İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, pay senetlerinin geçersizliği ve muvazaa iddialarıyla açılan davada ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin istinaf kararını inceliyor.
Özet: Davacı, şirket sermayesini aşan miktarda basılan ve yasal şartlara uymadığı için geçersiz/sahte olduğunu iddia ettiği hamiline yazılı pay senetlerinin tedavülünün müvekkilini zarara uğratacağı ve mülkiyet hakkını ihlal edeceği endişesiyle ihtiyati tedbir talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, delillerin toplanmaması, savunma alınmaması, bilirkişi incelemesi yapılmaması, telafisi imkansız zararlar oluşabileceği ve yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı gerekçeleriyle bu talebi reddettiğinden, davacı vekili bu red kararının kaldırılması için istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1592
KARAR NO: 2026/1537
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/02/2026
NUMARASI: 2026/1237 (DERDEST)
DAVANIN KONUSU: Kıymetli Evrak İptali (Hisse Senedi İptali)
Taraflar arasındaki pay senetlerinin geçersizliğinin ve yolsuz tescilinin tespiti ile senetlerin devir işlemlerinin muvazaa nedeniyle iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması esnasında ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... Anonim Şirketi'nin her biri hamiline yazılı beher değeri değeri 300,00 TL 101 adet ve ceman 30.300,00 TL nominal bedelli senetlerin gerek şeklen gerek madden geçersiz ve sahte olduklarından ilgili senetlerin tedavül kabiliyetinin devamı halinde müvekkilinin pay sahibi olduğu Emopar AŞ.nin geri dönülemez mahiyette zararlara uğratılabilecek olduğunu belirterek senetler hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"davanın esasına ilişkin delillerin toplanmadığı, davalı tarafların savunmasının alınmadığı ve bilirkişi incelemesi yapılmadığı, verilecek bir tedbir kararının davalı taraflar açısından imkansız zararlar doğurabileceği, yoklaşık ispat koşulunun tam olarak oluşmadığı ve dava sonunda verilecek hükümle elde edilecek sonucun yargılama bitmeden ihtiyati tedbir yoluyla sağlanması mümkün olmadığı " gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; talebe konu ... Anonim Şirketi'nin her biri hamiline yazılı beher değeri değeri 300,00 TL 101 adet ve ceman 30.300,00 TL nominal bedelli senetlerin gerek şeklen gerek madden geçersiz ve sahte olduklarını, davalı şirketin 30.000.000.000 TL toplam bedelli ... parça pay senedine ilave olarak sermaye tutarını aşar şekilde ... numaralı hamile yazılı pay senedi ihraç ettiğini, böylelikle 30.000.000.000 TL'yi aşan miktarda 30.300.000.000TL bedele tekabül eden hamile yazılı pay senedinin mevcut hale geldiğini, TTSG ilanı ve Yönetim Kurulu kararı gereği 1.000.000TL itibari değerde 30.000 adet hissenin; 300'er hisseye dağıtılarak 100 parça hamiline hisse senedi olması gerektiğini, mevcut halde, 29.900.000.000 TL'nin şirkete ödenerek hamiline yazılı olduğunu, kalan kısmın nama yazılı kaldığını, tüm hamiline yazılı hisse senetlerinin hisse oran ve tutarlarının değişik olması gerektiğini; hisse senetlerinin sahte/yanlış basımından kaynaklı olarak geçersiz hale geldiğini, TTK m.487 gereği pay senetlerinin; şirketin ünvanını, sermaye tutarını, kuruluş tarihini, bu tarihteki sermaye tutarını, çıkarılan pay senedinin tertibini, bunun tescili tarihini, senedin türünü ve itibarî değerini, kaç payı içerdiğini belirtmesi ve şirket adına imza etmeye yetkili olanlardan en az ikisi tarafından imza edilmiş olmasının şart olduğunu, şartın, şirketin sermaye tutarının doğru ve gerçek şekilde gösterilmesiyle mümkün olduğunu, bir anlığına pay senedinin sahte/yanlış basılmadığı değerlendirildiğinde pay senetlerinin itibari değerinin şirket esas sermaye tutarını aşkın olduğunu ve hatta nama yazılı olması gereken pay senetlerinin de dönüştürme kararı olmaksızın ve bedellerinin tamamının ödendiği tasdiklenmeksizin hamiline olarak bastırıldığını, her iki koşulun da belirtilen pay senetlerinin geçersizliği sonucununu doğurduğunu, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını,
Türkiye Noterler Birliği'nden davalılar arasındaki muvazaa ilişkisine ilişkin olarak avukat vekaletnameleri celp edilmiş olmakla davalıların muhtelif işlerde muvazaalı olarak birbirlerine husumet göstermeleri karşısında aynı kişilerce temsil edildiklerinin anlaşıldığını, Kuveyttürk'ten celp edilen keenlemyekün rehin sözleşmesinin keenlemyekün mahiyette oluşunun da yaklaşık olarak ispat edildiğini, rehin sözleşmesinin geçerlik şartı olarak rehinle teminat altına alınan miktarın belirli olması geçerlilik şartı olup celp edilen rehin sözleşmesinde bu tutarın belirtilmediğini, davalıların fiilen ve muvazaalı olarak ele geçirdikleri geçersiz pay senetlerini üçüncü kişilere devretmesi halinde müvekkilinin pay sahibi olduğu şirketin zarara uğratılmasının ve hatta müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal edecek mahiyette sonuçlar doğabileceğini, üçüncü kişi sıfatıyla iktisap edenin iyi niyet iddiasında bulunabileceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, pay senetlerinin geçersizliğinin ve yolsuz tescilinin tespiti ile senetlerin devir işlemlerinin muvazaa nedeniyle iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama esnasında davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Talep, pay senetlerinin ihtiyati tedbir yoluyla üçüncü kişilere devredilmesinin ve teslim edilmesinin önlenmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanın 390/3 maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.
Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; aksinin mümkün olabileceğini gözardı etmez.
Somut olayda, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin değerlendirdiği aşamada henüz cevap dilekçesi sunulmamış ve deliller toplanmamıştır. Mahkemece tedbir talebinin değerlendirildiği aşamada, ihtiyati tedbir kararı için yaklaşık ispatın sağlanamadığına ilişkin gerekçesi usul ve yasaya uygundur. Delillerin toplanmasından sonra talep hâlinde ihtiyati tedbir talebinin yeniden her zaman mahkemece değerlendirilebileceği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin ara karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.18/09/202