Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasında, icra takibine vaki itirazın iptali talebinin tacir/esnaf ayrımı kapsamında değerlendirildiği gerekçeli karar.
Özet: Bu hukuki evrak, bir otomotiv tamirhanesi sahibi olan davacının, aracını tamir ettirdiği ancak faturasını ödemediği gerekçesiyle davalı şirkete karşı başlattığı icra takibine yapılan haksız itirazın iptali talebiyle açtığı davayı özetlemektedir; davacı vekili, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını ve tamir işlemlerinin kanıtlanabileceğini belirterek takibin devamına, icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesini istemiş olup, mahkeme bu aşamada davanın ticari niteliği ve tarafların tacir/esnaf ayrımı gibi hukuki esaslar üzerinde durmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/07/2026
KARAR TARİHİ : 07/09/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili ...'ın .../... adresinde mukim .... Otomotiv unvanlı iş yerinin sahibi olduğunu, davalı ... ile davalıya ait aracın tamir ve onarımı hususunda anlaşıldığını, tamir ve onarım işlemlerinin gerçekleştirilerek ilgili bedellere ilişkin faturanın tanzim edildiğini, ancak davalı şirket tarafından fatura bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla ... 2. İcra Dairesi 2026/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın borca haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının itiraz dilekçesinde borçlu olmadığına dair herhangi bir ödeme belgesi veya açıklama sunmadığını, tamir ve onarım işlemlerinin müvekkile ait tamirhanede yapıldığının tanık ve diğer delillerle ispat edileceğini, itirazın iptali davasında genel yetki kurallarının geçerli olduğunu ve davanın yetkili ... mahkemelerinde açıldığını, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin 2026/... numaralı dosyada 14.07.2026 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek ... 2. İcra Dairesi 2026/ ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, beyan dilekçeleri, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3. maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, ... Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, ... bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve ... sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli ... Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,2-Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler:1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (2026 yılı için 2.500.000,00 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2026 yılı için 3.500.000,00 TL) lirayı aşanlar;2.Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (2026 yılı için 1.200.000 TL) lirayı aşanlar;3.1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (2026 yılı için 2.500.000,00 TL) lirayı aşanlar;..."denilmek suretiyle anılan Bakanlar Kurulu Kararına göre 2026 yılı için esnaf veya tacir sayılma hadleri belirlenirken dikkate alınacak nakdi limitler belirlenmiştir. Yukarıdaki açıklamalarla birlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında davalı şirkete ait araçların tamir ve onarımı için anlaşma yapıldığı, tamiri gerçekleştirilen araca ilişkin tanzim edilen faturanın davalı şirkete gönderildiği, 28.075,88-TL’nin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklı olduğundan eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Bu durumda; yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak tarafların tacir olup olmadığı ve işin her iki tarafın ticari işletmesine ait olup olmadığı hususları araştırılarak sonucuna göre görevli mahkemenin tayin edilmesi gerekmektedir.Davalının tüzel kişi tacir olduğu hususu ihtilafsızdır. Davacı gerçek kişi yönünden yapılan araştırmada; Ticaret Sicilinde ve ... Odasında adına kayıtlı herhangi bir kaydın bulunmadığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 17/08/2026 tarihli yazısında ise, davalının 17/02/2022 tarihinden itibaren ... nace kodu ile motorlu kara taşıtlarının genel onarım ve bakımı" kapsamında faaliyete bulunduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği anlaşılmıştır.Vergi dairesi yazısı ekinde gönderilen davacının 2026 yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin incelenmesinde; dönem içinde satın alınan emtia tutarının 475.950,92-TL, dönem içinde elde edilen hasılat tutarının ise 396.633,33 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu itibarla davacının, Vergi Usul Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Anılan hükme göre tacir sayılabilmesi için bir takvim yılı içinde elde edilen gayrisafi iş hasılatının 1.200.000,00 TL’yi aşması zorunludur. Ancak davacının, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla bu gelir sınırına ulaşmadığı, dolayısıyla faaliyetinin esnaf sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sıfatını haiz olmadığı, bu itibarla eldeki davanın nispi ticari dava niteliği de taşımadığı görüldüğünden uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerekecektir.O hâlde, mahkememiz dava konusu uyuşmazlık bakımından görevsiz olup, görev kamu düzenine ilişkin bir dava şartı olduğundan, iddia ve savunma olarak ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu nedenle görevli ve yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, ... 1. Hukuk Dairesinin 08/07/2021 tarihli ve 2021/... Esas, 2021/... Karar sayılı uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin ilamı da dikkate alınarak, dava dilekçesi tebliğ edilmeden davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
KARAR: Açıklanan nedenlerle, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre;
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığından davanın USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli ve yetkili mahkemenin ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun TESPİTİNE,
3-6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ GÖNDERİLMESİNE,
4-6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (ihtarın tebliğ ile yapılmış sayılmasına)
5-6100 Sayılı HMK' nın 331/2 maddesinin 1. cümlesine göre yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına, aynı maddenin 2.cümlesine göre görevsizlik kararı sonrasında davaya görevli mahkemede devam edilmemesi halinde ve talep halinde yargılama harç ve giderlerinin karara bağlanmasına,
Dair, taraf yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi.07/09/2026
Katip ...
✍E-Imzalıdır
Hakim ...
✍E-Imzalıdır