Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, tanınmış marka iltibası, hükümsüzlük ve kötü niyet iddialarıyla marka tescil kararı iptali davası.
Özet: Bu hukuki belge, sağlık ve eğitim alanlarında küresel çapta tanınmış ve ... ibareli seri markalara sahip davacı bir şirketin, davalı bir eğitim firmasının ... ibaresi içeren marka başvurusuna Türk Patent ve Marka Kurumunun itirazı reddeden kararının iptali ile başvurunun hükümsüzlüğünü talep ettiği bir davayı özetlemektedir; davacı, davalı markasının kendi tescilli markalarıyla karıştırılma ihtimali taşıdığını, benzer mal ve hizmet sınıflarını kapsadığını ve kötü niyetli bir tescil girişimi olduğunu iddia ederken, davalılar ise markalar arasında ayırt edici farklılıklar bulunduğunu, karıştırılma riski olmadığını ve kendi başvurularının yasalara uygun olduğunu savunmaktadırlar.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/38 Esas - 2026/154
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/38 KARAR NO : 2026/154DAVA :Marka ... Kararının İptali - HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 27/01/2025KARAR TARİHİ: 06/04/2026 Yazıldığı tarih : 19/04/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirketin sağlık ve eğitim sektöründe önde gelen kuruluşlardan olduğunu, Türkiye’de 200’ü aşkın ve dünyanın birçok ülkesinde de tescile sahip olduğunu, Birçok ülkede dış temsilcilik ofisleri bulunduğunu ve dünyada tanınmış olduğunu, ... markasının tanınmış marka olarak da tescilli olduğunu, ticaret unvanının başlığı olan ... kelimesinin “...” den türetildiğini, ... ibaresinin de müvekkilinin 2009 yılındaki ilk ticaret unvanı olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli “...” ibareli markaların bulunduğunu, davalı şirketin başvuru markasının kelime ve ... markası olduğunu, “...” ibaresinin markada asıl unsur olarak yer aldığını, ... ibaresinin müvekkilinin tescilli markası ... ile benzer olduğunu başvuruda yer alan ... unsurunun markayı farklılaştırmaya yetmeyeceğini ve tüketicinin karıştırmasına neden olacağını, her iki markanın ilk ve son üç harfinin neredeyse birebir aynı olduğunu, itiraza konu markanın müvekkilinin seri markalarından olduğu algısını yaratacağı, başvurunun tescil edilmek istendiği sınıfın müvekkili markasının kapsamı ile benzer/ilintili olduğunu, davaya konu başvurunun müvekkilinin “...” ibareli markası ile de benzer olduğunu, beyanla, ... kararının iptalini, başvurunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı şirket Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilinin eğitim alanında faaliyet gösterdiğini bu faaliyetin uluslararası alanda da olduğunu, davacı markaları ile müvekkili markasının kamuoyunda karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ... kelimesi ile ... kelimesinin anlamca da farklı olduğunu, müvekkili markasının 2003 yılında tescil edildiğini ve koruma altında olduğunu, davacının sonradan edindiği markası ile bu davayı açmasının kötüniyetle olduğunu, SMK 6/5 kapsamında tanınmış markaya ilişkin bir tescil engelinin mevcut olmadığını, davacının kötüniyeti ispatlayacak somut deliller ortaya koyamadığını, bu iddiaya itibar edilmemesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... sayılı marka başvurusu ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı, SMK 5/1-b maddesine göre başvurunun ayır edicilik olmadığı, SMK 5/1-ç maddesine göre itiraz mesnedi markalar ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik iddialarına dayalı itirazları hakkında verilen ...'in ...sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 02.12.2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 27.01.2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ...sayılı kararında; "... başvuru numaralı " ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "...", "... ...", "... + ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, ... sayılı marka ile tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasındaki belirgin görsel, işitsel ve bütünsel farklılıkları dikkate alan Kurul; " ..." ibareli başvuru ile itiraza gerekçe gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma/ ilişkilendirilme ve tanınmışlık nedeniyle karıştırılma ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. İtiraz sahibinin kötü niyet gerekçeli itirazı ise, itiraz ekinde itiraz sahibinin başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler için başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından söz konusu iddiaların ispatlanamamış olması nedeniyle haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir. KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)5.nci madde ; " b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler. ç ) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler ( mutlak red sebebi ) marka olarak tesçil edilemez. Buna göre;SMK 5/1-b maddesi yönünden;Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır. SMK 5/1-ç yönünden ; Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir (....).Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları...+... .../...+... ... ...23.02.2026 Tarihli Bilirkişi Raporundan Özetle ; "Davalı başvurusunun davacının “...” ibareli markaları ile aynı/benzer mal/hizmetleri kapsadığı, markayı oluşturan işaretlerin benzer olmadığı SMK 6/1 kapsamında halk tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Davacının “...” ibareli markalarının sağlık ve eğitim sektöründe tanınmış olduğu ancak markalar benzer bulunmadığından, bu tanınmışlığın davaya konu başvurunun tesciline engel olmayacağı, Markalar benzer bulunmadığından kötüniyet iddiasının yerinde olmadığı, ...sayılı ... kararının yerinde olduğu, Hükümsüzlük talebi yönünden; davacının “...” ve “...” ibareli markaları ile davalı markası arasında SMK 6/1 kapsamında karıştırılmaya neden olabilecek bir benzerliğin bulunmadığı, “...” ibareli markalarının tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı/benzer olmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı Sonuç ve kanaatine ulaşıldığı " şeklinde ifade edilmiştir.Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.GEREKÇE:Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, davacı markaları , bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında; MUTLAK RED SEBEBİ AÇISINDAN ;SMK 5/1- b yönünden değerlendirme; "...+... " ibareli başvuru markası hem yazı hem ... içerdiğinden marka tanımına uyduğu; başvuru markasının kapsamında yer alan 16, 41.nci sınıftaki mallar/hizmetler açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin malını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallardan ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunduğu;SMK 5/1-ç yönünden değerlendirme:Davalının başvuru markasının "...+... " şeklinde, davacı markasının ise " ..." görselini içermesi karşısında markalar arasında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olarak değerlendirilemeyeceği, başvurunun SMK 5-1-ç maddesine göre mutlak red sebebi oluşmadığı;Dolayısıyla mutlak red sebebi oluşmadığı;NİSBİ RED SEBEPLERİ AÇISINDAN;Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının"... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.. 06/04/2026Katip .... E imza Hakim ....E imza