; Müvekkili şirketin, özel okul formalarının toptan satışı alanında faaliyet gösterdiği, davalı şirket ile imzalanan 27.07.2023 tarihli satış sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan ürünlerin davalıya teslim edildiği, bu teslimlere ilişkin olarak 07.02.2024 tarihli ... numaralı, 13.02.2024 tarihli ... numaralı ve 26.02.2024 tarihli ... numaralı faturaların davalıya teslim edildiği, davalının bu faturalara ilişkin iade veya itirazda bulunmadığı gibi,teslim edilen mallara ilişkin 685.406,50- TL tutarındaki bakiye borcunu ödememesi üzerine, İstanbul 27. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptaline,alacağın en az %20si oranda icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP:Davalı vekili ;davacı tarafından düzenlenen faturalara müvekkili tarafından itiraz edilmemiş olmasının sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşıdığını ve faturada yazılı olan ürünlerin alıcıya teslim edildiği anlamına gelmeyeceğinden davacı şirketin faturada yazılı malı alıcıya teslim edildiğini ayrıca ispat etmesi gerektiğini,davacı tarafından müvekkili şirkete ürün tesliminin yapılmadığını, Davacının yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarında faturaların ve ticari defterlerin tek başına malın teslim edildiğini göstermeyeceği ve ispata yeterli olmadığını belirttiğini ileri sürerek davanın reddi ile, davacının % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile her iki tarafın ticari defterlerinin TTK ilgili hükümlerine göre delil niteliğini haiz olduğu, dava konusu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu kayıtların taraflarca bilinebilir nitelikte bulunduğu,davalı şirket kayıtlarında davacıya 685.406,50- TL borç, davacı kayıtlarında ise aynı miktar alacak kaydı bulunduğu anlaşıldığı, davalı şirket fatura konusu ürünleri teslim almadığını ileri sürmüş ise de faturaların kendi ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün davalı da olduğu, ispat yükünün davalı tarafça yerine getirilmediği ilamsız takipte; 685.406,50 TL asıl alacak, 290.436,24 TL takip öncesi işlemiş faiz ( taleple bağlılık ilkesi gereği) olmak üzere toplam 975.842,74 TL talep edebileceği hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının itirazının iptali ile, icra takibinin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, alacak likit olduğundan ( Yargıtay 19. H.D. 2016/5503 E. 2017/3917 K. Sayılı ilamı) kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; Her ne kadar bilirkişi heyeti raporunda sözleşmede kararlaştırılan ürün miktarı ile irsaliye ve faturalar kapsamında teslim edildiği ileri sürülen ürün miktarlarının aynı olduğu yönünde kanaat bildirilmiş ise de, raporun kendi içerisinde yer alan tablolar ve hesaplama kalemleri incelendiğinde dahi bu sonuca hangi yöntemle ulaşıldığı açıklanmadığını, teslim edilmesi gereken ürün miktarı ile teslim edildiği ileri sürülen ürün miktarının birbirini karşılamadığını, aksine 718 adet eksik teslim bulunduğu tartışmasız şekilde anlaşıldığı, sözleşmenin ödeme koşullarının göz ardı edilmesi ve eksik ifaya rağmen davacı lehine hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu , sözleşmenin 5. maddesinde ödeme planı hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde düzenlendiğini, sözleşme bedelinin ilk kısmı sözleşmenin imza tarihinde ödenecek, bakiye 666.270,00 TL'nin ise ürünlerin tamamının teslim edildiği tarihten itibaren en geç yirmi gün içinde ödeneceği açıkça kararlaştırıldığı davacı tarafın, sözleşmeden doğan edimini tamamlamadan bakiye sözleşme bedelini talep etmesi açıkça sözleşmeye aykırı olduğunu, eksik ifaya rağmen davacı lehine hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak dosyanın konusunda uzman ve tarafsız yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi suretiyle sözleşmenin 5. maddesi, teslim olgusu ve ödeme şartları birlikte değerlendirilerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE:Dava, açık hesap alacağının tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. HMK'nın 222.maddesi "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine ibrazına karar verebilir" hükmünü haizdir. Her iki yanın 2024 yıllarında tuttuğu ticari defterlerin kanuna uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfında bulunduğu, davacının düzenlediği 3 adet 1.115.559,50-TL bedelli faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve karşılığında 430.153-TL davacıya ödeme yaptığı, icra takip tarihi itibariyle, her iki tarafın ticari defterlerinde davalının davacıya 685.406,50-TL borçlandığı, kayıtların birbirini doğruladığı belirlenmiştir.Davalı vekili teslimin kanıtlanamadığını ileri sürmekte ise de; faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMKnın 222. maddesine bakmak gerekir.Ticari defterlere kaydedilen fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Taraflar arasında yazılı bir satım sözleşmesi mevcuttur.Ne var ki ek bilirkişi raporunda karşılıklı olarak gösterildiği üzere satımı kararlaştırılan ürünlerin adetlerine satım sözleşmesi eki listede belirtilmiş ise de ticari ilişkide tarafların bu adetler ile bağlı kalmadıkları bir kısım ürünlerin kararlaştırılan ürünlerden çok fazla bazılarının da teslim edildiği anlaşılmaktadır.Ancak ilave olarak sunulan watshap yazışmalarında ürünlerin teslim edildikçe kontrol edildiği ve eksikliklerin davacıya davalı tarafça bildirildiği, ticari ilişkinin mutabakat içinde yürütüldüğü de görülmektedir. Bu halde ihtiyaca göre; bazı ürünlerin adedinin artırıldığı, bazılarının azaltıldığı anlaşılmaktadır.Örneğin üst eşofman 150 adet teslim edileceği kararlaştırılmış iken 536 adet teslim edilmiş, şort etek -635 eksik teslim edilmiştir. Bu halde irsaliyelere uygun düzenlenen faturalar itirazsız teslim alınıp ticari defterlere kayıt edildiğinden tarafların faturalarda yazılı sayılarda ve miktarda uyuştuğunun kabulü gerekir. Satım sözleşmesinin geçerliliği için yazılı yapılması gerekmez.Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Davalı taraf ise bu yolda bir delil göstermemiş soyut olarak eksik teslim yapıldığını, bu nedenle yerinde olmayan ödemezlik defiini ileri sürmekle yetinmiştir.Açıklanan nedenlerle; davalı tarafın istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda alacağa dayanak faturaların ve davalının yaptığı ödemelerin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, kayıtların mutabık olduğu, davalının davacıya 685.406,50-TL borçlu bulunduğunun kabulü ile itirazın iptaline ve davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı bulunan alacağın bilgisinde olduğu da gözetilerek likit olduğunun kabulü ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Dava dosyasında gereken tahkikat yapılarak davanın karara bağlandığı bilirkişi raporunun hükme yeterli bulunduğu sonucuna varıldığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 66.659,81-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 16.675-TL harcın mahsubu ile kalan 49.984,81-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 60-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/09/2026