Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası kaynaklı maddi tazminat davasında ZMSS teminat limiti, değer kaybı, garameten paylaştırma ve faiz başlangıcı uyuşmazlıklarını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Kasko sigortası olmayan aracının kaza sonucu oluşan maddi hasar ve değer kaybı için sigorta şirketine karşı açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporundaki zarar miktarları üzerinden davayı kısmen kabul ederek sigorta limitini aşan kısımda davalıyı sorumlu tutmaması üzerine, davacı vekili poliçe limitinin hak sahipleri arasında garameten paylaştırılması gerektiğini ve faiz başlangıç tarihlerinin hatalı tespit edildiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:27/02/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:22/11/2021
DAVA:Maddi Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:27/03/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ZMMS sigortacısı olduğu dava dışı aracın müvekkilinin üç aracına çarptığını diğer iki aracın hasarının kasko sigortacısından karşılandığını fakat dava konusu aracın kasko sigortası olmamasından dolayı davalıya başvurduklarını fakat tamirat için çok düşük bir teklif verdiklerini, ayrıca aracın değer kaybına da uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla hasar, parça ve işçilik masrafı için şimdilik 10.000,00 TL, hasar kaybına ilişkin şimdilik 100,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bahse konu kazada diğer iki araç için ödeme yapıldığını ve ZMMS poliçe kapsamında 22.462,67 TL teminatlarının kaldığını bunu aşan tutarda müvekkillerinin sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... kazaya sigortalının kusuruyla sebep olduğu görülmekle davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğunun açık olduğu, sorumlu olunan zarar kalemlerine doğrudan zarar olan hasar bedeli ve değer kaybı bedelinin gireceğini, ancak davalı sigorta şirketi poliçesinde kaza için teminat altına aldığı limit dışında sorumlu tutulamayacağı, sigortacının aynı kaza nedeniyle dava dışı araçlar için kasko sigorta şirketlerine ödeme yaptığının açık olduğu, davaya konu kazada ise kalan teminat miktarı ile sorumlu olacağı, bu kapsamda zarar için bilirkişi raporu alındığı ve alınan raporda 21.925,00 TL hasar bedeli 18.000,00 TL değer kaybı bedeli hesaplandığı, buna rağmen davacının davasını hasar bedeli yönünden 23.664,00 TL'ye değer kaybı yönünden 20.000,00 TL üzerinden ıslah ettiği, ıslahta bu bedellerin nasıl tespit edildiğine ilişkin bir açıklama olmadığı gibi ne dava dilekçesinde ne de daha sonra teminatın kazaya karışan araçlara garamaten paylaştırılması gerektiği yönünde bir iddiası da olmadığı, ayrıca davacı davalının teminat limitiyle sorumlu tutulmasını da talep etmediği, bu halde davacının alacağının raporda belirtilen tutar kadar olduğu" gerekçesiyle "davanın 39.925,00 TL üzerinden kısmen kabulü ile; bunun 10.000,00 TL'sinin 06.09.2019, 11.925,00 TL'sinin 09.02.2021 tarihinden; değer kaybı için 100,00 TL'nin kaza tarihi olan 03.07.2019 tarihinden 17.900,00 TL'sinin 09.02.2021 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin garameten payına düşen hakları korunmadan sigorta şirketinin basiretli davranmayarak aynı kaza sebebiyle kasko şirketlerine garameten hesaba göre fazladan ödeme yapmış olmasının müvekkiline garameten düşen payın azaltılmasına neden olamayacağını, sigorta şirketinin kasko sigortasını yapan sigorta şirketlerine fazladan ödeme yapmış olup bu hususun müvekkiline yansıtılmasının 2918 sayılı KTK’nın 96. maddesine aykırı olacağını, 2918 sayılı KTK’nın 96. maddesinde "teminat limitinin hak sahiplerinin zararını karşılamaması halinde garameten hesaplama yapılması gerektiği" düzenlenmesinin mevcut olduğunu, gerekçeli kararda; davacı tarafın garameten hesaba yönelik bir talebinin olmadığı belirtilmiş ise de bu tespitin yerinde olmadığını, sigorta şirketi vekilince kasko sigorta şirketlerine yapıldığı bildirilen ödemeler ile dava konusu araç yönünden belirlenen zararın; toplam limit olan 78.000,00 TL 'ye oranlaması yapıldığında garameten hesaba göre davacı müvekkiline yapılması gereken ödemenin 10/03/2021 tarihli ... nolu celsedeki beyanlarında belirttikleri şekilde olduğunun açık olduğunu, yerel mahkemece faiz başlangıç tarihinin hatalı tespit edildiğini, haksız fiillerde muacceliyet tarihinin haksız fiil tarihi olup; sigorta şirketi yönünden ise başvuru tarihi üzerinden 8 gün sonraki tarih olduğunu, davanın belirsiz alacak ya da kısmi alacak davası olmasının muacceliyet tarihini değiştirmediğini, gerekçeli kararda; faiz tarihlerinin yanlış tespit edildiğini ve ıslah edilen meblağlar için ıslah tarihinin esas alındığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili şirket aleyhine açmış olduğu davada 03/07/2019 tarihli kaza nedeniyle ... plaka sayılı araçta hasar ve değer kaybının tazminini talep ettiğini, bakiye poliçe limitinin 22.462,67 TL olduğunu, zira kaza başına teminat limitinin 78.000,00 TL olup aynı kazada diğer araçlara toplam 55.537,33 TL tazminat ödendiğini, bakiye teminat limitinin 22.462,67 TL olup bu rakamın üzerine müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, tek davalı olmasına rağmen 39.925,00 TL tazminat üzerinden hüküm kurulduğunu ve müvekkili şirketin 22.462,67 TL'den sorumlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin 22.462,67 TL'den sorumlu olduğuna karar verilmesine rağmen yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların 39.925,00 TL tazminat rakamı üzerinden belirlendiğini ve hükmedildiğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, zira davanın haksız fiile dayandığını beyan ederek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, trafik kazasına bağlı hasar bedeli ve araç değer kaybı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf edenin sıfatı ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
2918 sayılı KTK’nun 96 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında; “Zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur.”, 2 nci fıkrasında ise; “Başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin zarar görenlerin birine veya birkaçına kendilerine düşecek olandan daha fazla ödemede bulunan iyiniyetli sigortacı, yaptığı ödeme çerçevesinde, diğer zarar görenlere karşı da borcundan kurtulmuş sayılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Kanun maddesindeki hükme göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı biçimde ve poliçe limitini de aşmayacak şekilde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır.
Somut olayda; davacının davaya konu olan aracı dışında başkaca aynı kaza nedeniyle hasar gören araçlarının da bulunduğu ve diğer zarar gören araçlarının zararlarının kasko şirketi tarafından karşılandığı ve davalı sigorta şirketinden ZMSS poliçesi kapsamında tahsil edildiği, dosyadaki beyanlardan ve davalı sigorta şirketi tarafından sunulan kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında İlk derece mahkemesince; davaya konu araç haricinde kaza nedeniyle davacının zarar gören ve kasko şirketi tarafından zararı karşılanarak davalı sigorta şirketinden kasko sigorta şirketi tarafından tahsil edilen hasar bedeli ile davaya konu araca ait hasar ve değer kaybı zararı yönünden 2918 sayılı KTK’nun 96 ıncı maddesinin 2 inci fıkrası gereğince, davalının davacıya karşı sorumluluktan kurtulabilmesi için öngörülen “başka tazminat taleplerinin olduğunu bilmeme” ve “iyiniyetle ödeme yapma” şeklindeki şartları sağlayıp sağlayamadığı, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğu halde, ödeme yaparken garameten paylaştırma ile ödeme yapma konusunda üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediğinin de değerlendirilerek, diğer bir anlatımla mahkemece davalının dava dışı kasko sigortasına ödeme yaptığı esnada (27/09/2019 ve 30/10/2019 tarihli dekontlar) dava konu araç bakımından tazminat talebi olduğunu bilip bilmediği, yine bu suretle davalının dava dışı kasko şirketine yaptığı ödemenin iyiniyetli bir ödeme niteliğinde olup olmadığı tartışılarak iyiniyetli bir ödeme olmadığının anlaşılması halinde 2918 sayılı KTK'nın 96. maddesinin 1 inci fıkrası gereği garame hesabı konusunda rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre; 2918 sayılı KTK.’nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Davalı sigorta şirketine davacı tarafından dava tarihinden önce başvuru yapıldığı dosyadan anlaşılmakla, davalı sigorta şirketinin dava tarihinden önce ilk derece mahkemesininde kabulünde olduğu üzere 06/09/2019 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Buna göre davalı sigorta şirketi de dava dilekçesi ile talep edilen ve ıslaha konu edilen miktarlar yönünden zararın tamamı için 06/09/2019 tarihinde temerrüde düşmüş sayılır. O halde, davalı sigorta şirketi yönünden tüm tazminat miktarı yönünden faizden sorumluluklarının başlangıcının temerrüt tarihi olan 06/09/2019 tarihi olarak kabulü gerekirken, ıslah ile arttırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu yönlerdeki davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Yine kabule göre; ilk derece mahkemesince hükümde davanın 39.925,00 TL üzerinden kısmen kabulüne denildikten sonra sigorta teminat limitinden bakiye kalan 22.462,67 TL'yi geçmemek üzere işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ise de; mevcut dosyada davalı ZMMS şirketi ile birlikte KTK 85 ve TBK'nın 49. maddelerinde belirlenen diğer müteselsil sorumlulara yöneltilmiş bir davanın mevcut olmaması ve sadece tek bir davalının dosyada yer alması karşısında infazda tereddüt hasıl edecek nitelikte karar verildiği anlaşılmaktadır. Öyle ki ilk derece mahkemesince verilen hükümde iki ayrı miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği izlenimi uyandırılmakta olup, mahkemenin davayı hangi değer üzerinden kabul ettiği anlaşılamadığından HMK'nın 297. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Diğer taraftan aynı kabul üzerinden yapılan değerlendirmede davalının teminat limitinden bakiye kalan 22.462,67 TL'yi geçmemek üzere sorumluluğu mahkemece kabul edilmesine rağmen yargılama gideri, karar ve ilam harcı ile ücreti vekalet yönünden yapılan hesaplama ve değerlendirmede kısmen kabul edildiği ifade edilen 39.925,00-TL dava değerinin dikkate alınması da doğru görülmemiştir. Bu hususlardaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde olmakla birlikte dava sigorta şirketinin sigortalısı aracın kamyonet vasfında ticari araç olması nedeniyle ilk derece mahkemesince avans faizine hükmedilmiş olmasında ise her hangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Tüm bu nedenlerle davacı ve davalı vekilinin yukarıda açıklanan istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ortada kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde yatıran tarafa İADESİNE,
5-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. 27/02/2025
...