Antalya Bölge Adliye Mahkemesinden, şirket borcu ve yetkisiz imza iddialarıyla muvazaalı bonodan kaynaklanan menfi tespit davası istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki metin, davacı şirketin, davalı tarafından hakkında başlatılan icra takibine konu 179.000 TL bedelli bonodaki imzanın kendilerine ait olmadığını ve borçlu olmadığını iddia ederek açtığı menfi tespit davasını konu almaktadır; davacı, şirket yetkilisi olmayan bir yakınının davalı ile işbirliği yaparak, şirketin bilgisi dışında malvarlığını devrettiğini, paravan şirket kurduğunu ve sahte imzalarla borç altına soktuğunu ileri sürerken, davalı ise şirketin finansal sıkıntıları nedeniyle kendisine borç para verildiğini ve bononun bu borç karşılığında şirket yetkililerince düzenlendiğini savunmaktadır.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 16/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 08/03/2023
DAVA TARİHİ : 10/03/2021
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 16/06/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Ltd. Şti aleyhine davalı tarafından Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibe konu dayanak belgenin 01.11.2019 tanzim, 21.11.2019 vade tarihli 179.000,00 TL bedelli bono olduğunu, müvekkili şirketin iki yetkilisi olduğunu, yetkililerin ... ile ... olduğunu, icra takibine konu senetler üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını bu sebeple davalıya borçlu olmadığını, imzaların ...'ın imzaları ile benzerlik gösterdiğini, ayrıca müvekkili şirketin alacaklı görünen kişiye borcunun olabilmesi için aralarında bir ilişkisinin bulunması gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında hiçbir ilişki bulunmadığını, müvekkili ...'ın 42 yıldır Londra da ikamet ettiğini, Antalya doğumlu olması sebebiyle Antalya iline yatırımlar yaptığını, 11.11.2016 yılında ... İnş. Em. Özel. Sağ. Hiz. Tar. İth. İhr. Tic. Ltd. Şti'ne ait olan ... isimli marketi Antalya/ ... Mahallesinde açtığını, ...'ın 1.200.000 TL harcadığını bu harcama tutarlarının hepsinin resmi ve kayıtlı olduğunu, bu şirkette de abisinin oğlu olan en büyük yeğeni ...'ın eşi ...'yı işe aldığını, müvekkili ...'ın yeğeni ... ile eşi ... , ...'ın borçlarının çok olması nedeni ile kağıt üzerinde muvazaalı olarak boşandıklarını, halen evlilermiş gibi yaşadıklarını, bu yüzden ...'ın ... isimli markete gidip gelmeye başladığını, müvekkillerinin yıllık cirosu yüksel olan marketlerinden 1 TL dahi almadığını, en sonunda ... şirketinin müdürü olan ve müvekkilin ...'ın başka bir yeğeni olan ...'u da markete sokmamış ve burası benim diyerek kimseyi markete sokmamaya başladığını, durumdan şüphelenen müvekkilinin diğer yeğeni ve şirket yetkilisi ... 12.12.2019 tarihinde bir arkadaşından markete gitmesini ve alış veriş yapmasını istediğini, alınan slibe göre post cihazının ... alışveriş merkezi inşaat sanayi Tic. Ltd. Şti isimli şirkete ait olduğunun ortaya çıktığını, bu şirketin 15.10.2019 tarihinde kurulduğunu, araştırıldığında da bu şirketin ... ile davalı ... tarafından kurulan paravan bir şirket olduğunu ve ... gelmesi gereken rakamların bu şirketin banka hesabına gittiğinin anlaşıldığını, bunun üzerine müvekkili ... 16.12.2019 tarihinde İngiltere'den Türkiye'ye geldiğini ve markete gittiğini, ticari defterleri istediğini, müvekkili şirketin saip olduğu ... İnş. Eml. ... Ltd. Şti'nin demirbaşların tamamını ... alış veriş merkezi inşaat sanayi Ti.c Ltd. Şti isimli şirkete 27.10.2019 tarihinde 400.000,00 TL bedel ile satıldığını bununda ticari defterlerine işlendiğini, müvekkilinin hiçbir haberi olmadan imzası olmadan yapıldığını, satış için faturayı imzalayan ... olduğunu, ...'ın hiçbir yetkisi olmadığı halde şirket adına ... şirketi adına kaşe bastırdığını ve çeşitli toptancılardan mal satın alıp, senedi müvekkilinin şirketinin yetkilisi gibi imzalayarak müvekkilinin bilmediği firmalara bilmediği kişilere borçlandırdığını ve senetlerdeki imzalarında müvekkiline ait olmadığını belirterek, müvekkili şirketin alacaklı görünen davalıya Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibe konu dayanak 01.11.2019 tanzim, 21.11.2019 vade tarihli 179.000,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; ... İnşaat Emlak Özel Sağlık Hizmetleri Tarım İthalat İhracaat Ticaret Ltd. Şti tarafından işletilen ... Alışveriş Merkezi isimli işyerinin yetkilileri olarak tanıdığı ...'ların ekonomik darlıkta olduklarından 200.000,00 TL borç para istemeleri üzerine müvekkilinin nakit olarak elden verdiğini, müvekkilinin ikamet ettiği evine komşu olan alış veriş memurlarını görünce yardım taleplerine en azından kredi kartından çevir şeklindeki taleplerine karşılık verdiğini, ... Şti ile müvekkilinin ilişkisi olduğunu, müvekkili ...'ın ... Şti'inin borçlarını ödediğini, dava dilekçesindeki mağduriyet yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, Müvekkilinin davacı şirketin borçlarını ödemiş olduğundan şirketin borcuna istinaden şirket yetkililerince düzenlenmiş senet verildiğini, söz konusu senedin borçlular tarafından süresinde ödenmeyince Antalya Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında icrai işlemlere konu edildiğini, ... Şti'ne ait pos cihazlarından veya şirketin iş yaptığı mal alış verişi yaptığı işyerlerinin pos cihazlarından şahsına ait kredi kartı ile ödeme yaptığını, ödeme karşılığında ... Şti 'den herhangi bir mal alış verişi veya hizmet alış verişinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin ... Şti'den ürün alışverişi yapmaksızın şirket hesabından veya şirketin borçlu olduğu alacaklı hesabına kredi kartı ile farklı tarihlerde ve farklı tutarlarda ödemeler yaptığını, müvekkili ...kendi kredi kartı ile ... Şti'ne ait pos cihazından karşılığından hiçbir ürün veya mal veya hizmet almamış olmasına rağmen söz konusu şirket yetkilileri olarak bildiği ve kendilerini şirket yetkilisi ve çalışanı olarak tanıtan ... ile ...'ların kendisinden ödünç para istemlerine istinaden kart çekimi yaparak ... Şti'nin borçlarını ödemesi için nakit para verdiğini, söz konusu şirketlerin tahsilat makbuzlarını da sunduklarını, müşterilerin düzenleyip başka alacaklılarına verdikleri bazı senetleri müvekkili senede karşılık olarak kredi kartı ile ödediğini, senet asıllarını müvekkilinin gördüğünü ve söz konusu senetlerde imza inkarı veya borç itirazının davacı şirket tarafından yapılmadığını, müvekkili ...'dan ... Şti'nin yetkilisi ve çalışanı olarak bildiği ... ve ...'ların kendisinden borç para istemelerine karşılık nakit olarak toplu para verememesine rağmen işyerinin günlük alacaklılarına karşı ödemelerinde kredi kartından çekmek sureti ile yardımcı olduğunu, müvekkili ...... Şti'ne ait işyerinin borçlarına karşılık kredi kartından ödeme yaptırmak sureti lie borç para vermesine karılık ... ve ... teminat istediğini, ... ve ...Şti'nin ... nezdindeki hesabı dahil tüm hesaplarında SGK ve Maliyenin blokesi olduğundan işlem şirket hakkında işlem yapıladığını ama yeni şirket kuracaklarını yeni kurulacakları şirketten hisse vermek sureti ile teminat işini çözeceklerini beyan ettiklerini, daha sonra ... alışveriş Merkezi İnşaat Sanayi Ltd Şti'den %1 hisse verilmiş ise de on beş gün sonra bu hisseyi geri istediklerini, müvekkili ...'ın ... Alışveriş ... Şti 'den alacaklarını nteminat olarak aldığı %1 hisseyi devir ederek ... ve ...'ları hesap görelim diyerek sıkıştırması ve müvekkili ile hesap görüldüğünü, takibe konu senedin iptali halinde tekerrüre esas olmamakkaydı ile davacıdan alınarak müvekkiline verilmesini, davanın reddini, davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, ...İnş. .... Şti borçlarına karşılık müvekkili tarafından yapılan ödeme olan 179.000,00 TL'nin yasal faizi ile müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili karşı dava dilekçesine cevabında özetle; karşı davanın usulden reddi gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Müvekkili şirketin yetkilileri ... ve ... olup şirket yetkililerinin ... ile bir ticareti olmadığını karşı dava dilekçesinin tamamının gerçek dışı olduğunu, huzurda görünen davanın karşı davacısının ... olduğunu, ... borç verdiğini iddia ettiği, ancak hali hazırda borcunu ödememiş olan ve aleyhine icra takibi başlattığını ... lehine ceza dosyasında tanıklık yapmaya gittiğini bu durumun bile ... ile ... arasında danışıklı bir işlem olduğunun kanıtlanması gerektiğini, Antalya 19. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında ...'ın soru üzerine davaya konu senedi ...'ın imzaladığını doğruladığını, davalı karşı davacı ...'ın paravan şirket olan ve ...'ın kağıt üzerinde boşandığı eşi ... ile ... alışveriş merkezi inşaat sanayi ... Şti isimli şirketini kurduğunu, hisselerini devrettikten sonra ... şirketini orçlu gösteren 179.000,00 TL bedelli senedi ...'tan aldığını, ...'ın ödeme emrini icra dairesinde bizzat elden tebliğ aldığını, ... isimli şirket ile müvekkili şirketin hiçbir alakası olmadığını, Ticaret Sicil Kayıtlarından da müvekkili şirketin iki yetkisi olduğunu, yetkililer ... ile ... olduğunu, icra takibine konu senetler üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkililerin ait olmadığını dolayısıyla davalıya borçlu olmadıklarını belirterek, menfi tespit davalarının kabulü ile karşı davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Somut olayda, şirketin yetkili temsilcileri tarafından imzalanmayan bir bono/kıymetli evrak nedeniyle şirketin borçlu olması hukuken düşünülemez. Senetin şirket adına hareket eden kişiler tarafından imzalandığı hususunda da ispata yarar bir delil sunulmamıştır. Kıymetli evrakın ticari defterlere işlenmesi zorunluluğu da yoktur. Davaya konu, icra takibine esas kıymetli evrak nedeniyle davacının borçlu olmadığı dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, 01/09/2022 tarihli grafoloji uzmanı bilirkişi raporu da dikkate alınarak, asıl davanın (menfi tespite ilişkin) kabulüne karar vermek gerekmiştir. Karşı davaya bakıldığında, dava alacak davasıdır.Karşı davada iddianın ileri sürülüşü bakımından, bir bütün olarak bakıldığında, ticari dava söz konusu olduğundan, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmaya tabidir. Ancak, karşı dava bakımından, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmamıştır. Dava şartı yoktur.Her ne kadar, 25/01/2023 tarihli duruşmada tarafların ticari defterlerini sunmalarına karar verilmiş ise de yukarıdaki kabul de dikkate alınarak, bu ara karardan dönülmesi gerekmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, karşı davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı karşı davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı karşı davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın kendisine ait kredi kartı ile ... İnşaat Emlak Özel Sağlık Hizmetleri Tarım İthalat İhracat Ticaret Ltd Şti'nin işlettiği ... isimli ticarethanenin senet borçlarına karşılık ödemeler yaptığını, ... ve ...'ın davacı şirketin borçlarına karşılık senet imzaladıklarını, müvekkilinin davacı şirketin borçlarını ödediği için şirket yetkililerince veya şirket adına hareket eden kişilerce senet verildiğini, söz konusu senedin süresinde ödenmeyince Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasında icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin şirkete ait pos cihazlarından veya şirketin iş yaptığı işyerlerinin pos cihazlarından ticari olmayan şahsına ait kredi kartı ile ödeme yaptığını, bu ödeme karşılığında herhangi bir mal veya hizmet alışverişi söz konusu olmadığını, söz konusu senetteki imza inkarı ile davacı şirket yetkililerinin müvekkilini dolandırma amacı taşıdığının ortaya çıktığını, müvekkilinin şirketten ürün/hizmet alışverişi yapmaksızın şirket hesabına veya şirketin borçlu olduğu alacaklılar hesabına ticari olmayan şahsi hesabından kredi kartı ile ödemeler yaptığını, müvekkilinin tacir olmadığını, bu sebeple arabuluculuk işlemlerine tabi olmadığını, karşı alacak davalarının reddedilmesinin yasal olmadığını, istinafen incelenerek kaldırılması gerektiğini, istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Asıl dava menfi tespit ,karşı dava ise alacak istemine ilişkindir.
Mahkeme, senetteki imzanın davacı şirket yetkilisinin el ürünü olmaması sebebiyle menfi tespit davasının kabulüne, karşı dava açılmadan zorunlu arabuluculuğa başvurulmaması sebebiyle de davalı- karşı davacının alacak davasının usulden reddine karar vermiş, kararı davalı-karşı davacı vekili istinaf etmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davaya konu senet altındaki imzanın davacı şirket yetkilisinin el ürünü olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edilmesine bu sebeple menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı tarafın yapılan araştırmada tacir olduğunun tespit edilmesine, karşı dava olarak açılan ticari alacak davasından önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı sabit olmakla Mahkemece karşı davanın usulden reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı- karşı davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı-karşı davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 12.412,73 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 3.103,15 TL nispi ve 179,90 TL maktu harçların mahsubu ile bakiye 9.129,68 TL istinaf karar harcının davalı karşı davacıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...